Etiket: Mümkün

  • Soykırımı Mümkün Kılan, Modern Akıldır!

    Soykırımı Mümkün Kılan, Modern Akıldır!

    Özgür-Der Çorum temsilciliğinin seminerler dizisinde bu hafta “Siyonizmin Dünü, Bugünü ve Yarını” konusu, Necat Yazıcı ve Bülent Gökgöz tarafından ele alındı.

    Dernek seminer salonunda gerçekleşen programda ilk sunumu gerçekleştiren Bülent Gökgöz, Siyonizmin en temelde modernitenin sömürge ve işgal karakterinden beslendiğini dile getirdi. Siyonizmin yalnızca İsrail ve toplumuyla ilgili bir olgu olmadığını, modern dünyanın ürettiği bir ideoloji, barbar haçlı ordularının ve zihniyetinin modern dönemdeki karşılığı olarak var edildiğini söyleyerek Batı dünyasının sömürgeci, kapitalizm temelinde kurduğu askeri, siyasi, ekonomik aygıtlarının seküler ulus devlet halinin İsrail çetesi olduğunu vurguladı.

    Gökgöz sunumunun devamında şunları kaydetti: “Sadece Aksa Tufanından sonra Gazze’de tanık olageldiğimiz soykırım değil, son yüzyıl içerisinde yaşanmış tüm soykırımlar, dünyaya uygarlık olarak sunulan modern düşünce ve onun ürettiği seküler ulus devletleri veya kurumları eliyle işlendi. Modern devletin ürettiği hiyerarşi ve bürokratik devasa mekanizma, çoğu insanın doğrudan fail olmadığı ama sorumlu olduğu katliamları organize etti, etmeye de devam etmekte. Eylemin uzak olması, ortaya çıkan sonuçların insanlarda sorumluluk duygusunu yahut ahlaki, vicdani sorumluluk hissetmesini perdeleyen ahlak yoksunluğunu ortaya çıkarmakta. Modern aklı ulusal çıkarlar, uluslararası ilişkilerde ahlaka ve duygulara yer yoktur aforizması ile beslerseniz, toplumların davranışlarında ahlaki sorumluk hissetmelerini engellemiş olursunuz. Modern devlet tam olarak bunu başardı. Kitlelerin büyük bir kısmı bu şekilde ikna edilirken az bir kısmı ise vicdanlarında çakan kıvılcımlarla itirazlar geliştirebildiler.

    Ne sosyoloji ne de modern tarih yahut uluslararası ilişkiler gibi disiplinler holokostun nedenlerine ilişkin modern batı düşüncesine veya onun kurumları olan seküler ulus devlet yapılanmalarına köklü itirazlar geliştirdiler. Yahudilere karşı işlenen soykırımı modernitenin bir ürünü olarak değil, bir hatası olarak işlediler. Holokost yalnızca Yahudilere karşı işlenmiş bir suç olarak özelleştirilip siyonizmin propaganda aracına dönüştürüldü. Böylelikle holokost yahut tekrar eden soykırımların modernlikle ilişkisi kesilmiş oldu. Gazze’de yaşanan soykırım, üstü örtülen modernitenin kültüründe var olan katliam potansiyelini tekrar gün yüzüne çıkarmış oldu. Jurgen Habermas ve benzer düşünürlerin Gazze’deki soykırım karşısında nasıl ikiyüzlü tutum sergilediklerine şahit olduk. Buna elbette Türkiye’deki bilumum zerzevat tarihçi, siyasetçi tipolojilerden de örnekler verilebilir.

    Dolayısıyla soykırım potansiyeli modern toplumların içinde daima olacaktır. Uygun zamanı bulduğunda, ihtiyaç hissettiğinde yahut kendisini tehdit altında hissettiğinde kendini gösterir. Soykırımı mümkün kılan modern akıldır. Bir başka örnek olarak Kemalizmin paradigma olarak siyonizmden ne farkı var? Kemalizm, nasıl Anadolu toplumu üzerinde uygulamaya konulan bir toplum mühendisliği idiyse Siyonizm de Yahudi toplumu için üretilmiş, tahrif edilmiş din anlayışını da kullanarak ırkçı temelde seküler ulus devlet eliyle uygulanan bir toplum mühendisliği olarak bugünlere geldi. Siyonizm eliyle köleci Yahudi toplumu, seçilmiş/vaad edilmiş toplum anlayışına ikna edildi.

    Aynı şekilde Batı’da ve Almanya’da toplama kamplarında soykırımı ortaya çıkaran toplumsal zemin ve sosyoloji de bugün varlığını halen devam ettiriyor. Suriye’de mücrim Esed rejimi kendi halkına soykırım uyguladı 15 yıl boyunca. Hangi uluslararası kurum yaptırım uyguladı? Egemen devletin kendi halkına uyguladığı soykırımı görmezden gelindi. Nazi Almanyası 2.dünya savaşını kaybetmeseydi toplama kamplarında yaşanan soykırım nasıl bir tarih kurgusuyla anlatılırdı şimdi?”

    Necat Yazıcı ise sunumuna Müslümanların ve kurumlarının Siyonizme karşı mücadelede sorumluluklarına vurgularla başladı. Siyonizmin hayatın birçok alanında hegemonyasını tahkim ettiğini dile getiren Yazıcı, Müslümanlar ve hatta tüm insanlık için tehdit oluşturan siyonizme karşı örgütlü karşı hegemonyanın üretilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Edebiyattan sinemaya birçok eserin holokost maskesiyle Siyonizmin suçlarını maskelemek amacıyla kullanıldığının altını çizen Yazıcı devamında şunları belirtti:

    “Ülkemizde uyuyan hücrelerin manipülasyonundan İran’ın Suriye’deki cinayetleri nedeniyle söz söylemekte zorlanmamız ve daha birçok sebep bir araya geldiğinde, evet, bir şeyler söylemek biraz da riskli. Üstelik ne hikmetse yeniden keşfedilen şii-sünni ayrılığı, meseleyi sağlıklı bir zeminde ele almayı zorlaştırıyor; bir de buna şehid Şeriati gibilerini dâhil etmeye çalışan yeni yetmelerin herzeleri de eklenince doğrusu işimiz kolay değil.

    7 Ekim Aksa Tufanı herkesin maskesini düşürdü ve bu sayede Holokost efsanesi üzerinden tüm insanlığa ayar veren zihniyet açığa düştü. Bugüne kadar görülmemiş şekilde dünyanın her yerinden insanlarda artık siyonizme karşı geri dönülmez bir nefret oluştu. Holokost çöktü, Siyonistler ahlaki üstünlüklerini kaybettiler. Kalıcı üstünlüğün ahlaki zeminde olacağını umut ediyoruz. Bunun için çaba göstermemiz lazım. Sadece seyirci olarak kalmamalıyız.

    Gazze örneğinden hareketle küresel vicdanın uyanması belki de en büyük kazanımımız; ama bu kazanımın devam etmesi küresel işbirlikleri kurulmasına bağlı. Her yerde ve her durumda kolektif aklın işlerliğini sağlayabilmeliyiz. Küresel hegemonyanın karşısına kendi aydınlarımız ve âlimlerimizin üretecekleri bir hegemonya ile çıkmak zorundayız. Kendi karşı hegemonyamızı inşa etmenin yollarını aramalı ve enerjimizi buna yoğunlaştırmalıyız. Aksi takdirde tarihin akışında seyirci olmaktan öte bir anlam kazanamayacağız. Bu bağlamda devletlere, sivil topluma ve bireylere ayrı ayrı görevler düşüyor.

    Siyonizmin dünü ile ancak kendi ürettiğimiz bilgi vasıtasıyla yüzleşebilir ve onun meşruiyetini sorgulatabiliriz, aksi takdirde akademik camiadaki kuşatılmışlıkla Siyonist iddialara gereğince cevap vermemiz oldukça güç olacaktır. Siyonizmin bugününe dair de sağlam bir bilinç kuşanmak ve ilkeli bir duruş sergilememiz gerekiyor. Bunun en güzel örneği olarak boykot önümüzdedir.

    Siyonizmin geleceği açısından ise şunu dikkate almak lazım. Evet, Siyonizm ahlaki olarak kaybetti ve bu açıdan bir geleceği yok; hatta film endüstrisi ile dahi artık bir şey yapma şansı yok. Ancak Siyonizm küresel dengeler noktasında fiziki varlığını sürdürüyor; bu varlığa da son vermek ancak kendi hegemonyamızı inşa çabalarımızla söz konusu olacaktır.

    Bu yönüyle bizi ilgilendirdiği kadarıyla sivil toplumun kendi planlamalarına kültürel iktidarımızı mümkün ve kalıcı kılacak çalışmaları eklemeleri, mevcut yardım ağırlıklı sivil toplum anlayışından fikir ve düşünce üreten bir sivil toplum yapılanmasına geçiş yapmaları gerekiyor. Keza toplumsal baskı unsuru olmaları açısından sivil toplumun siyasetle artık daha sert bir talepkarlık ilişkisine geçmeleri, siyasete eklemlenmekten vazgeçmeleri de bir zorunluluk.”

    Program, soru cevap katkılarının ardından sona erdi.

  • ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’

    ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’

    AK Parti Çorum Milletvekili Erol Kavuncu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile ilgili yazılı açıklamalarda bulundu.

    AK Parti Çorum Milletvekili Erol Kavuncu açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Bu gün maalesef bir tarafta emperyalist emeller, ekonomik çıkarlar Masöz escort izmit uğruna canlı yayında an be an savaş kışkırtıcılığı yapan ABD ve ortakları, diğer tarafta Covid salgın sürecinin ardından yaşanan enerji krizini de fırsata dönüştürmek, doğalgaz vb. nedenlerle kendisiyle göbek bağı bulunan ülkeleri köşeye sıkıştırmak ve küresel mersin yeni escort bayanlar emellerini gerçekleştirmek için Ukrayna’ya saldırma gafletinde bulunan Rusya elbirliği ile bütün dünyayı bir kez daha korkunç bir savaşın eşiğine getirmişlerdir. Maalesef bu savaşın başta Ukrayna halkına, Rusya’ya, bölge ülkelerine ve bütün dünyada ciddi etkileri olacaktır. Diğer taraftan, hiçbir savaşın, kavganın kesin galibi, kazananı yoktur. Belki biri az kaybeder, diğeri çok; sonuçta Escort in adana herkes kaybedecektir.

    Merhametin, vicdanın, hukukun, hakkaniyetin, umudun kaybolduğu bir dünya düzeninde insanlık da ölecektir. İnsanların öldüğü hiç bir dava haklı değildir. Zulümlerin olduğu böyle bir düzenin kazananı olmayacaktır.

    Bu nedenle dünyanın ve insanlığın başına bela olan savaş, terör adına ne derseniz deyin zulüm canavarının her çeşidi, kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın reddedilmelidir.

    Bugün yaşananlar ve bölgemizdeki gelişmeler, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya mümkün.” ifadesinin ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle artık çözüm üretemeyen adaletsiz, hakkaniyetsiz küresel sistemin değişmesi gerekmektedir. Bu bir tercih değil, küresel bir zorunluluk, insanlığın kurtuluşunun yol haritasıdır.

    Dünya bir an önce birlikte bu problemin çözümüne yönelik ciddi adımlar atmalı ve ateşkesi tesis etmelidir. Huzurun, mutluluğun, barışın hakim olduğu adil bir dünya düzeni kurmalıdır.

  • “Engelsiz Bir Türkiye Mümkün”

    “Engelsiz Bir Türkiye Mümkün”

    Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, engellilerin hakça, insan onuruna uygun yaşayabilmeleri için her türlü hukuksal, ekonomik ve sosyal düzenlemenin yapılması gerektiğini belirtti.

    10-16 Mayıs Engelliler Haftası nedeniyle bir açıklama yapan CHP İl Başkanı Tahtasız, ülkemiz nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun engelli insanlarımızdan oluştuğuna dikkati çekerek, “engelli bireylerin sorunları sadece kendilerinin değil, ailelerinin, çevrenin, toplumun, kısaca tüm insanların sorunudur” dedi.

    Engellilerin fırsat tanındığında, imkan sağlandığında büyük başarılara imza atabileceğinin altını çizen ve birçok engelli vatandaşın bu durumu güçlü örneklerle ispatladığını söyleyen Tahtasız, “bedensel engel başarıya engel değildir. En büyük engel sevgisizlik, inançsızlık, zihinde oluşturulan engeldir” ifadesini kullandı.

    Engellilerin sağlık, eğitim, altyapı yetersizliği ve istihdam gibi çok önemli sorunlarının olduğuna dikkat çeken Tahtasız, “ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınma düzeylerinin en önemli ölçütlerinden biri, engellilere yönelik oluşturduğu yaşam standardıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak kurulduğumuz günden bugüne kadar her zaman haksızlığa uğrayan, dezavantajlı toplum kesimlerinin yanında olduk. Eşit, adil, herkesin mutlu olduğu ve insanca yaşadığı bir Türkiye umudumuzu gerçekleştirmek için daha fazla gayret göstereceğimizin bilinmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Tahtasız, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “İnsan odaklı sosyal devlet politikalarıyla başta engelliler olmak üzere tüm yurttaşların sorunlarının çözüleceğine inanıyoruz. Bu mücadelede engelli, engelsiz tüm bireyleri ortak mücadeleye çağırıyoruz. Eşit, adil ve herkesin mutlu olduğu bir Türkiye umudumuz için daha çok çalışacağız. Başta engelliler olmak üzere tüm yurttaşlarımızın sorunlarının çözümü birinci önceliğimizdir. Ülkemiz kaynakları doğru kullanıldığında engellilerin, yaşlıların, hastaların ve işsizlerin ekonomik sorunları çözülecektir. CHP iktidarında adil paylaşımın güvencesi sosyal devlet ilkeleri devlet yönetimine hakim kılınacak ve sorunlar çözülecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, engelsiz bir Türkiye ve fırsat eşitliği için mücadeleye devam edecektir.

    Bu düşüncelerle, Engelliler Haftası’nın, bugün ve gelecekte toplumumuzda hassasiyetin artmasına katkıda bulunmasını temenni eder, tüm engelli vatandaşlarımıza sağlıklı, güçlü, huzurlu ve başarılı bir ömür dilerim.”