Etiket: Verilmeli

  • “Öğretmenlere 24 Kasım’da İkramiye Verilmeli!”

    “Öğretmenlere 24 Kasım’da İkramiye Verilmeli!”

    Cumhuriyet Halk Partisi Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.

    Tahtasız, “Başta Baş Öğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin gününü kutluyor, görevdeki öğretmenlerimizin daha iyi şartlarda çalışmasını, atama bekleyenlerin atanmasını, ücretli öğretmenliğin son bulmasını diliyorum” dedi.

    CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

    ‘’Bugünün Cumhurbaşkanı, dönemin Başbakanı 2002 yılında göreve geldiğinde ‘Bizim dönemimizde atanamayan öğretmen kalmayacak’ demişti. O dönem atanamayan öğretmen sayısı 68 bindi. Ancak, 22 yıllık iktidarları boyunca bu sayı katlanarak 1 milyona ulaşmıştı. Türkiye’de atanamayan öğretmen sorunu yoktur, iktidar tarafından atanmayan öğretmen sorunu vardır. Yine en son seçim arifesinde öğretmenlerimize mülakatların kalkacağı sözü verildi ,seçim bitti bu söz de unutuldu.

    Maalesef, AKP iktidarında kutsal bir görevi vazife edinen öğretmenlerimizin tek sıkıntıları bunlarla sınırlı değildir. Öğretmenlerimizin en büyük sıkıntılarından biri de özlük haklarıdır. Birçok doktor, hakim, savcı, asker ve hatta Cumhurbaşkanları yetiştiren değerli öğretmenlerimiz, yoksulluk sınırının altında maaşlara esir edilmiş, ücretli öğretmenlik gibi ucube bir sistemle çalışmak zorunda kalan öğretmenlerimiz de açlık sınırının altında maaşlara mahkum edilmiştir.

    Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, öğretmenlerimizin emeklerinin karşılığını hiçbir zaman tam anlamıyla ödeyemeyeceğimizi biliyoruz. Ancak, en azından senede bir defa hatırlanan öğretmenlerimizin gönüllerini almak adına her 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde tüm öğretmenlerimize bir maaş ikramiye vermeyi vaat etmiştik.Bu önerimizin arkasındayız.

    Laiklik karşıtı, halkı kin ve düşmanlığa sevk eden bir Milli Eğitim Bakanının başında olduğu bir ortamda öğretmenlerimizin hiçbir sorununun çözülmeyeceğini biliyoruz. Bu anlayışın son bulması için mücadele ediyoruz.

    Bu düşüncelerle; kutsal öğretmenlik mesleğine gönül vermiş ve hain PKK terör örgütü tarafından henüz 22 yaşında iken şehit edilmiş, Çorumlu hemşehrim şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın ve yitirdiğimiz tüm öğretmenleri saygı ve rahmetle anıyorum. Tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.”

  • ‘Vatandaşın Çamur ve Çukur Çilesine Son Verilmeli’

    ‘Vatandaşın Çamur ve Çukur Çilesine Son Verilmeli’

    Çorum’un Ulukavak Mahallesi Akpınar 3. Sokak’ta yaşayan vatandaşlar her yağan yağmur sonrası oluşan çamur ve çukur çilesine son verilmesini istediler.

    Bakımsız ve bozuk olan sokakta işine gitmek isteyen vatandaşlar ve okula giden öğrenciler oluşan çamur deryası ile savaşmak zorunda kalıyor.

    Yağan her yağmurla birlikte sokakları adeta çamur deryasına dönen vatandaşlar, sokaklarında yürürken duruma isyan ediyorlar.

    Sokak sakinleri, sağanak yağış nedeniyle yollarda oluşan çukur ve çamurdan kurtulmak isteyen vatandaşlar yetkililere çağrıda bulundu. 

    Vatandaşlar 3 yıldır yağmur yağdığı zaman çukurlarla birlikte suların çamur deryasına dönmesi ile zor anlar yaşadıklarını belirterek, yaz aylarında ise tozdan kurtulamadıklarını söylediler.

    Köstebek yuvasını andıran sokakta araçlarıyla geçmeye çalışan vatandaşlar, araçlarının zarar görmemesi için elinden geleni yapıyor.

    Sokaklarının asfaltlanmamasına tepki gösteren vatandaşlar, yetkililerden seslerini duymalarını ve bir an önce sokaklarının asfaltlanmasını istediler.

  • ‘İşgale Derhal Son Verilmeli’

    ‘İşgale Derhal Son Verilmeli’

    Özgür-Der Çorum Şube Başkanı Murat İslam Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’daki işgaline derhal son vermesi gerektiğini söyledi. 

    On binlerce asker ve devasa savaş mekanizmalarıyla Ukrayna sınırlarını aylardır kuşatma altında tutan Rusya Federasyonu Kırım’ın ardından Donetsk ve Luhansk bölgelerine yönelik de kanlı ve yıkıcı bir işgal başlattığını belirten İslam, “Rusya Devlet Başkanı Putin’in kameralar önünde Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlıklarını tanıma ve bölgeye barış gücü gönderme kararı basit fakat çirkin ve kanlı bir mizansenden ibarettir. Rusya açıkça ve resmen Ukrayna’yı parça parça yutmakta ve bizzat Putin’in cümleleriyle “Tarihi Rusya’yı canlandırma” referansıyla en yakın çevresinden başlayarak emperyalist yayılmacılığa yönelmektedir. Üstelik Rusya Donetsk ve Luhansk’ı da Kırım’ın işgal ve ilhakına benzer bir yutma sürecine tabi tutarken sürekli bir biçimde NATO kışkırtması gibi, barışçıl çözüm yöntemleri gibi çift yönlü işleyen hilelere de sık sık müracaat etmektedir” dedi.

    “Hiçbir halk Amerika ve Rusya Rekabetinin nesnesi olamaz” diyen İslam yaptığı yazılı açıklamasından şu ifadeleri kullandı;

    “Ukrayna veya başka bir ülke ve halka hiçbir surette Amerika ve Rusya arasındaki rekabetin nesnesi ve aparatı şeklinde bakılamaz. Ukrayna halkının iradesi, tercihleri ve kararları ne Rusya’nın ne Amerika’nın ne de bir başka gücün ipoteği altındadır. Rusya’nın Ukrayna halkını silah zoruyla, tehdit ve şantajla kuşatması, ülkesini parça parça edip diz çökmeye zorlaması klasik Çarlık ve Sovyet Rusya politikalarının hortladığına yeni bir delildir. Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya’ya uzun yıllar tasallut etmiş kirli, kanlı ve yıkıcı bir gelenek hortlamaktadır maalesef. Ancak bu geleneğin hortlaması, ülke ve halkların üzerine çökmesi Ukrayna’dan önce başlamıştır. Çeçenistan’ı yakıp yıkan, Gürcistan’ı parçalayıp bölen ve Esed rejimini ayakta tutmak için Suriye’de eşi benzeri görülmemiş yıkım ve katliamlara girişen Rusya şimdi başka bir merhaleye geçmiştir. Bütün bu ülkeler yakılıp yıkılırken basit kınama mesajlarıyla geçiştiren Amerika, Avrupa ve NATO Suriye’de iyice önünü açtığı Rusya’yı artık Ukrayna’da hiçbir surette tutamamaktadır. Rusya’nın işgal ve katliamlarını cesaretlendiren hatta kışkırtan Amerika, Avrupa ve NATO’nun Afganistan ve Irak işgalleri sürecinde sergilediği en rezil sömürgecilik siyasetidir. Siyonist İsrail’in Filistin’i hücrelerine kadar, DNA’larına kadar işgaline sınırsız destek veren Batı’ya karşı oluşan haklı nefret kamuoyu nezdinde Rusya’nın işgal politikaları karşısında kekemeliğe, şaşkınlığa sebebiyet vermektedir.

    Rusya’nın Ukrayna’da giriştiği işgal sürecine karşı Türkiye’nin takındığı tavır ahlaki ve hukuki açıdan yerindedir. Ancak bu işgalin bitirilmesi için Türkiye diğer ülkelerle birlikte daha etkin ve sonuç alıcı girişimleri de sonuna kadar sürdürmelidir. Ukrayna halkıyla dayanışmak, işgal ve kuşatmanın bitirilmesi yolunda somut adımlar atmak hem komşuluk hakkıdır hem de Türkiye’nin temsil etme iddiasında bulunduğu ahlaki misyonun gereğidir.

    “Katil Rusya Suriye’den defol!” diyemeyen “Katil Rusya Ukrayna’dan defol!” diyemez!

    Bunca hengâme arasında en çok dikkat çeken hatta mide bulandırıcı düzeyde seyreden işlerden birisi de Rusya’nın işgal, parçalama ve katliam politikalarına Türkiye’den çok sayıda çevrenin doğrudan veya dolaylı destekler vermesidir. İşgal ve katliam Rusya’dan gelince Türkiye’deki Kemalist ve sol-sosyalist kesimler bırakın karşı çıkmayı derhal amigoluk ve trollüğe soyunmaktadırlar. Rusya’nın Suriye’deki yıkım ve katliamlarına ideolojik, mezhebi ve İslamofobik gerekçelerle meşruiyet atfedenler şimdilerde aynı işi Ukrayna’da üstlenmiş durumdadırlar. “Katil Rusya Suriye’den defol!” ilkesini haykıramayanların “Katil Rusya Ukrayna’dan defol!” şeklinde sloganlar atması elbette ki mümkün olamamaktadır. Barış, sevgi, halkların kardeşliği masalı ya Rusya emperyalizmi ya Esed ve Sisi despotizmi ya da PKK-PYD işbirlikçiliği duvarına toslayıp tuzla buz olmaktadır. Türkiye’deki “Diren Esed Cephesi” ile “Diren Putin Cephesi”yle kardeştir ve Suriye halkına düşman olduğu gibi Ukrayna halkına da ölümüne düşmandır.

    Söz konusu çevreler açısından esas itibariyle savaşa, işgale, tehcir ve katliama ilkesel olarak karşıtlık değil bir devletin hegemonyasına veya despotik bir rejimin bekasına hizmet esastır. Suriye ve Ukrayna halkının irade ve kararına düşman olanlar NATO karşıtlığı adı altında Rusya-Çin bloğu hesabına çalıştıklarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Rusya’nın işgal ordusunu, katliam çetelerini “Barış Gücü” olarak takdim ve müdafaa etmek Suriye halkına da Ukrayna halkına da cephe açıp savaş ilan etmektir.

    Rusya’nın ne Suriye halkı üzerinde ne de Ukrayna halkı üzerinde meşru ve makul bir hakimiyeti olabilir. Rusya, kan dökücü ve yıkıcı bir güçtür ve hem Suriye’deki hem de Ukrayna’daki askeri birliklerini derhal geri çekmelidir. NATO’yu bahane ederek Rusya’nın hiçbir ülkeye ve halka tasallut etme yetkisi yoktur. Rusya’nın Ukrayna’daki varlığı da Suriye’deki varlığı da gayrı meşrudur, gayri kanunidir ve insanlık suçudur. Ticaret, turizm, enerji, veya başka bir alanda yapılan anlaşmaların Türkiye’ye karşı birer şantaj ve tehdit unsuru olarak kullanılmasına da hiçbir surette izin verilmemelidir”

  • ‘Ziraat Mühendislerine Hak Ettikleri  Verilmeli!”

    ‘Ziraat Mühendislerine Hak Ettikleri Verilmeli!”

    Çorum Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Necati Gül, 10 Ocak “Ziraat Mühendisleri Günü” vesilesi nedeniyle bir mesaj yayınladı.

    10 Ocak 1846 tarihinde Mekteb-i Zirai Şahane’nin kurulmasıyla tarımsal eğitim-öğretim alanında atılan ilk adım, tarımsal faaliyet alanı içindeki tüm unsurların çabalarıyla bugünlere geldiğini belirten Gül, “Türkiye’de tarımsal öğretimin 175 yılı aşkın bir süredir devam etmekte olması, tarımsal öğretimin verimli bir şekilde değerlendirildiği anlamına ne yazık ki gelmemektedir. Tarımsal öğretimde en temel sorun, şüphesiz kaliteli elemanlar yetiştirememekten kaynaklanmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri fakülte ve alınan öğrenci sayılarındaki aşırı artışlardır. Özellikle, 1980 li yıllardan sonra ziraat fakülteleri plansız bir biçimde açılmış ve öğrenci kontenjanları kapasitenin çok üzerinde artırılmıştır” dedi.

    Her geçen gün gelişen bilimsel ve teknolojik imkanlarla birlikte, dünyada tarımsal üretim, tüketim ve iktisadi dengelerin çok çabuk değiştiğine ve geliştiğine işaret eden Gül, “Covid-19 salgını bir daha göstermiştir ki tarımda rekabet ve sürdürülebilirlik ön plana çıkmış; iklim değişikliği, gıda fiyatlarındaki artış, hızlı nüfus artışı ve küresel ticari ilişkiler dünyada olduğu gibi ülkemizde de tarıma yön veren unsurları oluşturmuştur. Dünya ülkeleri ile rekabet edebilmek için kaynaklarımızı etkin, ekonomik ve verimli kullanarak yeni politikalar üretmek zorundayız. Bu yolda başarıya ulaşmak için iyi yetişmiş kadroya ihtiyacımız vardır. Bu kadro tarım sektörünün talebine cevap verecek ve bilgilerini sahaya aktarabilecek donanımda olmalıdır” diye konuştu.

    “Bu kadro; Türk Milletine, sektörün akademik ve ekonomik hayatına mal olacak temel felsefesi, vizyonu ve kalkınma programı olan bir ‘Tarım Politikası’ için gerekli tüm katkıyı sağlamak, işin mutfağından-akademisine; üreticisinden-tüketicisine bütün tarafların ortak bir noktada buluşturacak bir platform oluşturmak zorundadır” diyen Gül, yayınladığı mesajına şöyle devam etti;

    “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2021 yılını “Uluslararası Meyve ve Sebze Yılı” olarak ilan etmiştir.Bu nedenle, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından dünyanın çeşitli ülkelerinde yıl boyunca beslenmede meyve ve sebzenin önemi, üretimden tüketime kadar olan süreçte yaşanan sorunlar, kayıplar, açlıkla mücadelede önemi, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkısı, küçük aile işletmelerine gelir sağlayıcı özelliği ve bir çok konuda çalışmalar yapılacak, etkinlikler düzenlenecektir.

    Birleşmiş Milletlerin konuya ilişkin yayınladığı mesajda, “sektöre dikkat çekmeyi ve insanlarla çevrenin daha sağlıklı olmasını sağlayacak bir üretim ve tüketim yaklaşımına bütüncül bir bakış açısı sağlamayı amaçlandığı” belirtilmiştir.

    Meyve ve sebzeler sağlıklı ve çeşitli beslenmenin ana unsurlarıdır. İnsan vücuduna birçok besleyici maddenin girmesine, bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve bir dizi hastalık riskinin azaltılmasına katkıda bulunuyor. Ancak, bu çok büyük faydalarına rağmen yeterince meyve ve sebze tüketmiyoruz. Covid-19 salgını ile mücadelenin en önemli etkenlerinden biri de bağışıklık siteminin güçlü tutulmasıdır. Bağışıklık siteminin güçlü tutulmasında meyve ve sebzenin gücü yadsınamaz bir gerçektir.

    Sağlıklı meyve ve sebze tüketimine yönelik politikaların ve eylemlerin geliştirilmesi ülkemiz açısından da elzem bir durumdur. Bu yılı başarılı kılmak başta biz Ziraat Mühendisleri olmak üzere tüm paydaşların görevidir.

    FAO’nun 2021 yılı için temel hedeflerinin tutturulması; Ziraat Mühendislerine verilen değer ve kıymetin artırılması; kamu ve özel sektörde yeteri kadar Ziraat Mühendisi istihdamının yapılması ile gerçekleşecektir. Aç kalmak istemiyor ve önümüze koyduğumuz hedefi tutturmak istiyorisek aç bırakmayacağız. Yani istihdam sağlayıp, istihdam sağladığımız Ziraat Mühendisine hak ettiğini vereceğiz.
    Bilginin en değerli sermaye olduğu günümüzde bilim adamlarımız başta olmak üzere meslektaşlarımın “ 10 Ocak Ziraat Mühendisleri Gününü” kutlarım.

  • “PTT Çalışanlarına Kadro Verilmeli”

    “PTT Çalışanlarına Kadro Verilmeli”

    Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, koronavirüs sürecinin gizli kahramanları olan PTT çalışanlarının ağır bir yükün ve büyük bir riskin altına girdiğini belirterek, gerekli tüm önlemlerin alınmasını istedi.

    Tahtasız, bu sıkıntılı süreçte işlerini aksatmadan yerine getiren, iş yükü artmasına ve riskli bir ortama rağmen özverili bir şekilde çalışmalarını sürdüren tüm PTT çalışanlarına teşekkür etti.

    Ülkemizde hızla yayılan ve yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan koronavirüs salgını nedeniyle en büyük iş yükünün ve riskin yaşandığı PTT’de üst seviyede önlem alınması gerektiğinin altını çizen CHP İl Başkanı Tahtasız, her gün yüzlerce insanın işlem yaptığı, yüzlerce kargo paketinin, gönderinin yer aldığı PTT’de çalışanların tehlike altında olduğunu kaydetti.
    Tahtasız, “Salgının kahramanlarından biri de PTT ve PTT çalışanlarıdır. İş yükü artan PTT dağıtıcıları kadroya alınmalıdır” dedi.

    PTT’de taşeron çalışmanın iptal edilmesini, tüm çalışanların kadroya alınmasını, yeni personel takviyesi yapılarak istihdamın genişletilmesini isteyen Tahtasız, “Koronavirüs tehlikesinden dolayı evlerine kapanmak zorunda kalan halkımızın en büyük destekçilerinden biri de PTT çalışanlarıdır. PTT çalışanları sahada çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir. Dünyanın ve ülkemizin dört bir yanından gelen gönderi ve kargo paketlerinin yanı sıra; sosyal yardımlaşma paraları, Cumhurbaşkanının 65 yaş üstü vatandaşlar için gönderdiği kolonya, maske, mektup dağıtımları, 20-65 yaş arasındaki vatandaşlara ücretsiz maske dağıtımları, bayram öncesi ikramiye paraları tamamen PTT çalışanlarının omzuna yüklenmiştir. Hem ağır bir yükün altına giren, hem de koronavirüs salgınının yoğunlaştığı bu ortamda tüm apartmanlara, evlere gitmek zorunda kalan PTT çalışanları, risk ortamı ile karşı karşıyadır. Ayrıca evinden çıkamayan vatandaşlar alışverişlerini internet ortamından yapmaya başlamış, bu durum PTT çalışanlarının yükünü daha da artırmıştır. Halkımızdan ricamız acil olmayan alışverişlerini bu dönem için ertelesinler, zorunlu olmayan siparişlerini vermesinler” şeklinde konuştu.

    Tahtasız, halka ücretsiz maske dağıtımının haftalara bölündüğünü, 20-65 yaş arası her vatandaşa haftada 5 adet ücretsiz maske verileceğini, Türkiye geneli düşünüldüğünde milyonlarca maskenin 14 bin PTT çalışanı tarafından dağıtılacak olmasının ve bunun aciliyet gerektirmesinin iş yükünü inanılmaz bir şekilde artırdığını kaydetti.

    CHP İl Başkanı Tahtasız, tüm PTT çalışanlarının sağlığının üst seviyede korunması gerektiğini vurgulayarak, “tüm çalışanlara test yaptırılmalı. Çalışanların maske, eldiven, dezenfektan ve tulum, koruyucu kıyafet ihtiyaçları eksiksiz karşılanmalı. Günlük çalışma süresi kısaltılmalı, ilave personel alımı yapılmalıdır” ifadesini kullandı.

    Tahtasız, bu zorlu süreçte halka hizmet etmekten bir an bile kaçınmayan, hayatını riske atarak görevini yerine getiren tüm çalışanlara teşekkür etti.