Etiket: Şey

  • “Bir Şey Söyler Filistin”

    “Bir Şey Söyler Filistin”

    Filistin Atölyesi ve Hitit Üniversitesi Bilinçli Gençlik Topluluğu işbirliği ile Çorum Kültür Merkezi’nde  düzenlenen “Bir Şey Söyler Filistin: Kendi Filistin’ini Anlat” anabaşlığını taşıyan paneller dizisi devam ediyor. Bu hafta ikincisi düzenlenen panelde Ayhan Boyraz moderatörlük yaptı. Konuşmacılar ise siyaset bilimi doktorantı Muhammed Rafi Zwak ve öğretmen Cengiz Mutlu’ydu.

    Filistin’i Görmek Nasıl Mümkün Olur

    İlk konuşmacı olan Cengiz Mutlu, Filistin topraklarını sadece bir coğrafya değil, tarih ve inançla yoğrulmuş bir “emanet” olarak gördüğünü belirterek kendi çektiği fotoğraflar eşliğinde, “Filistin’i Görmek Nasıl Mümkün Olur” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Sunumda paylaştığı karelerle Mutlu, mabetlerin sarsılmaz vakarı ile zulmün soğuk gölgesi arasındaki keskin çelişkiyi göstermeye çalıştı.

    Mutlu’ya göre “Kudüs’te çekilen her fotoğraf iki farklı dünyayı bir araya getiriyor. Bir yanda Mescid-i Aksa, Kubbetü’s-Sahra ve El-Halil’in sunduğu manevi huzur, diğer yanda ise bu kutsal mekanların hemen yanı başında yükselen “utanç duvarları” ve “kontrol noktaları” yer alıyor.” Konuşmada “bu duvarların sadece beton değil, hayatları bölen birer ayrılık simgesi olduğunun” altı çizildi.

    Cengiz Mutlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Beton blokların gölgesinde kalan yıkılmış evlerin sızısı, bölgedeki adaletsizliğin en somut belgesi olarak nitelendirilebilir. Kadraja giren her görüntü, köklü bir geçmiş ile askeri bir soğukluğun çatışmasını barındırıyor. Binlerce yıllık zeytin ağaçlarının toprağa tutunan direnişiyle, o ağaçların gölgesinde bekleyen askerlerin yarattığı çelişki, Filistin halkının sabrını ve direnişini simgeliyor. Objektifimi bu topraklara her çevirdiğimde, taşların dile geldiğini hissediyorum. Paylaşılan görsellerin sadece birer manzara değil, bitmeyen bir umudun belgesidir. Filistin’de bulunmak bir davaya şahitliktir.  Çekilen her kare, bu haklı davanın sesini duyurmak için bir araca dönüşmektedir.”

    Mutlu konuşmasını, “Filistin’in özgürce fotoğraflandığı ve mabetlerin sadece huzurla dolduğu günlere olan inancını” vurgulayarak bitirdi.

    Bir Filistinliye Duvar ve Taş ne Anlatır?

    İkinci sırada söz alan Muhammed Rafi Zwak “Bir Filistinliye Duvar ve Taş ne Anlatır?” başlığını taşıyan konuşmasına, “Orta Doğu’nun kalbinde yükselen devasa beton bloklar, sadece yolları değil, hayatları da birbirinden koparmaya devam ediyor.” Sözleri ile başladı. Zwak, “bir tarafta devasa duvarlar diğer tarafta ise küçük taşlar olduğunu ve bugün bölgedeki zulmün duvar ile direnişin ise taşlarla sembolize edildiğini” belirtti ve sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Yüzlerce kilometre uzanan ve gökyüzüne meydan okuyan bu duvarlar, bölge halkı için sadece birer inşaat projesi değil, “ayrılığın kendisi” olarak nitelendiriliyor. Haber kaynaklarından alınan bilgilere göre, bu duvarlar nedeniyle anneler çocuklarına ulaşamıyor, öğrenciler okullarına geç kalıyor ve hayatlar keskin birer çizgiyle ikiye bölünüyor. Betonun soğuk yüzü, sadece fiziksel bir engel değil, aynı zamanda duran hayatların ve parçalanmış ailelerin sessiz tanığı olarak yükseliyor. Ancak bu devasa beton yığınlarının karşısında, bir o kadar küçük ve basit bir nesne yükseliyor: Taş. Bir Filistinli çocuğun elindeki taş, çaresizliğin değil, aksine en zor koşullarda bile vazgeçmemenin ve direnişin en sade hali olarak görülüyor. Dolayısıyla duvar varsa, taş da vardır. Her engel, kendisine verilecek cevabı da beraberinde getirmektedir.”

    Konuşmasının sonunda Muhammed Rafi Zwak, “Filistin halkının mücadelesini simgeleyen bu karşıtlıkta, taşın anlamı boyutundan çok daha büyüktür. Bölge sakinleri ve aktivistler, duvarlar ne kadar yüksek olursa olsun, onlara karşı duran bir iradenin her zaman var olacağını ifade ediyorlar. Bir gün ‘Filistin özgür olacak’ inancıyla beslenen bu direniş, betonun soğukluğuna karşı insanın sarsılmaz umudunu temsil etmektedir.” Diyerek sözlerini tamamladı.

  • ‘’Aşk Bir Şey Değildir ‘’  Oyun Trabzon’da Sahnelenecek

    ‘’Aşk Bir Şey Değildir ‘’ Oyun Trabzon’da Sahnelenecek

    Şahin Örgel’in kaleme aldığı Aşk Bir Şey Değildir, son yıllarda ödenekli tiyatrolar başta olmak üzere amatör, profesyonel pek çok tiyatro tarafından sahneye taşınan bir tiyatro oyunu.

    Örgel’in 2007 yılında kaleme aldığı Aşk Bir Şey Değildir’de hikâyesine tanıklık ettiğimiz Nihal ve Tekin çifti üzerinden, aşk, evlilik, bağlılık, güven gibi temel konuları bir kez daha gözlemleme fırsatı bulurken, aynı zamanda insana dair olan pek çok sürece de bakma imkânına sahip oluyoruz…

    Günümüz insanının temel açmazlarından sayılan birlikteliği sürdürme; güven, saygı ve aşkı muhafaza etme halinin pek çok açıdan süreçlerinin mizahi bir dille sunulduğu oyunda, zaman zaman da düşündüren ve altan alta tartışmaya açılan konular seyirciye ulaşıyor…

    Aşk Bir Şey değildir dili ve yapısı itibarı ile yazarının yazın karakterinin ana renklerini ve biçimini taşıyan bir tiyatro eseri… Kıvrak dili, hikâyesini sahne üzerinde akıcı ve akılda kalıcı halde tutan renkli diyalogları ile oyun şimdiye kadar pek çok kez seyircisine ulaşmayı başardı… Bursa Devlet Tiyatrosu tarafından 2013 yılında sahnelenmeye başlayan oyun beş sezon boyunca deyim yerindeyse bu süreyi sürekli olarak ‘kapalı gişe’ tamamladı… Oyun Ali Volkan Çetinkaya rejisiyle sahneye taşınmıştı.

    Pandemi sonrası perdelerini yeniden açmaya hazırlanan Devlet Tiyatrolarının ilk tur ilk oyunlarından biri de yine Aşk Bir Şey Değildir oldu. Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenecek olan başarılı eser 3 Eylül’de Trabzon DT Haluk Ongan Sahnesinde Prömiyer yapacak. Oyunun Yönetmeni Can Ali Çalışandemir… Aşk Bir Şey Değildir’de Nihal’i Selin Poyraz, Tekin’i Gürkan Erarslan canlandırırken, Erkan Akçelik, Ebru Karahasan, Özge Arslan’da oyunda görev alan diğer isimler oldu…

  • Yeter, Her Şey Sendika Değil Bilin Artık!

    Yeter, Her Şey Sendika Değil Bilin Artık!

    Türk Tarım Orman Sen Şube Başkanı Necati Gül, yeni göreve başlayan kişilere bir sendikanın üyelik formunun göreve başlamak için mecburi evrak diye imzalatıldığını söyledi.

    Tarım ve Orman Bakanlığı  taşra teşkilatlarında çalıştırmak üzere 657 sayılı Kanunun  4/b statüsünde personel alımı yaptığını hatırlatan Gül, “Bu personellerin yaklaşık 5.000 kişisini orman işkoluna,  2.300 civarındaki kişisini  ise tarım işkoluna olmak üzere taşra teşkilatlarında göreve başladı” dedi.

    Göreve başlayan bu şahıslara hayırlı olması temennisinde bulunmak için ziyaretlerde bulunduğunu ifade eden Gül, “Tabii ki hepsine ulaşamıyoruz. Hızlı bir şekilde sahaya indiler.  Ulaştığımız arkadaşlarla hasbihal ediyoruz. Sivil hayattan ve mevcut durumlarını ortaya koyuyorlar. Sevinçlerini, umutlarını, geleceğe bakışlarını, sıkıntılarını ve dertlerini paylaşıyorlar. Yurdum insanı, içten ve samimiler. Kolay değil yeni bir hayata başlamışlar. Aslanın ağzında olan işe  kavuşmuşlar. Anadan ve babadan harçlık almayacaklar. Tabiri caizse ağızları kulaklarında. Bir süre sonra konuyu sendika ve sendikacılığa getiriyoruz. Sonuçta ise büyük çoğunluğunun bir sendikaya üye yapılmış olduğunu öğreniyoruz. Bizlerin ulaşamadığı, fakat o sendikanın nasıl ulaştığını öğrenmek istediğimizde, iki işkolunda da ne yazık ki cevap aynı” diye konuştu.

    Yeni işe başlayan kişilere sendika seçiminde yönlendirme yapıldığını kaydeden Gül, konu ile ilgili açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Üç arkadaşın verdiği cevap çok ilginçti. Bir arkadaş ” sendika üyelik formu,  sözleşme yapıp göreve başlamak için mecburi evrak” dedi.

    İkinci arkadaş, ”  kesinlikle o sendikaya üye olmama nasihatı almış ve kendisine söz vermiştim, benim fikrim de belli zikrim de, lakin hiçbir organik ve inorganik bağım olmayan o sendikaya  üye olmak zorunda kaldım. Form  doldurulmuştu, sadece imza attım, kendisine verdiğim sözü tutamadım” dedi.

    Üçüncü arkadaş, ” abi sendikaya üye olduğumu sonradan öğrendim, bana bir çok evrak imzalattılar, meğer imzaladığım evraklardan biri de sendika üyelik formuymuş” dedi. 

    Diğer bir çok arkadaşın söylediklerini burada tek tek yazsam sayfalar dolusu yazmam gerekir. Şimdi söz konusu malum sendika çalışma yaptı  tarım ve orman işkolundaki arkadaşlarımız bu sendikaya üye oldu değil mi? Malum sendikaya sorsak,  tabii ki bu anlatılanları kabul etmeyecek, belki de bize iftira atıyorsunuz diyecekler. Hadi  biz size inandık, Allah bunları görmüyor mu? O’ nu nasıl kandıracaksınız. Devletin makamını ve imkanını kullanıp,  “sözleşme”  ön kabulünden kaynaklı mağduriyetten  yararlanıp   heyecan ve umutla başlayan ilk adımı, korku ve ümitsizliğe sevk etmeye hakkınız var mı?

    Bütün personel sizin üyeniz olsun. Batsın bu mantıkla yürüyen  sendikacılık, yerle yeksan olsun yetkinlik. Yeter ki devlete ve milletimin insanlarına zeval gelmesin. Devlet memuru imajı yok olmasın; memurun onuru kırılmasın.  İnsanlarımızın kamu kurum ve kuruluşlarına olan güveni, geleceğe olan inancı, memurlara ve kendisine olan saygısı sarsılmasın; hayallerine, ilkelerine, fikirlerine, ülkülerine  ve azimlerine ket vurulmasın.Yeter, her şey sendika değil bilin artık” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

  • “Bir Şey Başaracaksak Muhtarlarımızla Başaracağız”

    “Bir Şey Başaracaksak Muhtarlarımızla Başaracağız”

    Merkez Mahalle Muhtarları Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’a teşekkür ziyaretinde bulundular.

    Tüm mahallelere eşit hizmet gitmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getiren muhtarlar Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın ile kış aylarında yapılması planlanan çalışmalar hakkında da fikir alış verişinde bulundular.


    Şehrin güzelleşmesi adına muhtarlarla istişare ile çalıştıklarını ifade eden Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın “Biz bu şehirde başarılıysak bunu muhtarlarımızla sağlayabiliriz. Şehri bir bütün olarak görüyoruz. Ancak siz mahallelerinizi kılcal damarlarına kadar biliyorsunuz. Ben mahallelere gittikçe, muhtarlarımızla sohbet ettikçe muhtarlarımızın mahallelerine ne kadar hakim olduğunu görüyorum. Biz bir şey başaracaksak muhtarlarımızla başaracağız. Bizim her hareketimizde tek önderimiz peygamber efendimizdir. O nasıl yapmışsa, nasıl davranmışsa öyle yaparız. Peygamber efendimiz asla ayrım yapmamıştır. Kabenin anahtarını bile liyakatten dolayı bir gayri müslüme vermiştir. Biz de ayrım yapmadan çalışmaya gayret ediyoruz. Biz ilk başladığımızda “ALİ” olacağız demiştik. Bizde %100 Adil, Liyakatli ve istişare ile çalışacağız. Adayken söylediğimiz bütün sözlerin arkasındayız. İtfaiyeye 9 personel alacağız. Biz bunu bütün Türkiye’ye ilan ettik. Müracaatlar başladı, sınav komisyonuna da Üniversiten uzman hoca koyduk. Mahallelere gelmemiz, muhtarlarla görüşmelerimiz hep bundan dolayı. Biz yanlış yapmak istemiyoruz. İstişare ile iş yapmak istiyoruz. Muhtarlarımızdan gelen talepler doğrultusunda adaletle hizmet etmeye devam edeceğiz. bu duruşumuzda kıl kadar bir değişme söz konusu değildir. Bütün muhtarlarımızın burada olması bana onur verdi, gurur verdi. Bu birlikteliğimiz şehrimize yapacağımız hizmetlerle taçlanarak, artarak devam edecek. Ziyaretiniz için kalbi şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    İLGİNİZE TEŞEKKÜR EDERİZ
    Çorum merkezde görev yapan mahalle muhtarları Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ı makamında ziyaret ederek belediyenin çalışmalarından dolayı teşekkür ettiler. Mahalle muhtarları adına kısa bir konuşma yapan Karakeçili Mahallesi Muhtarı Mehmet Aydın seçildikleri günden bu zamana kadar kendilerine ve mahallelerine gösterdiği ilgiden dolayı Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’a teşekkür etti. Aydın “Mahallemize göstermiş olduğunuz ilgi, alaka, alçak gönüllüğünüz ve mütevazi davranışınız için teşekkür ediyorum. Her aradığımızda gerek size gerekse başkan yardımcılarımıza ulaşabiliyoruz. Dertlerimizle yakından ilgileniyorsunuz. Muhtarlıkları müdürümüze de ayrıca teşekkür ediyoruz. O da bizimle yakından ilgileniyor” ifadelerini kullandı.


    HİÇBİR MAHALLE AYIRT EDİLMİYOR
    Mimar Sinan Mahallesi Muhtarı Fevzi Şeker ise her mahalleye aynı şekilde hizmet gittiğini belirterek “Hiçbir mahallemizi ayırt etmiyorsunuz. Yaklaşımınız bizlere ve tüm mahallelere aynı noktada. Biz bunun için de sizlere bir kez daha teşekkür ediyoruz” dedi.

  • “Her Şey Mecitözü İçin…”

    “Her Şey Mecitözü İçin…”

    Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl Başkanı Hasan Eray Tüfekçi ve Mecitözü Belediye Başkanı Veli Aylar, büyükşehir belediye başkanlarını ziyaret etmeye ve Mecitözü için destek istemeye devam ediyor.

    Geçtiğimiz günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı ve bazı bürokratları, üst düzey siyasileri ziyaret eden Tüfekçi ve Aylar, şimdi de Eskişehir’e çıkarma yaptı.

    Tüfekçi ve Aylar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı ziyaret etti.

    Ziyaretler sırasında Mecitözü’nün geleceği için önem taşıyan bazı projeleri paylaşan İl Başkanı Tüfekçi ve Mecitözü Belediye Başkanı Veli Aylar, yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    Belediye Başkanlarını Çorum ve Mecitözü’ne davet eden Tüfekçi ve Aylar, projelerin hayata geçirilmesi için gerek makine-ekipman, gerekse maddi-manevi konularda destek talebinde bulundu.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Mecitözü Belediye Başkanı Veli Aylar, yerel yönetimlerin duayen ismi Yılmaz Büyükerşen ile Eskişehir’e kazandırılan projelerden yola çıkarak tecrübelerinden istifade ettiklerini bildirerek, karşılıklı fikir alışverişinde bulunduklarını bildirerek, Büyükerşen’e misafirperverliğinden dolayı teşekkür etti.

    Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’a da yakın ilgi ve konukseverliğinden dolayı teşekkür eden Veli Aylar, CHP’li belediyelerin karşılıklı işbirliği ve dayanışma içerisinde olması gerektiğinin altını çizdi.

    İl Başkanı Tüfekçi ise “Her şey Mecitözü için…” diyerek ilçeyi geleceğe hazırlamak, halkın refah ve mutluluğunu artırmak, projeleri hayata geçirmek için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini, Başkan Veli Aylar’a her konuda yardımcı olacaklarını vurguladı.