Etiket: Filistin

  • “Sosyalizm ve Filistin” Söyleşisi Gerçekleştirildi

    “Sosyalizm ve Filistin” Söyleşisi Gerçekleştirildi

    Filistin Atölyesi ve Bilinçli Gençlik Topluluğu yetkilileri tarafından 7 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen “İdeolojiler ve Filistin Paneli” sonrasında, ideolojilerin daha geniş bir biçimde söyleşiler serisi ile ele alınacağı duyurulmuştu. Bu kapsamda gerçekleştirilen ilk söyleşi Dr. Fatih Sami Özakyol’un moderatörlüğünü üstlendiği ve Serkan Erden’in konuştuğu “Sosyalizm ve Filistin” etkinliği oldu.

    Sosyalizm ve Filistin Söyleşisi

    Çorum Kültür Merkezi’nde yapılan etkinliğe, Filistin Atölyesi müdavimleri ve öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği görüldü. Sosyalizmin Filistin konusundaki hassasiyetine vurgu yaparak söyleşiyi başlatan Dr. Özakyol ardından sözü konuşmacı Serkan Erden’e verdi.

    Erden söyleşiye şu şekilde başladı: “Filistin meselesi ile sosyalistlerin ilişkisini Lenin’in 1903 yılında kaleme aldığı “Yahudi Proletaryasının Bağımsız Bir Siyasi Partiye İhtiyacı Var mı?” adlı makaleye kadar götürmek mümkündür. Lenin, bu makaleyi yazarak BUND’un (Yahudi İşçileri Genel Birliği) milliyetçiliğine karşı çıkmış ve Siyonizm ile olan bağlantısını sert bir şekilde eleştirmiştir. Lenin’in 1903 yılında başlattığı ve savaş olarak nitelendirdiği bu durum, kendisinden sonra gelen birçok klasik Marksist ve sosyalisti de etkilemiştir. Bunlar arasında Stalin, Karl Radek, Otto Bauer, Rosa Luxemburg, Karl Kautsky, Troçki, Martov, Zinovyev ön plana çıkan kişilerdir. Adı geçen kişiler de Lenin’in hem BUND’la olan mücadelesini sahiplenmişler hem de Siyonizmle mücadele etmişlerdir.”

    Ardından, “Sovyetler Birliği’nin kurulmasından sonra bu anlayış devam etmiştir.” Diyen Serkan Erden konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Lenin’in ölümünden sonra Sovyetlerin başına geçen Stalin de Siyonizmle arasına mesafe koymuştur. Ancak II. Dünya Savaşı’nın çıkması Sovyetlerin politikalarında da bazı değişikliklere neden olmuştur. Bu politika değişikliği sonucunda Antifaşist Yahudi Komitesi oluşturulmuş ve bu komite aracılığıyla Yahudilerle ve Siyonistlerle çeşitli ilişkiler geliştirilmiştir. Bu ilişkilerin bir sonucu olarak 1948 yılında ilan edilen İsrail Devleti’ni Sovyetler Birliği tanımakta tereddüt etmemiştir.”

    “Özellikle 1956 yılındaki Süveyş Krizi’nden sonra Sovyetler Birliği İsrail ile arasına mesafe koymuş ve Arapları destekler bir pozisyona geçmiştir. 1964 yılında Filistin’de kurulan FKÖ’yü ise en çok destekleyen ülke Sovyetler olmuştur.”

    “FKÖ’nün 1968 yılında Karame Direnişi’ni göstermiş olması ise hem dünya sosyalist hareketinin hem de Türkiye sosyalist hareketinin ilgisinin bu örgüte yönelmesini sağlamıştır. 1968 yılından sonra Türkiye devrimci hareketlerine mensup kişiler peyderpey Filistin kamplarına giderek hem gerilla eğitimi almış hem de Filistinlilerle birlikte İsrail’e karşı savaşmıştır. Filistinlilerle gösterilen bu dayanışma sırasında otuz sekiz Türkiyeli devrimci yaşamını yitirmiştir. İlk ölüm 1969 yılında (Mustafa Çelik) gerçekleşirken son ölüm 1995 yılında (Semih Özal) gerçekleşmiştir.”

    “1968 Kuşağı devrimcileri ile 1978 Kuşağı devrimcileri arasından üç ile beş bin kişinin Filistin kamplarına giderek eğitim aldığı iddia edilmektedir. Özellikle 1980 Askeri Darbesi’nden sonra Türkiye’de illegal olan kırk üç örgüt, üyelerini Filistin kamplarına taşımıştır.”

    Serkan Erden söyleşisini “Daha sonraki süreçte de sosyalistlerin Filistin’e destekleri sürmüş, bugün de devam etmektedir. Hem dünya çapında hem de Türkiye’de sosyalistlerin ABD-İsrail emperyalizmine karşı mücadeleleri Filistin’in yanında olunarak devam etmektedir.” Cümleleri ile bitirdi. Ardından soru ve cevap faslına geçildi ve söyleşi sona erdi.

    Filistin Atölyesi’nin yaptığı açıklamaya göre “İdeolojiler ve Filistin” söyleşi serisi toplam 7 hafta sürdürülecek. Program takvimi şu şekilde planlanmıştır.

    28 Nisan 2026: Liberalizm ve Filistin,

    5 Mayıs 2026: Feminizm ve Filistin,   

    12 Mayıs 2026: Muhafazakârlık ve Filistin

    19 Mayıs 2026: Milli Görüş ve Filistin

    26 Mayıs 2026: Milliyetçilik ve Filistin

    2 Haziran 2026: Çevrecilik ve Filistin

    Bu söyleşiler sonrasında ayrıca tüm konuşmacıların ve moderatörlerin katılacağı “söyleşilerin genel değerlendirilmesinin yapılacağı” bir panelle “İdeolojiler ve Filistin” etkinlikleri sonuçlandırılacaktır. 

  • “Bir Şey Söyler Filistin”

    “Bir Şey Söyler Filistin”

    Filistin Atölyesi ve Hitit Üniversitesi Bilinçli Gençlik Topluluğu işbirliği ile Çorum Kültür Merkezi’nde  düzenlenen “Bir Şey Söyler Filistin: Kendi Filistin’ini Anlat” anabaşlığını taşıyan paneller dizisi devam ediyor. Bu hafta ikincisi düzenlenen panelde Ayhan Boyraz moderatörlük yaptı. Konuşmacılar ise siyaset bilimi doktorantı Muhammed Rafi Zwak ve öğretmen Cengiz Mutlu’ydu.

    Filistin’i Görmek Nasıl Mümkün Olur

    İlk konuşmacı olan Cengiz Mutlu, Filistin topraklarını sadece bir coğrafya değil, tarih ve inançla yoğrulmuş bir “emanet” olarak gördüğünü belirterek kendi çektiği fotoğraflar eşliğinde, “Filistin’i Görmek Nasıl Mümkün Olur” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Sunumda paylaştığı karelerle Mutlu, mabetlerin sarsılmaz vakarı ile zulmün soğuk gölgesi arasındaki keskin çelişkiyi göstermeye çalıştı.

    Mutlu’ya göre “Kudüs’te çekilen her fotoğraf iki farklı dünyayı bir araya getiriyor. Bir yanda Mescid-i Aksa, Kubbetü’s-Sahra ve El-Halil’in sunduğu manevi huzur, diğer yanda ise bu kutsal mekanların hemen yanı başında yükselen “utanç duvarları” ve “kontrol noktaları” yer alıyor.” Konuşmada “bu duvarların sadece beton değil, hayatları bölen birer ayrılık simgesi olduğunun” altı çizildi.

    Cengiz Mutlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Beton blokların gölgesinde kalan yıkılmış evlerin sızısı, bölgedeki adaletsizliğin en somut belgesi olarak nitelendirilebilir. Kadraja giren her görüntü, köklü bir geçmiş ile askeri bir soğukluğun çatışmasını barındırıyor. Binlerce yıllık zeytin ağaçlarının toprağa tutunan direnişiyle, o ağaçların gölgesinde bekleyen askerlerin yarattığı çelişki, Filistin halkının sabrını ve direnişini simgeliyor. Objektifimi bu topraklara her çevirdiğimde, taşların dile geldiğini hissediyorum. Paylaşılan görsellerin sadece birer manzara değil, bitmeyen bir umudun belgesidir. Filistin’de bulunmak bir davaya şahitliktir.  Çekilen her kare, bu haklı davanın sesini duyurmak için bir araca dönüşmektedir.”

    Mutlu konuşmasını, “Filistin’in özgürce fotoğraflandığı ve mabetlerin sadece huzurla dolduğu günlere olan inancını” vurgulayarak bitirdi.

    Bir Filistinliye Duvar ve Taş ne Anlatır?

    İkinci sırada söz alan Muhammed Rafi Zwak “Bir Filistinliye Duvar ve Taş ne Anlatır?” başlığını taşıyan konuşmasına, “Orta Doğu’nun kalbinde yükselen devasa beton bloklar, sadece yolları değil, hayatları da birbirinden koparmaya devam ediyor.” Sözleri ile başladı. Zwak, “bir tarafta devasa duvarlar diğer tarafta ise küçük taşlar olduğunu ve bugün bölgedeki zulmün duvar ile direnişin ise taşlarla sembolize edildiğini” belirtti ve sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Yüzlerce kilometre uzanan ve gökyüzüne meydan okuyan bu duvarlar, bölge halkı için sadece birer inşaat projesi değil, “ayrılığın kendisi” olarak nitelendiriliyor. Haber kaynaklarından alınan bilgilere göre, bu duvarlar nedeniyle anneler çocuklarına ulaşamıyor, öğrenciler okullarına geç kalıyor ve hayatlar keskin birer çizgiyle ikiye bölünüyor. Betonun soğuk yüzü, sadece fiziksel bir engel değil, aynı zamanda duran hayatların ve parçalanmış ailelerin sessiz tanığı olarak yükseliyor. Ancak bu devasa beton yığınlarının karşısında, bir o kadar küçük ve basit bir nesne yükseliyor: Taş. Bir Filistinli çocuğun elindeki taş, çaresizliğin değil, aksine en zor koşullarda bile vazgeçmemenin ve direnişin en sade hali olarak görülüyor. Dolayısıyla duvar varsa, taş da vardır. Her engel, kendisine verilecek cevabı da beraberinde getirmektedir.”

    Konuşmasının sonunda Muhammed Rafi Zwak, “Filistin halkının mücadelesini simgeleyen bu karşıtlıkta, taşın anlamı boyutundan çok daha büyüktür. Bölge sakinleri ve aktivistler, duvarlar ne kadar yüksek olursa olsun, onlara karşı duran bir iradenin her zaman var olacağını ifade ediyorlar. Bir gün ‘Filistin özgür olacak’ inancıyla beslenen bu direniş, betonun soğukluğuna karşı insanın sarsılmaz umudunu temsil etmektedir.” Diyerek sözlerini tamamladı.

  • “Filistin ve İdeolojiler” Paneli Düzenlendi

    “Filistin ve İdeolojiler” Paneli Düzenlendi

    Filistin Atölyesi ve Hitit Üniversitesi Bilinçli Gençlik Topluluğu tarafından organize edilen panelde 6 farklı ideolojinin Filistin konusundaki tutumu değerlendirildi. Çorum Belediyesi Turgut Özal Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik öğrencilerin yanı sıra farklı sivil toplum kuruluşları mensupları ve Çorum halkı tarafından da ilgi gördü.

    Panele Filistin Atölyesi üyesi ve Hitit Üniversitesi Bilinçli Gençlik Topluluğu danışmanı Prof.Dr. Metin Uçar’ın açılış konuşması ile başlandı. Uçar, Amerika ve İsrail’in başı çektiği ve tüm dünyaya zarar veren emperyalist saldırganlığa dikkat çekti ve hepimizin bu tehlike karşısında aynı gemide olduğunu vurguladı. “Farklı ideolojilerin bir araya gelerek bu tehlike karşısında birlikte hareket etmesinin hepimizin yararına olacağı bilinci ile bu etkinliğin planlandığı”nı söyledi. Uçar, “Siyonistler ve emperyalistler Filistin konusunu gündemden düşürmek istiyorlar hatta yapılan her etkinliği küçümsüyor ya da önemsizleştiriyorlar. Gazetede çıkan haberlerin ve sosyal medya paylaşımlarının altına siyonist tezlerle olumsuz yorum yapıyorlar. Bu durum her etkinliğin önemli bize anlatmaktadır. Onun için Filistin meselesini gündemden düşürmemeliyiz.” Diyerek konuşmasına son verdi. Ardından Panele geçildi.

    Paneli Hitit Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğretim üyesi Prof.Dr. Hakan Reyhan yönetti. Reyhan, Panele başlarken “Filistin konusunda yaşanacak konsensüsün önemine dikkat çekti ve bu konsensüsün sadece Filistin’de yaşananların çözümüne katkı sunmakla kalmayacağını ayrıca içeride de ulusal birlikteliğimizi güçlendireceğini” belirtti.  Hakan Reyhan, her bir ideolojinin bir insanlık dramı olan bu konuya ciddi şekilde eğildiğini, yanı sıra İsrail’in tüm dünyayı etkileyen bir çevre felaketine de neden olduğuna dikkat çekti. Yaşananları ekolojik emperyalizm ve ekokırım olarak değerlendiren Reyhan, konunun bu kapsamda da değerlendirilmesine ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Ardından konuşmacılara söz verdi.

    Zehra Karayel: “Liberalizm ve İsrail-Filistin Sorunu”

    İlk konuşmacı olan Dr. Zehra Karayel, liberalizmin İsrail-Filistin sorununa yaklaşımını eleştirdi. Oslo Süreci’ni liberal barış modeli olarak değerlendiren Karayel, karşılıklı tanıma, ekonomik bağımlılık ve kurumsal çerçeve mekanizmalarının başarısız olduğunu belirtti. Liberal Siyonizm’in Filistinlileri hak sahibi özneler yerine insani yardım nesneleri olarak gördüğünü savunan konuşmacı, BM gibi uluslararası kurumların soykırım karşısında siyasi irade eksikliği ve veto gücü nedeniyle etkisiz kaldığını ifade etti. Neo-faşizmin yükselişi ve liberal yanılgıyı ele alan Karayel, Gazze’deki soykırım karşısında liberalizmin çöküşünü gözler önüne serdi.

    Serkan Erden: “Filistin Sorunu ve Sosyalizm”

    Ardından söz alan Serkan Erden, sunumunu “antiemperyalizm, antisiyonizm ve enternasyonalizm” üç sacayağı üzerine bina etti. Sosyalistlerin Filistin’in tam bağımsızlığını savunduğunu belirten Erden, Lenin’in 1903’te BUND’a karşı yazdığı metinleri antisiyonizmin en önemli göstergesi olarak gösterdi. Enternasyonalizm vurgusuyla 1960-1980 arasında dünya sosyalist hareketlerinin Filistin’e verdiği desteği hatırlatan Erden, Türkiye sosyalist hareketinden 43 örgüt ve 3-5 bin arasında mensubu ile Filistin kamplarında bulunduğunu, eğitim aldığını ve İsrail’e karşı savaştığını aktardı. Erden, günümüzde de özellikle özgürlükçü solun Filistin’e olan desteğinin sürdüğünü, yapılan gösteriler ve basın açıklamalarının da bunu gösterdiğini anlattı.

    Fatma Koçak: “Muhafazakâr Nitelikli Partilerin Filistin Meselesine Yaklaşımı”

    3. konuşmacı olan Fatma Koçak, Türkiye’deki muhafazakâr partilerin Filistin politikasını tarihsel bir perspektifle değerlendirdi. DP, AP, ANAP ve DYP gibi sağ gelenekten gelen partilerin NATO ve ABD ile uyumlu bir politika izlediğini dolayısıyla İsrail’e karşı tavrın yetersiz olduğunu söyledi. Kırılma noktasının 11 Eylül olduğunu belirten Koçak, bu tarihten sonra Batı’daki İslam karşıtlığının İsrail’in politikalarını güçlendirdiğini, Türkiye’deki muhafazakâr partilerin de daha net bir tavır takındığının altını çizdi. Koçak, Filistin meselesinin iç siyasette malzeme yapılamayacak kadar insani bir mesele olduğunu vurguladı.

    Ahmet Mahmut Kaya: “Milli Görüş’e Göre Filistin Meselesi”

    Dördüncü sırada konuşan Ahmet Mahmut Kaya, Milli Görüş perspektifinden Filistin’in bir inanç, adalet ve insanlık meselesi olduğunu söyledi. Siyonizm için Filistin’in bir durak değil basamak olduğunu, hedefin Fırat ile Nil arası olduğunu belirten Kaya, “Bugün Gazze’de verilen mücadele, yarın Anadolu’nun güneyinde verilmemesi içindir” uyarısında bulundu. Siyonizm’in sadece askeri değil, faizci ekonomik sistemle de dünyayı köleleştirdiğini savunan Kaya, BM kararlarının uygulanmamasını finansal güçle ilişkilendirdi. Batı’dan medet beklememek gerektiğini vurgulayan konuşmacı, Prof.Dr. Necmettin Erbakan’a ait olan D-8, İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Dinarı ve İslam Savunma Paktı gibi alternatif yapılanmaların önemine dikkat çekti.

    Ümit Şengün: “Milliyetçilik ve Filistin Meselesine Bakış Açımız”

    5. sırada konuşan Ümit ŞENGÜN konuşmasına “Filistin’de yaşanan zulme, katliama ve soykırıma karşı çıkmak için yalnızca insan olmak ve temiz bir vicdana sahip olmak yeterlidir!” diyerek başladı. Türk milliyetçiliğinin Filistin’e bakışını ele alan Şengün, Osmanlı’nın farklı etnik ve dini gruplara özgürlük tanıdığını, II. Abdülhamid’in Yahudilerin Filistin’de toprak satın almasına izin vermediğini belirtti. Balkan Savaşı ve Cihan Harbi’nde yaşanan ve bazı Arap gruplarla yaşanan sorunları bütün Araplara mal edilemeyeceğini vurgulayan Şengün, Filistinlilerin topraklarını satmadığını, Hamas’ın canını vererek Gazze’yi savunduğunu hatırlattı. “Kudüs bizim ilk kıblemizdir” diyen Şengün, “Ortadoğu’da barış ve huzur ancak Türk ve İslam ülkelerinin birlikte hareket etmesiyle sağlanabilir” dedi. Birlikte yaşadığımız İslam milletlerine yönelen önyargıların diğer gruplara yönelmediğini ve bu durumun iyi niyetle bağdaşmadığının altını çizen Şengün, Siyonist tehlikeye karşı ittifakın önemini anlattı.

    Pınar Ayşe Gidiş: “Feminist Söylemin Sınırları ve Dekolonyal Özneleşme”

    Son olarak konuşan Pınar Ayşe Gidiş, Batı merkezli feminist söylemin Filistin bağlamındaki epistemolojik ve politik yetersizliklerini eleştirdi. “Sömürgeci feminizm”, “pembe aklama” ve “feminist sessizlik” kavramları üzerinden küresel feminist teorinin Filistin karşısındaki konumunu sorgulayan Gidiş, Filistin’i feminist teori için bir “etik turnusol kâğıdı” olarak tanımladı. Postkolonyal yaklaşımların ötesine geçerek dekolonyal feminist perspektifi merkeze alan konuşmacı, oldukça eski bir geçmişe sahip Filistin kadın hareketinin, yalnızca mağduriyet üzerinden değil, aktif özneleşme süreçleri içinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Gidiş, Her ne kadar beyaz feminist hareket bu sınavda başarısız olsa da Filistinli feministlerin de bir parçası olduğu dekolonyal feminist hareketin kayda değer bir çabası olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini anlattı.

    Panelistlerin konuşmalarından sonra soru-cevap-katkı faslına geçildi. Çok sayıda insanın soru sorması ve katkı sunması ile panel sona erdi. Filistin Atölyesi yetkililerinden alınan bilgiye göre konuşma yapan her bir panelist, önümüzdeki haftalarda organize edilecek söyleşi dizisi ile tek tek misafir edilecek ve her bir ideolojinin konuya bakışı daha geniş bir biçimde masaya yatırılacaktır.

  • Öğrenciler Filistin Yararına Kermes Düzenlediler

    Öğrenciler Filistin Yararına Kermes Düzenlediler

    Çorum İl Müftüsü Şahin Yıldırım, Çorum Belediyesi Prof. Dr. Hayreddin Karaman Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Kadın Kolları’nın katkılarıyla Filistinliler yararına düzenlenen hayır kermesine katıldı.

    Okul bahçesinde gerçekleştirilen etkinlik, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programda yapılan protokol konuşmalarının ardından İl Müftüsü Yıldırım, kermesin açılışı için dua etti.

    Duanın ardından kermes alanını gezen Müftü Yıldırım, emeği geçen öğrencilere, öğretmenlere, okul yönetimine ve TDV Kadın Kolları üyelerine teşekkür etti.

    Etkinlik kapsamında öğrenciler tekvando gösterisi sundu ve ilahiler seslendirdi.

    Programa İl Müftü Yardımcıları Mehmet Akif Karabulut ve Özlem Kalyoncu Şirin, Eğitim Hizmetleri Şube Müdürü Bünyamin Şahin, İdari ve Mali İşler Şube Müdürü Hacı Osman Turan, TDV Çorum Şube Temsilcisi Ramazan Tarık Gökçe ile TDV Kadın Kolları yetkilileri katıldı.

    Etkinlik sonunda İl Müftüsü Yıldırım, İl Müftü Yardımcıları ve Şube Müdürü, hafızlığını tamamlayan öğrencilere Hafızlık İcazet Belgelerini takdim etti.

  • “Filistin Halkının Yanındayız!”

    “Filistin Halkının Yanındayız!”

    Çorum Emek ve Demokrasi Platformu, savaş ve soykırım politikalarına karşı Filistin halkının yanında olduğu mesajını verdi.

    Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Filistin halkına sahip çıkmak amacıyla bir yürüyüş ve kitlesel basın açıklaması düzenlendi.

    Bahabey Caddesi Özdoğanlar Kavşağı’ndan başlayan yürüyüş, Kadeş Barış Meydanı’nda basın açıklamasının ardından sona erdi.

    Yürüyüş ve basın açıklamasına; CHP İl Başkanı Av. Dinçer Solmaz, Baro Başkanı Av. Turan Kalıpcı, CHP Merkez İlçe Başkanı Resul Yiğitoğlu, CHP İl Genel Meclisi Üyeleri, Belediye Meclisi Üyeleri, Emek Partisi ile DEM Parti yöneticileri, CHP İl-İlçe yöneticileri, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına bir konuşma yapan Av. Ahmet Özdel, “Filistin halkının özgürlük iradesi de, dünya halklarının dayanışması da hiçbir saldırıyla kırılamayacaktır” dedi.

  • Maket Gemiler Filistin İçin Suya Bırakıldı

    Maket Gemiler Filistin İçin Suya Bırakıldı

    Çorum Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi tarafından İsrail’in Filistin/Gazze saldırılarının birinci yıldönümü dolayısıyla Millet Bahçesi’nde “Her Gemi; Bir Umut, Bir Filistin” etkinliği düzenledi. 81 ili temsilen suya maket gemiler bırakıldı.

    İsrail’in Filistin/Gazze’de 7 Ekim 2023 tarihinde yaptığı saldırılar Çorum’da unutulmadı. Saldırıların yıldönümünde Çorum Kent Konseyi tarafından çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. Çorumlu Obası’nda Prof. Dr. Metin Uçar tarafından gerçekleştirilen “Filistin’i anlamak: 7 Ekim ve sonrası” söyleşinin ardından Millet Bahçesi’nde suya maket gemiler bırakıldı. Belediye Başkan Vekili aynı zamanda Çorum Kent Konseyi Başkanı İsmail Yağbat’ın yanı sıra, Belediye Başkan Yardımcısı Murat Erdem, Prof. Dr. Metin Uçar, Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri, Çorum Belediyesi birim müdürleri, mahalle muhtarları ve vatandaşların katıldığı anma etkinliğinde, üzerlerinde mumların bulunduğu ve 81 ili temsilen maket gemiler suya bırakılarak saldırılarda hayatlarını kaybedenler anıldı.

    Belediye Başkan Vekili ve Kent Konseyi Başkanı İsmail Yağbat yaptığı konuşmada mazlumların bir gün mutlaka özgür olacağının altını çizerek “1 yıldır insanlık büyük bir imtihana tabi tutuluyor. Katil İsrail savaş suçu işleyerek, kural, kanun, nizam tanımaksızın neredeyse tüm dünyayı karşılarına alacak şekilde katliam yapılmaktadır. Bu zulme karşı elimizden geleni yapmak zorundayız. Acıların vicdanlarımızda her zaman dipdiri taze olduğunu göstermek zorundayız. Mazluma kol kanat geren bir millet olarak bir başkasının acısını kendi yüreğinde hissetmemiz gerekiyor. Gençlik Meclisimiz kendi emekleriyle 81 ili temsilen gemiler hazırladılar. Bir gün Kudüs’ün, Filistin’in ve tüm dünyadaki mazlumların özgür olacağı güne dair umudumuzu tazelemek amacıyla suya bıraktık. Bu acıları yüreğimizde, zihnimizde taşıyarak geleceğe umutla bakmak zorundayız. Bir gün Kudüs mutlaka özgür olacak, bir gün mutlaka Filistin özgür olacak ve tüm dünyadaki mazlum halklar bir gün mutlaka özgür olacaktır.” ifadelerini kullandı.

  • Çorum’da Dualar Filistin İçin Yapıldı

    Çorum’da Dualar Filistin İçin Yapıldı

    Çorum Belediyesi’nin kadınlara özel düzenlediği ”Filistin için Dua Vakti” programı Buhara Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda yapıldı.  Programda Kuran-ı Kerim tilaveti okundu, Filistin için dualar edildi.

    Çorum Belediyesi Kadın Kültür Merkezi kursiyerleri, İsrail’in zulmü altındaki Filistin’e dua için buluştu.  Kadınlara özel düzenlenene ”Filistin için Dua Vakti” programında, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın işgalden kurtulması, Filistin’de Müslümanlara uygulanan zulmün ve katliamların sona ermesi için Kur’an-ı Kerim okunarak dualar edildi.

    ”Filistin için Dua Vakti” programına; Vali Doç. Dr. Zülkif Dağlı’nın eşi Nilgün Dağlı,  Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın eşi Feyza Aşgın, Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Yağbat’ın eşi Hacer Yağbat, Baro Başkanı Av.Turan Kalıpçı’nın eşi Eylem Kalıpçı, Emniyet Müdürü Arif Pehlivan’ın eşi Figen Pehlivan ve Çorum Müftüsü Muharrem Biçer’in eşi Ülfet Biçer de katıldı. Misafirperver escortlara ulaşmak için istanbul escort kendi evi web sayfasını inceleyin.

    Kur-an’ı kerim tilaveti, Kudüs şiirleri ve Kudüs konulu sunumla başlayan program, Çorum Müftülüğü İl Vaizesi Esra İşcen’in konuşması ve Kuran Kursu hocası Feride Oya Haklı’nın yaptığı dua ile sona erdi.