Çorum Belediyesi Nisan Ayı Belediye Meclisi Toplantısı’nda, şehrin çevre altyapısını güçlendirecek önemli bir yatırım için kritik bir karar alındı. Mecliste görüşülen gündem maddesi kapsamında, Atık Su Arıtma Tesisi Projesi’nin finansmanı için gerekli kredi sürecine ilişkin Belediye Başkanı’na yetki verilmesi oy birliğiyle kabul edildi.
Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü tarafından meclise sunulan teklifte; bankalarla ilgili tüm resmi süreçlerin yürütülmesi ve krediye ilişkin her türlü sözleşmenin imzalanması için Belediye Başkanı ve Başkanvekiline yetki verilmesi talep edildi.
“ŞEHRİMİZİN GELECEĞİ İÇİN HAYATİ BİR PROJE”
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Atık Su Arıtma Tesisi Projesi’nin uzun yıllardır takip edilen ve büyük önem taşıyan bir yatırım olduğunu vurguladı.
Başkan Aşgın, “Bu madde son dönemlerde aldığımız en önemli kararlardan bir tanesi. Yıllardır üzerinde çalışılan, bizden önce başlayan ve bizim de büyük bir hassasiyetle takip ettiğimiz bir proje. Çevreye duyarlılığımız bu yatırımı zorunlu kılıyor. Bu nedenle hibe olup olmadığına bakmaksızın, bu sorunu çözmek adına adım attık” dedi.
Projenin önemli bir aşamaya geldiğini ifade eden Aşgın, İller Bankası iş birliğiyle yapım ihalesi sürecine yaklaşıldığını belirtti. Finansman konusunda da önemli bir gelişme yaşandığını kaydeden Aşgın, “Avrupa Yatırım Bankası’ndan sağlanacak yaklaşık 22 milyon avroluk kredi ile bu projeyi hayata geçireceğiz. Uzun vadeli bir finansman modeliyle şehrimizin geleceğine yatırım yapıyoruz” diye konuştu.
İLERİ BİYOLOJİK ARITMA SİSTEMİ KURULACAK
Projenin tamamlanmasıyla birlikte Çorum’da ileri biyolojik arıtma sistemine sahip modern bir atık su arıtma tesisi kurulacak. Bu sayede hem çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hem de sürdürülebilir şehircilik hedeflerine önemli katkı sağlanması amaçlanıyor.
Başkan Aşgın, konuşmasının sonunda projeye katkı sunanlara teşekkür ederek, “Bu sürece destek veren başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum olmak üzere, milletvekillerimize, il başkanlarımıza ve İller Bankası yetkililerine teşekkür ediyorum. Şehrimiz için çok önemli bir yatırımı hep birlikte hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Mecliste yapılan oylamada söz konusu madde oy birliğiyle kabul edildi.
Çorum İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını kapsamında yeni kararlar aldı.
İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 26. maddesine istinaden, Vali Mustafa Çiftçi Başkanlığında, 22/03/2021 tarihinde saat 10:00’daValilik Binası Toplantı Salonunda olağanüstü olarak toplanarak yeni kararlar aldı.
Bilindiği üzere; İçişleri Bakanlığının 02/03/2021 tarihli ve 3514 sayılı “Risk Gruplarına Göre Alınacak Tedbirler” konulu Genelgesiyle Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında halihazırda uygulanmakta olan tedbir ve kurallar dâhilinde, belirlenen kriterlere göre salgının il bazlı seyri göz önünde bulundurulmakta, 1 Mart 2021 sonrası yeni kontrollü normalleşme sürecine dair temel usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak belirlenmekte olup, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, eğitim ve öğretimde il bazlı olarak yerinde karar uygulamasına başlanılacağı bildirilmiş, bu kapsamda, 2 Mart 2021 Salı gününden itibaren tüm okul öncesi eğitim kurumlarında, ilkokullarda, 8 ve 12 nci sınıflarda ülke genelinde yüz yüze eğitime başlanılması ve düşük ve orta riskli olarak tanımlanan illerde tüm okul öncesi eğitim kurumlarında, ilkokullarda, ortaokullarda ve liselerde yüz yüze eğitim gerçekleştirileceği yönünde kararlar alındığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede İlimizde 02/03/2021 tarihli ve 2021/10 sayılı İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisince tüm okul kademeleri ve sınıf düzeylerinde yüz yüze eğitime 2 Mart 2021 Salı gününden itibaren başlanmasına karar verilmiştir. Ancak Koronavirüs (Covid-19) ile mücadele kapsamında gelinen son aşamada İlimizde yaşanan vaka artışlarına bağlı olarak;
MADDE 1- Yüz yüze eğitim öğretime başlayan, ancak vaka sayılarında hızlı artış olduğu gözlenen okullarda salgının yayılımının azaltılması, öğrenci, öğretmen ve buna bağlı olarak halk sağlığının korunması amacıyla yüz yüze eğitime ara verilmesi, uzaktan eğitime geçilmesi konusunda gerekli kararları almak üzere İl Milli Eğitim Müdürlüğüne yetki verilmesine, bu kapsamdaki uygulamalar hakkında İl Sağlık Müdürlüğüne bilgi verilmesine,
MADDE 2- Konu hakkında gerekli hassasiyetin gösterilmesine, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesine ve mağduriyete neden olunmamasına, alınan kararlara uymayanlar hakkında Umumi Hıfzıssıhha Kanununun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilmesine ve konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195 inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılmasına,
MADDE 3- Koronavirüsle mücadele kapsamında alınan tedbirlere riayet etmeyen gerçek ve tüzel kişilere uygulanan idari para cezalarının tahsili konusunda ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından gerekli hassasiyetin gösterilmesine,
MADDE 4- Alınan bu kararların uygulanmasının; İl/İlçe Salgın Denetim Merkezleri, kolluk birimleri, zabıta müdürlüğü, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile görevli denetim ekipleri tarafından titizlikle takip edilerek sağlanmasına,
MADDE 5-Bu kararın bilgi için Sağlık Bakanlığına ve İçişleri Bakanlığına, gereği için Çorum Belediye Başkanlığına, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığına, İl Jandarma Komutanlığına, İl Emniyet Müdürlüğüne, İl Özel İdaresine, İl Defterdarlığına, İl Sağlık Müdürlüğüne, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne(AFAD), İl Müftülüğüne, Valilik 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğüne, İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğüne, İlçe Kaymakamlıklarına, İlçe ve Belde Belediye Başkanlıklarına, Çorum Ticaret ve Sanayi Odasına, Çorum Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliğine (ÇESOB) gönderilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.
Çorum’da 31 yaşındaki infaz koruma memuru Emre Çetin’in ölümüne neden olan, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporunda ‘tam ve asli kusurlu’ bulunan TIR Şoförü M.K’nın kazadan bir gün sonra nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakıldığı ortaya çıktı. Hatırlanacağı üzere feci kaza 8 Mayıs’ta Alaca Hatap Barajı yakınlarında meydana gelmişti.
TIR KARŞI ŞERİDE GEÇİP BİÇTİ
43 yaşındaki M.K. yönetimindeki 68 DZ 012 plakalı tır, Çorum-Alaca kara yolu Hatap Barajı mevkisinde karşı şeride geçip Emre Çetin’in kullandığı 19 AAU 325 plakalı otomobille çarpıştı. Otomobil sürücüsü Emre Çetin, olay yerinde yaşamını yitirdi.
KAZADA ARAÇ İKİYE BÖLÜNDÜ
Kaza sırasında karşı şeride geçen TIR, otomobili ortadan ikiye böldü. 31 yaşındaki evli ve 3 çocuk babası Emre Çetin’in ölümüne neden olan TIR sürücüsü M.K. ise kaza sonrası gözaltına alındı.
% 100 KUSURLU AMA SERBEST
Olayın ardından hazırlanan kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporunda TIR sürücüsü M.K’nin kazanın oluşumunda yüzde 100 kusurlu olduğuna dikkat çekildi. Raporda, “Kaza yeri bir bütün olarak analiz edildiğinde kazanın oluşumuna M.K’nın aracı ile şerit izleme ve değiştirme kurallarına uygun hareket etmemesi ve karşı tarafın kullandığı seyir şeridine geçmesinin olayın asıl sebebini oluşturduğu yani kazanın oluşumuna birinci derecede zemin hazırladığı kanısına varılmıştır” ifadelerine yer verildi.
EMRE ÇETİN’İN KUSURU YOK
Bilirkişi raporunda otomobil sürücüsü Emre Çetin’in ise olayda her hangi bir nizamsız davranışı ve tedbirsizliğinin söz konusu olmadığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre ihlal ettiği bir kural hatasının bulunmadığı, kusur ve kabahatinin olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı vurgulandı.
YAKINLARI BU DURUMA TEPKİLİ
Tır şoförünün yüzde 100 kusurlu olmasına rağmen serbest kalmasının kabul edilemeyeceğini söyleyen Emre Çetin’in yakınları ise “Yüzde 100 kusurlu olan bir kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılması olağan bir durum değildir. Kamu vicdanı adına tutuklanması gerekirken, serbest kalması üzücüdür. İnanıyoruz ki adalet bu gerçeği ortaya çıkaracaktır” şeklinde konuştular.
Bağımsız Kamu
Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu
İl Temsilcisi Hayati Çam, 19 Aralık
Perşembe günü yapılacak olan Kamu Personeli Danışma Kurulu
(KPDK) toplantısı nedeniylebir basın açıklaması
yaparak Kurulun gündemle toplanması, memurların acil çözüm
bekleyen temel sorunlarına öncelik verilmesi ve çözüme yönelik kararlar
alınması gerektiğini ifade etti..
Önümüzdeki iki
yıl için toplu sözleşme imzalanmadığı ve konunun Hakem Kurulunun insafsızlığına
terkedildiğini belirten Çam açıklamasını şöyle sürdürdü:
“4688 sayılı
Yasanın 21 inci maddesi Kamu Personel Danışma Kurulunun her
yıl Mart ve Kasım aylarında toplanmasını
öngörmektedir.
Hal böyle iken
Mart ayı içerisinde Kurul toplanmamış, Aralık ayına ertelenen Kasım ayı
toplantısı 19 Aralık Perşembe günü yapılacaktır.
2020-2021
yıllarını kapsayan toplu sözleşme görüşmeleri tarafların danışıklı dövüşü ile Hakem Kuruluna taşınmış, Hakem Kurulu Kararı memur ve
emeklilerinin iki yılını heba edici nitelikte çıkmıştır.
TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonu ile genel kurulundaki 2020 Mali Yılı
Bütçe Kanunu Teklifinde memurların sorunlarına
yönelik iyileştirici hiçbir düzenleme yer almamaktadır.
Bu durumda memur
ve emeklilerinin tek umudu KPDK toplantısıdır.
Bu nedenle KPDK
toplantısına katılacak olan konfederasyonları uyarıyoruz:
Kurul gündemli
toplanmalıdır.
Kurulda
protokol konuşmaları birkaç dakikayı geçmemeli, süre sorunların tartışılmasına
ayrılmalıdır.
Kurul gündemine
yüzlerce konu değil, acil çözüm bekleyen temel sorunlar alınmalıdır.
Kurul,
gündemindeki acil korulara ilişkin kararlar almadan dağılmamalıdır.
BASK olarak
Kurulun, önceki toplantılarda olduğu gibi yüzlerce konuyu
değil aşağıda özetle belirttiğimiz ve 6 Aralık 2019 günü Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığına bildirdiğimiz aşağıda yer alan temel
konuları gündemine alarak görüşmesini ve karar almadan dağılmamasını istiyoruz.
MEMURLARA İKRAMİYE HAKKI TANINMALIDIR.
Toplantının en
acil gündemi “memurların ikramiye hakkı” olmalıdır.
Memurların 4688
sayılı Yasadan kaynaklanan ikramiye hakkına kavuşmalarının zamanı gelmiştir.
“Kamuda çalışan
işçilerin bu hakkı 6772 sayılı Yasa kapsamında 1956 yılından beri
kullandıkları, kadroya geçen taşeron işçilerinin de ikramiye haklarını
kullanmaya başladıkları, buna karşılık kamuda memurların da ikramiye
hakkı olduğu ancak bugüne kadar sürüncemede bırakıldığı hatırlanmalı ve
hatırlatılmalıdır.
EMEKLİ AYLIKLARINDA DÜŞÜŞ ÖNLENMELİDİR.
Memurların emekli
olmaları durumunda emekli aylıkları, çalışırken aldıkları aylığa yakın oranda
olacak şekilde yasal düzenleme yapılmalıdır.
EHLİYET, LİYAKAT VE SADAKAT İLKESİNE
UYULMALIDIR
Kamuda
yapılacak atamalarda artık bir evrensel ilke olan ehliyet, liyakat, Anayasaya
ve Devlete sadakat kuralının hayata eksiksiz geçirilmesi
sağlanmalıdır.
Her ne suretle
olursa olsun KPSS puanını işlevsiz hale getiren mülakat uygulanmasına son
verilmelidir.
KATSAYI VE EK
GÖSTERGE ADALETSİZLİĞİNE SON VERİLMELİDİR.
Kamuoyunda 3600
ek gösterge sorunu olarak bilinen katsayı ve ek gösterge
adaletsizliğine çözüm bulmak amacıyla, tüm kamu görevlilerini kapsayacak
bir ek gösterge sistemi hayata geçirilmelidir.
KAMUDA KADROLU-SÖZLEŞMELİ AYRIMINA SON
VERİLMELİDİR.
Kamu
çalışanlarının farklı istihdam modelleri ile çalıştırılması, farklı özlük
haklarına sahip olması doğru değildir. Devletin asli ve sürekli görevleri
olarak tanımlanan kamu hizmetleri kadrolu çalışanlar eliyle yürütülmelidir. Bu
nedenle kamudaki kadrolu-sözleşmeli ayrımına son verilmelidir,
YARDIMCI HİZMETLER SINIFI KALDIRILMALIDIR.
Taşeron
işçilerinin kadroya geçirilmelerinden sonra özellikle anlamı kalmamış olan, zaten
tamamına yakını lise, ön lisans ve lisans eğitimini tamamlamış olan yardımcı
hizmetler sınıfı personelinin bu sınıf kaldırılarak eğitim durumlarına
uygun memur kadrolarına geçirilmesi sağlanmalıdır.
VERGİ MAĞDURİYETİNE SON VERİLMELİDİR.
Tüm kamu
görevlilerini kapsayan vergi dilimi mağduriyetine, vergi oranının % 15’te
sabitlenmesi ile son verilmelidir.
YILLIK İZİNLER İŞGÜNÜ OLARAK VERİLMELİDİR.
Kamu
görevlilerinin yıllık izinleri de , işçilerde olduğu gibi işgünü olarak
verilmelidir.
ÖZÜR GURUBU KAPSAMI GENİŞLETİLMELİDİR.
Özüre bağlı
tayin ve nakil taleplerinde hakkaniyetin sağlanması; engellilerin, engelli
çocuğu olanların ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin özel durumlarının
yönetmelikte özür gurubu kapsamına dahil edilmesine ilişkin düzenleme
yapılmalıdır. Sözleşmeli statüde çalışan kamu görevlilerinin
aile birlikleri sağlanmalıdır.
ÜYELİK VE ÇEKİLME İŞLEMLERİ e-devlet
ÜZERİNDEN YAPILABİLMELİDİR.
Kamu
görevlileri sendikalarına üyelik ve üyelikten çekilme işlemlerinin işçi
sendikalarında olduğu gibi e-Devlet üzerinden ve elektronik ortamda
gerçekleştirilmelidir.
KPDK
toplantısını anlamlı hale getirmek, ciddiye alınmasını sağlamak belirlenecek
ortak görüş ve alınacak kararlarla mümkündür.
Sözünü ettiğimiz temel sorunların toplantı gündemine alınması kadar bu çerçevede yapılacak her türlü katkı, eylem ve etkinliğe BASK olarak açık destek vereceğimizin bilinmesini istiyoruz.”