Etiket: Olmalıdır

  • “Bağcıyı Dövmek Değil, Üzüm Yemek Esas Olmalıdır”

    “Bağcıyı Dövmek Değil, Üzüm Yemek Esas Olmalıdır”

    Sağlık-Sen Genel Merkez Disiplin Kurulu ve Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatci, Çorum’da verilen sağlık hizmetleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Sağlık İl Müdürünün halkın memnuniyeti için gece gündüz çalıştığına vurgu yapan Saatci, “Çorum’da sağlığın başında ilimizi tanıyan, ilimizin sağlıkla ilgili ihtiyaç ve sorunlarını yakinen bilen ve ilimizde uzun zamandan beri hem hekim olarak hem de idareci olarak hizmet veren, bilgi, birikim ve tecrübe noktasında sağlık hizmetlerine katma değer sağlayan ve göreve geldiği günden bu güne kadar özveri ile ilimizde verilen sağlık hizmetinde yaşanan sıkıntıların çözümü ve asgariye indirilebilmesi, verilen hizmet ağının genişletilmesi ve halkın memnuniyet katsayısının imkanlar ölçüsünde yükseltilebilmesi için gece gündüz demeden çalışan bir il müdürümüz var. Kendilerine sağlık hizmetlerine katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

    “Son günlerde Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi başhekimine karşı haksız ve hukuksuz bir şekilde saldırıldığını, olumsuz bir algı ve hava oluşturulmaya çalışıldığını gözlemlemekteyiz” diyen Saatci, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı ;

    “Sayın Başhekime yönelik suçlamaları haksız ve yersiz bulmaktayız. Öncelikle, herkesin fikirlerini özgürce ifade edebilmesi, kurum içinde gelişim ve değişimin sağlanabilmesi adına son derece kıymetlidir. Ancak bu süreçte, bir yöneticinin emeklerinin ve katkılarının göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

    Başarı bir ekip işidir. Orta da bir başarı varsa bu başarıda diğer yönetim kademelerinde görev alan yöneticilerin ve bu çarkı döndüren çalışanların hakkını da teslim etmemiz gerekir. Yönetim kademelerinin takdir yetkileri vardır. Yönetim kademesinde olan tüm idarecilerimizden Sağlık-Sen olarak beklentimiz; Sağlık çalışanları tüm süreçlerde en özverili çalışılan, sıkıntının ve stresin had safhada olduğu alanlarda görev yapmaktadır. Bu nedenle yönetim kademesinde olan idarecilerden en büyük beklentimiz, çalışma barışını, moral ve  motivasyonunu artıracak uygulamalara, yöntemlere öncelik vermeleridir. Kraldan çok kralcı olmamalarıdır. Yöneticilerde neticede insandır. İnsanın olduğu yerde hatanın olmaması mümkün değildir. Önemli olan hatada ısrar etmemektir. Ayrıca idareciler dokunulmaz ve eleştirilemez kişiler de değillerdir. Ancak eleştiriler yapıcı olmalı, üzüm yeme amaçlı yapılmalıdır. İdareciler eleştirilirken yapabilecekleri imkan, devlet tarafından sağlandığı halde keyfi olarak yapmadıkları iyileştirmeler varsa, yetkileri olan ve yetkilerini aşmayan konularda inisiyatif almaktan kaçınırlarsa haklı olarak eleştirilebilirler. Ancak eleştirildikleri konular yetkilerinin ve imkanlarının dışında konularsa bu eleştirilerin iyi niyetle yapıldığı söylenemez ve kabul edilemez. İdarecilerin elinde sihirli değnek yoktur. Sadece sağlanan imkanlar ölçüsünde yapabilecekleri vardır.

    Hastalarımıza şifa dağıtan hekimlerimizden, onların tedavisini destekleyen hemşirelerimize, sağlık teknikerlerimizden, temizlik, güvenlik ve idari personelimize kadar herkes bu kutsal görevin bir parçasıdır. Sağlığın tüm çalışanları, hastanemizin başarıyla hizmet vermesini sağlayan büyük bir ekibin vazgeçilmez parçalarıdır.

    Özellikle son dönemlerde sağlık sektöründe yaşanan zorluklara rağmen, gösterilen sabır, gayret ve fedakârlık için tüm sağlık çalışanlarına en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak için gösterilen çaba, yalnızca onların değil, tüm toplumun takdirini kazanmıştır.

    Sayın Başhekim göreve geldiği günden bu yana hastanemizin gelişimi, hizmet kalitesinin artırılması ve çalışanların en iyi koşullarda görev yapabilmesi için büyük çaba sarf etmiştir. Hastanemizin kurumsal yapısını güçlendirmek, hastalarımıza daha iyi hizmet sunmak ve sağlık çalışanlarının haklarını korumak için attığı adımlar ortadadır.

    Elbette her yöneticinin kararları herkes tarafından aynı şekilde değerlendirilmeyebilir. Ancak eleştirilerin yapıcı olması, sürecin kişisel saldırılara dönüşmemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Sağlık Sen Çorum şubesi olarak amacımız, yalnızca bir kişiye destek vermek değil, aynı zamanda adaletli bir değerlendirme sürecine katkı sunmaktır. Hepimiz sağlık alanında fedakârca çalışan bireyleriz ve birlikte hareket ederek hastanemizin başarısını sürdürmeye devam etmeliyiz. Sayın Başhekimin liyakatine ve çalışma azmine olan inancımızı koruyor, kendisine olan desteğimizi açıkça ifade ediyoruz”

  • “Asgari Ücret İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret Olmalıdır”

    “Asgari Ücret İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret Olmalıdır”

    Hak-İş Konfederasyonu Çorum İl Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Çorum Şube Başkanı Mustafa Köroğlu, asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek ücret olması gerektiğini söyledi.

    2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlenmesi için ilk toplantının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çağrısıyla yarın sosyal tarafların katılımıyla yapılacağını belirten Köroğlu, “ Asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir ücrettir. Bu yönüyle asgari ücret, insanın yaşaması ve varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan asgari gelir kaynağıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Anayasası’nın girişinde, “işçinin ve ailesinin yalnızca geçimini temin eden ücret, insanca yaşamaya yeterli bir ücret değildir. Hâlbuki işçinin insanca yaşaması için yeterli ücrete sahip olması gerekir” ifadesine yer verilmiştir. Üç İşçi Konfederasyonu “insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” belirlenmesi taleplerini bir araya gelerek ortaklaştırmıştır. Özellikle sendikasız işçilerin önemli bir bölümünün temel sorunu olan asgari ücretin, belirlediğimiz ve savunduğumuz ilkeler doğrultusunda karara bağlanması büyük önem taşımaktadır. Ücretli çalışanların yarıya yakını asgari ücret ve civarında bir gelir elde etmektedir. Sosyal güvenlik primine esas ortalama kazanç da asgari ücretin biraz üzerindedir” dedi.

    “Asgari ücret belirleme çalışmaları sadece ücretli kesimi değil toplumun tümünü yakından ve doğrudan ilgilendirmektedir” diyen Köroğlu, “Sadece asgari ücret alanlar değil; asgari geçim indirimi, işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği, engelli ve yaşlılık aylığı ile bakım yardımı, genel sağlık sigortası, bireysel emeklilik, sosyal güvenlik borçlanması, sosyal güvenlik alt ve üst primlerinin belirlenmesi gibi çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Ekonomide özellikle son dönemde döviz kurlarında yaşanan olağanüstü dalgalanma ve başta gıda ve kira olmak üzere temel mal ve hizmet fiyatlarında görülen artışlar, emeğinden başka hiçbir geliri olmayan ücretli çalışanların satın alma gücünü geriletmiştir. Bu nedenle, 2022 yılında geçerli olacak asgari ücretin, ekonomide yaşanan gelişmeler de dikkate alınarak, insana yakışır bir yaşam düzeyini sağlayacak şekilde tespit edilmesi gereği ortak düşüncemizdir. Asgari ücret, emeğe gösterilen saygının bir ölçüsüdür. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde, gelir dağılımında adaleti ve iyileştirmeyi temel alan, refahın geniş kitlelere yayılmasını amaçlayan bir yaklaşımla tespit edilmesi toplumsal huzur ve iş barışının sağlanması için gereklidir. Üç İşçi Konfederasyonu “aileleri ile birlikte insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” belirlenmesi taleplerini yineleyerek bir kez daha bir araya gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “Asgari ücret bir pazarlık ücreti değildir”

    Asgari ücretin bir pazarlık ücreti olmadığına vurgu yapan Köroğlu, “Anayasamız devlete “çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma” görevi vermektedir. Ayrıca, asgari ücretin tespitinde “çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur” denilmektedir. Asgari ücret bir pazarlık ücreti değildir. İşçinin ailesiyle birlikte insanca yaşamasını sağlayacak gelirdir. Asgari ücretin belirlenmesi müzakerelerinde göz önünde tutulması gereken öncelikli husus, çalışanların karşı karşıya bulundukları geçim koşullarıdır. Çalışanlar, yaşanılan ekonomik sıkıntıların nedeni değil mağdurudur ve “ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum” gerekçesiyle asgari ücretin düşük belirlenmesi kabul edilemez. Ülkemizdeki asgari ücret düzeyi AB üyesi tüm ülkelerin gerisine düşmüştür. Küresel pazarlar ile rekabet edebilmek adına emek kesiminin talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin rekabet şartlarını düşük ücret politikasıyla sağlamak doğrultusunda bir anlayışı olmamalıdır. Bugün ücretliler üzerinde dayanılmaz boyutlarda vergi yükleri bulunmaktadır. Türkiye’de gelir vergisi mükelleflerinin büyük çoğunluğu ücret geliri elde edenlerdir. Kaldı ki, hem doğrudan gelir ve kazanç üzerinden hem dolaylı olarak mal ve hizmet alımında yapılan zorunlu ihtiyaç harcamalarından dolayı günlük yaşantısının her aşamasında vergiye maruz kalınmaktadır. Ücretli çalışanların net ücreti, vergi dilimlerindeki artışlar nedeniyle ilerleyen aylarda düşmektedir. Asgari ücret alan işçiler bile yılın son dört ayında eksik ücret almak durumunda kalmaktadır. Asgari ücrette gelir vergisi nedeniyle meydana gelen gerilemenin telafi edilmesi uygulaması, sadece asgari ücretle çalışan bekâr işçiler için geçerlidir. Evli, üç çocuklu ve eşi çalışmayan bir işçi yılbaşında elde ettiği ücret düzeyini yılsonunda alamamaktadır. Bu işçinin yılın toplamı itibariyle kaybı devam etmektedir. Mevcut bu uygulamayla aile korunmamaktadır. Ücretli çalışanlar için vergi matrahı farklılaştırılmalıdır. 2002 yılında gelir vergisi tarifesi brüt asgari ücretin 17,1 katı iken, günümüzde 6,7 katına gerilemiştir. Tüm ücret gelirlerinde, asgari ücrete denk gelen kısmına kadar olan tutarın vergi dışı bırakılması yönünde sosyal taraflar arasında görüş birliği oluşmasına rağmen şimdiye kadar herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. İşverenin sosyal güvenlik primi düşürülmesine ve buradan doğan milyarlarca liralık gelir kaybı Hazine tarafından karşılanmaktadır. Ancak işçilerin sosyal güvenlik priminde bir indirim yapılmamıştır. Sosyal devletin koruyucu vasfı öncelikle düşük gelirli olan ücretli çalışanlar için olmalıdır” diye konuştu.

    Hak-İş Konfederasyonu Çorum İl Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Çorum Şube Başkanı Mustafa Köroğlu, işçi temsilcileri, insan onuruna yakışır bir düzeyde asgari ücret belirlenebilmesi için komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri şu şekilde sıraladı:


    “Asgari ücretin saptanmasında Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır. Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir. Asgari ücret net olarak açıklanmalıdır. Bu ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintiler net tutarın üzerine ilave edilmeli ve yıl boyunca asgari ücret açıklanan bu net ücretin altına düşmemelidir. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) işçinin medeni durumuna göre ayrıca ilave edilmelidir. Tüm ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Gelir vergisi tarifesi en az yeniden değerleme oranında artırılmalıdır. Ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır. Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır. Asgari ücret, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve bu özelliği temel alınarak belirlenmelidir. Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır. Asgari ücret ile bağlantılı olarak ve günümüz ekonomik koşullarını da dikkate alarak; işverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payı 5 puan düşürülerek bütçeden karşılanmalıdır. “Sosyal Devlet” ilkesi gereği memurlara çalışmayan eş için ödenen “aile yardımı” işçiler için de uygulamaya konulmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu işyerleri için uygulanmalıdır.”

  • ’14 Mart Sorunların Çözüldüğü Gün Olmalıdır’

    ’14 Mart Sorunların Çözüldüğü Gün Olmalıdır’

    Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle yazılı açıklamada bulundu.

    saatci, “Yaptıkları görev itibariyle kutsal bir mesleği icra eden sağlık çalışanlarımız yeni bir 14 Mart Tıp Bayramı’na çözüm bekleyen sorunlarıyla girmektedirler. Yeni Türkiye’de sağlıkta dönüşümün mimarları olan sağlık çalışanları, var olan sorunların çözümüne yönelik adımlar atılmasını beklemekte ve 14 Mart’ı gerçek bir bayram havasında yaşamayı arzu etmektedirler”dedi.

    Öncelikle döner sermaye sisteminde yaşanan adaletsizliğin sağlık çalışanlarının iş motivasyonunu olumsuz etkilediğini belirten Saatcı,”Aynı görevde çalışan sağlık çalışanlarının farklı oranda döner sermaye ücreti alması önemli bir haksızlıktır. Bu durumu başka hiçbir meslek grubunda göremeyiz. Örneğin eşit durumda olan ancak farklı karakollarda çalışan 2 polis memurunun veya yine aynı şekilde farklı okullardaki 2 öğretmenin farklı ücret aldığını göremeyiz. Ancak unvanları, eğitimi ve hizmet yılı aynı olan sağlık çalışanları farklı hastanelerde çalıştığı için aynı döner sermaye ücreti alamamaktadır. Çalışanlarımız arasında huzursuzluğa sebep olan bu durumun giderilmesi Sağlık-Sen olarak önceliklerimiz arasındadır ve bu adaletsizlik çözülene kadar konunun takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Bunun için öncelikli olarak mevcut döner sermaye sisteminde köklü değişikliklere gidilmelidir” diye konuştu.

    Çalışanlarımızın beklediği bir diğer konu da 3600 ek göstergenin bir an önce çıkarılmasıdır diyen Saatcı,” 3600 ek göstergenin tüm sağlık çalışanlarına verilmesi, diğer çalışanlarımız ile ilgili de aynı oranda ek gösterge puanı verilmesi ve konunun bir takvime bağlanarak çözülmesi gerekmektedir. Sağlık çalışanlarımız 7 gün 24 saat esasına göre fedakarca görev yapmaktadırlar ve bu hizmetlerinin karşılığını maalesef alamamaktadırlar. Sağlık hizmetlerine erişim kolaylaşırken, hasta memnuniyeti artarken maalesef sağlık çalışanlarımız için bu durum aksi yönde gelişmektedir. İstihdam yetersizliği nedeniyle ağır iş yükü altında ezilen, nöbetlerden kendilerine, ailelerine zaman ayıramayan sağlık çalışanlarının bu mağduriyeti, Dünya Sağlık Örgütü istihdam rakamlarının uygulanmasıyla çözülecektir. Yine çalışanlarımızın yıllardır çözüm beklediği fiili hizmet süresi zammı, sağlık hizmetleri sınıfından sayılan bütün unvanları kapsayacak şekilde çözüme kavuşturulmalıdır” şeklinde ifade etti.

    Sağlık Bakanlığı’nın tüm sağlık çalışanlarının hak ve hukukunu gözetmesi gerektiğini ifade eden Saatcı,”İcap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta öldürülen sağlık çalışanlarımızın haklarına Sağlık Bakanlığı mutlaka sahip çıkmalıdır. Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılması önemli bir noktadır. Bu vesile ile sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, bugünün sorunlarının çözümüne vesile olmasını temenni ediyoruz” şeklinde konuştu..