Etiket: Olmalı

  • ‘Asgari Ücret Geçinilebilir Düzeyde Olmalı’

    ‘Asgari Ücret Geçinilebilir Düzeyde Olmalı’

    Hak İş İl Temsilcisi ve Hizmet İş Şube Başkanı Mustafa Köroğlu, yaptığı açıklamada asgari ücret ile ilgili görüşlerini dile getirdi.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonunun, 2024 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek için 11 Aralık’ta ilk kez toplanacağını kaydeden Mustafa Köroğlu, “2024 yılı için belirlenecek olan asgari ücretin şimdiden tüm işçi camiasına hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Toplumun ve çalışanların önemli bir kesimini ilgilendiren asgari ücret işçinin ailesiyle beraber insanca yaşayabileceği bir ücrettir. Yapılacak olan asgari ücretin biz işçileri işçi olarak değil bir aile olarak esas alınmasını istiyoruz” dedi. 

    Asgari ücret belirlenirken ortalama evli 2 çocuğu olan 4 kişilik bir ailenin esas alınması gerektiğini ifade eden Köroğlu, Enflasyon artı ciddi bir iyileştirmeyle  2024 yılı asgari ücreti belirlemek gerekiyor. Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir. İçinde yaşadığımız yüksek enflasyon  koşullarının yarattığı gelir kaybı ve gider artışları da dikkate alınmalıdır. 
    Asgari ücret, toplumun sosyal modelinin; asgari yaşam standardının ve gelir dağılımının önemli bir unsurudur. Asgari ücret, ücretlerin minimum düzeyi belirleme aracıdır. Ancak ülkemizde uygulanan asgari ücret,  emek piyasası için bir standart oluşturmaktan uzak bulunmaktadır. Yoksulluk araştırmalarında ortaya çıkan rakamlar dikkate alındığında yapılacak artışın asgari ücretli bir ailenin yaşam şartlarını daha iyi bir hale getirmesi gerekmektedir” diye belirtti.

    Hak İş İl Temsilcisi ve Hizmet İş Şube Başkanı Mustafa Köroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda yer alan işverenler için de şunu söylemek gerekiyor: İşverenlerimiz, bu ülkenin müteşebbisleri, dünyanın yaklaşık 150’den fazla ülkesine ihracat yapıyorlar. İşverenlerimizin asgari ücret tespit komisyonu süreci içerisinde insan onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlemeleri gerekmektedir. İşveren açısından rekabet gücünün zorlanacağı düşünülmeden geçinilebilir bir asgari ücretin belirlenmesi gerekmektedir. Bu gün dünyanın 17. büyük ekonomisine sahibiz ve bütün bu başarı öyküsünün içerisinde işçilerin ve emekçilerin önemli bir payı vardır. Bu paydan işçilerin de azami düzeyde yararlanma hakkı vardır.

    ‘VERGİ %10’DA SABİTLENMELİ’
    Enflasyonun yüksek olduğu bu dönemde verginin sabitlenmesini ve bu dönemde çalışanların, emekçilerin, ücretlilerin vergilerinin yüzde 10 ile sınırlandırılarak yüksek enflasyona karşı en az hasarla çıkılmasının sağlanması gerekmektedir. Bu yapılırken bir taraftan da köklü bir vergi reformuna ihtiyacımız olduğunu ifade etmek istiyoruz. Özellikle çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınan ve aile yükümlülüklerini de dikkate alan bir modelin ülkemize kazandırılmasını istiyoruz.

    ‘KAPSAM DIŞI BIRAKILAN TAŞERON EMEKÇİLERE KADRO VERİLMELİ’
    696 sayılı KHK ile taşeron işçilerin kadroya geçişi yapılırken kamuda çalışan taşeron emekçilerin bir kısmı farklı gerekçelerle kadro kapsamına alınmamıştır. Kapsam dışında tutulan emekçilerimizin halen alt işveren işçisi olarak çalışmaya devam etmesi bizim için büyük bir üzüntü kaynağıdır. KİT ve bağlı ortaklıkları yanında hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışan  emekçi kardeşlerimiz kadro kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu durum ne yazık ki uzun yıllardan bu yana işçilerin mağduriyetine neden olmuştur. HAK-İŞ olarak, kapsam dışı bırakılan taşeron işçilerin de bir an evvel kadroya geçirilmesi talebimizdir. 696 sayılı KHK ile kadro alan üyelerimizin nakil ve tayin konusunda yaşadıkları sorunların bir an evvel çözüme kavuşturulmasını ve becayiş hakkı verilmesini istiyoruz. Kamu kurum ve kuruluşlarında eskiden beri çalışan ve 696 sayılı KHK ile kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarına geçişleri yapılan bir kısım işçilere 6772 sayılı kanun gereği 52 yevmiye tutarında ilave tediye ödemesi yapılmaktadır. Ancak, mahalli idarelerin sürekli işçi kadrosunda çalışmakta olan işçilere ilave tediye ödemesi yapılmamaktadır. Kapsam dışında bırakılan mahalli idarelerin şirketlerinde çalışan işçilere de ilave tediye ödenmesini istiyoruz. Hak-İş olarak, ilave tediye ile ilgili sorunlar ve taleplerimiz, 696 sayılı KHK’nın yayınlandığı 24 Aralık 2017 tarihinden sonra, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına ve yetkililere iletilmiştir. Yaptığımız görüşmeler ve çözüm önerilerimiz neticesinde, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından, mahalli idarelerin şirketlerinde çalışan işçilere de ilave tediye ödenmesi yönünde düzenleme yapılacağı bildirilmiştir.  Ancak, 696 sayılı KHK’nın üzerinden altı yıl geçmesine rağmen, sorunun çözümü için bir adım atılmamıştır.  6772 sayılı yasanın en kısa sürede ihtiyaca uygun şekilde yasal düzenlemesi gerekmekte ve mahalli idarelerde çalışan işçilerin ilave tediyeden faydalanması gerekmektedir.” 

  • Yazıcı, “Siyaseti Yapacaksanız Bir Sözünüz, Bir Vizyonunuz Olmalı”

    Yazıcı, “Siyaseti Yapacaksanız Bir Sözünüz, Bir Vizyonunuz Olmalı”

    Avrupa Birliği Dış İlişkiler Bürosu Koordinatörü ve İnsani Değerler Platform Dönem Sözcüsü Necat Yazıcı AK Parti Milletvekili aday adayı olduğunu yaptığı basın toplantısı ile açıkladı.

    AK Parti Çorum İl Başkanlığı Seçim Koordinasyon Merkezi’ne (SKM) gerekli evraklarını teslim eden Yazıcı, kalabalık ve coşkulu bir kalabalık tarafından alkışlandı.

    AK Parti İl yöneticilerinin ve partinin ileri gelenlerinin de hazır bulunduğu adaylık başvurusunda AK Parti Çorum İl Başkan Yardımcısı Ercan Daşdan’dan aday adaylığı belgesini teslim aldı.

    Konuşmasına 10 ili kapsayan depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlara, Allah’tan rahmet,  yakınlarını kaybedenlere sabr-ı cemil, yaralılara da şifa dileklerini ileterek başlayan Yazıcı, milletçe bu ağır durumun üstesinden gelineceğine inancının tam olduğunu söyledi.

    Artık siyasetin hayatın bir parçası olduğunu belirten Yazıcı, “Hem de büyük bir parçası, üstelik adeta genlerimize de işlemiş bir halde. Hal böyle olunca siyasetten uzak olmak bizler için biraz hayattan da uzak olmak anlamına geliyor. Öte yandan, mevcut haliyle siyaset ve siyasetçilerden şikayet edenlerin yapması gereken de, tribünlerde oturup seyretmek değildir, sahaya çıkıp sözünü söylemektir, risk almaktır, inisiyatif almaktır; ancak bu şekilde liyakatsiz ve ehliyetsizlerin insanımıza verdiği zararı gidermek mümkün olacaktır. Bu her birimizin başta ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve devletimize ödemek zorunda olduğumuz bir borçtur aynı zamanda” dedi.

    Siyaset, uzun soluklu bir yürüyüşün parçası olduğunu kaydeden Yazıcı, bu uzun ve çileli yürüyüşün ara duraklarından birisinin de aktif siyaset olduğunu söyledi.

    “Bugüne kadar hayatla, gerek kamusal anlamda gerekse de sivil toplum anlamında olan bireysel ilişkimiz bizi bu uzun ve çileli yolculuğa çıkmaya sürükledi” diyen Yazıcı konuşmasını şöyle sürdürdü; “Sorumluluktan kaçamayacağımız, kaçarsak bir vebal altına gireceğimiz bir noktaya geldik ve biz de bu yönde bir karar aldık.

    Ancak, siyasetin bugün geldiği noktanın bazı açılardan arzu edilen bir nokta olmadığının da farkındayız.  Şehrimizin siyasete verdiği desteğin karşılığını tam alamadığını ve bunda şehrimize ve insanımıza yeterince duyarlı olmayan kimi siyasetçilerin de payı olduğunu herkes gibi biz de yakından biliyoruz. Üstelik bu durumun genelde siyasete özelde de hükümete yönelik güvende ciddi sorunlar ortaya çıkarabileceğini ve bunun da telafisi çok zor büyük bir sorun oluşturabileceğini de açık yüreklilikle ifade edebiliyoruz.

     Lakin insanın fıtratının temiz oluşuna olan inancımız siyasetin de temiz ve doğru yapılabileceğine olan umudumuzu besliyor.

    Tıpkı insan gibi siyasetin de özeleştiriye ihtiyacı var, muhasebe yapmaya ihtiyacı var, günahlarından temizlenmeye ihtiyacı var. Yola ancak arınmış kimselerle çıkarsanız bir sonuç alabilirsiniz. Bu itibarla gölgesi olmayan adamlarla yol yürünmez, gölgesi olmayan adamlarla bir dava yürütülemez.

    Sorunları çözmek evvela sorunları kabul etmekten ardından da sorunların sebeplerini cesaretle doğru bir şekilde ortaya koymaktan geçiyor. Bugün siyaset yapanların, yapacak olanların bu cesareti kuşanması bir ön şart haline gelmiştir.

    Biz bütün bunlarla birlikte, her şeyin farkında olarak “Doğrusu Mümkün” diyoruz.

    Değerli dostlar,

    Bugün küreselleşen dünyada genel konjonktüre baktığımızda ülkemizin geldiği noktanın artık geri dönülemez bir nokta olduğunu çok açık bir şekilde görmekteyiz. Belki bir yüzyıldan fazladır kendi kabuğuna çekilmiş, askeri darbeler ve vesayet rejimleri marifetiyle adeta korkutularak sindirilmiş bir millet bugün özgüvenini tekrar kazanmış durumda. Bu özgüven patlamasının küresel güçleri ne kadar rahatsız ettiği hem ülkemize yönelik kuşatma çabalarından hem de iç siyasi çalkantılardan ve tuhaf, art niyetli ve yıkıcı ittifak arayışlarından bile rahatlıkla anlaşılabilir. Ancak yüzyıl sonra ortaya çıkan bu özgüvenin sağlam temellere oturtulması, bilgiye ve sorumluluk tarafı ağır basan bir vizyona yaslanması da şart. Yine bu özgüvenin, onu temsil edecek ve ileriye taşıyacak sağlam kadrolara da ihtiyacı var. Aksi takdirde neredeyse bir asırdır beklediğimiz bu özgüven kendisini gerçekleştiremeden sönüp gidecek ve kaybeden sadece biz değil tüm insanlık olacak.

    Geçmiş, bugün ve gelecek ekseninde ortaya konulması gereken sorumluluk esaslı bu vizyon, genç neslin bitmek bilmez enerjisi ile yetişkinlerin engin ve derin tecrübesinin bir arada harmanlanmasına dayanmak zorunda.

    Siyaset yapanlar, siyasete soyunanlar gençlerin ne düşündüğünden, nelere ihtiyaç duyduğundan, gelecekle ilgili endişe ve beklentilerinden haberdar olmak zorunda. Bu ülkenin ve insanlığın geleceği olan gençlerimiz sadece ucuz bir insan kaynağı değil, aydınlık yarınlarımızın inşa edicileridir aynı zamanda.

    Siyaset tek başına yol alınan bir kulvar değil, birlikte yarenlik edilecek uzun bir yürüyüştür. Büyüklerin isabetle söylediği gibi “önce refik yani yol arkadaşı, sonra tarik yani yol”. O nedenle bu yolda en önemli yol arkadaşlarımız, geleceğin mimarları olan gençlerimizdir.

    Diğer taraftan şehrimizi, ülkemizi ve insanlığı kuşatacak geniş yürekli bir vizyon ortaya koymak ve sürdürmek ancak belirli niteliklere sahip olan kadrolar eliyle mümkün olacaktır. O nedenle bu kutlu davayı kendisine dert edinen herkesi sahada aktif rol almaya çağırıyoruz. Bu yolda herkese ihtiyaç var. Gizli ajandası olmayan herkesin iyi niyetli çabasına, bilgisine, tecrübesine, birlikteliğine ihtiyaç var. Yüreği kamu menfaati ile memleket sevdası ile güzel bir şey yapmanın vereceği kıvanç ile çarpan insanların birlikteliğinin önünde hiçbir güç duramaz.

    Bir başka önemli husus da şudur: Siyaseti yapacaksanız bir sözünüz olmalı, bir vizyonunuz olmalı. Genel geçer sloganlarla, basmakalıp cümlelerle, hamasetle siyaset yapılmamalı. Siyaset topluma bir seviye katacaksa anlamlıdır, yoksa siyaset bir kör döğüşüne dönüşür.

    Bu bağlamda bizler, yönetişimi esas alan, siyaseti ahlak ve adalet temeli üzerinde benimsemiş, ülkemizin kazanımlarına sahip çıkan, kadim medeniyet değerlerimize yaslanan, geleceğe odaklanmış, iyi ve güzel olanı çoğaltmayı hedefleyen bir anlayışın hakim olması için yola koyulduk.

    Bu itibarla ömrünün üçte ikisini yani 36 yılını bu şehirde yaşamış birisi olarak, gerek sivil hayatta, gerek siyaset bilimi alanında aldığım eğitimlerde, gerek 25 yıllık kamu görevi ve idareciliklerim sırasında ve gerekse de otuz yılı aşkın bir süre zarfında içinde yer aldığım sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmalarımda edinmiş olduğum tecrübenin bana yüklemiş olduğu sorumluluğun gereği olarak bu güzel şehrin ve ülkenin siyasetinde sahada yer almak üzere cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde Ak Parti’den milletvekilliği aday adaylığına müracaat etmiş bulunuyorum.

    Kıymetli arkadaşlar,

    Bu benim için uzun soluklu yeni bir süreç. Bu süreç zaman içerisinde kamuoyu ile paylaşacağımız geniş çerçeveli, kuşatıcı ve kapsayıcı bir yol haritasını da içeriyor.

    Şehrimizin ve ülkemizin aydınlık yarınlarına küçücük de olsa bir katkı yapmak bizler için onur ve gurur verici olacaktır.

    Bu yola çıkarken öncelikle Rabbimize güvendik ve bizi istikametinden ayırmaması duasında bulunduk.

    Bu yolda, geleceğin dünyasının gerçek sakinleri ve sahipleri olan gençlerimizin azmi ve enerjisi en büyük yoldaşımız olacaktır.

    Yine bu yolda büyüklerin duası, akranlarımızın da paha biçilmez engin ve derin hayat tecrübeleri bize eşlik edecektir.

    Daha iyisine ve daha doğrusuna layık olduğumuza inanıyoruz. Ama bunu gerçekleştirecek olanın ancak ve sadece bizim çabamız olduğunu da iyi biliyoruz.

    Bu yolda, geleceğe umutla bakan, insanlığı kuşatacak genişliği ve merhameti yüreğinde taşıyan, kısacık ömründe hedefi gök kubbede hoş bir sada bırakmak olan herkesi de yanımızda olmaya, birlikte yol yürümeye, birlikte çile çekmeye davet ediyoruz.

    Yol birlikte yürünürse anlamlı, yol birlikte yürünürse değerlidir bizim için.

    Süreç içerisinde yol arkadaşlarımızla birlikte bir çalışma ofisi altında alt birimleri ile şehrimize ve ülkemize politikalar üretmek için kesintisiz bir şekilde çalışacağımızı, elde edilecek sonuçları şehrimizin siyasetinde yer alacak şekilde kamuoyu ile paylaşacağımızı ve önerilerimizin takipçisi olacağımızı buradan bu vesileyle duyurmak isterim. Rabbim yar ve yardımcımız olsun” şeklinde açıklamalarda bulundu.

  • “Eğitim Çağdaş, Laik ve Bilimsel Çizgide Olmalı”

    “Eğitim Çağdaş, Laik ve Bilimsel Çizgide Olmalı”

    CHP Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, eğitimin bilime dayalı, çağdaş, laik bir eğitim olması gerektiğinin altını çizerek, CHP iktidarında öğretmenlerin hak ettiği değeri alacağını söyledi.

    Tahtasız, beraberinde bazı parti yöneticileri ile birlikte 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında okulları ziyaret ederek öğretmenlerin gününü kutladı.

    Eğitimin ve öğretmenlerin sorunlarını çok iyi bildiklerini ifade eden Tahtasız, öğretmenleri 657 sayılı kanundan çıkaracaklarını bildirerek, öğretmenler için meslek kanunun çıkartacaklarını, her 24 Kasım Öğretmenler Gününde öğretmenlere birer maaş ikramiye vereceklerini açıkladı.

    CHP İl Başkanı Mehmet Tahtasız, beraberinde Merkez İlçe Başkanı Ulaş Tokgöz, İl Kadın Kolları Başkanı Kamile Anar ve İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Gülsemin Türkoğlu ile birlikte okulları ziyaret ederek 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutladı.

    Bu kapsamda; Şehit Abdullah Tayyip Olçok Anadolu Lisesi, 23 Nisan Ortaokulu, Toprak Sanayii Ortaokulu,Yumurta İlkokulu, Hacı Bektaş Veli Ortaokulu,  Yunus Emre Ortaokulu ve Şehit Onur Bakbak İlkokulu ziyaret edildi.

    CHP’li yöneticiler, okul müdürlerine çiçek takdim ederek tüm öğretmenlerin gününü kutladı.

    “OKULLARIN TÜM ALTYAPI VE FİZİKİ EKSİKLİĞİ GİDERİLMELİDİR”

    Ziyaretlerin ardından bir açıklama yapan CHP İl Başkanı Mehmet Tahtasız, çağdaş, laik, bilimsel bir eğitim için çaba gösterdiklerinin altını çizerek, öğretmenlerin maaş yetersizliğinden dolayı ikinci bir işi yapmak zorunda kaldığını, bu sorunu CHP iktidarında çözüme kavuşturacaklarını, öğretmenlerin emeğinin karşılığını alabileceği bir düzenleme getireceklerini kaydetti.

    Pandemi sürecince derslerin 30 dakika olması gerektiğinin altını çizen Tahtasız, seçmeli derslerden dolayı sınıf değiştiren öğrencilerin de bulaş riskini artırdığını ifade etti.

    Derslerin sabah saat 08.30’dan öğlen 13.30’a kadar olması gerektiğini ve öğlen arası olmaması gerektiğini anlatan Tahtasız, okullarda öğrencilerin sportif ve sanatsal faaliyetler yapabileceği alanların eksikliğine dikkati çekti. Derslik eksikliği, spor salonu ve laboratuvar eksikliği konusuna da değinen Tahtasız, okulların tüm eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini, özel okullar açılırken de bunun bir kurala bağlanmasının şart olduğunu savundu.

    Tahtasız, iktidar partisi tarafından seçim meydanlarında öğretmenlere söz verilen ancak daha sonra unutulan 3600 ek göstergenin, CHP iktidarı ile birlikte uygulamaya geçirileceğini söyledi.

    Tahtasız, “Öğretmenlerin il içi sıra tayin uygulaması yeniden başlatılmalıdır.

    Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik ile ilgili düzenlemenin güncellenmesi gerekiyor.

    Üniversitelerdeki pedagojik formasyon uygulamasının gözden geçirilmesi şart. Aksi takdirde öğretmen enflasyonu yaratacak. Çünkü üniversiteler ticarethane, öğretmen adayları da müşteri değildir.

    Üniversitelerde çalışan idari personelin nakil sorunu çözülmelidir. Anayasanın 41.maddesinde yer alan “aile bütünlüğünün” korunması gerekmektedir.

    Okullarımızın temizlik ve güvenlik görevlisi eksiği giderilmelidir” diye konuştu.

    CHP iktidarıyla birlikte eşit işe eşit ücret ödeneceğini, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen, kadrolu öğretmen ayrımının bitirileceğini savunan Tahtasız, okullarda öğretmen açığını kapatacaklarını, taşımalı eğitime son vereceklerini, köy okullarını yeniden eğitime açacaklarını, hiçbir öğretmenin yoksulluk sınırının altında maaş almayacağını kaydetti.

  • “Eğitim Parasız Olmalı, Altyapı Güçlendirilmelidir”

    “Eğitim Parasız Olmalı, Altyapı Güçlendirilmelidir”

    CHP Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, öğretmenlere verilen maaşların artık tartışma konusu olmaktan çıkmasını, öğretmenlere insanca yaşayabilecekleri bir ekonomik imkan sunulmasını isteyerek, Türkiye’nin aydınlık geleceğinin öğretmenlerin elinde şekilleneceğini vurguladı.

    CHP İl Başkanı Tahtasız, okulların açılması ve İlköğretim Haftası nedeniyle eğitim sendikalarını ziyaret ederek sorun ve talepler hakkında bilgi aldı.

    Tahtasız, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Paşam, vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim” şeklindeki yönetilen bir soru karşılığında “öğretmen maaşlarını geçmesin” şeklinde cevap verdiğine dikkati çekerek, “Milletvekili maaşı öğretmen maaşını geçmesin” diyen Atatürk’ten “Öğretmen maaşı eğitime yük” diyen bakana gelindiğini söyledi.

    Bakanın bu sözünün eğitimde gelinen noktayı özetlediğinin altını çizen Tahtasız, öğretmenlere verilecek değerin geleceğimiz olan gençlerimize verilecek değer anlamı taşıdığını kaydetti.

    Tahtasız, CHP olarak parasız, çağdaş bir eğitimi savunduklarını dile getirdi.
    CHP İl Başkanı Tahtasız; Eğitim-Sen Çorum Şube Başkanı Ali Ekber Beyaz, Eğitim Bir-Sen Çorum Şube Başkanı Tekin Çınar, Türk Eğitim-Sen Çorum Şube Başkanı Selim Adın ve Eğitim-İş Çorum Şube Başkanı İlhan Yaşar’ı sendika binalarında ziyaret ederek, sendika başkaları ve yönetim kurulu üyeleri ile değerlendirme yaptı.

    “ÖĞRENCİLERİMİZİ ÖZLEDİK ANCAK PANDEMİ SÜRECİNDE TEDİRGİNİZ”
    Sendika yöneticilerinin ortak sözleri ise; “Okullarımızı ve öğrencilerimizi çok özledik. Ancak içinde bulunduğumuz pandemi süreci nedeniyle kaygılıyız, tedirginiz ve üzgünüz. Çocuklarımızın sağlığı her şeyden önceliklidir. Gerekli tedbirlerin alınması suretiyle okullarımızda yüzyüze eğitimlerin yeniden başlamasını istiyoruz” şeklinde oldu.

    “ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERE ÜCRETSİZ İNTERNET VE BİLGİSAYAR İMKANI SAĞLANMALI”
    Eğitim-Sen Çorum Şube Başkanı Ali Ekber Beyaz, koronavirüs salgınının her geçen gün ağırlaştığına dikkati çekerek, bu gidişat çerçevesinde okulların açılmasının zor olduğunu savundu. Beyaz, koronavirüs önlemleri için sadece sosyal mesafe, maske ve hijyen kurallarının yeterli olmayacağının altını çizerek, öğretmen ve hizmetli eksikliklerinin giderilmesini istedi. AKP hükümetinin Milli Eğitim Bakanlarını patronlardan tercih ettiğine işaret eden Beyaz, mevcut bakanın da bir eğitimci olduğunu ancak özel okul sahibi bir patron olduğunu söyledi. Online eğitim programı EBA’ya yüzde 30 civarında katılım olduğunu bildiren Beyaz, özellikle ilçelerde ve kırsal alanda internet altyapısının yetersiz olduğunu, çocukların internet imkanlarından mahrum olduğunu, bu nedenle yüzyüze eğitimin şart olduğunu ancak altyapı yetersizliğinin ve eksikliklerin ivedilikle tamamlanması gerektiğini belirtti.

    Öğretmen ve öğrencilere ücretsiz internet ve bilgisayar imkanı sağlanmasını isteyen Beyaz, teknolojik altyapının oluşturulması gerektiğini ifade etti.

    Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerinin kamu aracılığı ile yapılması gerektiğini vurgulayan Beyaz, “Uzaktan eğitim asla yüz yüze eğitim ile karşılaştırılamaz. Ancak özellikle içerisinde bulunduğumuz süreçten kaynaklı uzaktan eğitimin yapılması da gerekli ve zorunlu olmuştur. Burada eğitimde fırsat eşitliği mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Eğitimin materyalleri ve teknik desteği bütün öğretmen ve öğrencilere parasız olarak M.E. B. tarafından sağlanmalıdır. Karşıt durumda teknik donanımın yetersiz olduğu durumlarda öğrenci ve öğretmen süreçten kopacaktır ki, ilimiz için yapılan uzaktan eğitim ile ilgili anketin sonuçları bunu net olarak göstermektedir. Materyal ve teknik donanımdan söz edilirken bir evdeki öğrenci sayısının birden fazla olabileceği de gözden kaçırılmamalıdır.

    Eğitim Sen olarak öncelikle çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, bütün eğitim emekçileri ve öğrencilerimiz için okullarda sağlık koşullarına uygun ortamların sağlanması ve koruyucu önlemlerin alınması, yatılı ve pansiyonlu okullarda yatakhane ve yemekhanelerde gerekli alt yapı ve hijyen ortamının sağlanması, taşımalı eğitim yapan okullarımızda servis hizmetlerinin sosyal mesafe ve hijyen koşullarına uygunluk sağlanması koşuluyla yüz yüze eğitimin geciktirilmeden başlanması gerektiği görüşündeyiz” dedi.

    “3600 EK GÖSTERGE ÖĞRETMENLERİN HAKKIDIR”
    Eğitim Bir-Sen Çorum Şube Başkanı Tekin Çınar ise eğitim iş kolunda hükümetin aldığı kararları denetleyen bir sendika olduklarını ifade ederek, 3600 ek gösterge sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğini kaydetti.
    Okulların, öğretmen ve idarecilerin sorunlarını tespit ederek hükümet nezdinde çözüm için girişimlerde bulunduklarını, özellikle 3600 sorununun CHP tarafından sık sık gündeme getirildiğini anlatan Çınar, 3600’ün eylem planında yer aldığını bildirdi.

    Çınar, “3600 öğretmenlerin hakkıdır. Bunu ilk dile getiren CHP olmuştur. Bu nedenle teşekkür ediyoruz. Haklarımızı alana kadar mücadelemiz sürecek. Eğitimde tüm önlemlerin alınarak sağlıklı bir şekilde yeni döneme başlamak istiyoruz. Okulların ödenek, hizmetli ve temizlik malzemesi sorunu bir an önce çözülmeli, öğretmenlik meslek kanunu çıkartılmalıdır” diye konuştu.

    “ÖĞRETMEN ATAMALARINDA AİLE BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMALI”
    Türk Eğitim-Sen Çorum Şube Başkanı Selim Aydın da, öğretmen atamalarında aile bütünlüğünün korunmasına dikkat edilmesini isteyerek, “öğretmenlerimiz sağlık durumu ve can güvenliğinden dolayı atama istiyor fakat yer olmadığından tayin gerçekleşmiyor. Bu sorunlar bir an önce çözülmelidir” dedi.

    Selim Aydın, üniversitelerin eğitim-öğretim takviminin ve yüzyüze eğitim olup olmayacağının bir an önce açıklanması ve netliğe kavuşturulması gerektiğini belirterek, “çocuklarımız hangi konulardan ve hangi tarihte sınava girecekleri net olarak açıklanmalı ki ona göre hazırlıklarını yapsınlar” ifadesini kullandı.

    “EĞİTİMDEN TASARRUF OLMAZ”
    Eğitim-İş Çorum Şube Başkanı İlhan Yaşar ise Çorum’da bazı okullarda vekaletle müdürlük yapıldığını bildirerek, “Yavruturna Ortaokulu ve Bahçelievler Anadolu Lisesinde vekaletle müdürlük yapılıyor. Vekaletle yönetime son verilmelidir” şeklinde konuştu.

    Yaşar, özellikle Buharaevler bölgesinde normal orta öğretim uygulanmadığını, okulların imam hatip ağırlıklı olduğunu, Anadolu lisesi ve Anadolu orta okullarının eksik olduğunu söyledi.

    Eğitim-İş olarak parasız eğitimi savunduklarını anlatan Yaşar, “çocuklarımız özel okullara yönlendiriliyor. KDV oranının yüzde 1’e indirilmesi bunun bir örneğini teşkil ediyor. Devlet destekli özel okul olmamalı, parasız eğitime önem verilmelidir” dedi.

    İlhan Yaşar, “Eğitimde asıl yük, öğretmenin maaşıyla ilgilidir. Milli Eğitim Bakanlığının bütçesine bakarsanız, yatırım bütçesinin çok çok küçük olduğunu görürsünüz” şeklinde bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u sert dille eleştirdi.

    Eğitimin en büyük yükünün basiretsiz bakanlık olduğunu ileri süren Yaşar, “Aklı çalışan herkesin malumudur ki eğitimci olmadan eğitim olmaz. Bakan eğitime ayrılan bütçenin yetersizliğini açıkça söyleyememekte yetmez gibi, eğitimin vazgeçilmezi öğretmenler üzerinden talihsiz açıklamalar yapmaktadır” dedi.

    Yaşar, “Bakan eğitime ayrılan bütçenin yetersizliğini açıkça söyleyememekte yetmez gibi, eğitimin vazgeçilmezi öğretmenler üzerinden talihsiz açıklamalar yapmaktadır.
    Oysa eğitimin en ağır yükü, ne yazık ki basiretsizlik timsali haline gelen Bakanlıktır. Bakanlıklar, olağanüstü durumlarda Hazineden ek bütçeler talep eder ve bunun ardından planlamalar yapar. Korona nedeniyle eğitimde olağanüstü bir duruma geçilmesine rağmen, Hazine’den Diyanet kadar bile talepkâr olmayan MEB, bu ülkenin geleceğinde açıkça bir yüktür. Korona virüse, yokuş aşağı giden ekonomiye rağmen “itibardan tasarruf olmaz” diyerek 125 milyon liraya yazlık saray inşa eden hükümete, “Asıl eğitimden tasarruf olmaz” diyemeyen bir Bakanlık, kendi çabalarıyla ülkenin geleceği olan çocukları eğiten öğretmenlerin sırtında bir yüktür.
    En azından bu olağanüstü dönemde eğitimin sorunlarına dair tüm eğitim çevrelerinin önerilerine açık olun. Eğitime dair derhal gerçekçi ve ayrıntılı bir planlama yapıp, bunun için Hazine’den ek bütçe talep edin.
    Eğitim-İş olarak Bakanlığı, derhal fırsat eşitliği sağlayacak hamleler yapmaya çağırıyoruz.

    Eğitim, bir hak ve kamu hizmetidir. Hükümetin ağzından düşürmediği “sosyal devlet” ilkesi gereğince her bir çocuğumuz bu hak ve hizmetten eşit ve adil biçimde yararlanabilmelidir.

    Eğitime ulaşmak için aynı imkanı tanımadığınız çocukları, aynı sınava sokarak düzenleyeceğiniz tüm yarışların kaybedeni ülkemiz olacaktır” ifadesini kullandı.

    CHP İl Başkanı Mehmet Tahtasız, eğitim sorunlarının takipçisi olduklarını, sorunları genel merkeze ileterek çözüm için çaba harcayacaklarını bildirerek, yeni eğitim-öğretim sezonunun hayırlı olmasını diledi.

    Sendika başkanları da Tahtasız’a yakın ilgisinden dolayı teşekkür ettiler.
    Tahtasız’a sendika ziyaretleri sırasında Merkez İlçe Başkanı Ulaş Tokgöz, İl Sekreteri Aydın Taşkın ve İl Yönetim Kurulu Üyeleri de eşlik etti.