Kategori: GÜNDEM

  • Yağan Dolu Ekili Arazileri Vurdu

    Yağan Dolu Ekili Arazileri Vurdu

    Çorum’da bugün öğlen saatlerinde etkili olan sağanak yağmur ve dolu yağışı tarım arazilerine büyük zarar verdi.

    Merkeze bağlı İnalözü ve bazı köylerde ayrıca ilçe köylerinde öğlen saatlerinde başlayan ve yaklaşık yarım saat süren dolu yağışı buğday, patates, soğan, arpa, kiraz ve nohut ekili tarım arazilerine büyük zarar verdi.

    Etkili olan yağışla beraber kısa süre içinde tarla ve bahçeler beyaza büründü.

    Şiddetli dolu yağışı, tarım arazilerinin yanı sıra seralar ve içindeki ürünlerin zarar görmesine neden olurken, ürünleri yok olan köylüler ise kara kara düşünmeye başladı.

  • İşçi Bayramlarını Kutladı

    İşçi Bayramlarını Kutladı

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle Başkan Aşgın, sendika başkanlarını telefonla arayarak kutladı.

    Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Çorum’da faaliyet gösteren Hak-İş, Türk-İş ve Disk Sendikalarına bağlı başkan ve temsilcileri arayan Aşgın, ’’Tüm Sendika Başkanlarımızın, il temsilcilerimizin ve alın teriyle helal kazancın peşinde olan ve ülkemizin gelişiminde çok önemli bir yere sahip Türkiye’deki tüm işçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü en içten dileklerimle kutluyorum’’dedi.

    Sendika başkanları, Başkan Aşgın’a teşekkürlerini iletirken, bu uygulamanın bir ilk olduğunu dile getirerek bu nazik davranıştan dolayı memnuniyetlerini ifade etti.

  • “Bizler, Ekmek Kavgasının Kutsallığına İnanırız”

    “Bizler, Ekmek Kavgasının Kutsallığına İnanırız”

    Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Selim Aydın, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle aşağıdaki mesajı yayınlayarak, tüm çalışanların gününü kutladı.

    “Bizler, ekmek kavgasının kutsallığına inanırız” diyen Aydın, “Helal kazanç sağlarken hayatını kaybedenlerin şehitlik mertebesinde değerlendirilmesi de emeğin mübarek bir değer olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle, alın terini akıtıp, evine ekmek götürme telaşında olan çalışanlarımızın, hak ettiği saygıyı görmesi ve emeğinin karşılığını alması gerekmektedir” dedi.

    Bütün çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutlayarak açıklamasına devam eden Aydın, “İlkemiz önce ülkemiz” parolasıyla, başta devletimizin birliği ve bütünlüğü; milletimizin kardeşlik, huzur ve mutluluğu olmak üzere “Dik baş, tok karın, mutlu yarın” diyerek kamu görevlilerimizin hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için mücadele ediyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak mücadelemizin, Devletimizin kuruluş felsefesine uygun bir biçimde, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için olduğunu özellikle vurgulamak isteriz” şeklinde ifade etti.

    Hakların alınması için 1 Mayıs’ın bir fırsat olduğunu ifade eden Aydın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

    “Çalışanın hakkını alması için verdiğimiz mücadelede, sesimizin daha gür çıkması, sorunlarımızın gündeme getirilmesi ve çözüm yollarının bulunması konusunda 1 Mayıs’ı bir fırsat olarak görüyoruz. Ülkenin toplam gelirinden, herkesin adil miktarda pay alamaması, paylaşım sırasında belli grup ya da kişilerin kollanması, gelir dağılımının bozulmasına, haksızlığa ve yersiz zenginleşmeye neden olmaktadır. Haksız kazanç ve yersiz zenginleşmenin sonucunda; açlık ve yoksulluk tehlikesiyle baş başa kalan ve çalıştığı halde geçimini sağlayamayan bir toplum ortaya çıkar.
    Ne yazık ki günümüzde çalışmak, düşük ücretler nedeniyle artık yoksulluğu önlemeye yeterli gelir sağlamamaktadır. Hiçbirimiz çalıştığı, çabaladığı halde yoksul olmak istemeyiz. Kimsenin emeğinin sömürülmesine göz yumamayız. Bu noktada ortak çıkarlarımızı korumak için bir araya gelerek, güç birliği yapmamız zorunlu hale gelir. Bu nedenledir ki 1 Mayıs’ın; emeğinden başka sermayesi olmayan çalışan, işsiz, yoksul, esnaf ve ev hanımlarının bir araya gelerek hakları için seslerini yükselttiği ve güç birliği yaptığı gün olması gerektiğine inanıyoruz.

    Geçtiğimiz yıl milli mücadelemizin başlangıcının 100. yılı olması münasebetiyle 1 Mayıs’ı milli mücadelemizin başlangıç noktası, Samsun’da büyük bir katılımla ve coşkuyla kutlamış, milli birlik, milli egemenlik, milli devlet ve milli sendika için her alanda yeniden milli bir mücadele başlattığımızı ifade etmiştik. Bu yıl da 23 Nisan 1920’de elde ettiğimiz milli egemenliğimizin 100. yılını kutlamanın coşkusu ve gururu içindeyiz. Ne yazık ki, küresel salgın nedeniyle bu coşkumuzu alanlara, sokaklara, işyerlerine taşıyamıyoruz.

    İçinden geçmekte olduğumuz bu zor günlerde, hayatımızın normal akışında seyretmesi işçisinden memuruna, zanaatkarından esnafına kadar her şart altında fedakârca emek harcayan çalışanlarımız vasıtasıyla mümkün olmaktadır.

    Bugün salgına karşı en büyük gücümüz, başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere bütün kamu görevlilerimizin ve çalışanlarımızın fedakâr hizmetleridir. Hepimizin sağlık kaygısı nedeniyle evlerine kapandığı şu günlerde devletimizin posta, zabıta, belediye, itfaiye, güvenlik, ulaşım, vergi, tapu, tarım ve ormancılık, diyanet, eğitim, sağlık, kültür, sanat, elektrik, su, altyapı hizmetleri kesintisiz olarak devam ediyorsa elbette bunu canları pahasına hizmet yürüten kamu görevlilerimize borçluyuz.

    Böylesine olağanüstü bir dönemde kamu hizmetlerinin devamlılığının ve güvenceli istihdamın önemi bir kere daha ortaya çıktı. Kamu görevlilerinin taleplerinin beyhude bir istek değil bir gereklilik olduğu bir kere daha görüldü. Yaşananlar, bizlere emeğin ne denli kutsal bir değer olduğunu bir kere daha gösterdi.

    Bugüne kadar uygulanan sosyal ve ekonomik politikalar, işsizliği, sözleşmeli, güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışmayı yaygınlaştırdı, reel ücretler azaldı, geçim zorlaştı. Salgın nedeniyle işsizlik daha da arttı, gelir düştü, güvencesiz ve esnek çalışmanın temel çalışma sistemi olabileceği dahi tartışılmaya başlandı.

    Salgından sonra özellikle çalışma hayatının büyük bir dönüşüm yaşayacağı açıktır. Bu dönüşümün çalışanlarımız aleyhine, güvencesizliği körükleyecek, ücretlerin düşmesine neden olacak şekilde gelişmemesi için daha fazla örgütlenmeye ve her zamankinden daha fazla mücadeleye ihtiyacımız olacaktır. İçinde bulunduğumuz durum, yalnızca ülkemizin değil tüm dünyanın ortak sorunudur. Bizler bu sürecin haklarımızın kısıtlanmasına değil emeğin ve emekçinin değerinin anlaşılarak haklarının teslim edilmesine vesile olmasını istiyoruz.

    Tüm çalışan örgütleri; bundan sonra görüş ayrılıklarını bir kenara komalıdır. İşçisiyle, memuruyla, işsizi ve emeklisiyle hep birlikte büyümesine katkıda bulunduğumuz milli gelirin hakça paylaşılması, sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi ancak adaletsizliğe “dur” diyen bireyler ve kurumların çoğalmasıyla mümkün olacaktır.

    Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz,
    • Huzurlu ve insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz.
    • Esnek ve güvencesiz istihdam modellerinin kaldırılmasını, tüm kamu görevlilerinin kadrolu, aile birliğinin teminat altına alındığı güvenceli bir istihdam sisteminde tek çatı altına toplanmasını istiyor, Devletin memuruna sıfat olarak harfler ve rakamlar değil, Devletin kadrolu memuru sıfatı yakışır diyoruz.
    • Her alanda adalet ve liyakatin esas alındığı, hak eden memurun hak ettiği göreve yükselebildiği bir sistem istiyoruz.
    • Enflasyon kadar zam çıkmazından kurtulmak istiyoruz.

    • Nimette de külfette de adalet istiyoruz. Büyümeden pay istiyoruz. Adil bir gelir dağılımı istiyoruz.
    • Ailesinin insanca yaşamasına yetecek düzeyde ücret alan kamu çalışanı görmek istiyoruz.

    • Kamu görevlileri ile birlikte tüm çalışanların örgütlenme, toplu sözleşme ve grev haklarını özgürce kullanabildiği bir ülke istiyoruz.
    • Şeffaf ve adil bir yönetim istiyoruz.
    • Çalışma barışını sağlamış, yönetime katılma hakkı olan çalışanlar görmek istiyoruz.
    • Geleceğe güvenle bakan, birbirine saygılı, mutlu, müreffeh, muasır medeniyet seviyesinin de üzerine çıkmış bir toplum istiyoruz.

    Türkiye Kamu-Sen olarak dayanışma ruhu içinde bir araya geldiğimiz, demokratik ve sosyal haklarımızı elde ettiğimiz, adaletli bir yapı içinde, yeniden meydanları coşkuyla doldurduğumuz 1 Mayıslarda buluşmak dileğiyle, tüm çalışanlarımızın Emek ve Dayanışma Gününü kutluyoruz” ifadelerini kullandı.

  • “Sapkın Sapıklar”

    “Sapkın Sapıklar”

    Memur-Sen ve Eğitim-Bir Sen Alaca İlçe Başkanı Kadir Şimşek, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı hedef alan sözlere ve girişimlere çok sert tepki gösterdi.

    Şimşek, yaptığı yazılı açıklamayla, cuma hutbesindeki mesajları nedeniyle hedef alınan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a destek verdi.

    “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından Geçtiğimiz Cuma günü îrat edilen ve milletimizin değerlerini, ortak inancı ve hissiyatını yansıtan Cuma hutbesinde, Kur’an hükümlerinden bahsederek “neslin, ailenin, nesebin ve sağlığın korunması” anlatılmış, nikahsız ilişkiler ile sapkın ilişkilerin neden olduğu toplumsal zararlara dikkat çekilerek uyarılarda bulunulmuştur” diyen Şimşek yaptığı yazılı açıklamada;

    “Ancak bu hutbeden rahatsız olan, milletin değer ve inançlarıyla mesafeli olan bazı kuruluşlar hadlerini aşarak Diyanet İşleri Başkanımıza saldırmışlardır. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, LGBT gibi sapkın sapıklıkların dinimize göre haram olduğunu ve bu tip davranışlardan uzak durmak gerektiğini beyan etmiş, fakat bir kısım azgın azınlık tarafından Diyanet İşleri Başkanı hakkında suç duyusunda bulunulmuştur. Bazı CHP ve HDP milletvekillerinin de başını çektiği, İnsan Hakları Derneği (İHD), Ankara, İstanbul ve İzmir Baroları, Milletin ahlakıyla inancıyla ve değerleriyle çatışan cümleler kullanarak, İslam dinimizin yasakladığı LGBT, eşcinsellik, homoseksüellik gibi geçmişte LUT kavminin yaptığı iğrençliği savunan açıklamalar yapmışlardır” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Anayasal bir kurumdur olduğunu belirten Şimşek, “Prof. Dr. Ali Erbaş’da bu kurumun başkanıdır ve görevini yapmaktadır. Milletin değer yargılarını her geçen gün dejenere etmeye çalışan bu kurumları uyarıyoruz. Müslüman Türk aile yapısını bozmaya çalışmayın. Ateşle oynamayın. Bu tip davranışlara tahammülümüz yoktur. Sapıklıkları savunarak ve Türk toplumunda yaygınlaşmasını sağlayarak ne elde etmeye çalışıyorsunuz. Bazı CHP li belediye başkanları bizzat bu iğrenç yaşam tarzını savunmakta ve desteklemektedir. LGBTİ’li bir yaşam tarzına sahip olmak sapıklıktır. Bu yaşam tarzını savunmak da sapıklıktır ve Müslüman Türk toplumunda yeri yoktur.

    Buradan hükümete de sesleniyoruz. Bu sapıklıkların yaygınlaşmaması için bir an önce tedbir alınmalıdır. Bu sapıklıklar bu ülkede bizim gençlerimizi helak edecek. Yeni nesil bu konularda bilgisiz, duyarsız ve korumasız durumdadır. Televizyon dizileri kontrolden çıkmış durumda. TV dizilerinde nişanlı ve nikahlı kelimelerinden daha çok, aşk, sevgili, flört, çıkma, birlikte yaşam, birliktelik kelimeleri daha çok duyuluyor. Türk aile yapısı, TV dizileri ve filimleri ile dinamitleniyor. Biran önce çok geç olmadan tedbir alınmalıdır. RTÜK daha etkin çalışmalıdır. LUT kavminin başına gelen felaketin bizim de başımıza gelmesini istemiyorsak, azgın azınlığın tepkisinden, bağırıp çağırmasından korkmadan, bu iğrenç yaşam tarzı derhal Meclis tarafından çıkarılacak bir yasayla yasaklanmalıdır.Aksi halde yarın çok geç olacaktır.

    Ayrıca, İstanbul sözleşmesiyle aile yapımız dinamitleniyor. Bu sözleşmeden sonra kadına şiddeti azaltacağız diyerek şiddet daha da çoğaldı. Aile içinde ufak bir münakşa ile geçiştirilecek durumlar aile reisi olan erkeğe verilen uzaklaştırma kararları ile cinnetle sonuçlanmakta ve aile temellerinden sarsılmaktadır. Derhal bu sözleşme ve buna dfayalı kanuni düzenlemeler iptal edilmelidir.

    Milletin değerleri sahipsiz değildir. Bizler Memur-Sen ailesi olarak 1 milyon üyemiz ve milletimizle birlikte bu tip sapkın sapıklıkları özendirmeye çalışanları şiddetle kınıyor, Diyanet işleri Başkanımızın hutbesinin noktası ve virgülüne kadar katılıyor ve yanında olduğumuzu ifade ediyoruz” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

  • “Emek En Yüce Değerdir”

    “Emek En Yüce Değerdir”

    Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, dün olduğu gibi bugün de, emekçilerin kazanılmış haklarını yok edecek, tırpanlayacak, esnetecek hiçbir harekete izin vermeyeceklerini, emeğin yanında, emekçilerle birlikte olacaklarını, alın terinin karşılığının verilmesi için tüm güçleri ile mücadele edeceklerini vurguladı.

    ‘1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ dolayısıyla bir mesaj yayınlayan CHP İl Başkanı Tahtasız, “1 Mayıs ancak ve ancak emeği en yüce değer olarak gören bir anlayış işbaşında olduğunda, ülkemizde gerçekten bayram olarak kutlanabilecektir” dedi.

    1 Mayıs’ı koronavirüs salgını nedeniyle evlerimize kapanmak zorunda kaldığımız, emek kesiminin gerek işsizlik, gerek sömürü düzeninin getirdiği ezilmişlik, yokluk, gerekse iş kazaları ve iş cinayetlerinin gölgesinde karşıladıklarının altını çizen Tahtasız, emeğin ve alın terinin gerçek değerinin verilmesini ve emek kesiminin geleceğinin garanti altına alınmasını istediklerini kaydetti.

    CHP İl Başkanı Tahtasız, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Ülkemizde ve dünyada emek gücü, örgütlü mücadelesi sayesinde bugünkü konumunu elde etmiştir. 1 Mayıs, hakların elde edildiği, işçi emeğinin unutulmadığı, örgütlü mücadelenin bayram gününe dönüştüğü büyük bir mücadelenin sembolüdür.

    Bugün ülkemiz ve dünya genelinde Covid-19 salgınının yaşandığı bir dönemde 1 Mayıs’ı kutlayacağız. Bu yıl 1 Mayıs’ı meydanlarda kutlayamayacağız ancak birbirimizden uzakta da olsak işçilerimizle dayanışma içerisinde olacağız. İster meydanlarda, ister sokaklarda, isterse de evlerde olalım, hakkını alamayan son işçinin hakkını alacağı güne kadar işçi sınıfının örgütlü mücadelesi büyüyerek devam edecektir.

    Son yıllarda ekonomik krizin pençesinde işsizliğe ve yoksulluğa mahkûm olan emekçiler virüs salgının ortaya çıkardığı ekonomik yükün altında ezilmektedir. İşçiler ve emekçiler virüsten kurtulsa bile AKP iktidarının yarattığı düzende açlığa ve sefalete sürüklenmektedir.

    Mart ve sonrasında işsiz kalanlara ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçilere aylık 1177 TL’lik sefalet ücreti layık görülmüştür. Sözde işten çıkarmalar yasaklanırken ücretsiz iznin önü açılmıştır.

    Bu süreçte çalışamayan, işinden çıkartılan, gündelik yevmiye ile ayakta kalma mücadelesi veren tüm emek kesimine destek olunmalıdır. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulları iyileştirilmeli, çalışanların kredi kartı, kira ve faturalarını ödeme konusunda her türlü destek sağlanmalıdır. İşçiye sağlıklı, güvenli çalışma ortamı sağlanmalıdır.

    Ülkemizde siyasal, sosyal ve ekonomik kriz derinleşmiş, toplumsal barış büyük yaralar almış, emek ve emekçi değersizleştirilmiştir. Adalet ve eşitlik kavramlarının içi boşaltılmış, kazanılmış tüm haklar emekçilerin elinden birer birer alınmaktadır. İşsizlik sürekli artmakta, iş kazaları ve iş cinayetlerinin önüne geçilememektedir.

    Cumhuriyet Halk Partisi, dün olduğu gibi bugün de, emekçilerin kazanılmış haklarını yok edecek, tırpanlayacak, esnetecek hiçbir harekete izin vermeyecek, emeğin yanında, emekçilerle birlikte olacak ve tüm gücü ile mücadele edecektir.

    Taşeronlaşmaya, iş cinayetlerine, açlık sınırının altındaki asgari ücrete, işçi kıyımlarına, sendikalaşmanın önüne konulan tüm engellere “dur” diyeceğiz.

    İşsizliğin çözüldüğü, iş cinayetlerinin son bulduğu, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin düzeltildiği, üreten, istihdam yaratan bir Türkiye’nin yeniden temellendirildiği yarınlara olan inancımla tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.”

  • Emek Partisi 1 Mayıs Açıklaması

    Emek Partisi 1 Mayıs Açıklaması

    Emek Partisi (EMEP) İl Başkanı Cafer Gökmen, İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ın bu yıl korona virüs salgınıyla karşılandığını belirterek, korona virüsle birlikte ortaya çıkan sistem tartışmalarına dikkat çekti.

    1 Mayıs’ın 1889’da 2. Enternasyonal tarafından Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü ilan edilmesinden bu yana her yıl tüm dünyada kutlanan gerçek anlamda enternasyonal tek bayram olduğunu kaydeden Gökmen, “1 Mayıs, işçi sınıfının ortak ideallerinin ifadesi olan sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya özlemini yansıtan değerlerin yanı sıra, sınıfın uluslararası ve ulusal çaptaki acil taleplerinin somut ifadesi olan sloganların haykırıldığı bir gün olarak kutlanagelmiştir. Konjonktüre ve ülkelerde oluşan kutlama geleneğine göre farklılıklar gösterse de, 1 Mayıs’ı özgün kılan, o gün işçilerin kitleler halinde alanlara çıkarak, sermaye ve hükümetlerine karşı taleplerini ifade etmesidir. 1 Mayıs günü alanlarda kullanılan semboller, sloganlar ve gösterilerdeki görkem de, işçilerin talepleri etrafında birleşmelerinin coşkusu, heyecanı ile kendi dünyalarını kurma umudunun ve kararlılığının ifadesidir” dedi.

    “PANDEMİ KOŞULLARINA RAĞMEN 1 MAYIS KUTLANIYOR”

    Bu yıl 1 Mayıs’ın korona virüse (Kovid-19) karşı mücadele ‘önlemlerinin’ gölgesinde kutlandığına değinen EMEP İl Başkanı Gökmen, “Salgın bir turnusol kâğıdı gibi bu ülkede çalışan milyonlarca emekçinin hayatının; sermaye ve onun Hükümeti tarafından kâr uğruna nasıl yok sayılabileceğini bir kez daha gösterdi. Virüse karşı mücadelenin kapsamına fabrikalarında tezgâh başında çalışmak zorunda olan işçiler ve onların aileleri giremedi çünkü her ne koşulda olursa olsun ‘çarklar dönmeli, üretim devam etmeli’ydi. Hükümetin açıkladığı ekonomik önlem paketlerinin sadece %2’si halka ayrılırken, geriye kalan miktar patronlara dağıtılıyor. İşçilerin ücretli izin talebine karşılık; ‘işten atmaları yasaklıyoruz’ denilerek işçiler ücretsiz izne ve aylık 1177 TL ile yaşamaya mahkûm ediliyor. Toplu iş sözleşmeleri ve sendikal haklar askıya alınıyor. Esnek çalışma ve kuralsızlık yaygınlaşıyor. İşyerlerinde alınmayan önlemler milyonlarca insanın hayatını tehdit etmeye devam ediyor. İşçiler salgın koşullarında işsizlik, ücretsiz izin ya da salgına yakalanma seçeneklerine mahkûm ediliyor. Çalışması zorunlu olmayan iş yerleri, valiliklerden alınan izinlerle sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde bile üretimi sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

    “ARTIK YETER, BU DÜZEN BÖYLE SÜRMEZ”

    Emekçilerin salgın döneminde kaderine terk edildiğini anlatan Gökmen, “Artık yeter, bu düzen böyle süremez. Emekçilerin en zayıf olduğu bir süreçte onları nasıl daha fazla istismar ederim, sömürürüm diye kafa yoran iktidar, salgın sürecini sadece sermaye sınıfı için iyi yönetmiştir. Emekçiler ise kendi kaderlerine terk edilmiştir.

    Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere, işsizlere, ezilenlere sesleniyoruz: Fabrikada, işyerinde, evde, balkonda, sosyal medyada, sen her neredeysen taleplerini oradan paylaş. İnsanca bir yaşam ve çalışma koşulları için yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın işçilerin birliği.”

  • Yıldırım’dan 1 Mayıs Kutlaması

    Yıldırım’dan 1 Mayıs Kutlaması

    Oğuzlar Belediye Başkanı Muzaffer Yıldırım 1 Mayıs İşçi Bayramını kutladı.

    Oğuzlar Belediye Başkanı Muzaffer Yıldırım; ” Emeğin üretime, üretimin toplumsal faydaya dönüşmesini sağlayan, gerek fiziksel gerekse zihinsel çabasıyla katmadeğer yaratan tüm çalışanların 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun. Üreten, büyüyen bir Türkiye’nin temel taşı olan tarladaki çiftçi, fabrikadaki işçi, zihinsel çabalarıyla teknoloji merkezlerindeki bilim insanları, özverileri ve insan sevgileriyle gecelerini gündüzlerine katan hastanelerdeki sağlık çalışanları… adı, ünvanı farklı olsa da emeğini esirgemeyen tüm çalışanlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Oğuzlar Belediyesi olarak her daim işçinin emeğinin değerini bilip o doğrultuda işçi dostu bir belediyecilik anlayışı ile hizmet etmeyi düstur edindik. ‘İşçinin alnının teri kurumadan emeğinin karşılığını verin’ diyen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) ‘nin ümmeti olarak O’nun yolundan giderek işçilerimizin emeklerini her daim başımızın tacı yaptık. Bu doğrultuda göreve gelir gelmez işçilerin ödenmemiş ikramiyelerini ödedik, her bayram öncesi onlarla Altın Koz Sosyal Tesislerimizde biraraya gelip bayram öncesi ikramiye ödedik. Koroavirüs tedbirleri dolayısıyla bu sene 1 Mayısta biraraya gelememenin burukluğunu yaşıyor olsak da sağlıklı günlerde bir araya gelecek olmanın özlemi ve heyecanı ile bugünleri geçiriyoruz. Tüm çalışanların 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı gönülden kutluyorum” dedi.

  • Hak-İş’ten 1 Mayıs Kutlaması

    Hak-İş’ten 1 Mayıs Kutlaması

    Çorum’da, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlamak isteyen Hak-İş Sendikasına bağlı 5 Sendika İl Başkanı basın açıklaması yaptı.

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlamak isteyen Hak-İş Sendikasına bağlı 5 Sendika İl Başkanı 81 ilde farklı noktalarda bir araya geldi.

    Korona virüs tedbirleri nedeni ile kutlamalar yapılamazken, Çorum’da Hak-İş Sendikası Bolu Şube Sorumlusu Mustafa Köroğlu, Öz-Sağlık İş Sendika İl Başkanı Hüsnü Aykan, Öz-Güven Sen İl Başkanı Selim Güloğlu, Öz-Toprak İş Sendikası İl Başkanı Elvan Gayretli, Öz-Büro İş Sendika İl Başkanı İsmail Karakaş Kadeş Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması yaptılar.

    Hak-İş Sendikası Çorum İl Başkanı Mustafa Köroğlu yaptığı açıklamada; “Bizler, Türkiye’nin bütün emekçileri, emeklileri, işsizleri, yoksulları, kadınları, erkekleri, gençleri, yaşlıları, engellileri, meslek sahipleri ve sivil toplum kuruluşları olarak; tüm dünya emekçileriyle birlikte bugün yine 1 Mayıs’ta birlikteyiz.

    Korona virüs salgını nedeni ile kitlesel kutlama imkanı olmasa da, 1 MAYIS’TA, ekranlarda, illerin meydanlarında ve her yerdeyiz.

    HAK-İŞ olarak; 23 Nisan’da Millî Mücadelemizin 100. Yılını tüm teşkilatımız ve emekçilerimiz ile İstiklal Marşımızı okuyarak büyük bir coşkuyla kutladık. Yine aynı gece başlayan rahmet, bereket ve mağfiret ayı Ramazan ayının milletimiz ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

    HAK-İŞ olarak, bu 1 Mayıs’ta;

    • Kısa Çalışma ödeneğinden yararlanma koşullarının daha da esnetilmesini istiyoruz.
    • Bu süreçte uygulanan fesih yasaklarını olumlu buluyoruz. Bununla birlikte Ücretsiz izin uygulamasının istismar edilmesine HAYIR diyoruz.
    • Bütün sağlık emekçilerimiz için eşit haklar istiyoruz.
    • Taşerondan kadroya geçen emekçilerin TİS sürelerinin öne çekilmesini istiyoruz.
    • Geçici ve mevsimlik işçilerin sorunlarının çözümü istiyoruz.
    • Tüm emekçilerimiz için daha fazla iş güvencesi istiyoruz.
    • Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
    • İşyerlerinde İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin daha da yaygınlaştırılmasını istiyoruz.

    Bizler; Güçlü, Güzel Yarınlar için, Haklarda daha güçlü gelecek için, Sağlığımız için, İş Güvencemiz için, İşimiz ve Emeğimiz için, yine ve yüksek sesle haykırmak için meydanlardayız.

    Bu zor süreçte iş başında fedakarca, cesurca ve özveri ile çalışan başta sağlık, gıda, banka, taşıma, güvenlik, temizlik, haberleşme, basın, petrol ile kamu ve özel bütün sektörlerdeki tüm emekçi kardeşlerimize gönülden haykırarak teşekkür etmek için buradayız.
    Emekçi kardeşlerimize “Sen sağlığını koru, emeğini biz koruruz” diyoruz. Tüm emekçilerimizi Güvende olmak için HAK-İŞ ile birlikte mücadeleye davet ediyoruz.
    Daha Fazla Dayanışma, Daha Çok Emek, Daha Çok Önlem, Daha Çok İş Güvenliği, Daha Güçlü Türkiye için 1 Mayıs’ta yine meydanlardayız.

    HAK-İŞ olarak bizler; sosyal devlet, sosyal barış, sosyal adalet, eşitlik ve sendikal haklarımız için 81 ilimizde meydanlarda, ekranlarda ve her yerdeyiz!

    HAK-İŞ olarak; 1 Mayıs’ta ülkemizin, bölgemizin ve küremizin bütün emekçileri, mağdurları, mazlumları ile küresel salgına karşı tüm insanlık adına dayanışmamızı yinelemek için buradayız. Biliyoruz ki Dünyamız bir, sevgimiz bir. ITUC, ETUC, ILO ve ITUC-AP’nin salgın sürecinde bizimle işbirliği ve dayanışma içinde olmasını önemsiyoruz.

    Ülkemizin bugünü ve geleceği için, ülkemizin bütünlüğü, insanlarımızın birlik, beraberlik ve kardeşliği için, talep, teklif ve beklentilerimizin karşılanması için meydanlardayız.
    HAK-İŞ olarak; İnsan onuruna yaraşır saygın iş istiyoruz.

    Vergi adaletsizliklerinin giderilmesini, ücretlerdeki yüksek vergi dilimlerinin düşürülmesini ve asgari ücretin insan onuruna yakışır olmasını istiyoruz.asgari gelir desteği uygulamasına geçilmesini istiyoruz.
    Yoksulluğun önlenmesini, Kayıt dışı çalışmanın sonlandırılmasını istiyoruz.

    Biz ücretliler, milli gelirden, ekonomik büyümeden ve refah artışından hak ettiğimiz payı istiyoruz. İnsanı merkeze alan, daha adil ve sürdürülebilir bir dünya ve Türkiye ekonomisi istiyoruz.

    Çalışanlara yönelik şiddet ve mobbingin önlenmesini istiyoruz.

    Çocuk istismarının önlenmesini, kadına yönelik şiddetin engellenmesini istiyoruz. İstihdamda kadın ve gençlere daha çok yer verilmesini istiyoruz.

    Annelik hakkının korunmasını, kreş ihtiyacının karşılanmasını istiyoruz. Gençlerin eğitim, staj ve işe giriş imkânlarının geliştirilmesini istiyoruz.

    Engellilerin toplumsal yaşama etkin bir şekilde katılmasını istiyoruz. Her türlü ayrımcılıktan uzak, insan odaklı etkin politikalar istiyoruz.

    Hangi ülkeden olursa olsun ülkemize sığınan mülteci ve göçmen kardeşlerimiz için, entegre edilebilir, sürdürülebilir, ulusal ve uluslararası uyum politikalarının geliştirilmesini istiyoruz.

    Biz 83 Milyon vatandaşımız ve 4 milyon göçmen kardeşimiz ile birlikte Türkiye’yiz diyoruz. Hepimizin eşit haklardan, eşit şartlarda ve eşit sorumlulukla yararlanmasını istiyoruz.

    Dünyanın dört bir yanında mazlumların uğradığı zulmün son bulmasını, tüm dünyada barış, özgürlük, adalet ve demokrasinin sağlanmasını istiyoruz.
    Ülkemizin yaşadığı bu zor günleri, önlemlere uyarak, sabrederek, dayanışma ve el birliğiyle atlatacağız.

    Refahın, kardeşliğin, huzurun ve hoşgörünün artarak hâkim olduğu bir Türkiye’nin kıvancını yaşıyoruz.
    Ülkemize, insanlarımıza ve emekçilerimize güveniyoruz. Ülkemizin potansiyeline, gücüne, geleceğine yürekten inanıyoruz.
    HAK-İŞ Konfederasyonu olarak sendikasız ve örgütsüz bütün çalışanlara ‘Örgütlü ol, Sendikalı ol, HAK-İŞ’li ol’ diyoruz.
    Güçlü izolasyon, sağlıklı TÜRKİYE diyoruz.
    Zor günler geçsin sonra yine meydanlarda buluşacağız.
    Emekçiler yine coşacak, güzel günler gelecek
    Hak-İş Olarak Bugün;
    Emek, Barış, Özgürlük, Adalet Ve Demokrasi İçin Haykırıyoruz.
    1 Mayıs Emek Ve Dayanışma Günü Türkiye’de Ve Dünyada Tüm Emekçilere Kutlu Olsun.” İfadelerini kullandı.

  • Ahlatcı, Yine Çorum’un Yüzünü Ağarttı

    Ahlatcı, Yine Çorum’un Yüzünü Ağarttı

    Ahlatcı Holding Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılan ‘Biz Bize Yeteriz Türkiyem’ kampanyasına yaptığı 1 milyon 510 bin TL’lik bağış ile Türkiye’de en çok bağış yapan 150 firma arasında yer aldı.

    Milli Dayanışma Kampanyası’nda bugüne kadar 1 milyar 839 milyon TL toplanırken, Ahlatcı Holding yaptığı 1 milyon 510 bin TL’lik destekle Çorum’un yüzünü yine ağarttı.

    Türkiye’nin altın üretimi ve ihracatı alanında önemli bir yere sahip olan Ahlatcı Holding, 3 bin çalışanı ile başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere 27 ülkeye 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirerek Türkiye’de sektörün 2. firması olmayı başardı.

    Türkiye iç pazarında; bilezikte %40, alyansta %30 ve spot altın piyasasında da %20 pazar payına sahip olan Ahlatcı Holding, ekonomik başarılarının yanı sıra milli dayanışma kampanyalarına yaptığı bağış ve desteklerle Türkiye’de adından söz ettirmeye devam ediyor.

    Bağış kampanyalarının yanı sıra Çorum’da istihdama da ciddi katkı sunan Ahlatcı, Koronavirüs dolayısıyla zor günlerden geçtiğimiz bugünlerde 330 kişiye yeni istihdam kapısı açarak, Çorum’un yüz akı olduğunu bir kez daha göstermişti. Türkiye’de Milli Dayanışma Kampanyası’na en çok bağış yapan firmalar açıklandı; Listenin başında 100 milyon TL’lik bağış ile Merkez Bankası yer alırken, Merkez Bankası’nı sırasıyla 62 milyon ile Ziraat Finans Grubu, 56 milyon TL ile Halk Bankası, 50 milyon TL ile Vakıflar Bankası ve 40 milyon TL ile Türk Telekom izledi. Ahlatcı Holding ise yaptığı 1 milyon 510 bin TL bağış ile en çok bağış yapanlar listesinde yer almayı başardı. (kaynak:corumhakimiyet/Fatih Battar)

  • “Diyanet İşleri Başkanımızın Yanındayız”

    “Diyanet İşleri Başkanımızın Yanındayız”

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Çorum Şube Başkanı Orhan Coşkun geçtiğimiz Cuma günü Hacı Bayram Veli Camii’ nde verdiği hutbe sebebiyle belirli kesimlerin eleştirilerine maruz bırakılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’a destek açıklamasında bulundu.

    Coşkun, açıklamasında şunları kaydetti:

    Geçtiğimiz Cuma günü Hacı Bayram Veli Camii’nde temsili Cuma namazı kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, hutbesinin bir bölümünde İslam’da korunması esas olan beş temel meseleyi hatırlatarak, “Ey insanlar! Canımıza, aklımıza, inancımıza, malımıza ve neslimize zarar veren şeylerden uzak duralım”çağrısında bulunmuş; eşcinsellik, zina, gayrı meşru hayat ve her türlü fuhşiyatın toplumlarda çeşitli sorunlara yol açtığına değinmiş ve “Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.” ifadelerini kullanarak erdemli bir öğütte bulunmuştur.
    İslam, tarihin tozlu sayfalarında yer alan kısık sesler değil, aksine evrensel değerleriyle asırları kucaklayan ve her çağa seslenen ve tarihe yön veren bir dindir. Allah’ın hükümlerini bugün insanlara bildirmek ise suç değil, aksine bütün Müslümanların üzerine düşen ilahi bir sorumluluktur.
    Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Cuma Hutbesi sırasında, tamamıyla İslam ve Kur’an’ı temel alarak ifade ettiği sözler, bir takım odaklarca kamuoyunda farklı bir algı oluşturma çabasıyla, art niyetli olarak farklı bir eksene çekilmeye çalışılmaktadır. Sayın Erbaş’ın, devlet ve millet nezdinde sahip olduğu itibarı sarsmaya ve toplumda fikri karmaşaya yol açmaya yönelik olduğu aşikâr söz konusu söylem ve çabalar, yine milletimiz tarafından boşa çıkarılmaktadır. Bilinmelidir ki İslam neyi haram kıldı ise onda kötülük ve insana zarar, helal kıldığı şeylerde ise temizlik ve insana fayda vardır diyen Prof. Dr. Ali Erbaş hocamız yalnız değildir.

    Bu konuda en yetkili kişi olarak Sayın Erbaş’ın, Müslümanlara ve aslında tüm insanlığa yönelik olarak yaptığı açıklamayı destekliyor; karşı duruş sergileyerek, mesnetsiz şekilde toplumda infial oluşturma çabasında olan kişi, kurum ve kuruluşları kınıyoruz.

    Biz MÜSİAD olarak, Müslümanları erdemli bir mücadeleye çağıran Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı desteklediğimizi belirtmek istiyoruz. Hiçbir Müslümanın toplumsal ifsada yol açan, nesli çürüten zina, eşcinsellik, gayrı meşru hayat, nikahsız yaşama ve her türlü fuhşiyatı destekleyecek bir konumda olmadıklarını ifade etmek istiyoruz.
    İslam dini, çağlar öncesinden seslenen tarihe gömülmüş bir ses değil, aksine evrensel değerleriyle çağa seslenen ve tarihe yön veren bir dindir.
    Allah’ın hükümlerini bugün insanlara bildirmek ise suç değil, aksine bütün Müslümanların üzerine düşen ilahi bir sorumluluktur.Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur” ifadelerini kullandı