Etiket: çorum haberleri

  • Özsaçmacı’dan, Doğalgaz Zammına Tepki!

    Özsaçmacı’dan, Doğalgaz Zammına Tepki!

    İYİ Parti Çorum İl Başkanı Bekir Özsaçmacı, doğalgaza yapılan zamlara tepki göstererek, doğalgaza son 2 yılda yüzde 65 zam yapıldığını hatırlattı.

    Ekonomik krizle birlikte vatandaşların evine ekmek götürmekte zorlandığı günlerde elektriğe ve doğalgaza gelen zamlarla birlikte artık faturalarını da ödeyemez hale geldiğini kaydeden Bekir Özsaçmacı, bu arada esnafın alamadığı desteklere de doğalgaz zammı ile cevap verildiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin üzerinden 2,5 yıl geçtiğini vurgulayan Özsaçmacı, “Bu süreçte siyasetin ağırlık merkezleri de değişti. AKP’li yöneticiler olağanüstü bir Türkiye vaat etmişti. Hükümet sisteminin propaganda sürecinde dolardan, dış politikaya kadar her derde deva bir sistemden bahsetmişlerdi. Bunun merkezinde de iktidarı oluşturan koalisyon vardı. İktidarın tüm kadrosu da buna eşlik etti.

    Bir kısım belediyelerde su zammına tepki gösterildi ve hep birlikte tepki gösterdik. Aynı şeyi petrol ve doğalgaz zamları için de beklemekteyiz. Meclis’te doğalgaz ve elektrik zamlarını aşağı çekmek için tüm yolları denememize rağmen reddedildiğini hep beraber görmekteyiz. Her sıkıştıklarında uluslararası müdahaleler var ama petrol fiyatlarının rekor şekilde düştüğü zamanlarda bile petrole indirim olmadı. Zam olurken uluslararası müdahaleler, korkunç bir müdahale var, ama aşağı inince ne oluyor da inmiyor” dedi.

    Doğalgaz fiyatının indirilmesi bir yana fiyatlara 2 yılda yüzde 65 zam yapıldığını dile getiren İYİ Parti İl Başkanı Bekir Özsaçmacı, “Petrolün varili dolar bazında düşüş görmesine karşın bu zamların petrol fiyatları ile bir ilgisi yok. İşçiye, memura, emekliye yüzde 4 zam yapılırken, doğalgaza yüzde 65 zam yapılmasının vicdansızlık olduğunu görülmektedir. Ekonomik krizle birlikte vatandaş evine ekmek götürmekte zorlanırken, elektriğe, doğalgaza gelen zamla faturalarını da ödeyemez duruma gelmiştir” diye konuştu.

  • Boyraz, ‘28 Şubat’ı Unutturmayacağız’

    Boyraz, ‘28 Şubat’ı Unutturmayacağız’

    Çorum İmam Hatipliler Derneği (ÇORİMDER) Başkanı Ayhan Boyraz tarafından yapılan yazılı açıklamada; “28 Şubat darbesini unutmamak ve genç kuşaklara da unutturmamak her zaman çaba göstereceğiz.” denildi.

    Çorum İmam Hatipliler Derneği (ÇORİMDER), Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinin 24’üncü yılında yazılı basın açıklaması yaptı.

    “28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulunda (MGK) alınan kararlarla, hükümetin düşürüldüğünü ve milletin iradesine ipotek koyulmaya çalışıldığını belirten Boyraz, “O gün var gücümüzle darbeye nasıl direndiysek, aradan 24 yıl geçtikten sonra da darbecilerin bu isteklerinden hala vazgeçmediklerini biliyor ve her tür darbenin karşısında olduğumuzu deklare ediyoruz” diye konuştu.

    28 Şubat darbesini unutmamak ve genç kuşaklara da unutturmamak için her zaman çaba göstereceklerinin altını çizen Boyraz, açıklamada şu ifadelere yer verildi;

    “28 Şubat, kendisini halkın, milletin, ülke menfaatlerinin üstünde gören statükocuların kendi talepleri ve istekleri doğrultusunda yönetimi ve toplumu şekillendirme çabaları olarak ortaya çıktı. Bu kalkışma; kökünü inancımızdan, kültür ve medeniyetimizden aldığımız toplum kodlarımız ile oynayarak yeni bir toplum, yeni bir birey, yeni bir kimlik inşa etmenin de bir çabasıydı. Biz gizli ve açık olarak uygulanan bu planın farkında olarak karşısında durduk, dinimizi, inancımızı, kimli- ğimizi muhafaza ederek yaşamaya, toplum düzenimizi korumaya gayret ettik.

    Bu çaba aslında bugünün veya dünün çabası değil. Kendisini toplumun üstünde, ülkenin asıl sahibi olarak gören üsttenci, elit ve batı kaynaklarından beslenen bu anlayış; Tanzimat’tan beri hep bu ülkede eşik bekçiliği yaptı. İttihat ve Terakki ile başlayan, 31 Mart olaylarıyla devam eden ardından cumhuriyet döneminde gelişen başarıya ulaşmış ve ulaşmamış tüm darbeler bu çabanın bir ürünüydü. Maalesef 27 Mayıs darbesiyle devam eden bu kötü gelenek, arkasından 28 Şubatları, 15 Temmuzları getirdi.

    28 Şubat’tan 24 yıl sonra şu soruyu sormak ve hafızları tazelemek istiyoruz. 28 Şubat post modern darbesi kime veya kimlere karşı yapılmıştı? Milli, manevi değerlerine bağlı, inançları ile toplumda yaşamak, eğitim almak, iş hayatında var olmak isteyen, bir vatandaşlık görevi olarak sandık başına gidip oy kullanarak iktidara getirdiği hükümet tarafından yönetilmek isteyen insanımıza karşı yapılmıştı.

    Bu kitlenin içinde, imam hatip liselerinde okuyan gençlerimiz, başörtüsü ile üniversitelerde eğitim almak isteyen ve iş hayatına devam etmek isteyen kardeş- lerimiz de vardı. Gençlerimiz, o gün imam hatip ortaokullarının kapatılması ve liselerde katsayı uygulaması ile en temel haklardan biri olan eğitim hakkından mahrum oldular. Derslerine girmeye çalışırken, okullarının önünde eylem yaparken, polis zoruyla gözaltına alındılar, çatılardaki keskin nişancı tehdidine maruz kaldılar. Henüz 13-14 yaşındaki kız çocukları polis otobüslerine doldurularak şehirlerin en ücra köşelerine götürülüp bırakıldı.

    Genç kardeşlerimiz ise üniversitelerde başörtülü olarak okuyamadı, iş hayatına kamuda veya özel sektörde başörtülü olarak devam edemedi. Kamusal alan, hizmet alan-hizmet veren gibi sahte ve sonradan üretilmiş kavramlarla insanların iş hayatlarına son verildi, aile hayatları dağıldı. Öyle ki, hastanelerde tedavi olabilmek bile bir sorun haline geldi. Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla da namaz kılan, eşi veya ailesinde bir yakını başörtülü olan tüm ordu mensupları görevlerinden el çektirilip özlük hakları ellerinden alındı.

    Bugün dile getirildiğinde kulağa bir filmin senaryosu gibi gelen bu gelişmeler, o dönemde yüzbinleri, milyonları etkiledi. Toplumsal barış, huzur ve refah bozuldu. İyiye giden ekonomi, hem hükümete darbe yapılması, hem bankaların içinin boşaltılması hem de toplumsal barışın bozulmasıyla tepetaklak oldu. Yaşananların faturasını ise her zaman olduğu gibi yine gerilim ve kaos ortamıyla, ekonomik yansımalarıyla millet ödedi.

    Biz biliyoruz ki, darbeciler dün olduğu gibi bugün de planlarından vazgeçmedi. Planlarını gerçekleştirebilmek için en ufak bir boşluk, en ufak bir güçsüzlük ve acziyet anını bekliyorlar. Bunu, 15 Temmuz hain darbe girişimi, Gezi olayları ve üniversiteye atanan rektör bahane edilerek gerçekleştirilen Boğaziçi eylemleri açıkça ortaya koymuştur.

    28 Şubat’ı, o gün yaşanan kıyımları, haksızlıkları unutmadık, unutturmayacağız. Genç kuşaklarımız ülkenin yakın tarihini bilsinler, ibret alsınlar ve bu karanlık planlara karşı her an uyanık olsunlar diye elimizden geleni yapacağız.

    Biz, ülkemize, milletimize, gençlerimizin ferasetine ve yarınların güçlü Türkiye’sine güveniyoruz.”

  • ‘Darbecilerin Düzenekleri Tepelerine Çöktü’

    ‘Darbecilerin Düzenekleri Tepelerine Çöktü’

    Memur Sen İl Temsilcisi Tekin Çınar, darbelerin, toplumları ve ülkeleri kontrol altında tutmak için geliştirilen emperyalist düzenekler olduğunu belirtti.

    28 Şubat postmodern darbesinin yıldönümü nedeniyle basın açıklaması yayınlayan Tekin Çınar, “Darbeler, hangi söylemi kullanılırsa kullanılsın, hangi bahaneye dayandırılırsa dayandırılsın, teorisi ve pratiğiyle emperyalist bir kurgudur. Bu kurguyu oluşturan, onu baskı ve şiddetle hayata geçiren cunta ve benzeri yapılar, millete, milletin iradesine ve o iradeden neşet etmiş tüm kurumlara, kurallara ve kavramlara düşmandır. 28 Şubat, emperyalist düzenek olma vasfını bütün yönleri ve yöntemleriyle ortaya koyması, baskı-dayatma-zulüm bağlamında sınır tanımaması, el koyup yönetmek yerine engel olup yönettirmemek perspektifiyle “postmodern darbe” olarak tanımlanması gibi özellikleriyle önceki darbelerden farklıdır” dedi.

    Memur-Sen olarak, kendilerini milletin ve iradesinin üstünde görenleri, milletin tanklarını “demokrasiye balans ayarı” çekmek için kullananları millet düşmanı ve emperyalist uşağı olarak kodladıklarının altını çizen Çınar, “Postmodern darbeye, mevzuatına, uygulamalarına ve müktesebatına karşı ilk günden bugüne 24 yıl boyunca, alanlardan mahkeme salonlarına her zeminde mücadele ettik. Bu mücadelenin sivil toplum olmanın, emek mücadelesi vermenin yüklediği doğal sorumluluklar olduğunu kabul ettik ve bu gerçeğin altını çizdik. Evet, darbenin üzerinden tam yirmi dört yıl geçti. O dönemde ikna odaları kuranları, üniversite kapılarına turnike koyduranları, başörtülü kızlarımıza şiddet uygulayanları ve cuntanın yanında ve emrinde hazırolda durup milli iradeye, demokrasiye ve hürriyete yönelik taciz suçlarına ortak olanları unutmadık, unutmayacağız da. 28 Şubat fiilleri ve failleriyle birlikte; millet yönüyle hak-hukuk-adalet kavramlarını ayaklar altına alma hadsizliğinin, devlete bakan tarafta ise bütçe imkanlarını talan etme yolsuzluğunun “ana eylem” olarak benimsendiği vesayet terörü iklimini benimsemiş ve hakim kılmıştır. Bu süreçte, müesses nizamın taşeronlarının, aslında, talan siyasetini son verenlere, bunun da ötesinde “talan bu düzenin doğal soncudur” diyerek, başka bir yol, başka bir dünya mümkündür fikrini kuvveden fiile çıkaranlara karşı ne kadar tahammülsüz olduklarını gösterdi.

    Direnen adam Prof. Necmettin Erbakan Başbakanlığında kurulan 54. Hükümetin oluşturduğu düzenekle, sistemin kaçaklarını bulup, borç faiz denkleminden beslenen bezirgan ekonomisine darbe indirdiğini ve nihayet battı diyerek komprador sermayeye peşkeş çekilmeye hazırlanan KİT’leri kara geçirdiğini bir kere daha hatırlamak gerekiyor. Müesses nizama göre bu politikalar büyük suçtur ve suç ne kadar büyükse ceza da bir o kadar büyüktür. Nihayet, o kara kışın oluşturduğu iklimin açtığı yaralara hala sızlamaktadır.

    Bu iklim sayesinde, ülkesinin insanlarına ve onların inançlarına yönelik “yıkıcı kin” stratejisine dayanan ve “zorbalık” taktiğini kullanan vesayet düzeneği hızla kuruldu ve acımasızca kullanıldı. Anadolu insanının, irfanının ve mayasında mündemiç imanının iktidara gelmesinin oluşturduğu şuursuz intikam hırsıyla işletilen bu düzenek; “ceberrut devletin dayanağı” ve “vesayet uygulamalarının üretim ağı” oldu. Bugünden geçmişe baktığımızda, “irtica bin yıl sürerse 28 Şubat da bin yıl sürecektir” söylemiyle millete namlu doğrultan cuntacıların milletin verdiği imkanları istismar ederek elde ettikleri kirli güç ve bu kirle inşa ettikleri kibir kuleleri; milletin ortaya koyduğu emsalsiz direnç ve Anadolu’yu medeniyet coğrafyasının umudu haline getiren kadim bilinçle bizatihi; millet tarafından yerle yeksan edildi.

    Bin yıllık vesayet rüyaları, milletin ferasetiyle kabusa döndü, düzenekleri tepelerine çöktü. Millet; hem sorumluluk hem de iradeyi ele aldı. Sonrasında ise darbecilere ve vesayetçilere yargı eliyle yaptıklarının hesabını sordu. Vesayet düzeneği ve düzenlemeleri ortadan kaldırıldı, düzeneğin faillerinden 21’i müebbet hapisle cezalandırıldı. Öte taraftan, irtica söylemiyle kılıfladıkları gerekçelerle ihraç edilenlerin, istifaya zorlananların göreve yeniden başlamalarına, açıkta geçen süreleri çalışmış gibi sayılmalarına, başörtülü olarak görev yapmalarına yönelik her biri takdiri hak eden düzenlemeler yapıldı.

    Güne ve yarına dair sorunlar giderildi, ne var ki, geçmişteki kayıplar giderilmedi, vesayet döneminin verdiği zararlar tazmin edilmedi. Bir başka husus da şudur: irtica söylemiyle açılan ve cunta karşısında hazırolda duran hakimlerin verdikleri mahkeme kararlarının da yok hükmünde sayılması gerekir. Zira söz konusu mahkeme kararları, “millet adına” değil “esareti altında oldukları vesayet adına” verildi. İdarenin vesayet altında olduğunu, yürütmeye yönelik vesayet uygulandığını kabul edip yargı alanında bu vesayetin olmadığını düşünmek, kabul etmek, 28 Şubat’ı küçültmek, darbe gerçeğini küçümsemek olur. 28 Şubat’ın mağdurlarının haklarını tahkim, hukukunu tanzim ve zararlarını tazmin etme iradesi; adaletin gereğidir, medeniyetin gereğidir, inancın, izanın, ahlakın ve hukukun gereğidir.

    Ve bu irade, 28 Şubat’ın faillerini mahkum etme iradesinden daha az önemli değildir. Memur-Sen ailesi olarak diyoruz ki, adaletsizliği bitirecek, adaletin varlığını hissettirecek, vesayet mağdurlarının, 28 Şubat mazlumlarının hukukunu inşa edecek, haklarını ihya, itibarlarını iade, zararlarını tazmin edecek kararlar, kararnameler, kanunlar yürürlüğe koymak “mazlum ve mağdurlara karşı borcumuz” ve “tarihe ve geleceğe karşı ortak sorumluluğumuzdur” diyerek açıklamasını tamamladı.

  • “Eğitim Camiası Komple Aşılanmalı”

    “Eğitim Camiası Komple Aşılanmalı”

    Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, eğitim camiasının öğretmeninden hizmetlisine komple aşılanmadan yüz yüze eğitimin başlamaması gerektiğini savundu.

    Ülkemizin 1 yıldır içerisinde bulunduğu ve büyük sıkıntılar çektiği Covid-19 virüsüne karşı aşılama çalışmalarının büyük önem taşıdığının altını çizen Tahtasız, ilköğretim okullarında ve üniversitelerde yüz yüze eğitim başlamadan önce öğretmen, hizmetli, servisçi, kantinci, yemekhaneci, güvenlikçi, taşeron işçi gibi eğitimin tüm paydaşlarının birinci ve ikinci faz aşılarının yapılması gerektiğini bildirdi.

    Eğitim camiasının komple aşılanmadan başlanacak bir yüz yüze eğitimin toplum sağlığını riske atabileceğini dile getiren Tahtasız, pozitif vakaların durmak bilmediği ülkemizde aşılama çalışmalarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.

    Okul öncesi eğitim kurumları ve köy okullarında yüz yüze eğitime başlandığını, bugünlerde de anasınıflarının, ilkokulların ve 8. sınıflar ile 12. sınıfların mekân ve zaman açısından kademeli bir biçimde açılacağının duyurulduğu hatırlatan Tahtasız, okulların açılmasının büyük bir nüfus hareketliliğine neden olacağını, olası bir sıkıntıya meydan vermemek için eğitim sektörünün komple aşılanması gerektiğini ifade etti.

  • Çerikci, Esnafın Sorunlarını İletti

    Çerikci, Esnafın Sorunlarını İletti

    Çorum Hitit Esnaf Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Başkanı Erdoğan Çerikci ve yönetim kurulu üyeleri Çorum Valisi Mustafa Çiftçi’yi makamında ziyaret etti.

    Ziyaret sırasında Başkan Çerikci’ye Başkan vekili Mehmet Murat İlter, Yönetim Kurulu Üyeleri Elvan Şen, Ersan Özdemir ve Kooperatif Müdürü Cemil Eker eşlik etti.

    Sosyal medyada hakkında çıkan haberler için Vali Mustafa Çiftçi’ye desteklerini ileten Çerikci, Çorum esnafın pandemi dönemindeki karşılaştığı sıkıntılar hakkında bilgi verdi.

    Kendilerini kabul ettiği için Vali Çiftçi’ye teşekkür eden Çerikci, ayrıca heyete gösterdiği ilgi ve alakadan dolayı da memnuniyetlerini dile getirdi.

    Makamında ağırladığı başkan ve üyelerle tek tek tanışan Vali Çiftçi, ihtiyaç ve sorunları dinleyerek, görüş ve düşüncelerini paylaştı.

    Kendisinin de bir esnaf çocuğu olduğunu belirten Vali Mustafa Çiftçi, esnafın sorunlarının çözümü noktasında gerekenleri yapmak için çalışmalar yapacaklarını söyledi.

    Samimi sohbet havasında geçen ziyaret sonrası Çorum Hitit Esnaf Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Başkanı Erdoğan Çerikci Vali Çiftçi’ye tablo takdiminde bulundu.

  • ING’den 3 Ay Ertelemeli Esnaf Destek Kredisi

    ING’den 3 Ay Ertelemeli Esnaf Destek Kredisi

    ING Bank Şube Müdürü Serhat Gültaktı, Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ÇESOB)’u ziyaret ederek, bankalarının esnaf ve sanatkarlara yönelik kredi kampanyaları hakkında Birlik Başkanı Recep Gür’ü bilgilendirdi.

    ING Bank olarak, nakit sıkıntısı çeken esnaf ve sanatkarların her zaman yanında olduklarını ifade eden Serhat Gültaktı, en uygun kredi veren banka olduklarını söyledi.

    Müşterilerine 3 ay ertelemeli ihtiyaç kredisinin yanı sıra en uygun konut ve araç kredisi sunduklarını kaydeden Gültaktı, “Esnaf ve sanatkarlarımıza özel 3 ay ertelemeli, 1.45’ten başlayan cazip faiz oranları ile Esnaf Destek Kredisi ING Bank Çorum Şubemizdedir. Başvurularınızı www.ing.com.tr’den yaptığınızda onay alanlar şubemize davet edilmektedir” dedi.

    Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren ÇESOB Başkanı Recep Gür ise, içinde bulunduğumuz bu zor süreçte esnaf ve sanatkarların yanında oldukları için ING Bank yetkililerine teşekkür etti.

  • ‘Akşam Olmasın’ Diye Dua Ediyorlar!

    ‘Akşam Olmasın’ Diye Dua Ediyorlar!

    Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Kavakçayı Köyü Sakızçayı Mahallesi, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda elektrik sorunu ile boğuşuyor.

    Sakızçayı Mahallesi, heyelan riski nedeniyle devlet tarafından D-100 karayolu kenarında bulunan Kavakçayı Köyü’nün yanına taşınmıştı. Yeni evlerine kavuşmanın sevincini yaşayan mahalle sakinlerinin bu mutluluğu ise kısa sürdü.

    17 hanelik mahallenin tek sorunu kaldı o da elektrik. 1 yıldır elektriksiz yaşayan mahalle sakinleri yetkililerden yardım istedi.

    Yetkili mercilere defalarca kez başvurmalarına rağmen 1 yıldır elektrik sorunu çözülemeyen mahalle sakinlerinin artık sabır taşı ise çatladı.

    Yaşlı ve insülin hastaları gibi çok sayıda hastanın elektrik yokluğundan mağdur edildiğini vurgulayan mahalle sakinleri, “Sosyal devlet anlayışı gereği devletimizden bir an önce bu konuya el atmasını bekliyoruz” dediler.

  • ‘Mağdurlar Görülmeli Haklar Ödenmeli’

    ‘Mağdurlar Görülmeli Haklar Ödenmeli’

    Memur-Sen Kadınlar Komisyonu, 28 Şubat darbesinin 24. yılında 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması düzenledi.

    Memur Sen Çorum Kadınlar Komisyonu Başkanı Nurhan Yıldırım, 28 Şubat darbesinde milletin iradesinin ve egemenliğinin, çoğunluğu kadın olmak üzere kamu görevlilerinin emeğinin, ekmeğinin, hak ve özgürlüğünün gasp edildiği ifade ederek, “28 Şubat zihniyetinin tarihin çöp sepetinde gerçek anlamda yerini alması sadece faillerinin mahkûm edilmesiyle değil mağduriyetlerin telafisi, zararlarının tazminiyle mümkün olabilir.” dedi.

    Komisyon olarak öneri ve taleplerini ileten Yıldırım, açıklamasında şunları dile getirdi: “6 milyon kişi hukuksuz fişlemelerle sakıncalı ilan edildi. Binlercesi haksız soruşturma ve kovuşturmalarla mahkûm edildi. Öğrenciler okullarından, kamu görevlileri memuriyetten, işçiler işlerinden ihraç edildi. Şirketler yeşil sermaye kumpasıyla ekmeklerinden edildi. Bin yıl sürecek iddiasına karşı millet 7 yılda darbecilerin heveslerini kursaklarında koydu. Türkiye’de bir ilk olarak darbecilere ve vesayetçilere yargı eliyle yaptıklarının hesabı soruldu. Darbecilerden 21’i müebbet hapisle cezalandırıldı. Tedricen de olsa, vesayet düzeni ve düzenlemeleri bütün yasaklarla birlikte ortadan kaldırıldı. Küçümsenmesi imkânsız bir biçimde, 28 Şubat döneminde ihraç edilen kamu görevlilerinin açıkta geçirdikleri sürelerin çalışılmış sayılmasına, kazanılmış hak aylığında ve emekli müktesebinde değerlendirilmesine yönelik düzenleme yapıldı. Belirtilen dönemde kendileri tarafından ödenen primlerin iadesi gerçekleştirildi.

    ‘HÂLÂ MAĞDURİYETİ SÜREN İNSANLAR VAR’

    Kadın çalışanların başörtülü olarak görev yapmalarına, kız öğrencilerin eğitimin tüm safhalarında okula başörtüsüyle gidebilmelerine yönelik düzenlemeler yapıldı. Bu çalışmaları değerli buluyor, takdir ediyoruz. Fakat yeterli bulmuyoruz. Çünkü hala mağduriyeti süren insanlar var. Hala geçmişteki kayıplar telafi, zararlar tazmin edilmedi. Brifingli yargının neden olduğu mağduriyetler tam olarak giderilmedi. 28 Şubat mağdurlarının haklarını tahkim, hukukunu tanzim ve zararlarını tazmin etme iradesi; adaletin, aklın, inancın, ahlakın gereğidir. Ve bu irade, 28 Şubat’ın faillerini mahkûm etme iradesinden daha az önemli değildir. Doğru olan; adaletsizliğin maliyetine katlanmak değil, adaletin maliyetini karşılamaktır. Bir tek kişi dahi dışarda kalmaksızın herkesin hakkının tastamam verilmesi için en yüksek düzeyde çabanın ve hassasiyetin gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu hassasiyeti göstermek; mazlum ve mağdurlara karşı borcumuz, tarihe ve geleceğe karşı ortak sorumluluğumuzdur.

    ÖNERİ VE TALEPLERİMİZ

    Memur-Sen Kadınlar Komisyonu olarak, münhasıran ele alınıp ortak çalışma yapılması teklifiyle öneri ve taleplerimizi kamuoyunun ve yetkililerin ilgisine sunuyoruz: Vesayet dönemindeki haksız-hukuksuz cezaların affedilmesi yerine yok hükmünde kabul edilmesi düzenlemesi yapılmalı, mağdurların haklı oldukları, özgürlüklerinin ve onurlarının ihlal edildiği ortaya konulmalı, hukuki kapsamda iade-i itibar yapılmalı, Haklarında verilen idari kararlar ile idari yargı kararlarına yönelik hukuki yollara başvuru nedeniyle yapılan giderler, ödenen ücretler güncellenmek suretiyle ilgililere ödenmeli, Adli ve idari soruşturma ve kovuşturmalarla taciz edilmeleri dolayısıyla mağdurlara manevi tazminat ödenmeli, Eğitim hakkından mahrum edilenlerin maddi ve manevi zararlarını belirlemeye yönelik komisyon oluşturulmalı, komisyon tarafından yapılan çalışma sonucunda belirlenecek kişilere vesayet tazminatı ödenmeli, Dönem soruşturmalarıyla başörtüsü başta olmak üzere inanca dair hassasiyetleri nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılanların açıkta geçen sürelere ilişkin maaşları, ücretleri, diğer mali ve sosyal hakları kendilerine emsalleri esas alınarak hesaplanmalı ve güncelleme yapılarak kendilerine ödenmeli ve zararları karşılanmalı, Mağdurların zararların karşılanmasına yönelik kamu bütçesinden karşılanan tutarlar, 28 Şubat darbesinin asli ve fer’i iştirakçilerine rücu edilmeli ve millet adına kendilerinden tahsil edilmeli, Söz konusu dönemde eğitim hakları gasp edilenlerin kamuda istihdamlarını sağlamak için durumlarına ve mezuniyetlerine uygun kadrolar-pozisyonlar ihdas edilmeli, Görevlerine son verilmesine, devlet memurluğundan çıkarılmalarına bağlı olarak farklı sosyal güvenlik kurumlarıyla ilişkilenerek emekli olmak durumunda kalanların emekli ikramiyesi ile emekli maaş kayıpları hesaplanmalı ve ödenmeli, emekliliklerine ilişkin hukuki konumları düzeltilmeli, Af, göreve dönüş veya sosyal güvenlik primlerinin ödenmesi ve iadesi gibi iş ve işlemlerle ilgili olarak hak düşürücü süre ve/veya zaman aşımı süresi uygulanmamalı, söz konusu iş ve işlemler ilgililerin başvurusuna ihtiyaç olmaksızın doğrudan tesis edilmelidir. Bunların suhuletle ve hakkaniyetle gerçekleştirilmesi için sivil toplum örgütlerinin de paydaşı olduğu bir kurul veya komisyon kurulmalıdır. 28 Şubat zihniyetinin tarihin çöp sepetinde gerçek anlamda yerini alması sadece faillerinin mahkûm edilmesiyle değil mağduriyetlerin telafisi, zararlarının tazminiyle mümkün olabilir. 28 Şubat’ın bin yıl süreceği iddiasında bulunanların heveslerini kursaklarında bırakan millet iradesi ve inancı; mağdurların hukukunu koruyan, haklarını sağlayan, zararlarını karşılayan iradeyi de kayda ve hayata geçirecektir. Bu iradenin tesisi ve teşkilinde yetkili ve ilgili herkesi sorumluluk almaya çağırıyoruz.

  • ‘Savaş Davulunun Sesi Çok Çıkar’

    ‘Savaş Davulunun Sesi Çok Çıkar’

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Çorum Merkez İlçe Başkanı Ertan Eliaçık, hiçbir kişi veya siyasal kurumun vazgeçilmez olmadığını vurgulayarak, “DEVA iktidarı yakındır” dedi.

    İktidarın yolun sonuna geldiğini, kendilerinin de iktidara yürüdüğünü ifade eden Eliaçık, şu açıklamayı yaptı: “Gerçeğin yerini boş abartı, gerçek dışı yalan yanlış söz, tutum ve davranışlarla, milleti oyalama taktiğiyle, dikkatleri başka tarafa çevirerek zamanın doldurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Çünkü can yakıcı doğrular, gerçekler, ülkeyi yöneten yöneticilerin hoşuna gitmiyor, işine gelmiyor. Bunun bedelini de ne yazıktır ki, ülke olarak çekiyoruz. Hâlbuki hakikatin, doğrunun, gerçeğin doğuracağı adalet ve sonuç inanıyoruz ki demokrasi, atılım, huzur, refah, emniyet ve kalkınmadır. Bugünün yöneticileri kendilerini de aldatarak, zafer sarhoşluğu edasıyla, halkla kendi aralarına ördükleri duvarla, kirli saltanatlarını sürdürmeye çalışsalar da yolun sonuna gelindiğinin farkındadırlar.

    Beyhude çıkışları, kullandıkları dil, oynadıkları çirkin oyunlar, kul hakkına uzattıkları elin bedelinin ağır yükü altına düşecekleri mukadderdir. Hiçbir kişi veya siyasal kurum vazgeçilmez değildir. Geçmişte kendilerini vazgeçilmez gibi görenlerin hepsinin isimleri bugün kabristanların mezar taşlarında okunmaktadır.

    Milletimize sunduğumuz yeniçağın, partimiz programıyla, liyakatli kadrolarımızla, ilkesel sağlam alt yapımızla, sürekli eğitilen teşkilatlarımızla, birlik ve beraberliğimizle, karamsarlığa, ümitsizliğe asla yer vermeyecek şekilde oyunun kurallarıyla, onurlu ve haysiyetli duruşumuzla iktidara yürüyor, yürüyeceğiz inşallah. Unutmamamız gerekir; tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz… Genel Başkanımız Ali Babacan’ın önderliğinde güçlü kadrolarımızla, DEVA Partisi olarak tarlada izimiz, harmanda da yüzümüz vardır. DEVA iktidarı yakındır.”

  • Yeni Mezarlıklar Müdürlüğü Binasının Temeli Atıldı

    Yeni Mezarlıklar Müdürlüğü Binasının Temeli Atıldı

    Çorum Belediyesi, Mezarlıklar Müdürlüğü için yeni bir projeyi hayata geçiriyor. Ulu Mezarlık yanında yapımına başlanan Mezarlıklar Müdürlüğü binası için temel atma töreni düzenlendi.

    Mezarlıklar Müdürlüğü binası, morg, gasilhane ve taziye alanları ile önemli bir ihtiyaca cevap verecek.

    Çorum Belediyesi, doğumdan ölüme her alanda Çorum halkına hizmet sunmaya devam ediyor. Vatandaşların en zor günlerinde yanında olup onlara destek olmak amacıyla daha önceden cenaze defin işlemlerini tamamen ücretsiz hale getiren Çorum Belediyesi, cenaze yakınlarına kolaylık sunmak amacıyla önemli bir eksikliği daha gideriyor. Ulu Mezarlık alt kapısının hemen yanında bulunan alana yeni Mezarlıklar Müdürlüğü binası inşa ediliyor.

    Mezarlıklar Müdürlüğü’nün temel atma törenine Vali Mustafa Çiftçi, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Erhan Akar, CHP İl Başkanı Mehmet Tahtasız, MHP İl Başkanı Agah Karapıçak, İl Genel Meclisi Başkanı Osman Günay, Çorum Esnaf Odaları Birliği Başkanı Recep Gür ve davetliler katıldı.

    Törende konuşan Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Mezarlıklar Müdürlüğü binasıyla ilgili bilgiler verdi. Başkan Aşgın, bina içerisinde vatandaşların defin işlemleri öncesinde kullanabilecekleri morg, gasilhane ve taziye alanlarının yer alacağını belirterek “Cenaze yakınları, definle ilgili tüm işlemlerini daha kolay yapabilecek.” dedi.

    Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın konuşmasının ardından kurban kesimi yapılarak dualarla temel atma töreni gerçekleştirildi.

    3 bin 223 m2 arsa üzerine inşa edilecek yeni Mezarlıklar Müdürlüğü, 2 kattan oluşacak. Bina içerisinde 6 adet ofis oda, toplam 46 kişilik 2 adet bekleme odası, 40 kişilik taziye odası ve 14 adet morg kabini ile bay ve bayanlar için ayrı olmak üzere iki adet gasilhane bulunacak.