Yazar: Çorum Gündemi Doğru Haber – Doğru Adres

  • Yoğun Kar Etkisini Göstermeye Başladı

    Yoğun Kar Etkisini Göstermeye Başladı

    Çorum’un İskilip ilçesi başta olmak üzere bazı bölgelerinde yoğun kar yağışı etkisini göstermeye başladı.

    Belediye ekipleri, yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşımda yaşanabilecek aksaklıkları önlemek için sahada çalışmalarını sürdürüyor.

    İlçe genelinde kumlama ve tuzlama çalışmaları aralıksız devam ederken, belediye ekipleri özellikle ana arterlerde ve vatandaşların yoğun kullandığı noktalarda önlemlerini artırdı.

    Belediye yetkilileri, sürücülere dikkatli ve tedbirli olmaları yönünde çağrıda bulunarak, yaşanabilecek olumsuz durumlar için iletişim numaralarını paylaştı:

    ???? WhatsApp Mesaj İhbar Hattı: 0850 303 25 76

    ???? Belediye İletişim: 0364 511 60 62

    Tüm önlemleriyle sahada olan İskilip Belediyesi, vatandaşlara güvenli bir ulaşım sağlamak için çalışmalarına devam ediyor.

  • CHP’li Tahtasız Gazetecilere Yönelik Saldırıyı Kınadı

    CHP’li Tahtasız Gazetecilere Yönelik Saldırıyı Kınadı

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun korumalarının gazetecilere yönelik saldırısını kınadı. 

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Çorum programını takip eden Gazeteci Cuma Şahin, İHA muhabiri Halil Can Özeker, Leblebi TV Genel Yayın Yönetmeni Erkan Karaca ve Çorum Net TV imtiyaz sahibi Engin Erenler, yakın korumaların küfür, hakaret ve fiziki saldırılarına maruz kaldılar.

    Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziki saldırıyla ilgili açıklama yapan CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, şunları söyledi:

    ”Nereden ve kimden gelirse gelsin halkın haber alma hakkı için görev yapan gazetecilere yönelik her türlü engelleme girişiminin karşısındayız. Çorum basınının emekçi isimlerine yönelik bu saldırı asla kabul edilemez. Korumalar tarafından gazeteci arkadaşlarımıza yönelik saldırıyı kınıyorum. AKP iktidarı boyunca her türlü tehdit, baskı ve engellemeyle karşılaşan dürüst ve namuslu gazeteciler kimseye boyun eğmemiş, görevini layıkıyla yapma çabası içinde olmuştur. Liderler ve etrafındakiler gazetecilerin kamu görevi yaptığını unutmamalı, onlara bu hassasiyetle yaklaşmalıdır. 

    Basın ve ifade özgürlüğüne, halkın gerçekleri öğrenme hakkına ve demokrasiye olan samimi yaklaşımıyla tanıdığımız İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun bu yakışıksız durum karşısında korumalarına gerekli uyarıları yapacağına bundan sonraki süreçte böylesine çirkin durumların yaşanmayacağına inanıyoruz. Büyük bir özveri ile görev yapan Çorum basınının değerli isimleri Cuma Şahin, Halil Can Özeker, Erkan Karaca ve Engin Erenler’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

  • “STK’lar Olarak Basın Özgürlüğü İçin Dayanışma İçinde Olmalıyız”

    “STK’lar Olarak Basın Özgürlüğü İçin Dayanışma İçinde Olmalıyız”

    Çorum Oto Sanayiciler Derneği (ÇOSAD) Başkanı Eyyüp Pehlivan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Çorum ziyaretinde basın mensuplarının karşılaştığı kötü muameleyi kınadı.

    Basın mensuplarının, demokrasinin şeffaflığı ve toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkı için vefakarca görev üstlendiklerini kaydeden ÇOSAD Başkanı Pehlivan, yaptığı yazılı açıklamasında şunları söyledi:

    “Bugün Çorum’da bir etkinlik sırasında basın mensuplarına yönelik saldırıyı üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. Çorum Oto Sanayiciler Derneği (ÇOSAD) olarak bu olayı şiddetle kınıyoruz.
    Basın mensupları, demokrasimizin şeffaflığı ve toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkı için vazgeçilmezdir. Onlara yönelik her türlü saldırı, ifade özgürlüğüne ve demokratik değerlere tehdittir.
    Sivil toplum kuruluşları olarak, basın özgürlüğünün korunması ve bu tür olayların önlenmesi için dayanışma içinde olmamız gerektiğine inanıyoruz. ÇOSAD olarak ifade özgürlüğünün korunması için dayanışma içinde olduğumuzu kamuoyuna duyururuz.”

  • “Gazetecilere Yönelik Kötü Muamele Kabul Edilemez”

    “Gazetecilere Yönelik Kötü Muamele Kabul Edilemez”

    Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Çorum İl Temsilcisi ve Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Hacı Odabaş, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Çorum ziyareti sırasında gazetecilere yönelik sözlü ve fiziki saldırıyı sert bir dille kınadı.

    Yaşanan olayın basın özgürlüğüne doğrudan bir tehdit olduğunu vurgulayan Odabaş, sorumluların bir an önce hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

    Hacı Odabaş, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun ‘Çorum Buluşması’ kapsamında düzenlenen toplantıyı takip eden meslektaşlarımızın, sözlü ve fiziki saldırıya maruz kaldığını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Halkın haber alma hakkını sağlayan, toplumun gözü kulağı olan gazetecilere yönelik böylesi bir muamele, asla kabul edilemez. Davetli oldukları bir programda meslektaşlarımızın bu şekilde hedef alınması, basın özgürlüğü açısından kaygı verici bir durumdur.”

    Odabaş, basın mensuplarının kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla görev yaptığını ve bu görev esnasında karşılaştıkları şiddet olaylarının asla normalleştirilemeyeceğini belirtti.

    Odabaş, “Basın mensuplarının sahada özgürce çalışması, demokrasinin sağlıklı işleyişinin temel taşlarından biridir. Bu tür saldırılar yalnızca gazetecilere değil, halkın doğru haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Korumaların gerçekleştirdiği bu çirkin saldırıda mağdur olan meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu ve olayın takipçisi olacağımızı belirtmek isterim” dedi.

    Olayda mağdur olan gazeteciler Volkan Sınayuç, Cuma Şahin, Erkan Karaca, Halil Can Özeker ve Engin Erenler’e geçmiş olsun dileklerini ileten Odabaş, saldırının faillerinin ve sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

    Hacı Odabaş, ayrıca siyasi partilere ve yetkililere çağrıda bulunarak gazetecilere yönelik bu tür saldırıların tekrarlanmaması adına gereken önlemlerin alınması gerektiğini dile getirdi.

    Odabaş, tüm basın camiasını dayanışmaya davet ederek, gazetecilere yönelik tehdit ve şiddet olaylarına karşı sessiz kalınmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

  • “Özgür Şam, Özgür Kudüs’ün Anahtarıdır”

    “Özgür Şam, Özgür Kudüs’ün Anahtarıdır”

    Özgür-Der Çorum Şubesi’nin çağrısıyla toplanan müslümanlar, Gazze direnişini ve Halep’in Hama’nın Humus’un ve Şam’ın fethini selamlamak için Hürriyet Meydanı’nda buluştu.

    ‘Gazze’den Halep’e Direnen Mücahitlerle Beraberiz’ pankartı taşınan eylemde, ‘Halep’den Gazze’ye Direniş Her Yerde, Söyleyin Ölmedik Biz Daha, Hamas Filistin Halkının İradesidir Teslim Alınamaz, Hamas’a Selam Direnişe Devam, Direnişin İzzeti Diriltiyor Ümmeti! yazılı dövizler açıldı.

    ‘Katil İsrail, Filistin’den Defol, Müslüman Uyuma Kardeşine Sahip Çık, Nehirden Denize Özgür Filistin’ sloganları atıldı.

    Gazze ve Suriye mücadelesinin ayrılmaz bir bütün olduğu, katil Esed ve Baas rejimi nasıl yıkıldıysa, zalim İsrail’in de yıkılacağı ve tarihin çöplüğünde yok olacağı vurgulanan basın açıklamasını İbrahim Güleç yaptı.

    Basın açıklamasının ardından Hacı Ömer Bayram’ın yaptırdığı dua ile eylem sona erdi.

    İşte o açıklama:

    “Kalbi İslam coğrafyası ile atan değerli kardeşlerimiz; Bizler İslam coğrafyasının her toprağına ve her ferdine destek olacağız. Emperyalist kan emicilerin ve onların işbirlikçilerinin karşısında olduğumuzu belirtmek için buradayız. Suriye’deki onurlu mücadele nasıl zafere ulaştıysa, Allah’ın izniyle Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da da zafere ulaşacaktır. Gazze ve Suriye mücadelemiz ayrılmaz bir bütündür. Katil Esed ve Baas rejimi nasıl yıkıldıysa, zalim İsrail de yıkılacak ve tarihin çöplüğünde yok olacaktır.

    Bugün bu meydanda hem Gazze direnişini, hem de Halep’in Hama’nın Humus’un ve Şam’ın fethini selamlamak için bulunuyoruz. Öncelikli olarak; 430 güne yakındır Gazze’de dünyanın şimdiye kadar gördüğü en vahşi katliam devam ediyor. Resmî açıklamalara göre 55 bine yaklaşan şehit var. Ancak kayıpların maalesef bu sayıdan çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bu kayıpların her biri günlerce, aylarca gündem olmayı hak eden canavarlıklar dizisini andırmakta ve biz de dünyanın geri kalanı ile beraber bu canavarlık dizisini izlemek ile yüz yüzeyiz adeta.

    Tüm bu yaşananların insan özelliği taşıyan her canlının vicdanını harekete geçirmemesi düşünülemez. Zulmün zirveye çıktığı bu vasatta, Müslüman olarak kalmanın temel şartı, kardeşlerimize yapılan bu zulme karşı çıkmaktır. Aynı zamanda bu tutum, tüm zalimlerden beri olduğumuzu haykırmak ve ilan etmek anlamını da taşımaktadır.

    Gazze’deki kardeşlerimiz ağır bir imtihanla karşı karşıyalar. Onların bu imtihandan başarılı çıkması Rabbimizin katında büyük bir mükâfatla karşılık bulacaktır inşallah. Şu ana kadar dünyanın gördüğü en ağır zulme rağmen, zalimlere boyun eğmemeleri, içinde bulundukları ağır koşullara rağmen Allah’a hamd etmeyi ellerinden bırakmamaları bizim için de ne güzel bir örnekliktir. Bizler de kardeşlerimizin bu destansı mücadelelerine elimizden geldiğince desteğimizi; gerek sesimizle gerek dualarımızla gerekse infaklarımızla sürdürüyoruz. Bu zulüm sürdükçe biz de alanlarda olmaya devam edeceğiz inşallah.

    Gazze’deki kardeşlerimizin destansı mücadelesi yanında bir başka destansı mücadele de Suriye’de yaşandı ve sonuçta katil Esed rejimi devrildi. Aynı zamanda onu destekleyen İran ve Rusya da Suriye’de kaybettiler. İnşallah sırada emperyalist Amerika ve onun mayın eşeği PKK da Suriye’den sökülüp atılacaktır.

    Sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için bir milyona yakın mazlumun katledilmesinin, milyonlarca mazlumun yerlerinden edilmesinin hesabı soruldu. Buradan Suriye’nin Şam beldesinin yiğit evlatlarına selam olsun!

    Emperyalist Amerika’nın terör aparatı pyd/pkkya verdiği destekle küfrün coğrafyamızdaki kalesi olma yolundaki bu ve benzeri yapıların da hesabı mutlaka görülecek inşallah. Bu vesile ile gerek Gazze, gerekse Suriye ve dünya üzerinde zulmün devam ettiği diğer beldelerde mücadele eden kardeşlerimize Rabbimizden yakın bir zafer nasip etmesi için dua ediyoruz.

    Her zaman belirttiğimiz gibi, nerede zulme karşı onurlu bir mücadele varsa o mücadelenin yanında olduğumuzu ve bundan sonra da bütün varlığımızla olacağımızı buradan ilan ediyoruz. Bu konuda Maide Suresi 23. ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; ‘Ey iman edenler! Sabredin, kararlılıkta yarışın, düşmana karşı hazırlıklı olun (birbirinize dayanıp bağlanın), Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya ulaşabilesiniz.’

    Gazze’deki direniş hareketi bize diyor ki; Ey ümmetin onurlu fertleri! Bugün Filistin’de ve Suriye’deki direnişe omuz vermek, ümmetin birliği ve haysiyeti adına bir vecibedir. Aksa’nın ve Şam’ın özgürlüğü için yürütülen mücadelelere sahip çıkmak, ümmetin haysiyetini korumakla eşdeğerdir. Özgürlük ve adalet uğrunda, Siyonist çete, ABD ve ortaklarına; Rusya ve İran’a direnen mücahitler, yalnızca kendi davası için değil, tüm insanlık için direnmektedirler. Suriye’de nasıl mücahitler Allah’ın yardımıyla zafere ulaşmışlarsa çok yakında Gazze’deki mücahitlerimizin de zafere erişeceklerine inanıyoruz. Nasıl ki Baas diktası son bulduysa Siyonist zülüm de son bulacaktır..

    Türkiye’nin aslında Arap baharının önemli bir parçası olduğu; gerek Gazze direnişi gerekse Suriye zaferi ile daha da belirginleşmiştir. Türkiye hem devlet hem de toplum olarak zalim rejimlerin karşısında mazlumların yanında olarak tarihin doğru tarafında durduğunu göstermiştir. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhacirlerin yanında sonuna kadar durarak ahlaki ve İslami ilkelere uygun hareketiyle önemli bir örneklik sergilemiştir. Bununla beraber Suriye’de oluşan yeni durumda da Türkiye’nin çok önemli bir role sahip olduğu ve Suriye’nin yeniden yapılanmasında Türkiye’nin öncü rolünün önemini göz önünde bulundurmalıyız.

    İnanıyoruz ki, tarihte birçok kez olduğu gibi özgür Şam, özgür Kudüs’e giden yolun anahtarıdır. Şam ile Kudüs, Filistin ile Suriye toprakları Beytülmakdis’tir. Şam’ın kurtuluşu Kudüs’ün kurtuluşunun gören gözler için işaretidir. Kudüs’ün kurtuluşu ise tüm beşeriyet üzerindeki siyonist şeytani tahakkümün yıkılması ve tüm insanlığın kurtuluşu demektir. Şam ile Kudüs’ün kaderi birdir, tektir, ortaktır.

    Soykırıma karşı sessiz kalmak, yalnızca zalime güç vermek anlamına gelir. Mescidi Aksa’nın sesi, Biladu’şamın davası ve ümmetin sorumluluğu bizleri çağırmaktadır. Bu mücadelede bizlere düşen, tüm coğrafyamızda Allah’ın ismini yücelten direnişçilerin yanında dimdik durmak ve mazlumun sesini yükseltmektir. Çünkü, öncelikli olarak Gazze’de ki soykırım karşısında suskun kalanlar, tarihin, insanlığın ve en önemlisi Âlemlerin Rabbi’nin hesabından kaçamayacaklardır.”

  • eTwinning 15. Ulusal Konferansı Antalya’da Gerçekleştirildi

    eTwinning 15. Ulusal Konferansı Antalya’da Gerçekleştirildi

    Eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve dijital iş birliği projeleriyle Türkiye genelinde yüzlerce öğretmeni bir araya getiren eTwinning 15. Ulusal Konferansı, 10-12 Aralık tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi.

    Üç gün süren etkinliklerde öğretmenlerin hazırladığı yenilikçi projeler 30 stantta sergilendi. Türkiyenin farklı illerinden e twinning projesi kuruculuğu yapmış ve proje puanı en yüksek olan öğretmenlerin çağrıldığı etkinliklerde katılımcılara mesleki gelişimlerini destekleyecek, yeni ufaklar açan, eğitimde sürdürülebilir dönüşüm için ilham kaynağı olmayı hedefleyen çeşitli konferanslar verildi.

    Çorum’dan e Twinnig 15. Ulusal Konferansına katılan beş öğretmen konferanslar sonunda belgelerini aldı.

    Bilge Kağan Anadolu Lisesi İngilizce Öğretmeni Seher Altan Metin’in kurucusu olduğu “E Safety Heroes” projesi Ulusal Kalite Etiketi Ödülü, Avrupa Kalite Etiketi Ödülü ve Öğrenci Kalite Etiketi Ödülüne layık görüldü.

    Projenin Azerbaycan ortağı ise ‘E Safety Heroes” projesi ile ülkesinde yılın öğretmeni seçildi. Seher Altan Metin’in ortağı olduğu “What Stands Test Of Time” ve “The SimilaritiesAnd Differences” projeleri ise Ulusal Kalite Etiketi Ödülü aldı.

  • Öğretmen Akademilerinde Edebiyat Ziyafeti

    Öğretmen Akademilerinde Edebiyat Ziyafeti

    Çorum Öğretmen Akademilerinin misafiri olarak ilimize gelen Prof. Dr. Turan Karataş, Yazma Eserler Kütüphanesinde “Edebiyat ve Hayat Söyleşileri “başlıklı konuşmasında edebiyat ziyafeti sundu.

    Gerçekleştirdiği söyleşisinde ilk olarak “Geç Kalmak” adını verdiği okuma serüvenine değindi. Prof. Dr. Karataş, “Biz okuma yazmayı ne anaokulunda öğrendik ne de bizi okumaya sevk edecek bir yaşayış gördük. Kalemi, kitabı ve defteri dokuzyaşında gecikerek gittiğimiz ilkokulda tanıdık. Ben bir çiftçinin oğluyum. Evimizde kitap yoktu, eski bir Mushaf vardı duvarda asılı, onu da okuyan bilen yoktu” dedi.

    Prof. Dr. Karataş, ders kitapları dışında eline geçen ilk kitabın Kemalettin Tuğcu’nun bir hikaye kitabı olduğunu belirterek “Benim kuşağımdaki pekçok insan, okuma alışkanlığını Kemalettin Tuğcu’nun kitaplarıyla kazandı. Onu her okuyuşumda gözlerimden yaş akardı. Onun yazdıkları hep acıklı hikayelerdi. Yani sevdiğimiz kitaplar biraz bizi anlatan, içinde kendimizi bulduğumuz kitaplardı.” açıklamasında bulundu.

    Ortaokul yıllarında şiirle yüz yüze geldiğini söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Yaz aylarında biz babamla at arabasının üzerinde evden çayıra ve tarlaya bir saate yakın uzun yolcuklar yapardık. Babam türküler çığırırdı. Bizim yöremize ait Aşık Veysel’in, Ruhsati’nin türküleriydi bunlar. Kulağıma yerleşen bu ses benim yakamı hiç bırakmadı. Sonra bende giderek şiire meyleden bir gönülevi oluşmaya başladı” dedi.

    Kitap Okuyanlar ve Diğerleri Özellikle öğrencilerin mutlaka şiir ezberlemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Karataş, “Zihninizde dolaşan şiir, sizi kitaplara doğru sevk ediyor. Kitapları sevmeye başlayınca kitap sahibi olma tutkusu başlıyor. Kitap sahibi olmak da mutlaka okuma alışkanlığı kazandırıyor.” diye konuştu. Prof. Dr. Karataş, insanları ‘kitap okuyanlar ve diğerleri’ diye ikiye ayırdığını dile getirerek kendisinin Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne öğrenci olarak başladığı ilk yılda yüzlerce kitap okuduğunu belirtti ve “İnsan yaşadıkça okumanın da bir adabı ve üslubu olması gerektiğini anlıyor. Ancak yine de kitapla geçen zamanlar zayi olmuyor” dedi.

    “Okumak, insanoğluna bahşedilmiş en asil uğraşlardan biridir, ancak yazmak ondan daha asil bir uğraştır” Prof. Dr. Karataş, öğrencilerin gazete ve dergi almadan, hele edebiyat dergileriyle haşir neşir olmadan ne edebiyatın içine dahil olabileceklerini ne de okuyucu sayılabileceklerini söyledi.

    “Okumak, insanoğluna bahşedilmiş en asil uğraşlardan biridir, ancak yazmak ondan daha asil bir uğraştır.” diyen Karataş, “Ben yazıyı kağıda yazmanın asaletli ve karakterli bir davranış olduğuna inanıyorum. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin kitabın ve kağıdın egemenliğinin devam edeceğini düşünüyorum ve kitapsız bir dünyada yaşamanın mümkün olmayacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

    Zengin ve şahsiyetli bir hayat sürmek istiyorsanız kitap okumalısınız” Prof. Dr. Karataş, kitap okuma alışkanlığının kazanımlarından söz ederek şunları dile getirdi:

    “Zengin ve şahsiyetli bir hayat sürmek istiyorsanız, yalnızlıktan canınız sıkılmasın ve insanlardan başka dostlarınız da olsun diyorsanız, kendinize mahsus bir hayatınız ve kendi cümleleriniz olsun diyorsanız, başkalarına hayır demek istiyorsanız kitap okumalısınız.” İnsanlara gündelik tüketilen kitapları değil, asırlara meydan okuyan kitapları okumalarını tavsiye eden Prof. Dr. Karataş, bir kitabın elli yıldır okunuyorsa iyi bir kitap olduğunu, ancak iki yıl önce çıkmış ve bugün yoksa iyi bir kitap olamayacağını söyledi.

    Prof. Dr. Karataş, mutlaka okunması gereken kitaplarla ilgili olarak ise şunları söyledi: “Yunus Emre’nin şiirleri, Dede Korkut hikayeleri, Evliya Çelebi ve İbni Batuta’nın seyahatnameleri, Mevlana’nın Mesnevisi, Sadi Şirazi’nin Bostan ve Gülistanı, Mehmet Akif’in Sefahatini okumadan ölenlere acırım, bu kişiler bana anlamsız bir hayat yaşamış gibi gelirler.” Yazabilmek için mutlaka okumak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Karataş, “Yazmayı besleyen en büyük kanal okumaktır. Yazmak için dilin bütün imkanlarını bilmeli, bütün sınırlarını yoklamalı, kelime kadrolarını tanımalısınız” dedi.

    Eğitimin akabinde, dinleyenlerin sorularının yanıtlanmasının ardından Milli Eğitim Müdürümüz Cemil Çağlar’ın Prof. Dr. Karataş’a çiçek takdimi etmesiyle sona erdi. Programın akabinde  Prof Dr Turan Karataş Kitaplarını imzaladı.    

  • “Derdimizi Seviyoruz, Şehrimizi Seviyoruz”

    “Derdimizi Seviyoruz, Şehrimizi Seviyoruz”

    Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Çorumlu Obası’nda gençlerle buluştu.  Başkan Aşgın, gençlerin talep ve önerilerini dinleyip, sorulara cevap verdi.

    Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, toplumun tüm kesimleriyle bir araya gelmeye devam ediyor. Başkan Aşgın bu kez Çorumlu Obası’nda gençleri ağırladı. Bu şehre hizmetkâr olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Başkan Aşgın “Bizim tek derdimiz şehrimize faydalı işler yapabilmek. Derdimizi seviyoruz şehrimizi seviyoruz” dedi.

    Gençlere tavsiyelerde bulunan Başkan Aşgın, başarıya giden yolun hedef koymak ve bu hedefler doğrultusunda çalışmaktan geçtiğini ifade eden Başkan Aşgın   “Mutlaka kendinize bir hedef seçin” dedi.  Başkan Aşgın gençlerden gelen sorulara da cevap verdi.

  • CHP’de, ‘Çözüm Masaları’ Oluşturuldu

    CHP’de, ‘Çözüm Masaları’ Oluşturuldu

    CHP Parti Okulu bünyesinde oluşturulan Çözüm Masası, Çorum’da da ilk toplantısını gerçekleştirdi.

    Parti Okulu bünyesinde oluşturulan Çözüm Masaları’nın çalışmalarını yürütmek üzere her ilde moderatörler atanırken, Çorum Moderatörlüğü’nü ise parti eğitmenlerinden geçmiş dönem İl Başkan Yardımcısı Kenan Özcan yürütecek.

    Sadece parti eğitmenlerinin görüş ve düşüncelerini almak için oluşturulan Çözüm Masası Çorum’da da ilk toplantısını gerçekleştirdi.

    CHP İl Binası Kemal Kılıçdaroğlu Toplantı Salonu’nda Parti Eğitmenleri Kenan Özcan, Aslan Kaya, Garip Özgür, Talip Karadeniz, Uğur Eke ve Burak Özten katılımıyla gerçekleştirilen Çözüm Masası’nda ilk olarak ‘Demokrasinin Gelişmesi’ konusu ele alındı.

    Toplantıya Uğur Demirer, M.Özkan Aslan ve Emine Özten de yazılı olarak görüş ve düşüncelerini ilettiği bildirildi.

    Türkiye genelinde parti programı hazırlanmasına katkı sunmak için

    başlayan çalışmaların 10 hafta süreceği bildirildi.

    Çözüm Masası’nın, her hafta Parti Okulu’nun gönderdiği konu hakkında çalışmalarını yapacağı belirtildi.

  • Çorum’da 2’nci OSB Bu Köye Kuruluyor

    Çorum’da 2’nci OSB Bu Köye Kuruluyor

    Çorum’da kurulması planlanan 2. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) için yer seçimi toplantısı gerçekleştirildi.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı personeli ve ilgili kamu kurumları temsilcilerinin katılımıyla Çorum Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda yapılan toplantıda, OSB alanı hakkında detaylı bilgiler verildi.

    Toplantıda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri, Çorum 2. OSB için yapılan yer seçimi çalışmalarına dair bilgi sundu.

    Alana ait haritalar, uydu görüntüleri ve dron fotoğrafları incelendi. Çorum Merkez Karahisar Köyü’nde bulunan yaklaşık 285 hektarlık ham toprak vasıflı alan, komisyon üyelerince değerlendirildi. İlgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin görüşleri alınarak yapılan değerlendirmeler sonucunda, alan oybirliği ile 2. OSB için uygun görüldü.

    Toplantı sonrası, söz konusu alan için gözlemsel jeolojik etüt raporu hazırlanmaya başlanacak. Ardından, kuruluş protokolü ile süreç sonuçlandırılacak.

    Çorum Merkez 2. OSB, Çorum- Ankara devlet karayolu üzerinde yer alan, %98 doluluk oranına ulaşan Çorum OSB’ye 40 km, %100 doluluk oranına sahip Merzifon OSB’ye ise 30 km mesafede bulunuyor.

    Ayrıca, Samsun-Amasya-Çorum-Kırıkkale demiryolu hattının da planlanan OSB alanına yakın bir bölgeden geçmesi öngörülüyor.

    Çorum’un coğrafi olarak Türkiye’nin ortasında yer alması ve ulaşım yolları üzerinde bulunması, bölgeyi yatırımcılar için cazip bir hale getiriyor.

    Başkent Ankara’ya yakınlık, hammadde temini ve üretimlerin pazarlanabilmesi açısından stratejik bir avantaj sunan alan, teşvik kanunlarının uygulanacak olmasıyla birlikte önemli bir yatırım merkezi haline gelmesi bekleniyor.