Etiket: Destekliyoruz

  • ‘Gençlere Yönelik Tüm Projeleri Destekliyoruz

    ‘Gençlere Yönelik Tüm Projeleri Destekliyoruz

    AK Parti MKYK Üyesi ve Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, her zaman amatör kulüplerinin destekçisi olmaya devam edeceğini söyledi.

    AK Parti Milletvekili ve MKYK Üyesi Ahmet Sami Ceylan, İskilipgücü Eğitim Kültür Sanat Gençlik ve Spor Kulübü yönetimini TBMM çalışma ofisinde ağırladı.

    İskilipgücü Eğitim Kültür Sanat Gençlik ve Spor Kulübü yöneticileri 20’nci kuruluş yıldönümlerini Milletvekili Ceylan ile birlikte kutladılar.

    Ziyarete İskilipgücü Eğitim Kültür Sanat Gençlik ve Spor Kulübü Başkanı Nihat Armutçu’ya  Yönetim Kurulu Üyeleri Bahadır Telli, Mehmet Demirci ve Mustafa Hakkı eşlik etti.

    Milletvekili Ceylan, amatör spor kulüplerinin Türkiye’de sporunun yükünü samimice omuzlayan ve sporun gelişimi için özveri ile çalışan camia olduğunu kaydetti.

    Türkiye’nin son 20 yılda sporda çok önemli bir noktaya geldiğini vurgulayan Milletvekili Ceylan, “AK Parti olarak bir devrimi gerçekleştirdik. Bunda şüphesiz ki Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın derin vizyonu, sporcu kişiliği, spora ve sporcuya verdiği değer çok önemli yer tutuyor. Tesis altyapısının mükemmeliyetini görüyoruz. 20 binlerden 10 milyonu aşan sporcu sayısı var. Faal sporcu sayısında da 2 milyonu aştık. Bunlar, yarınlarımız adına ümit verici gelişmeler. 20 yılda hükümet olarak 10 bine yakın spor tesisi yaptık. Bu tesisler ve imkanlar bu milletin evlatları içindir”dedi.

    Gençlere yönelik hazırlanan tüm projelere destek vermeye devam edeceklerini belirten Milletvekili Ceylan, “İskilipgücü Spor Klubünün 20. yılına istinaden özel yaptırdıkları taraftar forması hediyeleri için teşekkür ediyorum. Hep beraber çocuklarımız ve gençlerimiz için daha çok hizmetler yapmaya devam edelim” diye konuştu.

    İktidarlarının 2021 yılında spor kulüplerine 61 milyon lira nakdi yardım yapıldığını belirten Ceylan, bu yardımların 2022 yılında da artarak devam ettiğini söyledi.

    Kulüp Başkanı Armutçu, ”Hoş sohbet, kulübümüzle ilgili güzel duygu ve düşünceleri, destek ve yardımları için Sayın Milletvekilimize şükranlarımızı sunuyoruz. Allah’a şükürler olsun ki Ankara’da böyle değerli hemşehrilerimiz, gönül dostlarımız ve ağabeylerimiz var” şeklinde konuştu….

  • ‘Gıda Güvenliğini Destekliyoruz’

    ‘Gıda Güvenliğini Destekliyoruz’

    Türkiye’nin Değirmen İhracatı Lideri Alapala, dünya un günü’nde artan temel gıda talebine ve gıda güvenliğine dikkat çekiyor.

    Hızlı nüfus artışı, küresel çapta yoğun gıda talebini de beraberinde getiriyor.Alapala, temel gıda ihtiyacının karşılanması ve dünyanın her yerinde kullanıcıların güvenli gıdaya ulaşabilmesi için sorumluluk alarak ARGE yatırımlarını hijyen odaklı ve verimli çözümler üzerinde odaklıyor.

    Hızlı nüfus artışı ile ivmelenen şehirleşme oranları dünyanın bir çok farklı bölgesinde gıdaya erişim sıkıntısını ve güvenli gıda üretimi ile ilgili sorunları öne çıkarıyor. Temel gıdaların başında gelen tahıllara talep hızla artarken dünyanın lider değirmen üreticilerinden Alapala,AR-GE ekibi ile birlikte endüstrinin ihtiyaçlarını karşılayacak verimli değirmen tesislerive makinalar üretmeye odaklanıyor.Alapala kurduğu anahtar teslim değirmen projelerinde, prosesin tasarımından devreye alınmasına kadar tüm aşamalarda operasyonel verimliliği artırırken,hijyen odaklı yaklaşımı ile makine ve tesis tasarlamaya devam ediyor.

    Alapala GrupCEO’su Görkem Alapala, 20 Mart Dünya Un Günü kapsamında artan gıda güvenliği sorununa dikkat çekerek düşüncelerini şöyle ifade etti; “Alapala olarak dünyanın ihtiyaçlarına çözüm üretmenin sorumluluğunun bilincindeyiz. 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 9.7 milyara ulaşması ile birlikte gıda talebi hızla artacak ve gıda güvenliği yoğun olarak konuştuğumuz bir konu olacak. Artan talebi karşılamak ve gıda güvenliğini sağlamak için ARGE ekibimiz,odağında hijyen olan, verimli ve üretken çözümler üzerinde çalışıyor. Türkiye’de ürettiğimiz teknolojiyi dünyanın farklı yerlerinde insanlığın en temel gereksinimlerini karşılamak için dünyaya ulaştırmaktan gurur duyuyoruz. Alapala olarak gıda güvenliğinin öneminin bilinci ile dünyanın farklı bölgelerinde anahtar teslim un, irmik ve mısır değirmeni kurarak ithal gıda ihtiyacını azaltıyor ve gıda güvenliğini destekliyoruz.”

    Alapala kurduğu tesisler ve ödüllü makinalarıileham madde alımı, depolama, temizleme ve un paketleme aşamaları gibi kritik aşamalarda güvenliğin sağlanması için her türlü hijyen önlemini alıyor. Hijyeni ön planda tutarken geliştirdiği proses iyileştirmeleri ile tesislerin verimliliğini de artırıyor.

    Gıda zincirinin tüm aşamalarında, tarladan sofraya güvenliğin sağlanması için gıda güvenliği bilinci ile Alapala, üretim, işleme ve depolama sırasındaki kayıpları azaltacak etkin sistemler kurarken, gıda güvenliğinde sürdürülebilirliği sağlayacak teknolojileri geliştiriyor.

    Alapala Hakkında:
    1954 yılına kurulan Alapala Makina,Alapala Grubunun en eski ve en bilinen firmasıdır. Değirmencilik sektöründe dünyanın önde gelen firmalarından biri olan Alapala Makina, yüksek teknolojili üretim tesislerinde ileri teknoloji değirmen makinaları üretmektedir. Üretiminin yüzde 95’ini ihraç eden ve “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” arasında yer alan Alapala Makina, her kapasitede anahtar teslim tesisler kurmaktadır. Firmanın; Almanya, Fransa, İtalya ve ABD gibi gelişmiş sanayi ülkeleri dâhil, dört kıtada 120’den fazla ülkede kurduğu çok sayıda anahtar teslim fabrika referansı bulunmaktadır.

  • “Cacabey İsminin Verilme Önerisini Destekliyoruz”

    “Cacabey İsminin Verilme Önerisini Destekliyoruz”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Çorum İl Başkanı Agah Karapıçak, Genel Başkanları, Devlet Bahçeli’nin Türkiye Uzay Ajansı’nın “Göğe bak, Ay’ı gör” sloganıyla duyurduğu uzaya bilim insanı gönderme proje isminin “Cacabey” olması yönündeki önerisinin son derece isabetli olduğunu söyledi.

    Cacabey’in Selçuklu Devleti döneminde Kırşehir’de kendi ismiyle anılan medresede Gökbilim araştırmaları yapmış önemli bir bilim insanı, aynı zamanda devlet adamı olduğunu hatırlatan Karapıçak, ayrıca döneminde bütün resmî yazışmalarını Türkçe olarak yaptığını Türkçe’nin Devlet Dili olarak yerleşmesinde de önemli katkılar sağladığını kaydetti.

    13.yy da Gökbilim alanında çok ciddi araştırma ve elde ettiği sonuçlarla bilim tarihinde de mümtaz bir yere sahip olduğunu belirten Karapıçak, “Bu özellikleriyle tarihimizin parlak yıldızlarından biri olan Cacabey’in Genel Başkanımız tarafından Astronot kelimesinin yerine kullanılması önerisi, tarihi bir derinliğe, milli bir anlayışa dayanmaktadır. Aynı zamanda Bilge Liderimizin bu önerisi bilim insanlarımıza, bilime meraklı gençlerimize, gücünü şanlı maziden alan aydınlık bir atiyi kurma ödevidir. Bu uğurda gençlerimizi yüreklendirme ve teşvik etme hamlesidir” dedi.

    Kendileri için Türk Vatanının her beldesinin ve şehrinin değerli olduğunun altını çizen Karapıçak, Cacabey’in doğduğu topraklardan ziyade yaptığı hizmetlerin anlam ve muhtevasının öneminin büyük olduğunu ifade etti.

    Cacabey’in İskilip doğumlu olduğunu kaydeden Karapıçak, “Medresesi ile Kırşehir’de bilimsel çalışmalarını yapmış ve Kırşehir’le anılıyor olsa da tarihi kaynaklarda İskilip İlçemizde doğmuş olduğunun bilgisi bizim için son derece anlamlı ve önemlidir. Bu nedenle, böyle bir değeri gençlerimizin tanıması ve örnek alması için İskilip İlçemizde Belediye Meclisimizce de uygun görülen, içerisinde gözlem evininde olacağı, adına yakışacak bir yere Cacabey ismi verilecektir” diye konuştu.

    Cacabey’in Lider Ülke Türkiye hedefi için sembol isimlerden birisi olduğuna işaret eden Karapıçak, “Bu vesile ile gençlerimizin milli teknoloji hamlesine güç katmalarını, meraklarını ve öğrenme arzularını diri ve canlı tutmalarını öneriyoruz. Gençlerimizi birer Cacabey olmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

  • ‘Bisiklet Yolları Girişimini Destekliyoruz’

    ‘Bisiklet Yolları Girişimini Destekliyoruz’

    Hidak Bisiklet Topluluğu Kurucusu Gürkan Yağmur Çorum’da bisiklet kullanımının yaygınlaşmasını sağlayan adımları desteklediklerini söyledi.

    Çorum Belediyesi’nin bisiklet yolu uygulamalarını bu kapsamda takdirle takip ettiklerini ifade eden Yağmur, “Konuyla ilgili endişelerin yersiz olduğuna inanıyoruz. Zira bisiklet yollarının hayata geçmesiyle kaybeden olmayacak, bilakis herkes faydalanacaktır” dedi.

    “Bu kapsamda çift sıra parklar nedeniyle trafikte dakikalarca beklemek zorunda kalan sürücüler ve dükkânlarının önünü işgal eden araçlardan dert yanan esnafımız, bisiklet yollarıyla birlikte rahat bir nefes alacaktır” diyen Yağmur, konu ile ilgili yaptığı açıklamasına şöyle devam etti; “Sözün özü, ÇORBİS gibi başarılı projeler sayesinde kazanan Çorum olacaktır.

    Bisiklet yollarının faydasının kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için uygulamanın tam anlamıyla hayata geçirilmesi hususunda sabırlı olunması gerektiğini düşünüyoruz.

    Ambulans ve itfaiye aracı geçişlerinde sürücülerin yanaşabileceği bisiklet yolları, akülü araç kullanan engelliler için de güvenli bir ulaşım hattı olacaktır.

    Bisiklet kullanımının son yıllarda büyük oranda arttığı Çorum’da, Gazi ve İnönü başta olmak üzere tüm caddelerin bisiklet yoluna kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz.

    Bisikletin bir eğlence aracı olmadığının, Çorum’da belli-başlı ulaşım vasıtaları arasında yer aldığının unutulmamasını arzu ediyor, bisiklet sporuna olan ilginin artması açısından da bu alandaki çalışmaların büyük önem taşıdığını belirtmek istiyoruz.

    Çorumlu bisiklet tutkunları olarak, bisiklet yolları konusunda atılacak adımların her daim yanında olacağımızı vurgularken, yetkililerden bu husustaki çalışmaları bir an önce tamamlamalarını ve kamuoyunu aydınlatmalarını bekliyoruz”

  • “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” Kampanyasını Destekliyoruz

    “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” Kampanyasını Destekliyoruz

    Diyanet-Sen Çorum Şube Başkanı Ali Yıldız, Din görevlilerinin “Vefa Sosyal Destek Hizmetleri”nde yaşlılarla, hasta ve yardıma muhtaç ailelere yaptıkları hizmetlerle takdir topladığını söyledi.

    Yıldız, yaptıkları bu manevi fedakârlıkların yanında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Biz bize yeteriz Türkiyem” dayanışma çağrısına da süreç bitinceye kadar her ay maaşlarından bağış yapacaklarını ifade etti.

    İnsani ve İslami bir görevi ifa etmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
    Diyanet-Sen Çorum Şube Başkanı Ali Yıldız, “Tüm dünyayı saran korona virüs nedeniyle ülke olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Valilik, kaymakamlıklarımız, belediye ve sağlık çalışanlarımızla, jandarma ve emniyet mensuplarımız, diğer kurum ve kuruluşlarımızla, Din görevlilerimiz ve muhtarlarımız bu zor süreçte vatandaşlarımıza üstün bir gayretle hizmet etmektedirler. Özellikle sağlık çalışanlarımızın fedakârlığı takdire şayandır. Din görevlisi hocalarımız Çorum ilimizde Valilik ve İlçelerimizde Kaymakamlıklarımıza bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında ‘65 Yaş Vefa Sosyal Destek Grubu’ hizmetlerinde fiilen görev alarak, iyilik elçileri olmuşlardır. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş Hocamızın talimatıyla il ve ilçe müftülerimizin koordinesinde tüm din görevlilerimiz de görev yaptıkları camilerin mahallinde yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlarımız ve yardıma muhtaç ailelerimizle gece gündüz demeden irtibat kurarak, birçok ihtiyaçlarına bizzat kendileri yardımcı olmakta, olamadıklarını da ilgili makamlara iletmektedirler. Çalan bir telefonla veya evlerinin kapısından gelen bir sesle din görevlilerimizin sesini duyan vatandaşlarımızın gözlerindeki mutluluk ışıltıları meslektaşlarımıza haz vermekte, insani bir görevi ifa etmenin mutluluğunu yaşatmaktadır” dedi.

    Toplumu ayrıştırıcı yorumlar yapılmaktadır.

    Vatandaşların asli ihtiyaçlarının karşılanmasında her türlü fedakârlığı gösteren din görevlilerinin, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Biz bize yeteriz Türkiyem’ dayanışma çağrısına da gönülden destek verdiklerini kaydeden Yıldız, Büyük MEMUR-SEN ailesi olarak ilk etapta 2.000.000 TL (İKİ MİLYON) bağışta bulunduk. “Din görevlilerimiz de Nisan ayı itibariyle süreç sona erinceye kadar her ay kendi maaşlarından da bağışta bulunacaklardır. Bu kadirşinas fedakârlıklarından dolayı tüm meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Korona virüsün kendilerine bulaşma riskine rağmen, vatandaşa hizmeti ön plana alarak, hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen din görevlilerimizin, diyanetimizin aleyhine birtakım çevrelerce basın yayın yoluyla, sosyal medya aracılığıyla küstahça yorumlar yapan,toplumu ayrıştırıcı paylaşımlarda bulunan, Rabbini ve haddini bilmeyen bazı insan müsveddeleri, bütün dünyanın virüsle mücadele ettiği şu zorlu dönemde: “150 bin imam bir doktor etmez”deseler de Her zaman en başta doktorlarımızı alkışlayan din görevlileri olmuştur” dedi.
    Ali Yıldız devamla..Doğumumuzda kulaklarımıza ezan ve kamet okuyarak adımızı koyan, öldüğümüzde bizi temizleyip,namazımızı kıldırdıktan sonra dualarla ebedi aleme uğurlayan, nişanımızda, nikahımızda ve düğünümüzde yanıbaşımızda olan, her ihtiyaç duyduğumuzda ilk imdadımıza koşan yine din görevlilerimiz olmuştur.
    15 Temmuzda selalarla hainleri bozguna uğratan yine din görevlileri olmuştur. Mihrapta en önde yer aldığı gibi korona virüsle mücadelede de bütün riskleri göze alarak yine en önde yer almıştır.

    Peki bizim gözbebeğimiz ve baş tacımız olan din görevlilerimize kimler dil uzatıyor? Umrecilerimizi, virüsün sebebi gibi kimler lanse ediyor? Hangi yaratıklar bundan rahatsız olur?

    Elbetteki bu sualin cevabı, bu aziz milletin içinde coronavirüsten daha tehlikeli olarak bulunan ve milletimizin dini ve milli değerleriyle doku uyuşmazlığı yaşayan geni ve kanı bozuk, cibilliyetsiz -sünnetsiz olan insan müsveddeleri olacaktır.

    Bugün de yine ayetleri alaya alanlar gibi camilerden yükselen dualara Amin diyecek yerde alkış tutunlar da aynı insanlardır..

    Din görevlilerimiz her verilen görevi seve seve yerine getirmiştir ve getirmeyede devam edecektir..

    Bizler bu çevreleri yüce Rabbimize havale ediyor, milletimizin takdirine arz ediyoruz.” diye konuştu.

    Büyük bir imtihandan geçtiklerini ifade eden Yıldız, açıklamasını şöyle tamamladı: “Hayat adeta durmuş, birçok insan hastalığın pençesine düşmüş, birçokları hayatını kaybetmiş, birçokları işini, aşını kaybetmiş, birçokları da yaşadığı sıkıntılardan çaresiz kalarak, büyük bir endişenin içerisine düşmüştür. Yarının ne olacağını hiçbirimiz bilemiyoruz. Dün olduğu gibi inşallah bugün de bu zor süreci hep beraber yüce Rabbimize olan inancımızla, yarınlarımızdan umutlarımızı kesmeden ülkemize ve milletimize olan sadakatimizle aşacağız. Bizler din görevlileri olarak, her zaman olduğu gibi bu zor süreçte de devletimizin yanında, milletimizin hizmetindeyiz. Vatandaşlarımızın alınan tedbir kararlarına uymalarını, zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamalarını, sosyal mesafeye dikkat etmelerini ifade ediyor, salgın nedeniyle vefat eden vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, salgına maruz kalanlara da acil şifalar diliyoruz.
    Sahada mücadele veren tüm meslek gruplarına dahil kardeşlerimize şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

  • “Harekatı Destekliyoruz”

    “Harekatı Destekliyoruz”

    Memur-Sen Çorum İl Temsilcisi Ali Yıldız, Fırat’ın doğusuna yönelik yapılacak “barış pınarı” askeri harekatı ile emperyalizmin taşeronluğunu yapan PKK/PYD terör örgütünün süpürülerek bölgenin asıl sahiplerine teslim edilmesinin amaçlandığını söyledi.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Fırat’ın doğusunda yuvalanmış terör örgütlerini temizleyerek güvenli bölge oluşturmak amacıyla “barış pınarı” askeri harekatını başlatma kararı aldığının altını çizen Yıldız, terörü bitirecek olan bu harekatı desteklediklerini kaydetti.

    “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları ile emperyalizmin oluşturmak istediği terör koridorunun önünü kesen devletimiz, Fırat’ın Doğusuna yönelik bu harekatla, emperyalizmin taşeronluğunu yapan PKK/PYD terör örgütünü süpürerek bölgeyi asıl sahiplerine teslim etmeyi amaçlamaktadır” diyen Yıldız’ın açıklaması şöyle:

    “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarında olduğu gibi devletimiz, Barış Pınarı Harekatını da uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak gerçekleştirmektedir. Suriye ile 911 km sınırı olan Türkiye’nin, hemen güneyinde emperyalizmin stratejileri doğrultusunda hareket ederek huzur ve güven ortamına musallat olan taşeron terör örgütleriyle mücadelesi uluslararası hukuktan kaynaklanan en tabii hakkıdır.

    On bin kilometre öteden gelerek sözde kendi güvenliği için bölgeleri ateşe verenlerin ve ona karşı sessiz kalanların, yine onların taşeronlarının oluşturdukları güvenlik sorununu bertaraf etmek için harekete geçen Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı, gerek içerideki lejyonerlerin gerekse dışarıdaki emperyalizmin aparatçığı konumundaki yapıların söylemlerinin hiçbir kıymeti ve önemi yoktur.

    Öte yandan; emperyalist ülkelerin, rejimin ve terör örgütlerinin ürettikleri şiddet dalgası sonucu yurtlarını terketmek zorunda kalan milyonlarca insanın yaşadığı trajedi karşısında üç maymunu oynayanların, Türkiye’nin mülteci sorununa ilişkin getirdiği önerileri, içi boş cümlelerle, yaptıkları açıklamalarla savuşturduklarına da hep birlikte şahit olduk. Bu yüzden; 4 milyonu aşkın mülteciyi ülkesinde barındıran Türkiye’nin, bu konuda ürettiği çözümü, sahada uygulama girişiminin ilk ayağı olan terörü süpürmek ve şiddeti durdurmak için başlattığı operasyona yönelik yapılan ve her neresinden bakarsanız bakın kaynağı dezenformasyon olan ve yalana dayalı açıklamaların hiç bir hükmü yoktur.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yetkilileri her zemin ve şartta “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız” açıklaması yapmaktadır. Fakat, hiçbir değeri tanımadan insanları katleden, şehirleri yerle bir ederek Suriye’yi insansızlaştıran stratejilerin emperyalist mimarlarının ve gerçekleştirdiği her sınır dışı operasyonla birlikte Türkiye’yi “işgalci” diyerek karalayanların sözleri her defasında boşa düşmektedir. Kaldı ki, milletimizin de devletimizin de hafızasında Suriye Arabıyla, Kürdüyle Türkmeniyle, Nusayrisi, Sünnisiyle kardeşlerimizin yurdudur.Bu noktada ABD Başkanı Trump’ın, köksüz ve histerik bir söylemle Türkiye’yi ekonomi ile tehdit ederek harekatın sınırlarını çizme çabası ancak ve ancak hadsizlik olarak değerlendirilebilir.

    Dünyanın birçok bölgesini ateşe vermiş ABD’nin başkanı, “Türkiye, benim büyük ve emsalsiz bilgeliğimle sınırları aşmak olarak değerlendirdiğim bir şey yaparsa, Türk ekonomisini yıkıp ve yok edeceğim (daha önce yaptım)” diyerek ancak ve ancak nevzuhur bir anlayışın yetersizliğini ortaya koymuştur. Zira, Türkiye Cumhuriyeti, her ne şartta olursa olsun savaşta ve barışta tarihin derinliklerinden tevarüs ettirdiği geleneğe bağlı kalmayı azmetmiş bir devlettir. Onun için her gittikleri yerde bozgunculuk çıkaranların, terör örgütleriyle iş tutanların, hatta terör örgütlerine binlerce tır silah ve mühimmat yardımı yapanların tehditleri de boş hükmündedir.

    Bütün bunlardan hareketle; büyük MEMUR-SEN ailesi olarak emperyalizmin taşeron terör örgütlerinin eliyle toza dönüştürmek istediği toprakların, yeniden sahipleriyle buluşması için devletimiz tarafından gerçekleştirilecek “Barış Pınarı Harekatının” yanında durduğumuzu belirtmek isteriz.”