Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, üniversite öğrencilerinin çalışma hayatıyla tanışmalarını sağlamak ve onlara çalışma disiplini kazandırmak maksadıyla düzenlenecek olan Sosyal Çalışma Programlarını açıkladı.
Bakan Selçuk, Sosyal Çalışma Programı başvuru tarihini açıkladı; “Üniversiteli gençlerimiz başvurularını 25-28 Haziran tarihleri arasında internet üzerinden yapabilecek” dedi.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, üniversite öğrencilerinin çalışma hayatıyla tanışmalarını sağlamak ve onlara çalışma disiplini kazandırmak maksadıyla düzenlenecek Sosyal Çalışma Programları(SÇP) için başvuruların 25 Haziran 2019 tarihinde başlayacağını ve 4 gün süreceğini açıkladı.
Açıköğretim, yüksek lisans ve doktora öğrencileri hariç olmak üzere akademik ortalaması 2 ve üzeri olan bütün üniversite öğrencilerinin başvurabileceği Program için başvuruların İŞKUR’un internet sitesi üzerinden kabul edileceğini duyuran Selçuk, “Öğrenciler programa katıldıkları her bir gün için 67,36 TL ödeme almaya hak kazanacak. Ayrıca katılımcıların çalıştıkları süre kadar emekliliklerine etki edecek sigortalarını karşılayacağız” dedi.
Sosyal Çalışma Programlarının, gençleri geleceğe hazırlamayı hedefleyen yeni aktif işgücü piyasası araçlarından birisi olacağını belirten Bakan Selçuk, ‘Bu program sayesinde gençlerimiz yaz tatillerini, sosyal sorumluluk bilinçlerini artırıp verimli bir şekilde değerlendirecekler. Ayrıca cep harçlıklarını çıkaracaklar ve emekliliklerine sayılacak sigortalılıkları yapılacak’ diye konuştu.
SOSYAL ÇALIŞMA PROGRAMIMIZ 3 AY SÜRECEK! SÇP’lerin Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında, 3 ay süreyle düzenleneceğini aktaran Bakan Selçuk, program süresinin öğrencilerin tatil süresince kendilerine zaman ayırabilmeleri maksadıyla haftada 3 gün ile sınırlandırıldığını belirtti.
Bakan Selçuk ‘Temmuz ayı itibarıyla başlayacak Sosyal Çalışma Programları ile asıl maksadımız üniversite öğrencisi gençlerimizin iş hayatına girişlerinde en az teknik beceriler kadar önemli olan; takım içinde çalışma, organize olabilme, iletişim kurabilme, analitik düşünme gibi sosyal becerilerini geliştirerek mezun olduktan sonra iş hayatına girişlerini kolaylaştırmaktır. Bu programla öğrencilerimiz toplumsal faydanın yüksek olduğu hizmetlere katılarak iş tecrübesi edinmiş olacaklar’ dedi.
Programlardan bu yaz döneminde en fazla 39 gün, öğrencilik hayatı boyunca ise toplamda 90 gün faydalanılabileceğini ifade eden Selçuk,“Kültürel mirasın restorasyonu, korunması ve tanıtılması, kütüphanelerin bakımı ve düzeni, kamu kurumlarının kültürel ve sosyal hizmetlerinin desteklenmesi alanlarında Sosyal Çalışma Programlarını düzenleyeceğiz.” şeklinde konuştu.
Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından merkeze bağlı Sevindikalan Köyü’nde kurulan Türkiye’nin ilk “Damızlık Koç-Teke Üretim İstasyonu” faaliyete başladı.
Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı, Sevindikalan Köyünde 12 dekarlık arazi üzerine kurulan Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu ziyaret ederek incelemelerde bulundu.
Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı’nın da eşlik ettiği ziyarette konuşan Orhan Sarı, “Milli Tarım projesi kapsamında ülkemizin ihtiyaç duyduğu damızlık koç-teke ihtiyacını karşılayacak işletmelerin kurulmasına yönelik yatırımların desteklenmesi amacıyla 37 ilde uygulamaya konulan damızlık koç ve teke istasyonu projesi kapsamında ülke genelinde ilk olarak ilimizde kurulan istasyonu el birliği ile güçlendirerek üreticilerimizin damızlık koç ve teke ihtiyaçlarının sertifikalı damızlık koç ve teke istasyonu ile karşılanması hedeflenmektedir. Damızlık değeri yüksek ve özelliklerini yavrularına yüksek oranda aktarabilen koçların ve tekelerin yetiştirilerek üreticilere sunulması ile verimi yüksek kaliteli sürülerin yaygınlaşması sağlanmış olacaktır. Proje kapsamında koçlar ve tekeler yıl boyunca bir araya toplanarak özenle bakım ve beslenmesi birlik tarafından yapılıp koç ve teke katım döneminde ihtiyacı olan üye üreticilere sunulacak üreticilerimizin damızlık ihtiyacı buradan temin edilmiş olacaktır” dedi.
İl Müdürlüğü olarak istasyonun faaliyete geçirilmesi amacıyla İl Özel İdaresinin desteği ile ilk olarak 34 adet koç alınarak üreticilerin ihtiyacını karşılanması için istasyona verildiğini ifade eden Sarı, “İstasyonun daha da güçlenmesi için çeşitli sivil toplum kuruluşları ve üreticilerimiz tarafında da damızlık vasfı taşıyan hayvanlar istasyona bağışlanmıştır. Üreticilerin desteği ve Birlik Başkanımız Şevket Avcı’nın özverili çalışmaları ile inşallah küçükbaş hayvancılıkta Türkiye’ de bir numara olacağız” şeklinde konuştu.
Koyun Keçi Birliği Başkanı Şevket Avcı’ da üreticilere güvendiğini ve birliği yardımsız bırakmayacaklarına inandığını kaydederek, “Bu birlik güçlü olursa hepimiz güçlü oluruz, birlik hepimizin birliği, zaman birlikte çalışma zamanı, şimdiden üyelerime teşekkür ediyor desteklerinin devam edeceğinden şüphe duymuyorum” dedi.
Ayrıca Güveçli Köyünde Asutay Küçükbaş Hayvan Çiftliğini de ziyaret eden Sarı, burada Merinos ırkı koyunlara, İlle De France ırkı koç katılarak elde edilen ırklarla yapılan üretimi yerinde inceledi.
Birlik Başkanı Şevket Avcı ve Yönetim Kurulu üyeleri ile burada üretilen hayvanların, Çorum’da üretimi yapılan mevcut ırklarla mukayase edilerek arada azımsanmayacak ölçüde verim farkı olduğu görülerek, Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ile birlikte bu ırkların üretiminin yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılması kararlaştırıldı.
Çorum’da bu tip örnek çiftliklerin çoğalması için gerekli desteklerin verilerek hayvan sayısında ve verimliliğinde artış sağlanmasının önemine değinildi.
Ziraat Bankası Çorum Bölge Yöneticisi Muharrem Uyar, Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal’ı ziyaret etti.
Şube yöneticilerinin de eşlik ettiği ziyarette Ziraat Bankası tarafından son dönemde uygulanmaya konulan finansman paketleri ele alındı.
Finansman paketleri hakkında bilgiler vere Muharrem Uyar, uygulamaya konulan İvme Finansman Paketi ile ham madde-ara malı imalatı yapan ve mevcut üretiminde kapasite artırımı/yenileme yatırımları gerçekleştireceğini veya yeni yatırımlar ile bu alanda imalata başlayacak firmalara, makine imalatı yapan ve mevcut üretimde kapasite artırımı/yenileme yatırımları gerçekleştireceklerini söyledi.
Yeni yatırımlar ile makine imalatına başlayacak firmalara ve Makine imalatı yapan firmalardan yatırımları kapsamında yeni ve yerli makine satın alan firmalara ise, 2 yıla kadar anapara geri ödemesiz azami 10 yıl vade ile 150 Milyon TL’ye kadar yatırım kredisi verileceğini anlatan uyar, 1 yıla kadar anapara geri ödemesiz azami 5 yıl vade ile 30 Milyon TL’ye kadar işletme kredisi kullandırabildiklerini, söz konusu kredilere DİBS (Devlet İç Borçlanma Senedi) ya da TÜFE’ye endeksli değişken faiz oranı uyguladıklarını vurguladı.
Bunların yanında Ülke ekonomisini canlı tutan sektörlerin güçlendirilmesi amacıyla işletmelerin üzerindeki finansman yükünü hafifletmek amacıyla, Enflasyona Endeksli ve KGF teminatlı kredi imkânı sağlayan Ekonomi Değer paketini hayata geçirdiklerini de kaydeden Uyar, bu paket kapsamında KOBİ ve KOBİ DIŞI tüm işletmelerin bu imkândan faydalanabileceklerini, Ziraat Bankası Şubelerinden paketler hakkında detaylı bilgi edinilebileceğini dile getirdi.
Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, işletmelerin bu kredi paketlerinden faydalanarak finansal açıdan hareket alanı kazanabileceklerini ve işletmelerin üzerindeki finansman yükünün hafiflemesine faydası olacağını ifade etti.
Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın eşi Feyza Aşgın, “Hoş geldin Bebek” projesi kapsamında ziyaretlerde bulundu.
Ailelerin bebek sevincine ortak olmak için ev ziyaretleri yapan Aşgın, ailelere gözaydınlığı diledi.
Aşgın, “Hoş Geldin Bebek projesi başladığı günden itibaren bugüne kadar 20 bin 793 aileye ziyarette bulunuldu. Hoş geldin bebek projesi gönül belediyeciliği alanında benim çok önemsediğim projeler arasında yer alıyor. İstisnasız her yeni doğan bebek için ailelerimize, ilgili arkadaşlarımız gidiyor. Zaman zaman bu ziyaretlere ben de dahil oluyorum. Ailelerin bebek sevinçlerini paylaşıyoruz, onlara çeşitli hediyeler veriyoruz ve bebeklerinin vatana, millete ve kendilerine hayırlı birer evlat olmalarını diyoruz” dedi.
Bu tür ziyaretlerin aynı zamanda yardıma ihtiyacı olan ailelerin tespit edilmesi noktasında da büyük önem arz ettiğini ifade eden Feyza Aşgın, “Gidilen yerlerden yardıma ihtiyacı olan aileler tespit ediliyor ve Çorum Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüz bünyesinde onlara gerekli yardımlar yapılıyor. Bu tür sosyal belediyecilik hizmetleri bu anlamda da ayrı bir öneme sahip” diye konuştu.
AK Parti Çorum Milletvekili, TBMM İçişleri Komisyonu Üyesi Av. Oğuzhan Kaya, yeni Askerlik Kanunu hakkında bilgiler vererek, askerlik süresinin 6 aya düştüğünü, celp döneminin ise her ay olacağını bildirdi.Milletvekili Kaya, bedelli askerliğin ise kalıcı hale geldiğini açıkladı. Kaya, konuyla ilgili olarak şu bilgileri verdi:
“- Askerlik 6 aya düştü. – Yılda 12 ay celp dönemi olacak. – Yüksekokul mezunlarına yedek astsubay olarak vatani görevini yapma imkanı sağlandı. – Yedek subay ve yedek astsubay 2 ay eğitimin ardından, 10 ay kıta görevi yapacak. – Bedelli askerlik kalıcı hale geldi. – 1 ay temel eğitim herkes için zorunlu hale geldi. – Bedelli askerliğin ücreti, bir asteğmen maaşının 6 katıdır. (Yaklaşık 31.000 TL) Yurt dışındaki vatandaşlarımız için bu bedel 4.500 Euro olarak belirlendi. -Yurt dışındaki vatandaşlarımız uzaktan eğitim ile vatani görevlerini tamamlayacaklar. – Bedelliden faydalanabilmek için erteleme yaş sınırı, lise mezunlarında 22, meslek liselerinde 25, meslek yüksekokullarında ve lisans mezunlarında 28, yüksek lisansta 32, doktora, tıp ve sporcularda ise erteleme yaşı 35’dir. – Mevcut durumda, yoklama kaçağı ve Bakaya durumunda olanlardan başvuru yapanların ‘Tamamı’ bedelli askerlikten faydalanabilecek. Kontenjan yok. 1/11/2019 a kadar hakları var. – Bunlara yazılan para cezaları da, askere gelmeleri veya bedelli askerliğe müracaat etmeleri halinde, affedilecek. – 2. 6 ay da er ve erbaş olarak askeriye kalmak isteyenlere 2.000 lira harçlık verilecek. – 2. 6 ayında hudut bölgelerinde görev yapmayı tercih eden er ve erbaşlara, aldıkları harçlığa ek olarak 1000 lira tazminat ödenecek. Hudut tazminatı ile birlikte 3.300 lira harçlık alırlar. – Muvazzaf ve sözleşmeli uzman çavuş, astsubay ve subay alımlarında; ilk 6 aylık askerlik sonrasında devam etmek isteyenlere %5, 2. 6 aylık dönemini tamamlayanlara %15’e kadar; meslek lisesi mezunu ve meslek yüksekokulu mezunlarına ilk 6 aylık dönem sonrası %10,2., 6 aylık dönemin sonunda ise %20’ye kadar sınav tam notu üzerinden ilave puan verilebilir. – Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte, (Salı günü tümünün oylaması ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da Salı akşam yasayı onaylamasıyla birlikte resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girecek) silah altındaki er ve erbaşlar için terhisler başlar. Yani Çarşamba sabahı 6 ayını dolduran herkes tezkeresini alarak terhis edilir. – Hudut birliklerindeki terhisler kademeli olarak yapılacak, bunun nedeni 1 helikopter hepsini birden alıp götüremez. O yüzden kademeli olarak terhisleri gerçekleştirecekler, bu da 3-5 gün sürer. – Öğretmenler ve doktorlar, bağlı bulundukları bakanlıkların ihtiyaçları göz ününde bulundurularak, 1 aylık temel askerlik eğitimlerinin ardından, kendi görevlerini yapıp, maaşlarını da kendi bakanlıklarından alarak vatani görevlerini tamamlamış olacaklar.”
Çorum Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, Eğitim-İş Sendikası’nın bilimsellik ve laiklik adı altında milletin dini değerlerini aşağıladığını söyledi.Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, Eğitim-İş Sendikası’nın bilimsellik ve laiklik adı altında milletin dini değerlerini aşağıladığını belirterek, “Mezkur sendikanın esas hedefi eğitim de dahil toplumsal hayattan inanç ve değerlerin tümüyle çıkarılmasıdır” dedi.
Eğitim İş Sendikası tarafından 4-6 yaş grubu çocuklar için Kur’an Kursu eğitim programının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açılmasına, Diyanet-Sen Çorum Şubesi düzenlediği basın toplantısı ile sert tepki gösterdi.
Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, konuşmasında Eğitim-İş’in gerçekleri saptırdığını, hakikati çarpıttığını ve kamuoyunu yanılttığını söyledi.
‘PROGRAM 2013 YILINDAN BERİ YÜRÜTÜLÜYOR’
Söz konusu eğitim programının 2013 yılından beri yürütüldüğünü ifade eden Ali Yıldız, bu programın Milli Eğitim Bakanlığının Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzaladığı bir protokol çerçevesinde ve denetime açık olarak uygulanmakta olduğunu kaydetti.
“Milli Eğitim Bakanlığı nasıl ki devletin bir kurumu ise Diyanet İşleri Başkanlığı’ da devletin kurumudur” diyen Yıldız, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Milli Eğitim Bakanlığı, velilerin talep ve tercihlerine göre çeşitli eğitim programları düzenlemektedir. Çarpıtma iddialarla yargıya taşınan söz konusu program, değerler eğitimi ile ilgili veli talebini karşılamak üzere hazırlanmıştır. Bu eğitim programı için Diyanet işleri Başkanlığı ile yapılan protokol, mezkur sendikanın iddia ve çarpıtmalarının aksine eğitimin teşere edilmesi değil, o alanda devletin bir başka kurumundan uzman eğitim/eğitimci desteği alınmasıdır. Bakanlık velilerin diğer konularla ilgili eğitim taleplerini de aynı şekilde ve aynı yöntemle karşılamaktadır. O nedenle bu protokoller sadece Diyanet işleri Başkanlığı ile yapılmamakta, bakanlık uyguladığı çeşitli eğitim programlarında, ilgili alanda uzmanlaşmış ve temayüz etmiş çeşitli kamu ya da özel kuruluşlarla de benzer şekilde protokoller imzalamaktadır. Protokol kapsamında verilecek eğitimden bir öğrencinin faydalanabilmesi için okul öncesi eğitim kurumuna kayıtlı olması şartı aranmaktadır. Eğitim süresince Okul Öncesi öğretmenleri ve Kur’ an Kursu öğreticileri birlikte hareket etmektedir. Bu programda görev alabilmek için Kur’an Kursu öğreticisi olmak için aranan şartları taşımanın yanı sıra ayrıca Halk Eğitim Merkezlerinden 936 saatlik (6 ay) çocuk gelişimi sertifikasına sahip olma şartı da aranmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığımın kontrol ve denetiminde gerçekleşen Kur’an Kursu eğitimi dernek ve vakıflar tarafından değil, bizzat Diyanet işleri Başkanlığı’na bağlı il ve ilçe müftülükleri marifetiyle yürütülmektedir. Program, anayasanın Din ve Vicdan Hürriyeti başlıklı 24. Maddesinde ifade edilen “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” ve “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” hükümlerinden dayanak almaktadır. Aynı maddede; “Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.” denmek suretiyle ailelerin çocuklarına zorunlu din eğitimi dışında din eğitim ve öğretimi verebileceğini ifade etmektedir. 4-6 yaş grubu çocuklara Kur’an Kursu eğitimi de ailelerin bu anlamdaki talebine MEB’in verdiği karşılıktır. Mezkur sendikanın kaygısının Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir başka kurumla işbirliği yapması olmadığı, bilakis çocuklara din eğitimi verilmesi olduğu yaptığı açıklamadan ve diğer kurumlarla yapılan işbirliklerine itiraz etmemesinden açıkça anlaşılmaktadır.
Her ne kadar bu izahatları, çarpıtılarak ve saptırılarak yargıya taşınan meselenin hakikatini Türkiye kamuoyu bilsin diye yapıyorsakda, biliyoruz ki mezkur sendikanın esas hedefi eğitim de dahil toplumsal hayattan inanç ve değerlerin tümüyle çıkarılmasıdır. Bu nedenle de adı geçen sendika saydığımız bu gerçekleri bilinçli bir şekilde göz ardı etmekte, sözde bilimsellik ve laiklik adı altında milletin dini değerlerini aşağılamaktadır. Nitekim, milletin değerlerine ve inancına saldırmayı misyon edinmiş bu bağnaz STK’nın amacının üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu yaptığı açıklamada da görülmektedir. Milletin inançlarına gericilik ve irtica söylemiyle saldırmayı marifet sanan 18. Yüzyıldan kalma bu aydınlanmacı pozitivist zihniyet, bütün dünyada fosilleştiği halde kimi odaklarca Türkiye’de çeşitli isim ve biçimlerde yaşatılmaya devam etmektedir. Aynı zihniyet on yıllarca siyasi alanı tekelleştirmek, bürokrasiyi elinde tutmak için Türkiye’nin mütedeyyin halkını kamusal alandan dışlamıştır. Halka rağmen halk için saçmalığını erdem, dinsizliği bilimsellik, batı düşüncesinin ilkelerini evrensellik diye yutturan bu jakoben faşist anlayış mütedeyyin halkın inanç ve değerlerine saldırmak için yalan haberler üretmekte, gerçekleri saptırmakta ve sebepler uydurmakta beis görmemektedir.
28 Şubat’ta da darbeci kimliğiyle halkın değerlerine saldıran yine bu zihniyetti. O gün darbe sürecini yalanlarıyla hazırlayanlarda darbeyi yapanlarda, darbeyi destekleyenler de bu köhne kafanın çeşitli alanlarda tebarüz etmiş formlarıydı. Apoletli sendikacılığın en çirkin örneklerini de yine bu zihniyet 5’li çete içinde postal yalayıcılığı yaprak vermişti. Marjinalleştiği oranda saldırganlaşan 28 Şubat artığı bu zihniyetin en bariz özelliği toplum düşmanlığıdır. Bu nedenle her fırsatta ilerici-gerici söylemini kullanarak toplumu ve değerlerini aşağılamaktadır. Mütedeyyin kesimin her iş ve organizasyonuna gerici damgası vurmakta, 100 yıldır değişmeyen aşağılayıcı ve bir o kadar da irrasyonel bu iğrenç retoriği sürdürmektedir.
‘NE ATTIKLARI ÇAMUR TUTUYOR NE DE SÖYLEMLERİ VİCDANDA AKİS BULUYOR’
Bu köhne zihniyet, toplumun göz bebeği Diyanet işleri Başkanlığı’nı, bu yapıya bağlı kamu görevlilerini, DİB’e bağlı kurum ve kuruluşlar ile her türlü faaliyeti karalamak için karakterine uygun her türlü yalan ve iftiraya başvurmayı mücadele addetmektedir. Dünyada savunucusu kalmayan, sadece bir sömürü ve baskı aparatı olarak İslam dünyasına saldırı amacıyla kullanılan bir ilkel epistemolojiden beslenen bu zihniyet esasen Diyanet işleri Başkanlığı üzerinden toplumun inanç ve değerleriyle kavga etmekte, Batılı efendilerinin sömürü düzenine zemin hazırlamaktadır. Milletimiz, bu zihniyete bugüne kadar prim vermediği gibi bugünden sonra da prim vermeyecektir. Çünkü milletimiz bu zihniyeti, zulümlerine bizzat maruz kalarak tanımıştır. Ancak bu jakoben zihniyetin borusunun öttüğü zamanlar eski Türkiye’nin ibretlik sayfalarında kalmıştır. O nedenle ne attıkları çamur tutmaktadır ne de söylemleri maşeri vicdanda akis bulmaktadır.
Biz Diyanet-Sen olarak, inancımızı ve medeniyet değerlerimizi öğrenme ve öğretme azmini ifade eden söz konusu eğitimleri çok önemli görüyor ve destekliyoruz. Diyanet kurumunu ve diyanet çalışanlarını töhmet altında bırakan, her fırsatta saldırganca tutumlar takınan ve buna sendikacılık faaliyeti diyen mezkur sendikanın yargıya taşıdığı söz konusu Kur’an Kursu programını hem anayasaya, hem yasalara hem de temel insan haklarına uygun; toplumsal bir talebin karşılanması olarak uygulandığı için meşru; inancını bilen, medeniyet değerlerini tanıyan ve taşıyan nesillerin yetişmesi için de elzem gördüğümüzü ilan ediyoruz. Ayrıca bu konuda meydanı fosilleşmiş pozitivist aydınlanmacı kafaya bırakmayacağımızın da bilinmesini istiyoruz.”
‘SİSİ CUNTASI VE DESTEKÇİLERİNİ LANETLİYORUZ’
Konuşmasında geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’yi de anan Yıldız, “Kabil’in karşısında Habil neyse, Firavun’un karşısında Musa neyse, Yezid’in karşısında Hüseyin neyse Rus zulmü karşısında Şeyh Şamil neyse sende osun. Şahidiz. Siyonizm’in uşağı Sisi cuntası ve arkasındaki destekçilerini lanetliyoruz” diye konuştu.
Turgut Özal Konferans Salonu’nda gerçekleşen basın toplantısında Memur-Sen İl Temsilcisi Ahmet Saatcı, Memur-Sen’e bağlı sendikaların temsilcileri ve Diyanet-Sen üyeleri de hazır bulundu.
Basın toplantısında Abdibey Cami Müezzini Celal Göker tarafından da Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu.
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Selim Aydın, Sosyal medyada, Hitit Üniversitesi’nde mezuniyet töreninde “İstiklal marşı okutulmadı” şeklindeki ithamların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Hitit Üniversitesi’nin mezuniyet töreninin tek birimde değil, farklı birimlerde de yapıldığını hatırlatan Aydın, “İstiklal Marşımız sadece, Meslek yüksekokulları koordinatörü ve aynı zamanda Sosyal Bilimler MYO Müdürü Doç Dr. Zekeriya lşık’ın müdürlüğünü yaptığı Sosyal Bilimler MYO tarafından organize edilen ve meslek yüksekokulları kampüsünde gerçekleştirilen mezuniyet töreninde okunmamış, Saygı duruşunda bulunulmamıştır” dedi.
Bu zaafiyetin sadece MYO’ da gösterildiğine işaret eden Aydın, “İstiklal Marşını es geçen, şehitlerimize saygı duruşunda bulunmayan bir şahsın, bir yöneticinin konuşmasında Çanakkale ruhundan, 15 Temmuz ruhundan bahsetmesi ne derece inandırıcı olabilir? Diğer birimlerimizde İstiklal marşımız coşkulu bir şekilde, öğrencisinden velisine, akademisyeninden misafirine kadar herkesin katılımı ile okunmuştur. Üniversitemizin de itibarını zedelemeye yönelik, art niyetli bir tavır olarak değerlendirdiğimiz bu ihmalin (!) derhal hesabı sorulmalıdır” diye konuştu.
Meslek Yüksek Okullarının organizatörü olan Doç. Dr. Zekeriya Işık hakkında işlem yapılmasını talep eden Aydın, “Ağzından insani değerleri, eski Türkiye ifadelerini hiç düşürmeyen bu şahsa soruyorum ; İstiklal marşından neden rahatsız oldun? İstiklal marşımızın okunmamasındaki gerekçeniz nedir? Yoksa sözde “açılım” tortularını tazelemek mi istiyorsunuz? Sayın Organizatör, unutma ki bu eşsiz eser; Bilge Kağan’ın Orhun Yazıtlarında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unda dillendirdiği gibi Türk milletine, umutsuzluğa kapılmamayı, nihai zaferin mutlak surette “Hakk’a tapan” Türk milletinin olacağını müjdelemektedir. Özellikle günümüzde, milli şairimizin bu haykıran seslenişinin, yürekten tekrarlamak hepimizin milli görevidir. Hassasiyetimiz, milletimizi asırlarca ayakta tutmaya yetecek olan İstiklal Marşımızın ruhunun kavranmasıdır. Bu duyguların, genç nesillere yeniden diriltilmesi ve mensubu olduğumuz Büyük Türk Milleti’nin öz değerlerinin yaşatılmasıdır. Bugün MYO da yaşanan bu olayı kabullenmemiz ve görmezden gelmemiz mümkün değildir. Milletimizin ortak sesi ve ortak vicdanı olan İstiklal Marşımızın MYO da okunmaması nedeniyle, ilgili organizatör Doç. Dr. Zekeriya Işık hakkında, Üniversite Yönetimimizin gereğini yapacağına inancımız tamdır” diye konuştu.
Yetkili Sendika olarak, bu şahıs hakkında idari ve adli soruşturma açılması için gerekli girişimlerde bulunulacaklarını kaydeden Aydın, “Bu işin Takipçisiyiz. Türk Eğitim-Sen olarak bir kez daha milli şairimizi, vatani görevini yaparken ebediyete intikal eden şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Kamuoyuna duyurulur” ifadelerini kullandı.
Çorum Valisi Mustafa Çiftçi dün su sorununu çözmek için Valilik önüne gelen ve Vali Yardımcısı Recep Yüksel’in açıklamalarından tatmin olmadıkları için Yüksel’i yuhalamasına rağmen basına “Valiyi yuhaladılar, AKP ve Soylu’ yu suçladılar” başlığıyla basına intikal eden olayla ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı.
Valilik önündeki eylemde Vali Yardımcısı Recep Yüksel’in köylülerle tartışıyor pozisyonuna düşmemek için aracına yöneldiğinde köylülerden yuhalama sesleri işitildiğini belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi;
“Çorum merkeze bağlı Üyük Köyü’nden bir grup vatandaşın, köyün muhtarı Ali Yalvaç ve komşu köy olan Karapınar Köyü muhtarı Zeki Oral’la birlikte 19.06.2019 günü sabah saatlerinde valiliğimizin önündeki halka açık parkta toplandıkları ve köylerine yakın bir bölgede faaliyet gösteren taş ocağının çalışmasına izin verilmemesi taleplerini basın önünde dile getirmek istemeleri üzerine, vali yardımcımız hemen valilik önündeki parkta biriken topluluğun içindeki iki köy muhtarını valilikteki bürosuna davet etmiş, onlardan taleplerini öğrendikten sonra her iki muhtara da talep konularıyla ilgili dilekçelerini alacaklarını ve derhal işleme koyacaklarını belirtip, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine, o an büroda bulunan İl Kültür ve Turizm Müdürüne gerekli talimatları vermiştir. Alaca ve Ortaköy ilçelerindeki programların akabinde güzergâhta olan Üyük Köyü’ne de, köylüleri yerinde dinlemek üzere gideceğini muhtarlara söyledikten sonra köylülerin daha fazla valilik önünde beklememeleri için, durumu vatandaşlara izah etmelerini muhtarlardan istemiştir. Muhtarların valilik önündeki bahçeye çıkıp vatandaşlarla konuşmalarına rağmen kalabalığın, basın eşliğinde beklemeyi sürdürmeleri üzerine vali yardımcısı Recep Yüksel vatandaşlara hitaben, şikâyet edilen taş ocağının çalışmasına yönelik uygulanması zorunlu mahkeme kararları varsa da muhtarların talep dilekçelerini işleme koyacaklarını, ayrıca gün içinde köye uzmanlarla birlikte gidileceğini, valilik önünde beklemelerine gerek bulunmadığını, beklemek isterlerse de valilik binasının ve bahçesinin kendilerine açık olduğunu belirtip valilik görevlilerine, köylülere çay ve su ikramında bulunmaları talimatını vermiştir. Ardından Alaca ilçesindeki programa katılmak için ayrılması gerektiğini belirtip tam oradan ayrılacağı sırada kalabalığın düzensizleşmesi üzerine vali yardımcısı Recep Yüksel köylülerle tartışıyor pozisyonuna düşmemek için aracına yöneldiğinde köylülerden yuhalama sesleri işitilmiştir.
Buna rağmen köylülerin bir süre daha valilik girişinde beklemelerine müdahale edilmemiş, onlara valilik görevlilerince su ikram edilmiş ve aynı gün içinde İl Valisinin Üyük köyünde vatandaşlarla toplantı yapacağı muhtarlara telefonla iletilince kalabalık olaysız şekilde dağılmıştır.
İlçelerdeki programların hemen ardından uzman ve ilgili personelimizle aynı gün Üyük köyünde vatandaşlarla toplantı yapılmış, uygulanması gereken bir mahkeme kararı bulunmakla birlikte taleplerinin her yönüyle ele alınarak hukuki ve adil bir incelemenin yapılacağı kendilerine anlatılmıştır.
Kısaca yukarıda izah edilen olay akışının hilafına, basın yayın organlarında söz konusu taş ocağı işletmecisinin “akraba” oldukları iddiasıyla İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu ile ilişkilendirilmesi, işletmecinin avukatlığını yapan kişinin Çorum eski il başkanının kızı olduğu iddiasıyla AK Parti ile irtibatlandırılması basın etik ilkelerine uymamaktır ve gerçeği çarpıtarak kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktan ibarettir. Doğru bilgi aşağıdaki gibidir:
1- Bahse konu taş ocağı, Üyük Köyünün sınırlarında değil Çorum merkez Şekerbey Köyü Kale mevkiinde bulunmaktadır. Taş ocağı işletmesine ilk kez 2005 yılında çalışma ruhsatı verilmiştir. Şirket 2010 yılında çalışmasını durdurmuş ve tesisin faaliyetine son vermiştir.
2- 2015 yılında yeni bir işletmeci ruhsatlı olarak çalışmaya başlamıştır. Ancak bir süre sonra köy halkının içme suyuyla ilgili kaygılarını anlayışla karşılayan ve 10 yıllık ruhsat süresinin sona erdiğini dikkate alan valiliğimiz, ilgili kurumların içme suyu kaynaklarına taş ocağı faaliyetlerinin zarar vermeyeceğine dair raporları olsa daişletmecinin süre uzatma isteğini uygun görmemiş, ruhsatını aynı yıl içinde iptal etmiştir.
3- Üyük Köyü muhtarlığının taş ocağı işletmeye açılırsa içme suyu kaynaklarının riske gireceğine dair 10.07.2017 ve 20.11.2017 tarihli dilekçeleri üzerine valiliğimiz bir kez daha işletme ya da ruhsat devri taleplerini 2018 yılında reddetmiş, taş ocağını işletmeye açmamıştır.
4- Ancak işletme ruhsatını devir alarak taş ocağını faaliyete geçirmek isteyen firmanın talebini uygun görmeyen valiliğimiz işlemini ilgili firma, 2018 yılında mahkemeye taşıyınca, valiliğimiz işlemi idari yargı tarafından iptal edilmiştir. Bunun üzerine Valiliğimiz taş ocağı işletmesi lehine olan mahkeme kararını uygulamıştır.
5- 2005 yılından bu yana, ruhsata esas resmi kurum raporlarında, denetim raporlarında taş ocağı alanının çevresinde tarımsal faaliyete zarar geldiğine, içme suyu kaynaklarının etkilendiğine, alanın ya da yakın çevresinin sit değeri taşıdığına dair bir bulgu ya da somut kanıt yoktur. Üyük köyümüzün ve komşusu olan Karapınar ile Şekerbey köylerinin içme suyu sorunu da yoktur.
6- Geçmişi 2005 yılına giden söz konusu taş ocağı ile ilgili mahkeme kararının valiliğimizce uygulanması işlemini, İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu ile veya AK Parti ile ilişkilendirenlerin taraflı, devlete ve Çorum halkına zarar verici şekilde konuyu haberleştirmeleri, basın etik ilkelerine ve basın özgürlüğüne aykırıdır, sorumlu yayıncılık ilkelerine uymamaktır.”
Çorum Obası Yörükleri Kültür Dayanışma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği tarafından Oymaağaç Köyü, Küçük Palabıyık Köyü ve Arzupınar Mahallesiyle birlikte çok sayıda davetlinin katıldığı toy ve şölenin ilki gerçekleştirildi.
Oymaağaç Köyünde gerçekleşen Toy’a Belediye Başkan Vekili İsmail Yağbat, İl Genel Meclis Başkanı Osman Günay, İl Müftüsü Muharrem Biçer, ÇESOB Başkanı Recep Gür, esnaf odası başkanları, Çorum Muhtarlar Dernek Başkanı Yılmaz Kılcı, Bayat Mahallesi Muhtarı Fikret Külcü, Çorum Obası Yörükleri Kültür ve Dayanışma Derneğini Başkanı Yahya Gers ve vatandaşlar katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesi ile başlayan programda Çorum Obası Yörükleri Kültür ve Dayanışma Derneğini Başkanı Yahya Gers, Türk Boyları Federasyon Başkanı ve Burdur Yörük Obaları Dernek Başkanı Osman Erçin Peltekoğlu, Belediye Başkan Vekili İsmail Yağbat, İl Genel Meclis Başkanı Osman Günay birer konuşma yaptı.
Programda sırasıyla Havvanur Kahrıman “Yörükler Kimdir”adlı makaleyi, Beyzanur Şakar Yörükler adlı şiiri okudular.
Şevket Şakar’ın sunuculuğunu yaptığı programda, zeybek gösterisi, Çorum yöresi halk oyunları gösterisi, ok atışları gibi etkinlikler yapıldı. Yöresel sanatçı Arzu Gök birbirinden güzel türküleri seslendirerek toy’a katılanlara unutulmaz anlar yaşattılar.
Oymaağaç köyüne yapılan camii açılışının da dualarla yapıldığı toy ve şölende konuşan Belediye Başkan Vekili İsmail Yağbat, “Çoban ateşimiz dünya döndükçe birliğimizin dirliğimizin sembolüdür. Dernek başkanımız ve yönetim kurulu üyelerine birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine vesile olacak, burada yeni kardeşliklerin kurulmasına vesile olacak böyle güzel bir organizasyon hazırladıkları için kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yıl ilki yapılan bu toy ve şölenin gelecek yıllarda çok daha büyük bir katılımla yapılacağına, şölenin inşallah geleneksel hale geleceğine inanıyorum. Sayın Başkanımız Dr. Halil İbrahim Aşgın Bey de sizlere selamlarını ilettiler. Bu toyun şehrimiz için, köy sakinleri için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorlar. İnşallah gelecek yıl başkanımız, başkan yardımcılarımız hep birlikte toya katılma fırsatı buluruz” dedi.
Yağbat, “bu programların birlik ve beraberliği güçlendirmesinin yanında, Türk Kültür ve yaşamının, değerlerimizin gelecek nesillere aktarılması, korunması açısından da son derece önemli. Kültürü korumak ve yaşatmak elbette gerekiyor. Ama mensubu olduğumuz milli ve manevi değerleri gelecek kuşaklara aktaramadığımız zaman kültürün çok fazla bir anlamı kalmıyor. Binlerce yıllık kültürü, birikimi, tecrübeyi bu programlar, şölenler toylarla genç kuşaklara aktarmamız gerekiyor. Burada Oğuz Kağan’dan Dede Korkut’a, Köroğlu’ndan Yunus Emre’ye, Sibirya’dan Balkanlara, Doğu Türkistan’dan İzmir’e, dombırasıyla, tarıyla, türküsüyle, toyuyla, keşkeğiyle diğer değerleriyle birlikte tüm kıymetli değerlerimizi yeniden hatırlıyoruz. Bugün açılışını yaptığımız camimiz, buraların bir İslam beldesi olduğunu bir Türk yurdu olduğunu bir kez daha tescilliyor. Camiler biliyorsunuz, islam beldelerinin tapusu ve mührüdür. Burada okunan ezanlar, bu beldelerde dalgalanan bayraklar bağımsızlığımızın yanında birlik, bütünlük ve kardeşliğimizin de sembolü olarak yaşayacaktır. Allah ezanımıza, bayrağımıza, kardeşliğimize karşı tuzak kuranlara fırsat vermesin. Biz biriz, birlikte Çorum, birlikte Türkiye’yiz.. Böyle olmaya, böyle kalmaya da devam edeceğiz. Şenliğin, şölenin ve toyun, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Çorum Merkeze bağlı Üyük Köy halkı köylerinde yaşanan su sıkıntısını çözülmesi için Valilik binası önünde oturma eylemi yaptı.
Köyün yakınında taşocağını yeniden işletmeye açılması sonucunda köyün sularının kesildiğini dile getiren Üyük Köyü halkı taşocağının faaliyetlerinin durdurulmasını istedi.
Vali Mustafa Çiftçi ile görüşmek isteyen Köy halkına Çorum Merkez Köy Muhtarları Dernek Başkanı Zeki Oral ve Üyük Köyü Muhtarı Ali Yalvaç öncülük ettiler.
Taşocağı yetkililerinin sadece define bulmak için köylerinde çalışma yaptığı iddialarında bulunan köy halkı, çalışma yapılan taşocağı ile köyün su ihtiyacını karşılayan deponun aradaki mesafenin 100 metre olduğunu ifade ettiler.
Köyde içmek için su bulamadıklarını dile getiren köy halkı, köyde bulaşık ve çamaşır makinalarının susuzluktan çalışmadığını söylediler.
Sorunlarının çözülmediği takdirde TBMM’ne kadar gideceklerini belirten köy halkı, taşocağının 3 defa çalışma ruhsatının iptal olmasına rağmen tekrar çalışma ruhsatının verildiğini kaydettiler.
Çorum Merkez Köy Muhtarları Dernek Başkanı Zeki Oral, çalışmaya başlayan taşocağının 2 köyün suyunun kesilmesine sebep olduğunu söyledi.
Çorum Vali Yardımcısı Recep Yüksel, taşocağının daha önce 4-5 defa mahkemelik olduğunu ve mahkeme kararının işletme lehine olduğu için çalışmaya başladığını ve konunun ayrıntılı bir şekilde tekrar araştırıp, konuyu çözeceklerini ifade etti.
Yetkililer ile görüşen köy halkı Çorum Valisi Mustafa Çiftçi’nin köye geleceği haberini almaları üzerine köye gitmek için dağıldılar.