Etiket: Şiddet

  • “Okullardaki Şiddet Münferit Değil, Politik Çürümenin Sonucu”

    “Okullardaki Şiddet Münferit Değil, Politik Çürümenin Sonucu”

    Emek Partisi (EMEP) Çorum İl Başkanı Muharrem Özünel, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, şiddetin “münferit” olmadığını vurgulayarak, yaşananları “politik çürümenin bir sonucu” olarak nitelendirdi.

    Çocuklar için en güvenli alanlar olması gereken yerlerin bir kere daha şiddet sahnesine dönüştüğünü ve iktidar sözcülerinden her seferinde ‘bireysel bir olay, suçlu çocuklar, suçlu sosyal medya’ cümlelerinin döküldüğünü kaydeden Özünel, “Hayır. Bu yaşadıklarımız, uzun süredir iktidar politikalarıyla inşa edilen toplumsal ve politik çürümenin sonucu. Bir yanda bireysel silahlanmanın önündeki her türlü engelin kaldırıldığı, suçun kolaylaştırıldığı, şiddetin yüceltildiği, adaletsizliğin derinleştiği bir düzen… Diğer yanda yoksulluğun, güvencesizliğin ve geleceksizliğin kuşattığı bir gençlik… Okulların içi boşaltılmış, eğitim piyasalaştırılmış, kamusal sorumluluk geri çekilmiş durumda. Güvenlik ise yalnızca turnikeye, kameraya, kapıya, çocukları daha fazla cezalandırmaya, hapsetmeye, basını sansürlemeye, sosyal medyayı yasaklamaya indirgeniyor” dedi.

    Geleceksizlik, yoksulluk ve güvencesizliğe dikkat çeken Özünel, “İktidar sözcüleri geleceksizliğin içine doğan, her yanından şiddetle kuşatılarak büyüyen kuşakların sorumluluğunu hiç üstlenmiyor. Geleceksizlik, yoksulluk ve güvencesizlikle kuşatılan gençlere mafyatik racon, güç, hızlı para, maço erkeklik ve suçtan başka ‘çıkış yolu’ bırakmadığını kabul etmiyor. Sabunsuz, yemeksiz, kitapsız, bilimsiz, hurafe dolu okullarda, çocuklara takke-torna- torbadan başka bir geleceği hayal bile ettirmeyen sermaye düzeninde, bu noktaya bir günde gelmediğimizi saklıyorlar! Varsa yoksa sahte gözyaşı, varsa yoksa hamaset, çarpıtma, toplumun haklı öfkesini yanlışa kanalize etme” ifadelerini kullandı.

    “KAMUSAL EĞİTİM POLİTİKASI YOKSA, ORAYI SUÇ DOLDURUR”

    İktidar temsilcilerinin yarattıkları karanlığı görünmez kılmak için suçu hep başka yerde aradığını, hatta çözüm diye bu karanlığı daha da derinleştiren politikaları toplumun önüne koyacaklarını belirten Özünel, “Bu nedenle şimdi, bu acının ortasında daha da dikkatli olmak zorundayız. Tekrar söyleyelim: Okulların şiddet yuvası olması tesadüf değil, AKP elinde perperişan hale getirilen eğitimin bir sonucu. Kamusal eğitim politikası yoksa, orayı piyasa doldurur. Sosyal politika yoksa, orayı suç doldurur. Kamusal koruma yoksa, orayı korku ve şiddet doldurur. Ve en ağır bedeli çocuklar, eğitim emekçileri öder” dedi.

    “BU DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ”

    Bu olayları “psikolojik vaka”lara indirgememek gerektiğini vurgulayan Özünel, “Yapılaması gereken tam tersine, bu düzenin nasıl şiddeti yeniden ürettiğini açıkça görmek ve göstermek. Okulları gerçekten güvenli ve kapsayıcı alanlara dönüştürmek. Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını istisna ve lüks değil, sistemin omurgası haline getirmek. Bireysel silahlanmayı gerçekten durduracak politik iradeyi kurmak. Ama en önemlisi: geleceksizliği normalleştiren bu düzenle hesaplaşmak. Çünkü okullarda patlayan şiddet de, sokakta büyüyen suç ağları da, gençliğin içine çekildiği bu karanlık da münferit olaylar değil; bu düzenin ürettiği sonuçlar” ifadelerini kullandı. 

  • Solmaz,“ Şiddet Eylemini Kınıyorum”

    Solmaz,“ Şiddet Eylemini Kınıyorum”

    CHP Çorum İl Başkanı Av. Dinçer Solmaz basına yapılan saldırıyı kınadı.

    Solmaz, “İyi Parti Genel Başkanı Sayın Musavat Dervişoğlu’nun Çorum ziyareti sırasında toplumun özgür ve tarafsız haber alma özgürlüğünün savunucusu emekçi Çorum basın mensuplarına yapılan şiddet eylemini kınıyor şiddete mağruz kalan gazeteci arkadaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum” dedi.

  • ‘Kadına Yönelik Şiddet İnsanlığa İhanettir’

    ‘Kadına Yönelik Şiddet İnsanlığa İhanettir’

    Gelecek Partisi İl Başkanı Barış Coşgunsu ve İl Kadın Kolları Başkanı Selma Bayrakdar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla ortak açıklama yaptılar.

    Barış Coşgunsu ve Selma Bayrakdar yaptıkları açıklamada, kadına yönelik şiddetin her geçen gün toplumun kanayan bir yarası olarak çözüme kavuşmayı beklediğini kaydettiler.

    Ülkemizde kadın cinayetlerinde her geçen gün sayının arttığını belirten Coşgunsu ve Bayrakdar, tecavüz ve ölüm haberlerinin magazinleştirilip, kadın bedeninin nesnelleştirilerek bir reyting malzemesi haline getirildiğini dile getirdiler.

    Şiddetin temel nedeninin ise toplumsal zihniyet dönüşümünün sağlanamamış olması ve şiddetin kaynağına odaklı çözümlerin geliştirilemeyerek, gerçek bir iradenin ortaya konulamamasından kaynaklandığını ifade eden Gelecek Partisi İl Başkanı Barış Coşgunsu ve İl Kadın Kolları Başkanı Selma Bayrakdar, yaptıkları açıklamada şunları dile getirdiler:

    “Bu bağlamda, devletin kurum ve kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir. Devletin kadına yönelik şiddetle mücadelede çok yönlü ve bütüncül politikalar üretmesinin yanı sıra, mücadelenin toplumsal düzeyde bir bilinç oluşturmak kaydıyla, genele yayılarak, etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesi gerekliliği vardır.

    Gelecek Partisi olarak ‘Kadına Karşı Sıfır Şiddet’ hedefimize ulaşmak için; Kadına yönelik şiddet konusunda, başta ‘İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması olmak üzere, kadın onurunu koruyacak, Ulusal ve Uluslararası standartlarda tüm tedbirleri alarak gerekli adımları atacağız!

    Kadına karşı işlenen tüm suçları Türk Ceza Kanunu’nda ağır suçlar kapsamına alacak, cezalarını arttıracağız! Kadına yönelik şiddet suçlarında denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmaması yönünde kanuni düzenlemeleri yapacağız! Cinayetle ve bedeni zararla sonuçlanan şiddet suçlarında haksız tahrik indiriminin kaldırılmasını sağlayacağız!

    Unutmayalım ki, kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir. Kadınlar dünyada insan onuruna yakışır, şiddetten uzak ve eşit bir hayat hak ediyor. Dünyanın yarısını oluşturan, diğer yarısını da yetiştiren kadınların daha adil, daha huzurlu, daha güvenli ve barışçıl bir dünyada yaşayabilmesi ve şiddetin artık kadınların kaderinin parçası olmadığı bir gelecek için çalışıyoruz.”

  • Benli, ‘Kadına Şiddet, Kadınların Kaderi Olmasın’

    Benli, ‘Kadına Şiddet, Kadınların Kaderi Olmasın’

    DEVA Partisi Çorum Kadın Politikalar Başkanı Zehra Benli, dün akşam Bahçelievler Mahallesi’nde yaşanan kadın cinayetinin ardından açıklama yaptı.

    DEVA Partisi Çorum Kadın Politikalar Başkanı Zehra Benli, kadına yönelik şiddetin korkunç yüzünü bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “Kadına şiddet, kadınların kaderi olmasın.Bu bizim duyabildiklerimiz, daha duyamadığımız kim bilir kaç kadın bu şiddetlere maruz kalıp aramızdan ayrılıyor. Bu tür vahşi cinayetin, başka ölümlere neden olmaması için toplum olarak elimizden gelen her türlü çabayı sarf etmeliyiz” dedi.

    Aile içi şiddet nedeniyle her yıl 10 binlerce kadının hayattan koparıldığını ifade eden Benli, “Hükümetin kadın cinayetlerinin durdurulamadığı sürekli her gün yeni bir cinayet haberi aldığımız günlerden geçiyoruz.

    Bir kez daha bu acı olayla şiddet uygulayanın eğitimli olup olmamasının kadına bakış açısını değiştirmediğini, toplumsal statü ve eğitim düzeyi değişmeksizin kadına şiddetin devam ettiğini görmekteyiz.

    Kadın cinayetlerinde koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınamadığı, yargılamaların adil, etkin hızlı yürütülmediği müddetçe de bu cinayetlerin önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

    Kadına yönelik şiddetin her türlüsünün karşısında olup, tüm kadınlarında kendi doğal hakları konusunda bilinçlenip bu konuda güçlü bir tutum sergilemeleri gerektiğini ifade ediyoruz” diye konuştu.

    Gözden kaçırmayın
    Ülke ekonomisi büyürken, halkın cebi neden küçülüyor?
    Ülke ekonomisi büyürken, halkın cebi neden küçülüyor?
    Ayrıca devletin şiddette uğrayan kadınlara yönelik can güvenliğini sağlaması ve yasal haklarını kullanabilmeleri için tedbirler alması gerektiğinin altını çizen Zehra Benli, “Bazı etkenler şiddetin dozajını, boyutunu ve sürekliliğini artırmaktadır. Ekonomik sıkıntılar, bu etkenlerin başında gelmektedir. Artan yoksulluk kadına şiddetini körüklemektedir.

    Gelir dağılımı eşitsizliği, işsizlik, sosyal dışlanma, aile yaşamında çözülme gibi olumsuz sonuçlarla birlikte kadına şiddet artış gözlemlenmektedir.

    DEVA Partisi olarak, her türlü şiddetle mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu hususta devlet yetkililerini ivedilikle konuşmaya değil gerekli önlem almaya davet ediyoruz.

    Bugün hayatta olan bir kadının daha kaybetmeye tahammülümüz yok. İlgili makamları aşağıdaki konulara hassasiyete davet ediyoruz;

    • Her türlü şiddete karşı toplumsal mücadele seferberliği başlatılması,
    • Yasaların etkin şekilde uygulanması, erkek şiddetinde etkili yaptırım ve cezaların verilmesi,
    • Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığa son verilmesi,
    • Kamu görevlilerinin etkili engelleme yollarını kullanmalarının sağlanması, ihmal ve özensizliklerin önüne geçilmesi,
    • İlgili mülki amirlerin destek eğitimlerle farkındalıklarının artırılması, hızlı ve etkin çözüm üretme kapasitelerinin desteklenmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.
  • Sağlıkta Şiddet Raporu Açıklandı

    Sağlıkta Şiddet Raporu Açıklandı

    Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatci, sağlıkta şiddet raporuyla ilgili yazılı açıklamada bulundu.

    Saatci, “Ülkemizde gerek kamu gerekse özel sektörde alın teri döken 1 milyondan fazla sağlık çalışanı; vatandaşlarımızın sıhhati, mutluluğu ve yaşam kalitesi standartlarını artırmak için gece gündüz çalışmaktadır” dedi.

    Hemşiresinden doktoruna, teknikerinden hizmetlisine vefakar sağlık çalışanlarının tamamı, vazifelerini büyük bir sorumluluk ve yüce bir kutsiyetle yerine getirdiklerini belirten Saatcı,”Sağlık çalışanları; olağan koşulların yanında savaş, afet, salgın hastalık gibi her türlü olağanüstü koşulda da canları pahasına insanımızın imdadına yetişerek, müşfik yardım ellerini uzatmaktadırlar. COVID-19 ile mücadele süreci bu durumun en güncel ve en bilinen örneğini oluşturmaktadır. Bu nedenle de tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık çalışanları öteden beri toplum nezdinde çok saygın bir yere sahiptirler. Bu hakikate rağmen, sağlık çalışanları, sözlü ve fiili şiddetin kurbanı olmaya devam etmektedirler. Yaygınlığı ve tehdit boyutu göz önüne alındığında, sağlıkta şiddetin kronik bir soruna dönüştüğü, tüm sağlık çalışanlarının ortak kanaatini oluşturmaktadır. Sorun o denli büyük ve yakıcı bir hal almış ki sağlık çalışanları hariç herkesin evine kapanmak mecburiyetinde kaldığı COVİD-19’la mücadele sürecinde dahi hızından bir şey kaybetmemiştir” diye konuştu.

    Sağlık-Sen olarak, Haziran ayında yaşanan ve kamuoyuna yansıyan sağlıkta şiddet olaylarını bir rapor haline getirdiklerin ifade eden Saatcı, “Amacımız, sorunun büyüklüğünü ortaya koyup, toplumun her bir ferdi nezdinde farkındalık oluşturmaktır. Elbette farkındalık oluşturmanın yeterli olmadığını, kanun uygulayıcılarına da önemli sorumluluklar düştüğünün bilincindeyiz. Yasaların eksiksiz ve katı bir şekilde uygulanmasının caydırıcılık noktasında önemli bir işlev göreceği kesindir. Sağlıkta şiddet hususunda göz ardı edilmemesi gereken bir husus da sağlık çalışanları üzerinden tüm toplumu hedef almasıdır. Şöyle ki sağlıkta şiddet, maruz kalan sağlık çalışanını doğrudan etkilediği gibi tüm vatandaşlarımıza sunulan hizmet kalitesini de olumsuz yönde etkilemektedir. Herhangi bir sağlık çalışanının, ‘şiddet görürüm’ korku ve endişesiyle hareket etmesinden daha kötü bir durumun olmadığı açıktır. Sonuç olarak; sağlıkta şiddetin mazereti olmadığı gibi küçüğü-büyüğü, hafifi-ağırı ya da sözlüsü fiilisi de olamaz, olmamalıdır. Şiddet şiddettir kınanmayı, üzerine gitmeyi ve yapanın yanına bırakmamayı gerektirir. Bunlar yeterince yapılmadığı için de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet kapanmayan bir yara olarak varlığını sürdürmektedir. Bunun için de başta kamu olmak üzere toplumumuzun tüm fertlerine büyük görevler düşmektedir. Susmak, sessiz kalmak, görmezden gelmek, önemsememek bir anlamda şiddeti onaylamak anlamı taşıyacaktır ki bu durum geleceğimiz açısından çok daha büyük sorun demektir” şeklinde konuştu.

    Sağlık-Sen olarak, şiddetle mücadelenin, yasal ve kurumsal mekanizmalardan önce, ahlaki ve vicdani zeminlerde kendine yer bulması gerektiği belirten Saatcı,” Sağlık çalışanının her şeyden önce insan olduğunu, can taşıdıklarını, onur ve izzet sahibi olduklarının asla ve kata unutulmaması gerektiğini her fırsatta tekrarlıyoruz. Tüm bunlar ışığında Haziran ayına baktığımızda, 16 şiddet olayının yaşandığını görüyoruz. Bu olaylarda 19 saldırgan yer alırken, 27 sağlık çalışanı mağdur olmuştur. Bu olayların; 8’i fiili, 5’i hem fiili hem sözlü, 2’si sözlü, 1’i de taciz şeklinde gerçekleşmiştir. Şiddet uygulayanların kimler olduğuna baktığımızdaysa; 11’i bizzat hastalar, 7’sini hasta yakını, 1’ini de yönetici oluşturuyor. Saldırganlar hakkında ne tür işlem yapıldığına baktığımızda ise iç karartıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Saldırganların 4’ü ifadesi alınmadan serbest bırakılırken, 5’i ifade işlemleri sonrası serbest bırakılmıştır. Bir saldırgan kamu çalışanı olduğu için görevden el çektirilirken, 9 fail de tutuklanmıştır. Şiddet olaylarının yaşandığı yerlere baktığımızdaysa; 8 vakanın hastanelerde gerçekleştiğini, 4 olayın aile sağlığı merkezlerinde yaşandığını, 4 saldırının da sahada vuku bulduğunu görüyoruz. Mağdurların kimliğine baktığımızdaysa, şiddetin adres/kimlik ayırt etmediğine tanık oluyoruz; 8 hekim, 6 acil tıp teknisyeni, 5 güvenlik görevlisi, 4 hemşire, 4 de diğer sağlık çalışanı. Haziran ayı içerisinde, geçmiş dönemlerde yaşanan bir hakaret olayında da mahkeme, hasta yakını saldırgana önce 304 gün hapis cezası vermiş, daha sonra da bu cezayı 6 bin 80 TL’ye çevirerek saldırganı adeta ödüllendirmiştir. Rapor, kamuoyuna yansıyan verilerden derlenmiştir” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

  • “Kadınlar Yalnız Değildir, Şiddet Derhal Son Bulmalı”

    “Kadınlar Yalnız Değildir, Şiddet Derhal Son Bulmalı”

    Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl ve Merkez İlçe Kadın Kolları, koronavirüs sürecinde kadına yönelik şiddetin artması nedeniyle şiddet olaylarını protesto etmek ve kadınlara sahip çıkmak amacıyla parti binasında basın açıklaması yaptı.

    Parti binasında Kemal Kılıçdaroğlu Toplantı Salonu’nda yapılan basın açıklamasına CHP İl Başkanı Mehmet Tahtasız, Merkez İlçe Başkanı Ulaş Tokgöz, İl Kadın Kolları Başkanı Kamile Anar, Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Filiz Aydın, İl Genel Meclisi Grup Başkanvekili Yıldız Bek, İl ve Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra Kadın Kolları Üyeleri katıldı.

    İl Başkanı Mehmet Tahtasız’ın açılış konuşmasının ardından İl Kadın Kolları Başkanı Kamile Anar ve Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Filiz Aydın birer konuşma yaparak kadınların yalnız olmadığını, kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin son bulması için mücadeleye devam edeceklerini bildirdiler.

    İl Kadın Kolları Başkanı Kamile Anar, “Erkek egemen sistemi hayatlarımızdan atana kadar, eşitlikçi ve özgür bir dünya kurana kadar da kadın cinayetlerinin politik olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Kadınlarımız asla yalnız değildir” dedi.

    Anar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
    “Koronavirüs salgınıyla birlikte kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri hız kazandı.

    Sağlık sistemine aşırı yüklenmenin yanı sıra, acil sayılmayan davaların askıya alınması, adalet sisteminin ve sosyal servislerin görevlerini uygulamada gecikmesi ve sosyal mesafenin getirdiği diğer engeller ile kadınlar için yapılacak yardım ve yönlendirmeler daha da zorlaştı.

    Yardıma ihtiyacı olan kadınlar, karantina ve sosyal mesafe uygulamalarından dolayı gerekli kurum ve kuruluşlara ancak telefon ve mail yoluyla ulaşabildi. Şiddet uygulayan ya da uygulamaya yatkın olan partnerleriyle ya da aile üyeleriyle yaşayan kadınlar, ev içinde geçen saatlerin artmasıyla bu yollarla gerekli yerlere ulaşamaz duruma geldi.

    Şiddete uğrayan kadınlar, virüs bulaşma riskinden dolayı hastanelere gidip darp raporu almaktan çekindi. Kolluk birimlerinin ise virüs nedeniyle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin önlenmesine dair kanun yükümlülüklerini yerine etkin bir şekilde getiremedikleri de gözlemlendi.
    Kadınlar kurumlara başvurduklarında hak ihlalleri il karşılaştı.

    Karakollarda koruma kanununun geciktirilmesi, koruma kararı ihlallerinde işlem yapılmaması, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından takip edilmesi gereken koruma altındaki kadınların takibinin yapılmaması, cezaevinden tahliye edilen ve izinli çıkan şiddet failleri hakkında kadınların bilgilendirilmemesi bu hak ihlalleri arasında öne çıkanlar.

    Şiddet tehlikesi altında olan her kadının yanındayız. Şiddetin artışı karşısında yapabileceklerimiz var. Başta yaşam hakkımız olmak üzere tüm haklarımıza sahip çıkmak için bu gün meydanlardayız. Bir kadının daha yaşam hakkının gasp edilmesine izin vermemek için alanlarda ve her yerde olacağız. Erkek egemen sistemi hayatlarımızdan atana kadar, eşitlikçi ve özgür bir dünya kurana kadar da kadın cinayetlerinin politik olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Kadınlarımız asla yalnız değildir.”

    Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Filiz Aydın ise konuşmasında; geçtiğimiz Nisan ayında 20, Mayıs ayında 21 kadının cinayete kurban gittiğini ifade ederek, “Hiçbir kadının saçının teli zarar görmeyene kadar, tam eşitlik sağlanana kadar meydanlarda olmaya devam edeceğiz!! Bu memlekette özgür ve eşit yaşayacağımız, emeğin sömürülmediği şehirleri inşa edeceğiz” ifadesini kullandı.

    Filiz Aydın’ın konuşması şu şekilde:
    “Tüm dünyada ve Türkiye’de korona virüs ile birlikte olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.
    Biliyoruz ki korona salgını süresince en çok etkilenen kesim: işçiler, emekçiler, işsizler, yoksullar ve tabii ki kadınlardı.
    Bu süreçte ne yazık ki kadına yönelik şiddet çeşitli başvuru ve yargı mekanizmalarının işletilmemesinden kaynaklı olarak daha da vahim bir noktaya geldiğini gördük.
    Yeni infaz yasasının yarattığı tahliyeler ise şiddeti artıran önemli bir unsura dönüştü.
    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun açıkladığı verilere göre Mayıs ayında 21 kadın kardeşimiz, Nisan ayında ise 20 kadın kardeşimiz erkekler tarafından katledildi.
    Daha birkaç gün önce Konya’da Nargül Yıldız, Muğla’da Zeynep Şenpınar, Manisa’da Gülnur kocabaş, Rize’de Rukiye Çerman ve Diyarbakır’da Nurcan Polat ve niceleri erkekler tarafından katledildi.
    Caydırıcı yasalar uygulanmadıkça, erkek akıl, erkek yargı, erkek devlet anlayışı değişmedikçe, kadınları güçlendirici önlemler alınmadıkça şiddet önlenemeyecek!!
    Katillere hak ettikleri cezaları vermeden, toplum içine bırakanlar da bu suça ortaktır.
    Biz; şiddeti öven tüm yaklaşımları teşhir edeceğiz,
    Katillerin hak ettiği cezayı alması için bütün davaların sonuna kadar takipçisi olacağız.
    Nafakayı kaldırmak için yasa hazırlıkları yapanlar,
    6284 sayılı Yasayı kaldırmak isteyenler,
    İstanbul Sözleşmesi’nden devletin imzasını çekmesi için uğraşanlar
    Katledilen kız kardeşlerimizin cinayetlerinin sorumlusudur.
    Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşam hakkımızı savunmaya devam edeceğiz!
    Nafaka ile ilgili değişiklik yapmanıza izin vermeyeceğiz,
    6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız,
    İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmanıza izin vermeyeceğiz.
    Aile içinde çizdiğiniz o sınırda yaşamayı kabul etmeyeceğiz.
    Kadınların ‘Ölmek istemiyorum’, ‘Ölmeden koruyun beni’, ‘Beni öldürdükten sonra mı tutuklayacaksınız’ çığlıklarının yükselmediği bir hayatı kuracağız!
    Yan yana gelerek, dayanışarak, yılmayarak, mücadele ederek kazanacağız.
    Hiçbir kadının saçının teli zarar görmeyene kadar, tam eşitlik sağlanana kadar meydanlarda olmaya devam edeceğiz!! Bu memlekette özgür ve eşit yaşayacağımız, emeğin sömürülmediği şehirleri inşa edeceğiz.
    Yaşasın kadınlar! Yaşasın mücadelemiz!!!”