Etiket: teknolojisi

  • Dijital değnekçi teknolojisi otopark sorununu çözecek

    Dijital değnekçi teknolojisi otopark sorununu çözecek

    Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu “Dijital Değnekçiler” ekibi, kişisel otoparkların, kullanılmadığı zamanlarda diğer araç sürücülerinin kullanımına açılmasını sağlayan yeni bir teknoloji geliştirdi.

    Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Muhammet Abdullah Bülbül danışmanlığında, üniversitenin mühendislik fakültesi öğrencileri Muratcan Yıldız, Abdülkadir Yaldız, Beyza Öztürk, Büşra Çaldiran, Hümeyranur Telci, Yunus Emre Mavi ve Abdurrahman Kocaağa’nın oluşturduğu “Dijital Değnekçiler” ekibinin geliştirdiği “Self Garage” isimli sistem, TEKNOFEST’te akıllı ulaşım teknolojileri alanında da ödül aldı.

    Teknolojiyle, park yeri sahibi kendi alanını kullanıma açacak, diğer araç sürücüleri de mobil uygulama üzerinden rezervasyon yaptırabilecek. Sürücülere zaman ve yakıt tasarrufu kazandırmayı amaçlayan uygulamayla kişisel park yeri sahipleri ile apartmanlara ek gelir de sağlanabilecek.

    Abdullah Bülbül, projeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoğun trafiğin, birçok şehrin problemlerden biri haline geldiğini ifade etti.

    Marmara Üniversitesinde yayınlanan bir makaleye göre, şehirlerdeki trafiğin yüzde 20’sini park yeri arayan araçların oluşturduğunu aktaran Bülbül, “Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde, park yeri arayan bir sürücü ortalama 12 dakika zaman harcamakta ve bu süreç içerisinde ortalama 3-5 litre yakıt tüketmektedir. Bunlarla birlikte park yeri ararken çok yüksek stres yaşanıyor, düzensiz park yerleri oluşmakta ve çok fazla trafik cezalarına neden oluyor.” şeklinde konuştu.

    Bülbül, bu sıkıntıların, kamusal alanların yasa dışı değnekçilerin eline geçmesine neden olabildiğini vurguladı.

    Trafik ve park problemlerinin çözümü için yeni yolların, yeni ticari otoparkların yapılması gibi olağan çözümler bulunduğuna işaret eden Bülbül, “Fakat trafikte sürekli artan araç sayısı ile, bu çözümler hem çok maliyetli hem de kesin olarak bir çözüm getirmede yetersiz kalabiliyor. Bu problemleri gidermek için kesin çözüm, ulaşım ve park sistemlerinde dijital dönüşümü sağlamak ve akıllı şehirler inşa etmekten geçiyor.” diye konuştu.

    Bülbül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da akıllı ulaşım sistemlerinin (AUS) hayata geçirilmesinin önemine ilişkin sözlerini hatırlatarak, bu sistemlerin ulaşımın izlenmesi, analizi ve yönetimi için bilgi ve iletişim teknolojilerinden faydalandığını anlattı.

    Dijital değnekçiler ekibinin kurulması

    Danışmanlığını yaptığı proje kapsamında, şehirlerdeki park alanların eksikliklerinden ziyade verimsiz kullanılmasına çözüm geliştirmek için çalışmalar yaptıklarına değinen Bülbül, şu bilgileri verdi:

    “Öğrencilerimiz, Dijital Değnekçiler ekibi olarak, ‘Self Garage Projesi’ ile trafik ve park problemlerine, var olanlardan çok daha farklı bir çözüm getirerek, kişisel otoparkların, sahibi tarafından kullanılmadığı zamanlarda, diğer araç sürücülerinin kullanımına açılmasını sağlayan bir sistem tasarladı. Sistem, kişisel ve apartman otopark sahiplerine ek gelir, araç sürücülerine de zaman ve yakıt tasarrufu kazandıracak. Proje ile şehirlerdeki trafiğin yüzde 20’sini oluşturan park probleminin çözülerek trafiğin rahatlatılması amaçlanıyor.”

    Otopark ücreti otomatik kesilecek

    Projeyi geliştiren öğrencilerden Muratcan Yıldız ise sistemin mekanik, elektronik ve yazılımdan oluştuğunu anlattı.

    Tamamen otonom olarak tasarlanan sistemde, otopark sahibinin kendi alanlarını panel üzerinden istediği zaman kullanıma açabileceğini, araç sürücülerinin ise mobil uygulamada, en yakın otopark alanlarını görerek rezervasyon yaptırabileceğine işaret eden Yıldız, şöyle konuştu:

    “Uydu üzerinden araç sürücüsünün lokasyonu belirlenerek, sürücü elektronik olarak tasarlanan akıllı dubaya 10 metre yaklaştığında duba otomatik olarak açılacak, çıkış yaptığında ise üzerindeki sensörler tarafından algılanıp otomatik kapanacak. Böylece ücret de otomatik olarak kesilecek. Birçok problemle karşılaşan araç sürücüsü sadece tek bir tuşla hızlı ve kolay bir şekilde park yeri bulabilecek.”

    Projenin kazandırdıkları

    Yıldız, proje ile birlikte trafiğin yüzde 20’sini oluşturan park yeri arayan araçlarda ciddi bir düşüş yaşanarak trafiğin belirli bölgelerde rahatlatılmasının hedeflendiğine dikkati çekti.

    Park yeri arayan araç sürücülerinin ise zamandan ve yakıttan tasarruf edebileceklerini ifade eden Yıldız, kişisel ve apartman otopark sahiplerinin ise kendi alanlarını kullanmadıkları zaman bu sistemle ek gelir elde edebileceği bilgisini verdi.

    Proje Türksat himayesinde devam edecek

    Muratcan Yıldız, projelerinin ilk olarak 2019 Aralık ayında Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi himayesinde Türksat tarafından düzenlenen Dijital Türkiye Fikir Maratonu’nda 169 takım ve 584 üniversite öğrencisi arasından birinci seçilerek 15 bin lira ödül almaya hak kazandığını vurguladı.

    Projenin TEKNOFEST 2020 yarışmasında da 3 ayrı elemeden geçerek ortalama 100 takım arasından Akıllı Ulaşım Üniversite ve Üzeri Seviyesi kategorisinde birinciliğe layık görüldüğünü ve ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aldıklarını hatırlatan Yıldız, “Bundan sonra proje Türksat himayelerinde devam edecek ve hedef bu konuda çözüm getiren startup şirketi kurmak olacak.” dedi.

  • Yapay zeka teknolojisi şimdi de uzaya sıçradı

    Yapay zeka teknolojisi şimdi de uzaya sıçradı

    PhiSat-1, yeni bir hiperspektral termal kamera ve Intel Movidius Myriad 2 VPU (Görüntü İşleme Birimi)-birçok akıllı kamera içinde ve hatta 99 dolar değerindeki selfie dronlarında bulunan yongayla aynı yonga- sayesinde yerleşik bir AI işlemci içeriyor.  PhiSat-1 aslında kutup buzullarını ve topraktaki nemi gözlemleme görevi verilmiş aynı zamanda birleştirilmiş uydulardan oluşan geleceğin ağını yaratmak için uydulararası iletişim sistemlerini test eden bir çift uydudan biri.

    Peki Myriad 2’nin çözmeye yardımcı olduğu ilk sorun nedir? PhiSat-1’in üzerinde yer alan yüksek duyarlıklı kameraların oluşturduğu yüksek miktarda verinin nasıl işleneceği. PhiSat-1’i mümkün kılan ortak çalışmalara liderlik eden Avrupa Uzay Ajansı’nda (ESA) Veri Sistemleri ve Yerleşik Bilgi İşlem Başkanı olarak görev yapan Gianluca Furano bununla ilgili olarak şöyle diyor: “Sensörlerin veri üretmek için sahip olması gereken özellikler ve yetkinlikler  her nesil için 100 kat artarken, veri indirme yetkinliklerimiz  ancak her nesilde üç, dört ya da beş kat artıyor.”

    Aynı zamanda, herhangi bir zaman diliminde gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık üçte ikisi bulutlarla kaplı. Bu da genelde çekilen, kaydedilen, Dünya’ya çok değerli olan uydu-yer bant genişliği üzerinden gönderilen, tekrar kaydedilen, bir bilim insanı tarafından (ya da bir algoritma tarafından) bir bilgisayarda saatlerce hatta günlerce incelenen ve sonunda da silinen gereksiz onlarca bulut görüntüsü anlamına geliyor.

    Bu nedenle Dunne ve Ubotica ekipleri, hatalı sonuçları ya da aşınmaları incelemek için Myriad yongasını bir dizi testten geçirerek “radyasyon karakterizasyonu” gerçekleştirdi.

    Furano, ESA’nın daha önce radyasyon için bu denli karmaşık bir yonga üzerinde test gerçekleştirmediğini söyledi. “Düzgün bir şekilde test edip edemeyeceğimize dair şüphelerimiz vardı… Bu yonga üzerinde kapsamlı bir test ve karakterizasyon çalışmasının nasıl yapılacağına ilişkin sil baştan bir kılavuz yazmamız gerekti.” Dunne, 2018’ün sonlarında CERN’de gerçekleşen ve kesintisiz 36 saat süren ilk radyasyon demeti patlatma testinin “çok stresli geçtiğini” söyledi. Dunne, “Ancak bu test ve takip eden iki test şükür ki bizim arzuladığımız şekilde gerçekleşti.” dedi. Myriad 2, olduğu gibi, herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek kalmadan kullanılabildi.

    Ve bununla da, bu düşük enerji tüketen, yüksek performanslı bilgisayar görüntü yongası Dünya’nın atmosferinin dışına çıkmaya hazır hale geldi. Ama şimdi aşılması gereken bir zorluk daha vardı. Normalde, AI algoritmaları “öğrenmek” için yüksek miktarda veriler kullanılarak oluşturulur ya da “eğitilir”. Böyle bir durumda neyin bulut olduğunu neyin bulut olmadığını öğrenmesi gerekiyordu. Ancak, kameranın çok yeni olması nedeniyle Furano’nun deyişiyle, hiçbir veriye sahip değillerdi.

    Avrupa’nın dört bir yanından yarım düzine farklı kuruluşun katılımıyla gerçekleştirilen tüm bu sistem ve yazılım entegrasyonları ve testlerin tamamlanması dört ay sürdü.  ESA’da PhiSat yetkilisi olarak görev yapan Max Pastena, “Bunu bu kadar kısa sürede ve verimli olacak şekilde esnek bir biçimde yapabilmiş olmaktan gurur duyduk.” dedi. Furano’ya göre de bir uzay mekiğinin geliştirilmesi açısından zamanlama tam anlamıyla “bir mucizeydi”.

    Maalesef, bir dizi konuyla bağlantısı olmayan olay- rokette gecikmeler, koronavirüs pandemisi ve olumsuz yaz rüzgarları – ekipleri PhiSat-1’in yörüngede planlandığı gibi çalışıp çalışmayacağını görmeleri için bir seneden daha uzun süre beklemek zorunda bıraktı.

    Bu olasılıkların birçoğu test edilecek. ESA ve Ubotica, ikinci bir Myriad 2’yi yörüngeye taşıyacak olan PhiSat-2 üzerinde birlikte çalışıyorlar.  PhiSat-2 “basit bir kullanıcı arayüzü kullanarak uçuş sırasında uzay mekiğinde geliştirebilecek, kolayca kurulumu yapılabilecek ve çalıştırılabilecek AI uygulamalarını çalıştırabilecek.

  • XGS-PON teknolojisi açık kaynak kodlu platformda test edildi

    XGS-PON teknolojisi açık kaynak kodlu platformda test edildi

    Yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi konusunda çalışmalarına devam eden Türk Telekom, Türkiye’de ilk kez olduğu belirtilen; simetrik 10 Gbps indirme (download) ve yükleme (upload) hızları sağlayan yeni nesil XGS-PON teknolojisini, açık kaynak kodlu erişim platformu üzerinde test ettiğini duyurdu. Verilen bilgiye göre, yönetiminde ülkemizden sadece Türk Telekom’un yer aldığı uluslararası bir organizasyon olan Open Networking Foundation (ONF) ile yapılan çalışmalar sonucunda Ankara’da şirketin inovasyon merkezinde oluşturulan açık kaynak kodlu platform üzerinde denenen XGS-PON teknolojisi ile 10 Gbps’ye varan hızlara ulaşıldı.Yüksek hızlı internetle, tüm cihazlardan 16K kalitesinde TV izleme deneyimi sağlanabilecekVerile bilgiye göre, yeni nesil PON teknolojisi olan XGS-PON ile bir fiber kılından veri indirme ve yüklemede gigabitler seviyesinde hızlar sağlanırken, son kullanıcılar, 16K ve 360 derece video, akıllı ev uygulamaları, çevrimiçi oyun, artırılmış ve sanal gerçeklik, e-eğitim ve e-sağlık gibi uygulamalardan daha hızlı ve kapsamlı bir şekilde yararlanabilecek. Bu teknoloji ile 10GB’lık bir film yaklaşık 8 saniyede, 75 GB’lık bir dosya ise 1 dakika gibi kısa bir sürede indirilebilecek.

  • Apple iPhone 12 modellerini tanıttı, 5G teknolojisi dikkat çekti

    Apple iPhone 12 modellerini tanıttı, 5G teknolojisi dikkat çekti

    ABD merkezli teknoloji firması Apple, iPhone serisinin yeni modeli olan iPhone 12 ailesinin tanıtımını yaptı. Türkiye saati ile 20.00’de başlayan tanıtım online olarak gerçekleştirildi. İlk olarak görücüye çıkarılan ürün HomePod Mini oldu. Akıllı hoparlörün üst bölümünde dokunmatik bir ekran yer alırken, fiyatının 99 dolar olduğu duyuruldu. Teknoloji devi Apple tanıtımda daha sonra iPhone 12 serisinin 4 farklı modelini görücüye çıkardı. iPhone 12, iPhone 12 Mini, iPhone 12 Pro ve iPhone 12 Pro Max olmak üzere toplam 4 yeni modelde 5G teknolojisi bulunduğu duyuruldu.