Çorum İmam Hatipliler Derneği (ÇORİMDER) Başkanı ve ÖNDER Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Boyraz, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk’ü ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti.
Ziyarette şehrin gençleri için hazırlanacak projelerde ÇORİMDER ve Hitit Üniversitesinin yapabileceği iş birliği konuları görüşüldü.
Üniversitenin yaptığı çalışmalarla ilimize önemli katkılar sağladığını ifade eden Çorum İmam Hatipliler Derneği (ÇORİMDER), Başkanı Ayhan Boyraz, Hitit Üniversitesinin şehrin gelişmesinde ve büyümesinde önemli bir rol oynadığını söyledi.
Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk’e çalışmalarında muvaffakiyetler dileyen, Boyraz, gençlerin bir yandan milli ve dini değerlerini bilen, diğer taraftan da pek çok alanda hızla ilerleyen dünya ile uyumlu bir şekilde yetişmeleri sağlayacak projeler üzerinde çalıştıklarını ifade etti.
Gerçekleştirilen ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, üniversitenin sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içerisinde hareket etmesinin şehrin kültürel alanlarda gelişmesine önemli katkılar sağladığına dikkat çekti.
Gençler için yapılacak tüm projelere ellerinden gelen desteği vermeye hazır olduklarına vurgu yapan, Rektör Prof. Dr. Öztürk, “Hitit Üniversitesi şehrimize, bölgemize ve ülkemize katkı sağlamak adına büyük bir çalışma gayreti içerisindedir. Üniversite-STK iş birliği çerçevesinde omuz omuza vererek Üniversitemizin ve şehrimizin gençleri için projeler üretmeye hazırız” diyerek ziyaretlerinden dolayı Çorum İmam Hatipliler Derneği (ÇORİMDER), Başkanı Ayhan Boyraz ve Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür etti.
AK Parti Çorum Milletvekili, Ahmet Sami Ceylan, TOKİ tarafından Kuruçay’da emekli vatandaşlar için inşa edilecek 657 konut için 2 Ağustos 2019 tarihinde kura töreni yapılacağını açıkladı.
Devletin diğer yatırımlarının dışında TOKİ’nin de Çorum’da birçok yatırım yaptığına vurgu yapan Ceylan, “Hemşerilerimiz en temel ihtiyacı olan barınma ihtiyacını karşılamak için TOKİ eliyle projelerimizi hızla hayata geçiriyoruz. Yıllardır ev sahibi olma hayaliyle yaşayan emekli büyüklerimiz için Kuruçay’da 657 konutluk proje yapacağız. Projemize emekli büyüklerimizden 4 bin 179 başvuru yapıldı. 2 Ağustos Cuma günü Noter huzurunda yapacağımız kura töreni ile hak sahipleri belirlenecek.” dedi.
AK Parti iktidarı ile TOKİ’nin farklı bir evreye geçtiğini belirten Ceylan, 1984 yılında kurulan 2002 yılına kadar 19 yılda sadece 43 bin 145 konut üretebilen TOKİ’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlığı döneminde başlayan süreçle bugüne kadar 843 bin konut rakamına ulaştığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları ile alt gelirli bütün vatandaşları konut sahibi yapmak için yoğun bir şekilde çalışıldığına vurgu yapan Ceylan, Çorum il genelinde yapılacak 216 konutun Temmuz ayında ihalelerinin yapılıp üretim aşamasına geçeceğini müjdeledi.
Yeni yapılacak konutların öncelikle dar ve orta gelir düzeyindeki vatandaşlara yönelik olacağını vurgulayan Ceylan, “Bu grupların içerisinde engelliler, şehit aileleri ve maluller ile emekliler için ayrıca kontenjan ayıracağız. Projelerimizle konut sahibi olamayan vatandaşlarımızın yüzlerini güldürüp sıcak yuva sahibi yapacağız.” İfadelerini kullandı.
Temmuz ayında ihaleleri yapılacak projelerin ayrıntılarını paylaşan Ceylan, Çorum Boğazkale’de 2+1 nitelikli 59 konut ve 3+1 nitelikli 20 konuttan oluşan projenin ihalesinin 11 Temmuz’da yapılacağını söyledi.
Çorum Dodurga ikinci etap projesi kapsamında 158 konut yapılacağını ifade eden Ceylan, 29 Temmuz’da gerçekleşecek ihale kapsamında 98 konutun 2+1 nitelikte, 60 konutun 3+1 nitelikte olacağını belitti.
Ceylan ayrıca, Mecitözü Kaymakamlık projesi kapsamında yapılacak 79 konutunun ihalesinin 4 Temmuz günü yapılacağını söyledi.
Çorum Osmancık üçüncü etap projesi kapsamında daha önce kurası yapılan 216 konutun ise projelendirme çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiğinin müjdesini verdi.
Çorum’da İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü nedeniyle yürüyüş düzenlendi.
‘26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü ‘Kapsamında Yunus Emre Parkında sağlıklı yaşam yürüyüşü yapıldı.
Yürüyüşe Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Barış, Halk sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Göksal, Gençlik Spor İl Müdürlüğü Mahmut Atalay Gençlik Merkezi Müdürü Hasan Demirer, Gençlik Liderleri, İl Sağlık Müdürlüğü personelleri katılım gösterdi.
Yürüyüş sırasında parkta olan vatandaşlara ‘Bağımlılık Aile Rehberi’ konulu broşür dağıtıldı.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, üniversite öğrencilerinin çalışma hayatıyla tanışmalarını sağlamak ve onlara çalışma disiplini kazandırmak maksadıyla düzenlenecek olan Sosyal Çalışma Programlarını açıkladı.
Bakan Selçuk, Sosyal Çalışma Programı başvuru tarihini açıkladı; “Üniversiteli gençlerimiz başvurularını 25-28 Haziran tarihleri arasında internet üzerinden yapabilecek” dedi.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, üniversite öğrencilerinin çalışma hayatıyla tanışmalarını sağlamak ve onlara çalışma disiplini kazandırmak maksadıyla düzenlenecek Sosyal Çalışma Programları(SÇP) için başvuruların 25 Haziran 2019 tarihinde başlayacağını ve 4 gün süreceğini açıkladı.
Açıköğretim, yüksek lisans ve doktora öğrencileri hariç olmak üzere akademik ortalaması 2 ve üzeri olan bütün üniversite öğrencilerinin başvurabileceği Program için başvuruların İŞKUR’un internet sitesi üzerinden kabul edileceğini duyuran Selçuk, “Öğrenciler programa katıldıkları her bir gün için 67,36 TL ödeme almaya hak kazanacak. Ayrıca katılımcıların çalıştıkları süre kadar emekliliklerine etki edecek sigortalarını karşılayacağız” dedi.
Sosyal Çalışma Programlarının, gençleri geleceğe hazırlamayı hedefleyen yeni aktif işgücü piyasası araçlarından birisi olacağını belirten Bakan Selçuk, ‘Bu program sayesinde gençlerimiz yaz tatillerini, sosyal sorumluluk bilinçlerini artırıp verimli bir şekilde değerlendirecekler. Ayrıca cep harçlıklarını çıkaracaklar ve emekliliklerine sayılacak sigortalılıkları yapılacak’ diye konuştu.
SOSYAL ÇALIŞMA PROGRAMIMIZ 3 AY SÜRECEK! SÇP’lerin Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında, 3 ay süreyle düzenleneceğini aktaran Bakan Selçuk, program süresinin öğrencilerin tatil süresince kendilerine zaman ayırabilmeleri maksadıyla haftada 3 gün ile sınırlandırıldığını belirtti.
Bakan Selçuk ‘Temmuz ayı itibarıyla başlayacak Sosyal Çalışma Programları ile asıl maksadımız üniversite öğrencisi gençlerimizin iş hayatına girişlerinde en az teknik beceriler kadar önemli olan; takım içinde çalışma, organize olabilme, iletişim kurabilme, analitik düşünme gibi sosyal becerilerini geliştirerek mezun olduktan sonra iş hayatına girişlerini kolaylaştırmaktır. Bu programla öğrencilerimiz toplumsal faydanın yüksek olduğu hizmetlere katılarak iş tecrübesi edinmiş olacaklar’ dedi.
Programlardan bu yaz döneminde en fazla 39 gün, öğrencilik hayatı boyunca ise toplamda 90 gün faydalanılabileceğini ifade eden Selçuk,“Kültürel mirasın restorasyonu, korunması ve tanıtılması, kütüphanelerin bakımı ve düzeni, kamu kurumlarının kültürel ve sosyal hizmetlerinin desteklenmesi alanlarında Sosyal Çalışma Programlarını düzenleyeceğiz.” şeklinde konuştu.
Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından merkeze bağlı Sevindikalan Köyü’nde kurulan Türkiye’nin ilk “Damızlık Koç-Teke Üretim İstasyonu” faaliyete başladı.
Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı, Sevindikalan Köyünde 12 dekarlık arazi üzerine kurulan Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu ziyaret ederek incelemelerde bulundu.
Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı’nın da eşlik ettiği ziyarette konuşan Orhan Sarı, “Milli Tarım projesi kapsamında ülkemizin ihtiyaç duyduğu damızlık koç-teke ihtiyacını karşılayacak işletmelerin kurulmasına yönelik yatırımların desteklenmesi amacıyla 37 ilde uygulamaya konulan damızlık koç ve teke istasyonu projesi kapsamında ülke genelinde ilk olarak ilimizde kurulan istasyonu el birliği ile güçlendirerek üreticilerimizin damızlık koç ve teke ihtiyaçlarının sertifikalı damızlık koç ve teke istasyonu ile karşılanması hedeflenmektedir. Damızlık değeri yüksek ve özelliklerini yavrularına yüksek oranda aktarabilen koçların ve tekelerin yetiştirilerek üreticilere sunulması ile verimi yüksek kaliteli sürülerin yaygınlaşması sağlanmış olacaktır. Proje kapsamında koçlar ve tekeler yıl boyunca bir araya toplanarak özenle bakım ve beslenmesi birlik tarafından yapılıp koç ve teke katım döneminde ihtiyacı olan üye üreticilere sunulacak üreticilerimizin damızlık ihtiyacı buradan temin edilmiş olacaktır” dedi.
İl Müdürlüğü olarak istasyonun faaliyete geçirilmesi amacıyla İl Özel İdaresinin desteği ile ilk olarak 34 adet koç alınarak üreticilerin ihtiyacını karşılanması için istasyona verildiğini ifade eden Sarı, “İstasyonun daha da güçlenmesi için çeşitli sivil toplum kuruluşları ve üreticilerimiz tarafında da damızlık vasfı taşıyan hayvanlar istasyona bağışlanmıştır. Üreticilerin desteği ve Birlik Başkanımız Şevket Avcı’nın özverili çalışmaları ile inşallah küçükbaş hayvancılıkta Türkiye’ de bir numara olacağız” şeklinde konuştu.
Koyun Keçi Birliği Başkanı Şevket Avcı’ da üreticilere güvendiğini ve birliği yardımsız bırakmayacaklarına inandığını kaydederek, “Bu birlik güçlü olursa hepimiz güçlü oluruz, birlik hepimizin birliği, zaman birlikte çalışma zamanı, şimdiden üyelerime teşekkür ediyor desteklerinin devam edeceğinden şüphe duymuyorum” dedi.
Ayrıca Güveçli Köyünde Asutay Küçükbaş Hayvan Çiftliğini de ziyaret eden Sarı, burada Merinos ırkı koyunlara, İlle De France ırkı koç katılarak elde edilen ırklarla yapılan üretimi yerinde inceledi.
Birlik Başkanı Şevket Avcı ve Yönetim Kurulu üyeleri ile burada üretilen hayvanların, Çorum’da üretimi yapılan mevcut ırklarla mukayase edilerek arada azımsanmayacak ölçüde verim farkı olduğu görülerek, Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ile birlikte bu ırkların üretiminin yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılması kararlaştırıldı.
Çorum’da bu tip örnek çiftliklerin çoğalması için gerekli desteklerin verilerek hayvan sayısında ve verimliliğinde artış sağlanmasının önemine değinildi.
Ziraat Bankası Çorum Bölge Yöneticisi Muharrem Uyar, Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal’ı ziyaret etti.
Şube yöneticilerinin de eşlik ettiği ziyarette Ziraat Bankası tarafından son dönemde uygulanmaya konulan finansman paketleri ele alındı.
Finansman paketleri hakkında bilgiler vere Muharrem Uyar, uygulamaya konulan İvme Finansman Paketi ile ham madde-ara malı imalatı yapan ve mevcut üretiminde kapasite artırımı/yenileme yatırımları gerçekleştireceğini veya yeni yatırımlar ile bu alanda imalata başlayacak firmalara, makine imalatı yapan ve mevcut üretimde kapasite artırımı/yenileme yatırımları gerçekleştireceklerini söyledi.
Yeni yatırımlar ile makine imalatına başlayacak firmalara ve Makine imalatı yapan firmalardan yatırımları kapsamında yeni ve yerli makine satın alan firmalara ise, 2 yıla kadar anapara geri ödemesiz azami 10 yıl vade ile 150 Milyon TL’ye kadar yatırım kredisi verileceğini anlatan uyar, 1 yıla kadar anapara geri ödemesiz azami 5 yıl vade ile 30 Milyon TL’ye kadar işletme kredisi kullandırabildiklerini, söz konusu kredilere DİBS (Devlet İç Borçlanma Senedi) ya da TÜFE’ye endeksli değişken faiz oranı uyguladıklarını vurguladı.
Bunların yanında Ülke ekonomisini canlı tutan sektörlerin güçlendirilmesi amacıyla işletmelerin üzerindeki finansman yükünü hafifletmek amacıyla, Enflasyona Endeksli ve KGF teminatlı kredi imkânı sağlayan Ekonomi Değer paketini hayata geçirdiklerini de kaydeden Uyar, bu paket kapsamında KOBİ ve KOBİ DIŞI tüm işletmelerin bu imkândan faydalanabileceklerini, Ziraat Bankası Şubelerinden paketler hakkında detaylı bilgi edinilebileceğini dile getirdi.
Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, işletmelerin bu kredi paketlerinden faydalanarak finansal açıdan hareket alanı kazanabileceklerini ve işletmelerin üzerindeki finansman yükünün hafiflemesine faydası olacağını ifade etti.
Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın eşi Feyza Aşgın, “Hoş geldin Bebek” projesi kapsamında ziyaretlerde bulundu.
Ailelerin bebek sevincine ortak olmak için ev ziyaretleri yapan Aşgın, ailelere gözaydınlığı diledi.
Aşgın, “Hoş Geldin Bebek projesi başladığı günden itibaren bugüne kadar 20 bin 793 aileye ziyarette bulunuldu. Hoş geldin bebek projesi gönül belediyeciliği alanında benim çok önemsediğim projeler arasında yer alıyor. İstisnasız her yeni doğan bebek için ailelerimize, ilgili arkadaşlarımız gidiyor. Zaman zaman bu ziyaretlere ben de dahil oluyorum. Ailelerin bebek sevinçlerini paylaşıyoruz, onlara çeşitli hediyeler veriyoruz ve bebeklerinin vatana, millete ve kendilerine hayırlı birer evlat olmalarını diyoruz” dedi.
Bu tür ziyaretlerin aynı zamanda yardıma ihtiyacı olan ailelerin tespit edilmesi noktasında da büyük önem arz ettiğini ifade eden Feyza Aşgın, “Gidilen yerlerden yardıma ihtiyacı olan aileler tespit ediliyor ve Çorum Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüz bünyesinde onlara gerekli yardımlar yapılıyor. Bu tür sosyal belediyecilik hizmetleri bu anlamda da ayrı bir öneme sahip” diye konuştu.
AK Parti Çorum Milletvekili, TBMM İçişleri Komisyonu Üyesi Av. Oğuzhan Kaya, yeni Askerlik Kanunu hakkında bilgiler vererek, askerlik süresinin 6 aya düştüğünü, celp döneminin ise her ay olacağını bildirdi.Milletvekili Kaya, bedelli askerliğin ise kalıcı hale geldiğini açıkladı. Kaya, konuyla ilgili olarak şu bilgileri verdi:
“- Askerlik 6 aya düştü. – Yılda 12 ay celp dönemi olacak. – Yüksekokul mezunlarına yedek astsubay olarak vatani görevini yapma imkanı sağlandı. – Yedek subay ve yedek astsubay 2 ay eğitimin ardından, 10 ay kıta görevi yapacak. – Bedelli askerlik kalıcı hale geldi. – 1 ay temel eğitim herkes için zorunlu hale geldi. – Bedelli askerliğin ücreti, bir asteğmen maaşının 6 katıdır. (Yaklaşık 31.000 TL) Yurt dışındaki vatandaşlarımız için bu bedel 4.500 Euro olarak belirlendi. -Yurt dışındaki vatandaşlarımız uzaktan eğitim ile vatani görevlerini tamamlayacaklar. – Bedelliden faydalanabilmek için erteleme yaş sınırı, lise mezunlarında 22, meslek liselerinde 25, meslek yüksekokullarında ve lisans mezunlarında 28, yüksek lisansta 32, doktora, tıp ve sporcularda ise erteleme yaşı 35’dir. – Mevcut durumda, yoklama kaçağı ve Bakaya durumunda olanlardan başvuru yapanların ‘Tamamı’ bedelli askerlikten faydalanabilecek. Kontenjan yok. 1/11/2019 a kadar hakları var. – Bunlara yazılan para cezaları da, askere gelmeleri veya bedelli askerliğe müracaat etmeleri halinde, affedilecek. – 2. 6 ay da er ve erbaş olarak askeriye kalmak isteyenlere 2.000 lira harçlık verilecek. – 2. 6 ayında hudut bölgelerinde görev yapmayı tercih eden er ve erbaşlara, aldıkları harçlığa ek olarak 1000 lira tazminat ödenecek. Hudut tazminatı ile birlikte 3.300 lira harçlık alırlar. – Muvazzaf ve sözleşmeli uzman çavuş, astsubay ve subay alımlarında; ilk 6 aylık askerlik sonrasında devam etmek isteyenlere %5, 2. 6 aylık dönemini tamamlayanlara %15’e kadar; meslek lisesi mezunu ve meslek yüksekokulu mezunlarına ilk 6 aylık dönem sonrası %10,2., 6 aylık dönemin sonunda ise %20’ye kadar sınav tam notu üzerinden ilave puan verilebilir. – Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte, (Salı günü tümünün oylaması ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da Salı akşam yasayı onaylamasıyla birlikte resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girecek) silah altındaki er ve erbaşlar için terhisler başlar. Yani Çarşamba sabahı 6 ayını dolduran herkes tezkeresini alarak terhis edilir. – Hudut birliklerindeki terhisler kademeli olarak yapılacak, bunun nedeni 1 helikopter hepsini birden alıp götüremez. O yüzden kademeli olarak terhisleri gerçekleştirecekler, bu da 3-5 gün sürer. – Öğretmenler ve doktorlar, bağlı bulundukları bakanlıkların ihtiyaçları göz ününde bulundurularak, 1 aylık temel askerlik eğitimlerinin ardından, kendi görevlerini yapıp, maaşlarını da kendi bakanlıklarından alarak vatani görevlerini tamamlamış olacaklar.”
Çorum Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, Eğitim-İş Sendikası’nın bilimsellik ve laiklik adı altında milletin dini değerlerini aşağıladığını söyledi.Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, Eğitim-İş Sendikası’nın bilimsellik ve laiklik adı altında milletin dini değerlerini aşağıladığını belirterek, “Mezkur sendikanın esas hedefi eğitim de dahil toplumsal hayattan inanç ve değerlerin tümüyle çıkarılmasıdır” dedi.
Eğitim İş Sendikası tarafından 4-6 yaş grubu çocuklar için Kur’an Kursu eğitim programının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açılmasına, Diyanet-Sen Çorum Şubesi düzenlediği basın toplantısı ile sert tepki gösterdi.
Diyanet-Sen Şube Başkanı Ali Yıldız, konuşmasında Eğitim-İş’in gerçekleri saptırdığını, hakikati çarpıttığını ve kamuoyunu yanılttığını söyledi.
‘PROGRAM 2013 YILINDAN BERİ YÜRÜTÜLÜYOR’
Söz konusu eğitim programının 2013 yılından beri yürütüldüğünü ifade eden Ali Yıldız, bu programın Milli Eğitim Bakanlığının Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzaladığı bir protokol çerçevesinde ve denetime açık olarak uygulanmakta olduğunu kaydetti.
“Milli Eğitim Bakanlığı nasıl ki devletin bir kurumu ise Diyanet İşleri Başkanlığı’ da devletin kurumudur” diyen Yıldız, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Milli Eğitim Bakanlığı, velilerin talep ve tercihlerine göre çeşitli eğitim programları düzenlemektedir. Çarpıtma iddialarla yargıya taşınan söz konusu program, değerler eğitimi ile ilgili veli talebini karşılamak üzere hazırlanmıştır. Bu eğitim programı için Diyanet işleri Başkanlığı ile yapılan protokol, mezkur sendikanın iddia ve çarpıtmalarının aksine eğitimin teşere edilmesi değil, o alanda devletin bir başka kurumundan uzman eğitim/eğitimci desteği alınmasıdır. Bakanlık velilerin diğer konularla ilgili eğitim taleplerini de aynı şekilde ve aynı yöntemle karşılamaktadır. O nedenle bu protokoller sadece Diyanet işleri Başkanlığı ile yapılmamakta, bakanlık uyguladığı çeşitli eğitim programlarında, ilgili alanda uzmanlaşmış ve temayüz etmiş çeşitli kamu ya da özel kuruluşlarla de benzer şekilde protokoller imzalamaktadır. Protokol kapsamında verilecek eğitimden bir öğrencinin faydalanabilmesi için okul öncesi eğitim kurumuna kayıtlı olması şartı aranmaktadır. Eğitim süresince Okul Öncesi öğretmenleri ve Kur’ an Kursu öğreticileri birlikte hareket etmektedir. Bu programda görev alabilmek için Kur’an Kursu öğreticisi olmak için aranan şartları taşımanın yanı sıra ayrıca Halk Eğitim Merkezlerinden 936 saatlik (6 ay) çocuk gelişimi sertifikasına sahip olma şartı da aranmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığımın kontrol ve denetiminde gerçekleşen Kur’an Kursu eğitimi dernek ve vakıflar tarafından değil, bizzat Diyanet işleri Başkanlığı’na bağlı il ve ilçe müftülükleri marifetiyle yürütülmektedir. Program, anayasanın Din ve Vicdan Hürriyeti başlıklı 24. Maddesinde ifade edilen “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” ve “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” hükümlerinden dayanak almaktadır. Aynı maddede; “Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.” denmek suretiyle ailelerin çocuklarına zorunlu din eğitimi dışında din eğitim ve öğretimi verebileceğini ifade etmektedir. 4-6 yaş grubu çocuklara Kur’an Kursu eğitimi de ailelerin bu anlamdaki talebine MEB’in verdiği karşılıktır. Mezkur sendikanın kaygısının Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir başka kurumla işbirliği yapması olmadığı, bilakis çocuklara din eğitimi verilmesi olduğu yaptığı açıklamadan ve diğer kurumlarla yapılan işbirliklerine itiraz etmemesinden açıkça anlaşılmaktadır.
Her ne kadar bu izahatları, çarpıtılarak ve saptırılarak yargıya taşınan meselenin hakikatini Türkiye kamuoyu bilsin diye yapıyorsakda, biliyoruz ki mezkur sendikanın esas hedefi eğitim de dahil toplumsal hayattan inanç ve değerlerin tümüyle çıkarılmasıdır. Bu nedenle de adı geçen sendika saydığımız bu gerçekleri bilinçli bir şekilde göz ardı etmekte, sözde bilimsellik ve laiklik adı altında milletin dini değerlerini aşağılamaktadır. Nitekim, milletin değerlerine ve inancına saldırmayı misyon edinmiş bu bağnaz STK’nın amacının üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu yaptığı açıklamada da görülmektedir. Milletin inançlarına gericilik ve irtica söylemiyle saldırmayı marifet sanan 18. Yüzyıldan kalma bu aydınlanmacı pozitivist zihniyet, bütün dünyada fosilleştiği halde kimi odaklarca Türkiye’de çeşitli isim ve biçimlerde yaşatılmaya devam etmektedir. Aynı zihniyet on yıllarca siyasi alanı tekelleştirmek, bürokrasiyi elinde tutmak için Türkiye’nin mütedeyyin halkını kamusal alandan dışlamıştır. Halka rağmen halk için saçmalığını erdem, dinsizliği bilimsellik, batı düşüncesinin ilkelerini evrensellik diye yutturan bu jakoben faşist anlayış mütedeyyin halkın inanç ve değerlerine saldırmak için yalan haberler üretmekte, gerçekleri saptırmakta ve sebepler uydurmakta beis görmemektedir.
28 Şubat’ta da darbeci kimliğiyle halkın değerlerine saldıran yine bu zihniyetti. O gün darbe sürecini yalanlarıyla hazırlayanlarda darbeyi yapanlarda, darbeyi destekleyenler de bu köhne kafanın çeşitli alanlarda tebarüz etmiş formlarıydı. Apoletli sendikacılığın en çirkin örneklerini de yine bu zihniyet 5’li çete içinde postal yalayıcılığı yaprak vermişti. Marjinalleştiği oranda saldırganlaşan 28 Şubat artığı bu zihniyetin en bariz özelliği toplum düşmanlığıdır. Bu nedenle her fırsatta ilerici-gerici söylemini kullanarak toplumu ve değerlerini aşağılamaktadır. Mütedeyyin kesimin her iş ve organizasyonuna gerici damgası vurmakta, 100 yıldır değişmeyen aşağılayıcı ve bir o kadar da irrasyonel bu iğrenç retoriği sürdürmektedir.
‘NE ATTIKLARI ÇAMUR TUTUYOR NE DE SÖYLEMLERİ VİCDANDA AKİS BULUYOR’
Bu köhne zihniyet, toplumun göz bebeği Diyanet işleri Başkanlığı’nı, bu yapıya bağlı kamu görevlilerini, DİB’e bağlı kurum ve kuruluşlar ile her türlü faaliyeti karalamak için karakterine uygun her türlü yalan ve iftiraya başvurmayı mücadele addetmektedir. Dünyada savunucusu kalmayan, sadece bir sömürü ve baskı aparatı olarak İslam dünyasına saldırı amacıyla kullanılan bir ilkel epistemolojiden beslenen bu zihniyet esasen Diyanet işleri Başkanlığı üzerinden toplumun inanç ve değerleriyle kavga etmekte, Batılı efendilerinin sömürü düzenine zemin hazırlamaktadır. Milletimiz, bu zihniyete bugüne kadar prim vermediği gibi bugünden sonra da prim vermeyecektir. Çünkü milletimiz bu zihniyeti, zulümlerine bizzat maruz kalarak tanımıştır. Ancak bu jakoben zihniyetin borusunun öttüğü zamanlar eski Türkiye’nin ibretlik sayfalarında kalmıştır. O nedenle ne attıkları çamur tutmaktadır ne de söylemleri maşeri vicdanda akis bulmaktadır.
Biz Diyanet-Sen olarak, inancımızı ve medeniyet değerlerimizi öğrenme ve öğretme azmini ifade eden söz konusu eğitimleri çok önemli görüyor ve destekliyoruz. Diyanet kurumunu ve diyanet çalışanlarını töhmet altında bırakan, her fırsatta saldırganca tutumlar takınan ve buna sendikacılık faaliyeti diyen mezkur sendikanın yargıya taşıdığı söz konusu Kur’an Kursu programını hem anayasaya, hem yasalara hem de temel insan haklarına uygun; toplumsal bir talebin karşılanması olarak uygulandığı için meşru; inancını bilen, medeniyet değerlerini tanıyan ve taşıyan nesillerin yetişmesi için de elzem gördüğümüzü ilan ediyoruz. Ayrıca bu konuda meydanı fosilleşmiş pozitivist aydınlanmacı kafaya bırakmayacağımızın da bilinmesini istiyoruz.”
‘SİSİ CUNTASI VE DESTEKÇİLERİNİ LANETLİYORUZ’
Konuşmasında geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’yi de anan Yıldız, “Kabil’in karşısında Habil neyse, Firavun’un karşısında Musa neyse, Yezid’in karşısında Hüseyin neyse Rus zulmü karşısında Şeyh Şamil neyse sende osun. Şahidiz. Siyonizm’in uşağı Sisi cuntası ve arkasındaki destekçilerini lanetliyoruz” diye konuştu.
Turgut Özal Konferans Salonu’nda gerçekleşen basın toplantısında Memur-Sen İl Temsilcisi Ahmet Saatcı, Memur-Sen’e bağlı sendikaların temsilcileri ve Diyanet-Sen üyeleri de hazır bulundu.
Basın toplantısında Abdibey Cami Müezzini Celal Göker tarafından da Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu.
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Selim Aydın, Sosyal medyada, Hitit Üniversitesi’nde mezuniyet töreninde “İstiklal marşı okutulmadı” şeklindeki ithamların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Hitit Üniversitesi’nin mezuniyet töreninin tek birimde değil, farklı birimlerde de yapıldığını hatırlatan Aydın, “İstiklal Marşımız sadece, Meslek yüksekokulları koordinatörü ve aynı zamanda Sosyal Bilimler MYO Müdürü Doç Dr. Zekeriya lşık’ın müdürlüğünü yaptığı Sosyal Bilimler MYO tarafından organize edilen ve meslek yüksekokulları kampüsünde gerçekleştirilen mezuniyet töreninde okunmamış, Saygı duruşunda bulunulmamıştır” dedi.
Bu zaafiyetin sadece MYO’ da gösterildiğine işaret eden Aydın, “İstiklal Marşını es geçen, şehitlerimize saygı duruşunda bulunmayan bir şahsın, bir yöneticinin konuşmasında Çanakkale ruhundan, 15 Temmuz ruhundan bahsetmesi ne derece inandırıcı olabilir? Diğer birimlerimizde İstiklal marşımız coşkulu bir şekilde, öğrencisinden velisine, akademisyeninden misafirine kadar herkesin katılımı ile okunmuştur. Üniversitemizin de itibarını zedelemeye yönelik, art niyetli bir tavır olarak değerlendirdiğimiz bu ihmalin (!) derhal hesabı sorulmalıdır” diye konuştu.
Meslek Yüksek Okullarının organizatörü olan Doç. Dr. Zekeriya Işık hakkında işlem yapılmasını talep eden Aydın, “Ağzından insani değerleri, eski Türkiye ifadelerini hiç düşürmeyen bu şahsa soruyorum ; İstiklal marşından neden rahatsız oldun? İstiklal marşımızın okunmamasındaki gerekçeniz nedir? Yoksa sözde “açılım” tortularını tazelemek mi istiyorsunuz? Sayın Organizatör, unutma ki bu eşsiz eser; Bilge Kağan’ın Orhun Yazıtlarında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unda dillendirdiği gibi Türk milletine, umutsuzluğa kapılmamayı, nihai zaferin mutlak surette “Hakk’a tapan” Türk milletinin olacağını müjdelemektedir. Özellikle günümüzde, milli şairimizin bu haykıran seslenişinin, yürekten tekrarlamak hepimizin milli görevidir. Hassasiyetimiz, milletimizi asırlarca ayakta tutmaya yetecek olan İstiklal Marşımızın ruhunun kavranmasıdır. Bu duyguların, genç nesillere yeniden diriltilmesi ve mensubu olduğumuz Büyük Türk Milleti’nin öz değerlerinin yaşatılmasıdır. Bugün MYO da yaşanan bu olayı kabullenmemiz ve görmezden gelmemiz mümkün değildir. Milletimizin ortak sesi ve ortak vicdanı olan İstiklal Marşımızın MYO da okunmaması nedeniyle, ilgili organizatör Doç. Dr. Zekeriya Işık hakkında, Üniversite Yönetimimizin gereğini yapacağına inancımız tamdır” diye konuştu.
Yetkili Sendika olarak, bu şahıs hakkında idari ve adli soruşturma açılması için gerekli girişimlerde bulunulacaklarını kaydeden Aydın, “Bu işin Takipçisiyiz. Türk Eğitim-Sen olarak bir kez daha milli şairimizi, vatani görevini yaparken ebediyete intikal eden şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Kamuoyuna duyurulur” ifadelerini kullandı.