Katil Çin’in Doğu Türkistan’da Türklere yönelik yürüttüğü soykırımı protesto etmek amacıyla Çorum’da miting düzenlendi.
PTT Merkez binası önünde gerçekleşen miting saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
EREN: BU ZULMÜ SADECE TÜRK MİLLETİ DURDURABİLİR
Mitingde miting düzenleme kurulu adına konuşma yapan Erdem Eren, Doğu Türkistan’daki zulme dünyanın ses çıkarmadığını, bunun sebebinin Türk olmaları olduğunu belirterek bu zulmü durdurabilecek tek milletin Türk milleti olduğunu söyledi.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E TEPKİ GÖSTERDİ
Konuşmasında Birleşmiş Milletlere de tepki gösteren Erdem Eren, Bir Avrupalının, Amerikalının, Yahudi’nin ayağına taş değse BM’nin harekete geçtiğini ifade ederek şunları söyledi: “Kızıl Çin yağmur kokan o geceyi unuttuğundan beri ata yurdumuzda soydaşlarımız sistematik bir soykırıma ve asimilasyona maruz kalıyor. Türk demenin yasak olduğu ata yurdumuzda yüzbinlerce soydaşımız kimliklerinden çıkarılmaya Çinlileştirilmeye çalışılıyor. Biz biliyoruz ki bu zulmü bizden başka durduracak yoktur. Bir Avrupalının, Amerikalının, Yahudi’nin ayağına taş değse BM denen sirk karışmakta dünyaya tehditler savurmaktayken, Doğu Türkistan’da yüzbinler sadece Türk olduğu için insanlık dışı bir muamele görürken BM’den gık çıkmamaktadır. Biz sessizlerin sesi olacağız, zulme karşı dilsiz kalmış kör şeytanların besmelesi olacağız. Hepinizin ayağına, yüreğine, vicdanına sağlık.”
TEKLİMAKAN: İNSANLIK TARİHİ BÖYLE BİR SOYKIRIM GÖRMEDİ
Eren’den sonra kürsüye gelen Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi Genel Başkanı Dr. Abdusalam Teklimakan da Doğu Türkistan’da insanlık tarihinin hiç görmediği bir soykırım yaşandığını kaydetti.
‘KİMLİĞİNİ MUHAFAZA ETMEYE ÇALIŞAN İNSANLAR TOPLAMA KAMPINDALAR’
Doğu Türkistan coğrafyasının selam vermenin, Müslüman-Türk ismini koymanın terörist olarak nitelendiği bir coğrafya olduğunu da vurgulayan Dr. Abdusalam Teklimakan, “3 milyon insan toplama kampında. Müslümanlığını bir şekilde ifade eden insanlar, namaz kılan insanlar, Türklüğünü, kimliğini muhafaza etmeye çalışan insanlar toplama kampındalar. Çin her ne kadar silahla, işkenceyle, zulümle muamele etse de biz kendi hüviyetimizden vazgeçmeyeceğiz. 135 yıldır bunlarla mücadele ediyoruz. 2 kere Cumhuriyet kurduk vazgeçmedik” dedi.
‘GÜN GELECEK KÜRŞAT VE 40 ÇERİSİNİN BASTIĞI GİBİ ÇİN ORDUSUNU YENİDEN BASACAĞIZ’
‘Bin yıl aynı kazanda kaynatsan Doğu Türkistanlı ile Çinli kardeş olmaz, olamaz’ diyen Teklimakan konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Çinlinin elinde silah var. Dayamış silahı kafamıza senle ben kardeşiz diyor. Bin yıl aynı kazanda kaynatsan Doğu Türkistanlı ile Çinli kardeş olmaz, olamaz. 5 bin km’lik o Çin Seddi’ni boşuna yaptırmadık sizlere. Biz o şanlı tarihi unutmadık. Gün gelecek Kürşad ve 40 çerisi gibi Çin ordusunu yeniden basacağız. O gün bu zulüm bitecek.
‘BİZ VARLIĞIMIZI MÜSLÜMAN TÜRK OLARAK SÜRDÜRECEĞİZ’
Doğu Türkistanlıyı bitirmek için evlerimize kadar Çinli yerleştirdiler. Kardeş aile dediler evimizin içine Çinliyi yerleştirdiler. Biz Çinliyi baskılar altında bile düşman gördük. Onun için bize bu Çinlileri gönderiyorlar. Evimizin içine girseler de Çinli olmayacağız. Biz varlığımızı Müslüman, Türk olarak sürdüreceğiz. 500 bin çocuk toplama kampında. Onlara Çince, ateizm öğretiliyor. Çin kimliği aşılatılıyor ama biz biliriz ki o çocuklar gün gelecek Çin’in ordusunu başına yıkacak.
‘DOĞU TÜRKİSTANLILAR SİZDEN DUA BEKLİYOR’
Doğu Türkistan’ın sizlerden talebi şudur. Her namazda, her dua da Doğu Türkistan’ı unutmayın. Unutmayınız ki; birinin duası kabul olur, o zulüm ya bizim ellerimizle ya da Allah’ın askerlerinin elleriyle yok olur. Diğer husus ise Doğu Türkistan’ın sesini duyurmak için bu tür programlar yapılması. Çok şükür son günlerde Türkiye’de Doğu Türkistan gündeme geldi. Bunun devam etmesini temenni ediyoruz.”
Özgür-Der Çorum Şubesi’nce Suriye’nin İdlib şehrinde Suriye rejiminin ve Rusya’nın sivil halkı katletmesi protesto edildi.
Ellerinde ‘Katil Rusya, Esed ve İran’, ‘Katil Rusya Suriye’den Defol’, ‘İdlib’te Katliamı Durdurun’ yazılı pankartlarla Hürriyet Meydanı’nda toplanan Özgür-Der üyeleri yoğun bombamdırman altında olan ve her gün yüzlerce sivilin öldürüldüğü İdlib’te yaşananları protesto etti.
Hz. Muhammed Mustafa (as) “Bir haksızlık gördüğünüzde elinizle, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle buna da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz ediniz” hadisini hatırlatarak basın açıklamasını okuyan Murat İslam; “Dünyanın farklı bölgelerinde sırf Rabbimiz Allah dedikleri için, özgürlük talep ettikleri için Müslümanlar katledilmeye, yurtlarından sürülmeye, yoksulluğa, türlü zulümlere maruz kalmaya devam ediyorlar. Bizler de zulme razı olmadığımızı, Suriye’den Doğu Türkistan’a, Filistin’den Libya’ya dek kardeşlerimizin yalnız olmadıklarını göstermek için bugün burada bir araya geldik.” dedi.
Son Suriye rejimi ve Rusya’ya ait savaş uçakları tarafından bombalanan İdlib’te feryat seslerinin yükseldiğini belirten Özgür-Der Çorum Şube Başkanı Murat İslam, İdlib’in şu anda dünyanın en çok vurulan, yakılan ve yıkılan alanına dönüştüğünü söyledi.
İran destekli Beşşar Esed rejimi ve Rusya’nın hedef gözetmeden sivil yerleşim alanlarını, pazar yerlerini, hastaneleri, kadınların ve çocukların sığındığı derme-çatma barınakları vurmaya devam ettiğini aktaran İslam; “Bölgeden gelen haberlere göre, bombardıman nedeniyle yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalan sivillerin sayısı, geçtiğimiz aydan bu yana 180 bini aştı, sivil ölü sayısı ise 1300’ü çoktan geride bıraktı. Eli kanlı Esed Rejiminin hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Önce İran sonra da Rusya, bu rejimi çökmekten kurtarabilmek için amansız bir çaba sergilediler. Bu ülkeler Suriye rejiminin kiralık katili oldular. ABD ve Rusya emperyalist ortaklar, IŞİD senaryolarını kullanarak Suriye halkını katletmeye devam etmekten başka bir şey yapmadılar. Rusya sahaya inerek vekâleten yürüttüğü savaşta asil olma rolüne soyunmuş ve bunu ABD’ye, AB’ye rağmen değil, onların bilgisi ve gözetimi dâhilinde yapmıştır.” şeklinde konuştu
Sivillerin korunması, can kaybının önlenmesi ve bölgedeki insanî trajedinin daha fazla yaygınlaşmasının engellenmesi amacıyla Türkiye ile Rusya arasında 17 Eylül 2018 mutabakat imzalandığını ifade eden İslam, Rusya’nın mutabakata uymadığını ve İdlib’in ikinci bir Halep olma yolunda olduğunu kaydetti.
İdlib’te kâğıt üzerinde verilen sözler ne olursa olsun, devletlerin kendi askerî ve politik hedefleri çerçevesinde ilerlediğini belirten İslam, açıklamasını şu şekilde sürdürdü;
“Suriye’de yaşanan sürece baktığımız da, ülkelerin “mutlak dost” veya “mutlak düşman” olmadığını da gösteriyor. Her ülkenin kendisine ait stratejik amaçları ve çıkarları mevcut, dolayısıyla, siyasetler de buna göre değişiklik gösteriyor. Akla-hayale gelmedik ittifaklar kurulurken, “dost” ve “düşman” kavramları da sürekli yeniden tanımlanıyor. Rusya da, İran da “kendisine bağımlı ve kontrol altında bir Türkiye” peşindeler. İran, tüm yabancı güçlerin Suriye’yi terk etmesi çağrısını tekrarlarken, anlaşılan Suriye’de kendilerini ev sahibi görmenin dayanılmaz pişkinliğini yaşıyor. Suriye’de siyasi çözümü savunduklarını ve bunun tek geçerli yöntem olduğunu söylerken ne harabeye çevirdikleri Suriye topraklarında katlettikleri yüzbinleri, ne de mezhebi bir kaygıyla Suriye’de telef olan askerlerini hatırlamıyor.
Türkiye ise bu süreç de doğal olarak en zor durumda olan. Bölgede mevcut hiçbir güç tarafından kabul edilmeyen “Güvenli Bölge” tezi ile birlikte İdlib’de yaklaşan felaket Türkiye’nin öncelikli gündemini teşkil ediyor. Türkiye bir yandan partnerleriyle ortak bir noktada buluşma çabası sergilerken, diğer yandan İdlib’de Rusya’nın koordinasyonunda gelişen saldırı dalgasını rejim güçlerinin çatışmasızlık mutabakatını ihlali olarak tanımlamaya çalışıyor. Ne var ki Rusya’nın Astana sürecinin başından itibaren altını çizdiği “anlaşma teröristleri kapsamıyor” tezi burada da bariyere dönüştü. “Teröristlerle mücadele” adı altında katliamlarına devam ediyor.Rusya, aynı şekilde Çin’in Uygur Müslümanlarına yönelik asimilasyon politikalarına açıktan destek vermekte, PKK-PYD’nin de ilk olarak Moskova’da ofis açmalarına müsaade etti. Rusya, PKK-PYD’yi Türkiye’ye karşı kullanışlı örgüt olarak kullanabilmek için Amerika gibi her türlü dirsek temasına da, desteklerine de devam ediyor.
Emperyalist demek sadece Avrupa, Amerika demek değildir, emperyalist demek aynı zamanda Rusya demektir, Çin demektir, İran demektir.
Bugünlerde Türkiye’nin yaptığı önemli bir hamle, küresel güçleri rahatsız etti ve ardı ardına açıklamalarla Türkiye’nin Libya’daki adımlarının önünü kesmeye çalışmaktalar. Daha dün Rusya Kremlin sözcüsü, Libya’nın Türkiye’den askeri destek talebine karşı “Üçüncü ülkelerin müdahaleleri Libya’daki krizin çözümüne katkı sunmaz” diyerek rahatsızlığını açıkça dile getirdi. Oysa buradan sormak gerekir; İslam coğrafyasının bir parçası olan Libya’da Türkiye’yi üçüncü ülke olarak gören Rusya acaba kaçıncı olarak kendisini görmekte?
Yüzyıllardır Akdeniz’e açılma hayallerini ABD ve İran sayesinde Suriye üzerinden gerçekleştirme fırsatını bulan Rusya, emperyalist yüzüyle asla dost ya da gerçek anlamda asla müttefik olarak görülmemesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Burada gündeme getirmeye çalıştığımız husus sadece Suriye meselesi değildir, bir bütün olarak İslam dünyasının yeniden ayağa kalkmasının, kendi arasında dayanışma sergilemesinden dolayı emperyalistlerin duyduğu korkudur, Arap baharı onların uykularını kaçırmıştır.
Rusya hem Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’yla yaşadığı çelişkiden yararlanıyor hem de Suriye’den milyonluk göç dalgasını tetiklemek üzere İdlib’e vahşice saldırıyor. Türkiye’ye yönelik emperyalist kuşatma Amerika’dan Avrupa’dan önce Rusya’dan geliyor. Rusya güzellemeleri yapan kimi çevreler gibi, Çin’in Doğu Türkistan’da Nazi rejimi benzeri toplama kamplarında milyonlarca Müslüman Uygur Türklerini ne türden barbarca muamelelere tabi tuttuğu ortadayken Çin’in Türkiye’deki temsilcileri başköşelerde misafir ediliyor. Çin’i eleştirmeyi, “CIA tuzağı” olarak görecek kadar da basiretsiz olmamak lazım.
ZALİMLER, KATİLLER, İKİYÜZLÜLER ENİNDE SONUNDA YENİLECEKTİR!
İktidarın Suriye’de en büyük tehdit olarak PKK/PYD’yi gören açıklamalarından ilham alan Kemalist, Ulusalcı ve Sol çevreler asıl tehdidin rejim değil de, PKK olduğunu dolayısıyla bu tehdidi bertaraf etmek için rejimle diyaloga geçilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Oysa Suriye’de bunca zulmün faili, icracısı Esed rejimini tehdit ve suç skalasında birincilik koltuğundan aşağıya indirmek Suriye’de yaşanan bunca acıya, zulme, ihanete sırt dönmek anlamına gelir. Böyle bir tutum ne İslami ilkeler, ne de insani değerler açısından asla kabul edilemez.
Türkiye’nin gizli-açık böylesine kuşatılması ve “dizginlenmesi gereken bir ülke” olarak görülmesinin altında İslâm dünyasında sahip olduğu potansiyelden duyulan korku var. Bu kesinlikle sloganik bir ifade değil. Tam bu noktada, hepimize düşen sorumluluklar var. Bunca hüsn-ü zanna ve bizden beklenenlere lâyık olmak için bu kardeşlerimize sahip çıkmaz zorundayız… Biz biliyoruz ki; zalimler, katiller, ikiyüzlüler eninde sonunda yenilecektir! Elbette bir gün Esed despotu da tarihin lanetli çöplüğündeki yerini alacaktır. Esed ve avenesi İran, Hizbullah, Rusya ve bilumum işbirlikçileri bugün olmasa bile yarın mutlaka ama mutlaka ateşi boylayacaktır ve güzel akıbet elbette her koşulda hakkı ve adaleti ayakta tutmaya azmeden şehitlerin; Rabbe, insanlığa ve eşyaya karşı sorumluluk bilincini kuşanan muttakilerin olacaktır! Ey aziz Suriye halkı, alçakça ve şerefsizce bombardımanlara ve dünyanın ikiyüzlü tutumuna rağmen şahadet kefenini kuşanarak mevzii terk etmeyen onurlu halk ve siz ey kararlılıkları, fedakârlıkları ve adanmışlıklarıyla göz dolduran Allah yolunun adanmış erleri; müsterih olun, sabredin; Allah’a and olsun ki cennet sizi bekliyor, düşmanlarınızı cehennem!”
Çorum Kafkas Kültür Derneği Sungurlu’da kök hücre nakli bekleyen Mustafa Janberk ile birlikte kök hücre nakli bekleyen tüm hastalara umut olmak için Kızılay’a kök hücre bağışında bulundu.
4 Ocak’a kadar sürecek kök hücre bağışı ile ilgili bir açıklama yapan Çorum KAF-DER Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Nilüfer Kaya, tüm Çorum halkını Kızılay’a davet ederek; “Sungurlu’da kök hücre nakli bekleyen Mustafa Janberk için tüm Türkiye genelinde Kafkas Dernekleri ile birlikte ‘Mustafa Janber’e Umut Ol’ kampanyası başlattık. Tüm halkımızı Mustafa Janberk ve tüm yavrularımıza birlikte kök hücre bekleyen hastalarımıza umut olmaya davet ediyorum. Hastalarımıza acil şifalar diliyoruz. Hep birlikte umut olalım, can olalım.” dedi
Kaya, 4 Ocak’a kadar sürecek kök hücre bağışı için tüm Çorum halkını Gazi Caddesi’ndeki Kızılay Hitit Kan Alma Merkezi’ne davet etti.
24 derneğin bir çatı altında ” Dostluk Grubu ” altında birleşmesi ve gruplarının adını birlikte yaptıkları çalışmalarla ispatlayan grup üyeleri, örnek gösterilecek davranışlar sergilemeye ve her geçen gün yapılan katılımlarla büyümeye devam ediyor.
24 dernek başkanının bir araya gelerek kurdukları Dostluk Grubu üyeleri , belirledikleri vizyonunun içinde kalacaklarını, 24 dernek olarak ayrı ayrı değil tek çatı altında çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini söyleyerek, örnek çalışmaların ve başarıların imzalarını atacaklarını belirttiler.
Kargı ilçe merkez Mihrihatun Camii halıları yenilendi.Caminin ikinci katına komple yeni halılar döşendi.
İlçe Müftülüğü, vatandaşların daha rahat ibadet edebilmeleri için ilçe merkez Mihrihatun Camiinin ikinci katında eskiyen halılarını yenisiyle değiştirdi.
İlçede bulunan tüm camilerin eksikliklerini titizlikle takip eden müftülük, ihtiyaç duyulan eksiklikleri belirleyerek müftülük ve hayırsever vatandaşların da destekleri ile yenilikler yapmaya devam ediyor.
Çorum’da şehir içi trafiğinin rahatlatılmasına yönelik çalışmalar kapsamında ana arterler başta olmak üzere bazı caddelerde paralı otopark sistemine geri dönülüyor.
Edinilen bilgiye göre, Çorum Belediyesi’nin talebi doğrultusunda İl Trafik Komisyonu şehir içi trafiği ile ilgili bazı kararlar aldı.
Önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklanması beklenen kararlardan biri de şehiriçi trafiğinin yoğun olduğu Gazi, İnönü ve Bahabey Caddesi başta olmak üzere Dr. İlhan Gürel Caddesi’nde paralı park sisteminin getirilmesi oldu.
Karar doğrultusunda Gazi ve İnönü Caddesi’ni kapsayan Atatürk Anıtı’ndan Abide Kavşağına kadar bölümde her iki yönlü paralı otopark sistemine geçilecek.
Bahabey Caddesi’nde ise, eski Bahçelievler Polis Karakolu’nun bulunduğu bölüme kadar paralı otopark uygulaması yapılacak.
Trafik Komisyonu’ndan ayrıca yine Belediye’nin talebi doğrultusunda özellikle de akşam saatlerinde trafik yoğunluğu yaşanan Dr. İlhan Gürel Caddesi’nde de paralı otopark sistemi getirilmesi kararı alındı.
Caddelerde paralı otopark uygulaması sabah saat 08.00’de başlayacak, yaz döneminde saat 21.00’de, kış döneminde ise saat 20.00’de sona erecek.
Komisyonda ayrıca, Belediye’nin, Farabi Caddesi’nde de paralı park talep ettiği, ancak bazı üyelerin karşı çıkması nedeniyle bu talebin kabul edilmediği öğrenildi.Bilindiği üzere Çorum’da şehiriçi trafiğini rahatlatmak adına paralı otopark sistemi geçmiş yıllarda da uygulanmıştı.
Çorum Belediyesi tarafından ihale edilen otoparklar, Çorumspor ve Çorum Belediyespor’a kiralanmış, kulüplerden de 3. Şahıslar kiralamış ve bu şekilde işletmeler yapılmıştı.Zaman zaman sıkıntıların yaşandığı paralı otopark uygulaması ile ilgili davalarda açılmıştı.
Hatta dönemin CHP Merkez İlçe Başkanı Ali Rıza Suludere’nin otopark görevlileri tarafından darp edilmesiyle de gündeme gelen caddelerde otopark uygulaması, Çorum Belediyesi tarafından düzenlenen bir anket neticesinde durdurulmuş ve caddelerde park ücretsiz hale getirilmişti.
Bir süre önce de ücretsiz park uygulaması süreli hale getirildi ve şu anda da süreli park uygulaması yapılıyor.Önümüzdeki günlerde hayata geçirilecek paralı park uygulamasının yönteminin nasıl olacağı, Belediye tarafından mı yoksa, kulüp veya başka şahıslar üzerinden de yapılacağı belli olacak.
Bilindiği üzere, Çorum Belediyesi, hali hazırda otopark konusunda geçtiğimiz günlerde bir adım attı ve Karakeçili Mahallesi’nde iki otoparkı kendi şirketi aracılığı ile işletiyor. Caddelerde de böyle bir yöntemin uygulanması bekleniyor.
Paralı park uygulamasının Çorumlular tarafından nasıl karşılanacağı, insanların tepkisinin ne olacağı, yetkili kurumların geçmişte yaşanan sıkıntıların tekrar yaşanmaması için ne tür önlemler alacağı merakla bekleniyor.
Çorum Hitit Esnaf Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Başkanı Erdoğan Çerikci ve yönetim kurulu üyeleri S.S. Zanaatkarlar Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifini ziyaret etti.
Kooperatif Başkanlığına getirilen Mustafa Fındıkçı’ya hayırlı olsun temennisinde bulunan Çerikci, daha sonra hep birlikte inşaat alanında incelemelerde bulundu.
Çorum’a Türkiye’nin en modern sanayi sitelerinden birisini kazandırmanın amacında olan S.S. Zanaatkarlar Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatif Başkanı Mustafa Fındıkçı’ya teşekkür eden Çerikci, Hitit Esnaf Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi olarak her zaman esnafın yanında olduklarını belirterek, kooperatif yöneticilerine çalışmalarında başarılar diledi.
Ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti ifade eden Kooperatif Başkanı Mustafa Fındıkçı, “Kooperatifimizi ziyaretinizden çok memnun oldu. Bizim amacımız Çorum’a Türkiye’nin en modern sanayi sitelerinden birisini kazandırmaktır. Bu amaç doğrultusunda ben ve arkadaşlarım yoğun çaba sarf ediyoruz. Sizlerden tek talebimiz esnaf ve sanatkarlarımıza her zaman destek olmanızı bekliyoruz. Ziyaretinizden dolayı tekrar teşekkür ediyorum” dedi.
Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı Diyanet-Sen Çorum Şubesi Aralık Ayı İl Divan Toplantısı gerçekleştirildi.
Cumartesi günü Memur-Sen İl binasında yapılan divan toplantısı okunan Kur’an-ı Kerim tilavetiyle ile başladı.
Program, Diyanet-Sen İl Yönetiminin hazırladığı sunum, Kadın Kolları Başkanının konuşması ve Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız’ın konuşmasının ardından dilek temenniler ile sona erdi.
Toplantıya, Yönetim Kurulu üyeleri, Diyanet-Sen ilçe başkanları, kadın kolları başkanları ve üyeler katıldı.
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ AİLE YAPIMIZIN İÇİNE BOŞALTIYOR” Ardından açılış konuşması yapan Çorum Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, “Bu sene yapılan Mevlidi Nebi Haftasının “Hz. Peygamberimiz ve Aile” teması son zamanlarda Müslüman-Türk aile yapısına yapılan saldırılar nedeniyle çok önemli idi. Her platformda dillendirdiğimiz üzere yine aile yapımıza yapılan başka bir saldırı olarak kabul ettiğimiz, aile yapımızın içini boşaltmaya yönelik “istanbul Sözleşmesi” ni tekrar burada eleştirmek istiyorum. Bizim aile yapımıza ters olan aile yapımızla bağdaşmayan , Avrupa’nın kokuşmuş aile düzenini bize itham etmeye çalışanları tekrar uyarıyoruz. Bize uymayan bu sözleşmenin kaldırılarak tekrar bize ait olan bir aile elbisesinin biçilmesini istiyoruz” dedi.
Yıldız, “Daha fazla aile faciaları ve ayrılıkları yaşanmadan, aile yapımızın altında dinamit olan İstanbul’ Sözleşmesini kaldırarak, aile yapımızı koruma altına almamız lazım” diye konuştu.
Gönül coğrafyamızda yaşanan üzücü olaylar, kan, zulüm, gözyaşı maalesef bitmemektedir. 2019 yılında da müslüman kardeşlerimiz buralarda zulüm görmeye devam ettiler. Bizlerde sendika olarak buralarda gerekli tepkileri vererek, protestolarımızı yaptık. Müslümanların birlik ve beraberlik içinde yaşamasını temenni ediyoruz. Müslümanlar birlik olmadan, bir araya gelmeden, İslam birliğini kurmadan şartlar ne olursa olsun zalimlerin zulmüne karşı gelmeden bu olaylar bitmeyecektir.
“TOPLU SÖZLEŞMEDE GÖRÜŞMELERİNDE TALEPLERİMİZ DİKKATE ALINDI” 2019 yılının çalışan ve emekliler için toplu sözleşme yılı olduğunu açıklayan Yıldız, “5.inci toplu sözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlandı. Dolayısıyla bu süreden sonra Memur-Sen olarak tepkilerimiz ve itirazlarımız durmadı. Bizler tüm platformlarda çalışanların muatap olarak alınmamasını, toplu sözleşme masasında defans uygulanması yapılarak bürokratların muatap alınmasını her zaman tepkimizi koyarak dile getirdik. Bu itirazlarımız Cumhurbaşkanımız tarafında olumlu karşılandı ve taleplerimiz tekrar oluşturuldu. ” şeklinde konuştu.
Cami derneklerinde bu yıl içerisinde karşılaşmış olduğumuz birçok sıkıntılar var. Cami dernek yöneticilerini de buradan uyarıyoruz. Camilerdeki dernekler cami görevlilerin amirleri değildir. Caminin patronu değildir. Camilerde fitnenin çıkmasına sebep olacaksa bu dernek yöneticileri bunun gereğini yapmaktan da geri durmayacağız. Aynı şey muhtarlar içinde geçerlidir.”
Memur-Sen İl Temsilcisi ve Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, bazı kaymakamların din görevlilerine hakaret ettiğini söyledi.
Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı Diyanet-Sen Çorum Şubesi Aralık Ayı İl Divan Toplantısı gerçekleştirildi.
Cumartesi günü Memur-Sen İl binasında yapılan divan toplantısı okunan Kur’an-ı Kerim tilavetiyle ile başladı.
“BAZI KURUM İDARECİLERİNDEN ŞİKAYETÇİYİZ” Bazı kurum idarecilerinden şikayetçi olduklarını dile getiren Yıldız, “Bazı kurum idarecilerimiz ile sıkıntı yaşamaktayız. Özellikle bazı kaymakamların görevini hakkıyla liyakatlı bir şekilde yapanlara karşı her zaman saygımız var ve onlara başka sayın valimiz olmak üzere teşekkür ediyoruz. Ama bazı kaymakamların bunu sayın valimiz ilede paylaştım, bazı din görevlileri toplantısına katılarak onlara haraket içeren sözler sarfettiler. Bu anlamda devlet adamlığına yakışmayacak cümleler kurarak takrik ettiği yönünde duyumlar aldık. Biz bu isimleri deşifrede ederez ama biz milletin hassasiyetinin bilinci gereği buradan duyurmak istiyorum. Bütün kurum amirleri himayeti altında memurların onurlarını kırıcı sözler sarf etmemesi lazım. Biz çalışanları motivasyonunu artırıcı, motive edici şekilde konuşmaları lazım. Özelikle din görevlilerine hakaret edici sözler söylemez çünkü bizler bu milletin kahramanlarıyız. 15 Temmuz’da okuduğumuz selalarla bu ülkeyi emperyalist güçlerden kurtulmasına vesile olmuşuzdur” dedi.
Kamu kurum amirlerini uyaran Yıldız, “Hiç kimse altında çalışan personeline haraket etme hakkına sahip değildir. Bir daha olursa onları buradan deşifre edeceğiz ve gereğini yapacağız. Eğer personel görevlerini yapmıyorsa bunun cezası yönetmenliklerde bildirilmiştir, hakaret yerine buna göre işlem yapılır” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Çorum Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, toplantıya katılan üyelerin sorularını cevaplandırdı.
Yapılan değerlendirmeler sonucu önümüzdeki dönem yol haritası belirlendi.
Çam Yarması – 2 Bitik Kardeşler isimli komedi türü sinema filminin yapımcısı Murat Kuşçu, tüm Çorumluları filme sahip çıkmaya çağırdı.
Özel bir Restaurant’ta düzenlediği basın toplantısında konuşan HMK Yapım Sahibi Murat Kuşçu, sinema filminin Mart ayında vizyona gireceğini belirterek, Sinema Yasası gereği filmin 150 bin seyirciye ulaşamaması halinde yurt dışına açılamayacakları gibi 2 yıl süreyle de hiçbir platformda gösterime giremeyeceğini kaydetti.
Şuan da dereyi geçtiklerini ve gölde boğulmak istemediklerini vurgulayan Kuşçu, tüm Çorumlu hemşehrilerinin projeye sahip çıkmalarını istedi. Filmin çekilmesine bugüne kadar maddi ve manevi destek olan Vali Mustafa Çiftçi, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın ve İskilip Belediye Başkanı Ali Sülük başta olmak üzere tüm ilçe Belediye Başkanlarına, iş dünyası ile esnaf ve sanatkarlara teşekkür eden Murat Kuşçu, bu arada BELTAŞ’ın ciddi bir sponsor olduğunu ve tüm sözlerini yerine getirdiğini dile getirdi.
Çam Yarması -2’nin filmden ziyade Çorum’un tarihi, doğal ve kültürel zenginliklerinin tanıtımına büyük katkı sunacağına inancının tam olduğunu belirten Kuşçu, Çorumlu iş adamı Ahmet Ahlatcı’ya da çağrıda bulunarak, “Sayın Ahlatcı Çorum için yapılan tüm projelere desteğini sunan değerli bir iş insanımız. Kendisinden filmimize ‘sunar-sundu’ sponsoru olmasını bekliyoruz. Buradan kendisinden randevu talep ediyoruz. Bizleri kırmayacağını ümit ediyoruz” dedi.
Komedi filminde küfürden uzak durduklarını ve 7’den 70’e herkesin izleyebileceği bir aile filmi olduğunun altını çizen Murat Kuşçu, vizyonda milyonlara ulaşma hedefinde olduklarını kaydetti.
Filmin 2 milyon gibi ciddi bir bütçeyle çekildiğini söyleyen Kuşçu, filmin kadrosuna ve ekibine inandığını ve izleyicilerin filmde hem güleceklerini hem de memleketleri Çorum’u iliklerine kadar hissedeceklerini ifade etti.
Filmin galasının ise vizyondan 10 gün önce Hanoğlu Konağı’nda gerçekleştirileceğini aktaran Murat Kuşçu, filme katkı sunanlara ve sunacak olanlara ise şimdiden teşekkür etti.
Bilindiği üzere Çam Yarması filminin ilki 2017 yılında yine Çorum’da çekilmiş, 5 Mayıs 2017’de gösterime girerek, komedi türünde sinemaseverlerden yoğun ilgi toplamıştı.