Etiket: çorum haberleri

  • “Özgür Şam, Özgür Kudüs’ün Anahtarıdır”

    “Özgür Şam, Özgür Kudüs’ün Anahtarıdır”

    Özgür-Der Çorum Şubesi’nin çağrısıyla toplanan müslümanlar, Gazze direnişini ve Halep’in Hama’nın Humus’un ve Şam’ın fethini selamlamak için Hürriyet Meydanı’nda buluştu.

    ‘Gazze’den Halep’e Direnen Mücahitlerle Beraberiz’ pankartı taşınan eylemde, ‘Halep’den Gazze’ye Direniş Her Yerde, Söyleyin Ölmedik Biz Daha, Hamas Filistin Halkının İradesidir Teslim Alınamaz, Hamas’a Selam Direnişe Devam, Direnişin İzzeti Diriltiyor Ümmeti! yazılı dövizler açıldı.

    ‘Katil İsrail, Filistin’den Defol, Müslüman Uyuma Kardeşine Sahip Çık, Nehirden Denize Özgür Filistin’ sloganları atıldı.

    Gazze ve Suriye mücadelesinin ayrılmaz bir bütün olduğu, katil Esed ve Baas rejimi nasıl yıkıldıysa, zalim İsrail’in de yıkılacağı ve tarihin çöplüğünde yok olacağı vurgulanan basın açıklamasını İbrahim Güleç yaptı.

    Basın açıklamasının ardından Hacı Ömer Bayram’ın yaptırdığı dua ile eylem sona erdi.

    İşte o açıklama:

    “Kalbi İslam coğrafyası ile atan değerli kardeşlerimiz; Bizler İslam coğrafyasının her toprağına ve her ferdine destek olacağız. Emperyalist kan emicilerin ve onların işbirlikçilerinin karşısında olduğumuzu belirtmek için buradayız. Suriye’deki onurlu mücadele nasıl zafere ulaştıysa, Allah’ın izniyle Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da da zafere ulaşacaktır. Gazze ve Suriye mücadelemiz ayrılmaz bir bütündür. Katil Esed ve Baas rejimi nasıl yıkıldıysa, zalim İsrail de yıkılacak ve tarihin çöplüğünde yok olacaktır.

    Bugün bu meydanda hem Gazze direnişini, hem de Halep’in Hama’nın Humus’un ve Şam’ın fethini selamlamak için bulunuyoruz. Öncelikli olarak; 430 güne yakındır Gazze’de dünyanın şimdiye kadar gördüğü en vahşi katliam devam ediyor. Resmî açıklamalara göre 55 bine yaklaşan şehit var. Ancak kayıpların maalesef bu sayıdan çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bu kayıpların her biri günlerce, aylarca gündem olmayı hak eden canavarlıklar dizisini andırmakta ve biz de dünyanın geri kalanı ile beraber bu canavarlık dizisini izlemek ile yüz yüzeyiz adeta.

    Tüm bu yaşananların insan özelliği taşıyan her canlının vicdanını harekete geçirmemesi düşünülemez. Zulmün zirveye çıktığı bu vasatta, Müslüman olarak kalmanın temel şartı, kardeşlerimize yapılan bu zulme karşı çıkmaktır. Aynı zamanda bu tutum, tüm zalimlerden beri olduğumuzu haykırmak ve ilan etmek anlamını da taşımaktadır.

    Gazze’deki kardeşlerimiz ağır bir imtihanla karşı karşıyalar. Onların bu imtihandan başarılı çıkması Rabbimizin katında büyük bir mükâfatla karşılık bulacaktır inşallah. Şu ana kadar dünyanın gördüğü en ağır zulme rağmen, zalimlere boyun eğmemeleri, içinde bulundukları ağır koşullara rağmen Allah’a hamd etmeyi ellerinden bırakmamaları bizim için de ne güzel bir örnekliktir. Bizler de kardeşlerimizin bu destansı mücadelelerine elimizden geldiğince desteğimizi; gerek sesimizle gerek dualarımızla gerekse infaklarımızla sürdürüyoruz. Bu zulüm sürdükçe biz de alanlarda olmaya devam edeceğiz inşallah.

    Gazze’deki kardeşlerimizin destansı mücadelesi yanında bir başka destansı mücadele de Suriye’de yaşandı ve sonuçta katil Esed rejimi devrildi. Aynı zamanda onu destekleyen İran ve Rusya da Suriye’de kaybettiler. İnşallah sırada emperyalist Amerika ve onun mayın eşeği PKK da Suriye’den sökülüp atılacaktır.

    Sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için bir milyona yakın mazlumun katledilmesinin, milyonlarca mazlumun yerlerinden edilmesinin hesabı soruldu. Buradan Suriye’nin Şam beldesinin yiğit evlatlarına selam olsun!

    Emperyalist Amerika’nın terör aparatı pyd/pkkya verdiği destekle küfrün coğrafyamızdaki kalesi olma yolundaki bu ve benzeri yapıların da hesabı mutlaka görülecek inşallah. Bu vesile ile gerek Gazze, gerekse Suriye ve dünya üzerinde zulmün devam ettiği diğer beldelerde mücadele eden kardeşlerimize Rabbimizden yakın bir zafer nasip etmesi için dua ediyoruz.

    Her zaman belirttiğimiz gibi, nerede zulme karşı onurlu bir mücadele varsa o mücadelenin yanında olduğumuzu ve bundan sonra da bütün varlığımızla olacağımızı buradan ilan ediyoruz. Bu konuda Maide Suresi 23. ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; ‘Ey iman edenler! Sabredin, kararlılıkta yarışın, düşmana karşı hazırlıklı olun (birbirinize dayanıp bağlanın), Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya ulaşabilesiniz.’

    Gazze’deki direniş hareketi bize diyor ki; Ey ümmetin onurlu fertleri! Bugün Filistin’de ve Suriye’deki direnişe omuz vermek, ümmetin birliği ve haysiyeti adına bir vecibedir. Aksa’nın ve Şam’ın özgürlüğü için yürütülen mücadelelere sahip çıkmak, ümmetin haysiyetini korumakla eşdeğerdir. Özgürlük ve adalet uğrunda, Siyonist çete, ABD ve ortaklarına; Rusya ve İran’a direnen mücahitler, yalnızca kendi davası için değil, tüm insanlık için direnmektedirler. Suriye’de nasıl mücahitler Allah’ın yardımıyla zafere ulaşmışlarsa çok yakında Gazze’deki mücahitlerimizin de zafere erişeceklerine inanıyoruz. Nasıl ki Baas diktası son bulduysa Siyonist zülüm de son bulacaktır..

    Türkiye’nin aslında Arap baharının önemli bir parçası olduğu; gerek Gazze direnişi gerekse Suriye zaferi ile daha da belirginleşmiştir. Türkiye hem devlet hem de toplum olarak zalim rejimlerin karşısında mazlumların yanında olarak tarihin doğru tarafında durduğunu göstermiştir. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhacirlerin yanında sonuna kadar durarak ahlaki ve İslami ilkelere uygun hareketiyle önemli bir örneklik sergilemiştir. Bununla beraber Suriye’de oluşan yeni durumda da Türkiye’nin çok önemli bir role sahip olduğu ve Suriye’nin yeniden yapılanmasında Türkiye’nin öncü rolünün önemini göz önünde bulundurmalıyız.

    İnanıyoruz ki, tarihte birçok kez olduğu gibi özgür Şam, özgür Kudüs’e giden yolun anahtarıdır. Şam ile Kudüs, Filistin ile Suriye toprakları Beytülmakdis’tir. Şam’ın kurtuluşu Kudüs’ün kurtuluşunun gören gözler için işaretidir. Kudüs’ün kurtuluşu ise tüm beşeriyet üzerindeki siyonist şeytani tahakkümün yıkılması ve tüm insanlığın kurtuluşu demektir. Şam ile Kudüs’ün kaderi birdir, tektir, ortaktır.

    Soykırıma karşı sessiz kalmak, yalnızca zalime güç vermek anlamına gelir. Mescidi Aksa’nın sesi, Biladu’şamın davası ve ümmetin sorumluluğu bizleri çağırmaktadır. Bu mücadelede bizlere düşen, tüm coğrafyamızda Allah’ın ismini yücelten direnişçilerin yanında dimdik durmak ve mazlumun sesini yükseltmektir. Çünkü, öncelikli olarak Gazze’de ki soykırım karşısında suskun kalanlar, tarihin, insanlığın ve en önemlisi Âlemlerin Rabbi’nin hesabından kaçamayacaklardır.”

  • eTwinning 15. Ulusal Konferansı Antalya’da Gerçekleştirildi

    eTwinning 15. Ulusal Konferansı Antalya’da Gerçekleştirildi

    Eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve dijital iş birliği projeleriyle Türkiye genelinde yüzlerce öğretmeni bir araya getiren eTwinning 15. Ulusal Konferansı, 10-12 Aralık tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi.

    Üç gün süren etkinliklerde öğretmenlerin hazırladığı yenilikçi projeler 30 stantta sergilendi. Türkiyenin farklı illerinden e twinning projesi kuruculuğu yapmış ve proje puanı en yüksek olan öğretmenlerin çağrıldığı etkinliklerde katılımcılara mesleki gelişimlerini destekleyecek, yeni ufaklar açan, eğitimde sürdürülebilir dönüşüm için ilham kaynağı olmayı hedefleyen çeşitli konferanslar verildi.

    Çorum’dan e Twinnig 15. Ulusal Konferansına katılan beş öğretmen konferanslar sonunda belgelerini aldı.

    Bilge Kağan Anadolu Lisesi İngilizce Öğretmeni Seher Altan Metin’in kurucusu olduğu “E Safety Heroes” projesi Ulusal Kalite Etiketi Ödülü, Avrupa Kalite Etiketi Ödülü ve Öğrenci Kalite Etiketi Ödülüne layık görüldü.

    Projenin Azerbaycan ortağı ise ‘E Safety Heroes” projesi ile ülkesinde yılın öğretmeni seçildi. Seher Altan Metin’in ortağı olduğu “What Stands Test Of Time” ve “The SimilaritiesAnd Differences” projeleri ise Ulusal Kalite Etiketi Ödülü aldı.

  • Öğretmen Akademilerinde Edebiyat Ziyafeti

    Öğretmen Akademilerinde Edebiyat Ziyafeti

    Çorum Öğretmen Akademilerinin misafiri olarak ilimize gelen Prof. Dr. Turan Karataş, Yazma Eserler Kütüphanesinde “Edebiyat ve Hayat Söyleşileri “başlıklı konuşmasında edebiyat ziyafeti sundu.

    Gerçekleştirdiği söyleşisinde ilk olarak “Geç Kalmak” adını verdiği okuma serüvenine değindi. Prof. Dr. Karataş, “Biz okuma yazmayı ne anaokulunda öğrendik ne de bizi okumaya sevk edecek bir yaşayış gördük. Kalemi, kitabı ve defteri dokuzyaşında gecikerek gittiğimiz ilkokulda tanıdık. Ben bir çiftçinin oğluyum. Evimizde kitap yoktu, eski bir Mushaf vardı duvarda asılı, onu da okuyan bilen yoktu” dedi.

    Prof. Dr. Karataş, ders kitapları dışında eline geçen ilk kitabın Kemalettin Tuğcu’nun bir hikaye kitabı olduğunu belirterek “Benim kuşağımdaki pekçok insan, okuma alışkanlığını Kemalettin Tuğcu’nun kitaplarıyla kazandı. Onu her okuyuşumda gözlerimden yaş akardı. Onun yazdıkları hep acıklı hikayelerdi. Yani sevdiğimiz kitaplar biraz bizi anlatan, içinde kendimizi bulduğumuz kitaplardı.” açıklamasında bulundu.

    Ortaokul yıllarında şiirle yüz yüze geldiğini söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Yaz aylarında biz babamla at arabasının üzerinde evden çayıra ve tarlaya bir saate yakın uzun yolcuklar yapardık. Babam türküler çığırırdı. Bizim yöremize ait Aşık Veysel’in, Ruhsati’nin türküleriydi bunlar. Kulağıma yerleşen bu ses benim yakamı hiç bırakmadı. Sonra bende giderek şiire meyleden bir gönülevi oluşmaya başladı” dedi.

    Kitap Okuyanlar ve Diğerleri Özellikle öğrencilerin mutlaka şiir ezberlemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Karataş, “Zihninizde dolaşan şiir, sizi kitaplara doğru sevk ediyor. Kitapları sevmeye başlayınca kitap sahibi olma tutkusu başlıyor. Kitap sahibi olmak da mutlaka okuma alışkanlığı kazandırıyor.” diye konuştu. Prof. Dr. Karataş, insanları ‘kitap okuyanlar ve diğerleri’ diye ikiye ayırdığını dile getirerek kendisinin Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne öğrenci olarak başladığı ilk yılda yüzlerce kitap okuduğunu belirtti ve “İnsan yaşadıkça okumanın da bir adabı ve üslubu olması gerektiğini anlıyor. Ancak yine de kitapla geçen zamanlar zayi olmuyor” dedi.

    “Okumak, insanoğluna bahşedilmiş en asil uğraşlardan biridir, ancak yazmak ondan daha asil bir uğraştır” Prof. Dr. Karataş, öğrencilerin gazete ve dergi almadan, hele edebiyat dergileriyle haşir neşir olmadan ne edebiyatın içine dahil olabileceklerini ne de okuyucu sayılabileceklerini söyledi.

    “Okumak, insanoğluna bahşedilmiş en asil uğraşlardan biridir, ancak yazmak ondan daha asil bir uğraştır.” diyen Karataş, “Ben yazıyı kağıda yazmanın asaletli ve karakterli bir davranış olduğuna inanıyorum. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin kitabın ve kağıdın egemenliğinin devam edeceğini düşünüyorum ve kitapsız bir dünyada yaşamanın mümkün olmayacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

    Zengin ve şahsiyetli bir hayat sürmek istiyorsanız kitap okumalısınız” Prof. Dr. Karataş, kitap okuma alışkanlığının kazanımlarından söz ederek şunları dile getirdi:

    “Zengin ve şahsiyetli bir hayat sürmek istiyorsanız, yalnızlıktan canınız sıkılmasın ve insanlardan başka dostlarınız da olsun diyorsanız, kendinize mahsus bir hayatınız ve kendi cümleleriniz olsun diyorsanız, başkalarına hayır demek istiyorsanız kitap okumalısınız.” İnsanlara gündelik tüketilen kitapları değil, asırlara meydan okuyan kitapları okumalarını tavsiye eden Prof. Dr. Karataş, bir kitabın elli yıldır okunuyorsa iyi bir kitap olduğunu, ancak iki yıl önce çıkmış ve bugün yoksa iyi bir kitap olamayacağını söyledi.

    Prof. Dr. Karataş, mutlaka okunması gereken kitaplarla ilgili olarak ise şunları söyledi: “Yunus Emre’nin şiirleri, Dede Korkut hikayeleri, Evliya Çelebi ve İbni Batuta’nın seyahatnameleri, Mevlana’nın Mesnevisi, Sadi Şirazi’nin Bostan ve Gülistanı, Mehmet Akif’in Sefahatini okumadan ölenlere acırım, bu kişiler bana anlamsız bir hayat yaşamış gibi gelirler.” Yazabilmek için mutlaka okumak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Karataş, “Yazmayı besleyen en büyük kanal okumaktır. Yazmak için dilin bütün imkanlarını bilmeli, bütün sınırlarını yoklamalı, kelime kadrolarını tanımalısınız” dedi.

    Eğitimin akabinde, dinleyenlerin sorularının yanıtlanmasının ardından Milli Eğitim Müdürümüz Cemil Çağlar’ın Prof. Dr. Karataş’a çiçek takdimi etmesiyle sona erdi. Programın akabinde  Prof Dr Turan Karataş Kitaplarını imzaladı.    

  • “Derdimizi Seviyoruz, Şehrimizi Seviyoruz”

    “Derdimizi Seviyoruz, Şehrimizi Seviyoruz”

    Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Çorumlu Obası’nda gençlerle buluştu.  Başkan Aşgın, gençlerin talep ve önerilerini dinleyip, sorulara cevap verdi.

    Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, toplumun tüm kesimleriyle bir araya gelmeye devam ediyor. Başkan Aşgın bu kez Çorumlu Obası’nda gençleri ağırladı. Bu şehre hizmetkâr olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Başkan Aşgın “Bizim tek derdimiz şehrimize faydalı işler yapabilmek. Derdimizi seviyoruz şehrimizi seviyoruz” dedi.

    Gençlere tavsiyelerde bulunan Başkan Aşgın, başarıya giden yolun hedef koymak ve bu hedefler doğrultusunda çalışmaktan geçtiğini ifade eden Başkan Aşgın   “Mutlaka kendinize bir hedef seçin” dedi.  Başkan Aşgın gençlerden gelen sorulara da cevap verdi.

  • CHP’de, ‘Çözüm Masaları’ Oluşturuldu

    CHP’de, ‘Çözüm Masaları’ Oluşturuldu

    CHP Parti Okulu bünyesinde oluşturulan Çözüm Masası, Çorum’da da ilk toplantısını gerçekleştirdi.

    Parti Okulu bünyesinde oluşturulan Çözüm Masaları’nın çalışmalarını yürütmek üzere her ilde moderatörler atanırken, Çorum Moderatörlüğü’nü ise parti eğitmenlerinden geçmiş dönem İl Başkan Yardımcısı Kenan Özcan yürütecek.

    Sadece parti eğitmenlerinin görüş ve düşüncelerini almak için oluşturulan Çözüm Masası Çorum’da da ilk toplantısını gerçekleştirdi.

    CHP İl Binası Kemal Kılıçdaroğlu Toplantı Salonu’nda Parti Eğitmenleri Kenan Özcan, Aslan Kaya, Garip Özgür, Talip Karadeniz, Uğur Eke ve Burak Özten katılımıyla gerçekleştirilen Çözüm Masası’nda ilk olarak ‘Demokrasinin Gelişmesi’ konusu ele alındı.

    Toplantıya Uğur Demirer, M.Özkan Aslan ve Emine Özten de yazılı olarak görüş ve düşüncelerini ilettiği bildirildi.

    Türkiye genelinde parti programı hazırlanmasına katkı sunmak için

    başlayan çalışmaların 10 hafta süreceği bildirildi.

    Çözüm Masası’nın, her hafta Parti Okulu’nun gönderdiği konu hakkında çalışmalarını yapacağı belirtildi.

  • Çorum’da 2’nci OSB Bu Köye Kuruluyor

    Çorum’da 2’nci OSB Bu Köye Kuruluyor

    Çorum’da kurulması planlanan 2. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) için yer seçimi toplantısı gerçekleştirildi.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı personeli ve ilgili kamu kurumları temsilcilerinin katılımıyla Çorum Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda yapılan toplantıda, OSB alanı hakkında detaylı bilgiler verildi.

    Toplantıda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri, Çorum 2. OSB için yapılan yer seçimi çalışmalarına dair bilgi sundu.

    Alana ait haritalar, uydu görüntüleri ve dron fotoğrafları incelendi. Çorum Merkez Karahisar Köyü’nde bulunan yaklaşık 285 hektarlık ham toprak vasıflı alan, komisyon üyelerince değerlendirildi. İlgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin görüşleri alınarak yapılan değerlendirmeler sonucunda, alan oybirliği ile 2. OSB için uygun görüldü.

    Toplantı sonrası, söz konusu alan için gözlemsel jeolojik etüt raporu hazırlanmaya başlanacak. Ardından, kuruluş protokolü ile süreç sonuçlandırılacak.

    Çorum Merkez 2. OSB, Çorum- Ankara devlet karayolu üzerinde yer alan, %98 doluluk oranına ulaşan Çorum OSB’ye 40 km, %100 doluluk oranına sahip Merzifon OSB’ye ise 30 km mesafede bulunuyor.

    Ayrıca, Samsun-Amasya-Çorum-Kırıkkale demiryolu hattının da planlanan OSB alanına yakın bir bölgeden geçmesi öngörülüyor.

    Çorum’un coğrafi olarak Türkiye’nin ortasında yer alması ve ulaşım yolları üzerinde bulunması, bölgeyi yatırımcılar için cazip bir hale getiriyor.

    Başkent Ankara’ya yakınlık, hammadde temini ve üretimlerin pazarlanabilmesi açısından stratejik bir avantaj sunan alan, teşvik kanunlarının uygulanacak olmasıyla birlikte önemli bir yatırım merkezi haline gelmesi bekleniyor. 

  • Sarmaşa’daki Hobi Bahçesine Rekor Ceza!

    Sarmaşa’daki Hobi Bahçesine Rekor Ceza!

    Çorum’da hobi bahçelerine cezalar yazılmaya devam ediyor. Son olarak da Sarmaşa’da bir kooperatife ait olan 74 hisselik hobi bahçesine 787 bin 447 lira idari para cezası kesildi.

    Vatandaşlar cezaya itiraz etmeye hazırlanırken, bir hobi bahçesi sakini bu alanın 1. sınıf sulak ekili tarım arazisi olmadığını ileri sürdü.

    Sarmaşa’da hala yeni yerlerin parsellenerek hobi bahçesi olarak satıldığını ifade eden vatandaş, “Neden bunlar engellenmiyor da bizim hobi bahçelerimize ceza yazılıyor. 3-5 meyve ağacı diktik, kaldı ki burası 1. sınıf sulak ekili tarım arazisi değil biz bu boş alanları değerlendirdik.” diye konuştu.

    Cezalara tepki gösteren bir başka vatandaş da hobi bahçelerinin ya baştan engellenmesi gerektiğini ya da mantıklı çözümler üretilmesi gerektiğini savundu.

  • Fatma Paşaoğlu’na Uluslararası Ödül

    Fatma Paşaoğlu’na Uluslararası Ödül

    Çorum Kızılay Kadın Kolları, Kırmızı Yelek Uluslararası Ödülü’ne layık görüldü.

    Başarılı çalışmalarıyla pek çok ödül ve takdiri Çorum’a kazandıran Kızılay Kadın Kolları Başkanı Fatma Paşaoğlu, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlen ödül töreninde, ödülünü teslim aldı.

    En başarılı kadın teşkilatı olarak seçilen Kızılay Çorum Kadın Kolları’nın başarısı tüm Çorumlular’ı gururlandırdı.

  • Çorum FK Amed’e Hazırlanıyor

    Çorum FK Amed’e Hazırlanıyor

    Trendyol 1. Lig’de mücadele eden Çorum FK, 16. hafta karşılaşmasında evinde konuk edeceği Amed Sportif karşılaşması için hazırlıklarını sürdürdü.

    Çorum FK, Trendyol 1. Lig 16. hafta karşılaşması için hazırlıklarına devam ediyor. Ligde 23 puan ile 7. sırada bulunan Çorum FK, 15 Aralık’ta Amed Sportif’i evinde konuk edecek.

    7 Aralık’ta Manisa FK’yı 1-0 mağlup eden Çorum FK, galibiyet serisini yakalayarak ligdeki yükselişini sürdürmek istiyor.

  • Bekiroğlu Amcasını Kaybetti

    Bekiroğlu Amcasını Kaybetti

    Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Rumi Bekiroğlu’nun amcası Mehmet Böçek vefat etti.

    Çorum’un sevilen simalarından Bekir Böçek’in kardeşi, Afra Düğün Salonları İşletmecisi Mustafa Bekiroğlu’nun amcası Mehmet Böçek hayatını kaybetti.

    Eskice Köyü’nde ikamet eden Mehmet Böçek’in cenazesi bugün öğle namazına müteakip Eskice Köyünde toprağa verilecek.