Sungurlu Devlet Hastanesi 7 Ağustos 2019 tarihinde HIMSS Avrupa ve Medipol Üniversitesi iş birliğiyle yapılan, yerinde gözlem ve değerlendirme sonucunda, Dijital Hastane unvanı almaya hak kazanmıştır.
Dijital hastane olma sürecinde hastane bilgi yönetim sistemlerinin kullanımı, tıbbi hataları ve sağlık masraflarını azaltma, ayrıca personel ve ekipman verimliliğini ile veri kalitesini artırma, iş akışlarını düzenleme, hastane yönetimsel süreçlerini destekleme ve farklı paydaşlar için gerekli raporların hazırlanması amaçlanmaktadır.
Hasta güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması konusunda önlemleri kapsayan bu sistem, kağıt ve röntgen filmi kullanımını azaltarak maliyetleri asgari seviyeye indiren, sağlık kayıtlarının güvenilir bir şekilde tutulması, saklanması ve rapor edilmesine olanak sağlamaktadır. Sağlık alanında hız, güven ve tasarruf devrimi niteliğini taşıyan dijital hastane çalışmalarına bir süre önce başlayan Sungurlu Devlet Hastanesi HIMSS 6 belgesinin alınması için gereken şartları karşılayarak belgeyi almaya hak kazandı.
Elektronik Medikal Sağlık Kaydı Adaptasyon Modeli (HIMSS Emram) olarak adlandırılan sistemin hastanemize entegre edilmesinin amacı; teknoloji, hasta güvenliği ve sağlık bakım kalitesini yükseltmektir.
Başhekimimiz Uzm.Dr. Fatma Özak Batıbay, “hastanın başvuru sürecinden taburcu sürecine kadar uygulanan tüm sağlık müdahaleleri ve prosedürler, dijital ortamdaki sisteme kayıt edilerek kağıt kullanımı önemli ölçüde azalmaktadır. Hastaların tedavi takibi tamamen dijital ortamda gerçekleştiği için sistem, doktor ve hemşirelerin tedavi sırasında hata yapmalarının önüne geçerek, hasta memnuniyeti ve güvenli tedavi hizmetinin tamamlamasını sağlamaktadır. Sağlık çalışanlarımızla ekip ruhu ile yoğun bir çalışma gayreti ile bu başarıyı elde ettik. Bu başarıyı sağlamamızda bizden desteğini esirgemeyen İl Sağlık Müdürlüğümüz ve hastanemizde görev yapan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Laparoskopik böbrek ameliyatlarında ilerlemeye devam ediyor.
Ayrıca hastanede Böbrek tümörleri, böbrek taşları, böbrek kistleri de başarılı bir şekilde laparaskopik olarak yapılmaktadır.
Amasya’dan gelen 17 yaşındaki hastaya gerekli tetkikler yapılarak, hastamıza “Damar Çaprazlı Üreteropelvik Darlık” tanısı konuldu.
Dr. Musa Ekici, Dr. Mustafa Serdar Çağlayan ve Dr. Murat Baykam’dan oluşan ekip tarafından “Laparaskopik Pyeloplasti” (kapalı ameliyat) operasyonu gerçekleştirildi. Ameliyatta ve ameliyat sonrası takibinde herhangi bir yan etki gelişmeyen hastamız, ameliyat sonrası 3. gün direni alınarak taburcu edildi.
Konu ile ilgili hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada; “Böbreklerin görevi; vücuttaki kanı süzüp, fazla tuzu ve atık maddeleri idrar yolu ile vücuttan dışarı atmaktır. İdrar vücuttan atılırken; öncelikle böbreğin içinde bulunan küçük, daha sonra büyük toplayıcı kanallara en son olarak da, en büyük toplayıcı havuz olan “Pelvis Renalis”te toplanır.
Burada toplanan idrar daha sonra üretere (idrar borusu) ve mesaneye yani idrar kesesine gitmektedir. Böbrek ile idrar borusunun birleştiği bölüme “Üreteropelvik Birleşke” adı verilir. Bu bölgede darlık olmasına “Üreteropelvik Darlık” denir. Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkmasına rağmen daha ileri yaşlarda da tanı konulabilmektedir.
Darlık nedeni ile idrar, dışarıya çok zor atılmaktadır. Sonuç olarak böbrekte birikmektedir ve pelvisin genişlemesine neden olmaktadır. Genişleme zamanla böbreğin fonksiyonlarını etkilemekte ve sonuç olarak böbrek iflas etmektedir. Genellikle sebebi doğumsal olmaktadır. Bu durum, aşağıdaki nedenlerden dolayı meydana gelmektedir. İdrar borusunu (üreter) oluşturan kasların gelişiminde olan duraklama ya da kollajen lif yapısında görülen değişimler, İdrar borusunun dış kısmında olan bir damarın baskısı sonucu daralma olması.
Gerekli tetkiklerin yapılması sonrası tanı konularak idrar akışını engelleyen dar yapı çıkarılır ya da çaprazlayan damardan üreter kurtarılarak sağlıklı olan dokular birleştirilir. Bu ameliyatlar çoğu merkezde açık, bazı ileri merkezlerde kapalı (laparaskopik veya robotik) yapılabilmektedir.
Yan ağrısı ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu nedeni ile Amasya’da “Sol Üreteropelvik Darlık” tanısı konulan 17 yaşındaki hasta, hastanemiz Üroloji Polikliniği’ne başvurdu.
Gerekli tetkikler yapılarak, hastamıza “Damar Çaprazlı Üreteropelvik Darlık” tanısı konuldu. Dr. Musa Ekici, Dr. Mustafa Serdar Çağlayan ve Dr. Murat Baykam’dan oluşan bir ekip ile “Laparaskopik Pyeloplasti” (kapalı ameliyat) operasyonu gerçekleştirildi. Ameliyatta ve ameliyat sonrası takibinde herhangi bir yan etki gelişmeyen hastamız, ameliyat sonrası 3. gün direni alınarak taburcu edildi.
Laparaskopik ameliyatlarda büyük kesiler yapılmamakta ve 3-4 adet 1 cm’lik kesiler yapılarak vücut içine girilmektedir. Ayrıca hastanede yatış süresi açık ameliyatlara göre oldukça kısadır. Hastalar normal hayatlarına kısa sürede dönmektedir.
Hastanemizde ayrıca; Böbrek tümörleri, böbrek taşları, böbrek kistleri de başarılı bir şekilde laparaskopik olarak yapılmaktadır. Bu konuda, ileri bir merkez olma yolunda hızla ilerlemekteyiz” denildi.
Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakım ünitesinde yatan ve beyin ölümü gerçekleşen S.Ç. isimli hastanın organları 3 kişiye umut oldu.
Organ nakli sorumlusu Başhekim Yardımcısı Op.Dr.Hülya İpek önderliğinde ve Dr.Öğr.Gör.Güvenç Doğan, Uzman Dr. Fırat Ergül, Yoğun Bakım Sorumlu Hemşiresi Murat Çelik’in destekleriyle, aile bireyleri ile yapılan görüşmeler sonucunda H.Ç.nin organları bağışlandı.
Ankara Şehir Hastanesi’nden gelen ekip, hızlı bir şekilde işlemi gerçekleştirerek organ bekleyen 3 adet hastaya umut oldular.
Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op.Dr.Hülya İpek ve Dr.Öğr.Gör.Güvenç Doğan koordinatörlüğünde, organ ve doku nakli ile ilgili halk bilinçlendirilerek yeni canlara umut olma yolunda ilerlenmektedir.
Organ Nakli Nedir? Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan (ölüden) canlıya yapılan bir operasyondur. Canlıdan canlıya organ nakli; vücutta artık görevini yerine getiremeyen hayati organların, bir başka insan organı ile yer değiştirmesidir. Kadavradan canlıya yapılan organ nakli ise; hayati organların işlevini kaybetmesi durumunda, bir başka insan organının onun yerine nakledilmesidir.
Organ Naklindeki Yanlış İnanışlar ! Yaşarken bağışlanabilecek organlar sadece böbrek ve karaciğerin bir kısmıdır. Bir böbreğini ya da karaciğerini bağışlayan insanlar, yarım insan olarak kalır. Bunun dışında bu insanların sonraki hayatlarında değişik hastalıklara yakalanma risklerinde artış görülür. Verici ameliyat riskleri, çok yüksektir. Yaş olarak 65 yaş üzeri olanlar organ bağışlayamaz. Bu da yanlış bir inanıştır. Eğer organ sistemlerinde bir sorun yoksa, bu kişiler de 65 yaşın üzerinde dahi olsa organ bağışlayabilir.
Nasıl Bağışçı Olunur? Bağışçı olmak için ilk önce en yakınlarınıza, hayatınızı kaybettikten sonra “Beyin Ölümünüz” gerçekleşirse eğer, organlarınızın bağışlanmasının istediğini söylemelisiniz. Bunun dışında, Sağlık Müdürlüğü, Üniversite ve Kamu Hastaneleri’nde bulunan “Organ Bağış Büroları”nda bulunan kartları doldurmalısınız. Organ Bağışı Caiz Midir? (Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı)
Kadavradan organ nakli: Çağdaş İslâm bilginleri ve fetva kuruluşları, ölüden (kadavra) tedavi maksadıyla organ alınmasına ve hastaya nakledilmesine, çeşitli gerekçelere istinaden cevaz vermişlerdir. Ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu daha önceki kararlarının yanı sıra 03.03.1980 tarih ve 396/13 sayılı kararı ile belli şartların bulunması halinde ölüden diriye organ naklinin caiz olduğuna fetva vermiştir. Günümüzde kan, doku ve organ nakli, tedavi yolları arasına girmiş bulunmaktadır. O halde; bazı şartlara uyulmak kaydıyla, hayatı veya hayatî bir uzvu kurtarmak için başka çare olmadığında, bazı şartlara uyularak kan, doku ve organ nakli yolu ile de tedavinin caiz olması gerekir.
Kıyame Suresi, 3. ve 4. ayetler: “İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.”
Maide Suresi’nin 32. ayeti: “Her kim bir hayatı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.” ayeti de bu duruma ışık tutmaktadır.
Çorum Kader Kanserle Sağlıklı Yaşam Derneği tarafından Hasta Okulu ve Kanserde Farkındalık projesi kapsamında “Kanserde Farkındalık” konferansı düzenlenecek.
Konferansta, Hitit Üniversitesi Tıbbı Onkoloji Öğretim Üyesi Dr. Kaan Helvacı “Kolon Kanseri ve Tedavisi” , Hacettepe Üniversitesi Kadın Doğum-Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Gültekin “kadın Kanserleri ve Korunma”, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar “Beslenme ve Kanserden Korunma” , Gazi Üniversitesi Ağrı Merkezi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Avni Babacan “Kanser Ağrısı ve Tedavileri” konularında konuşarak katılımcıları bilgilendirecekler.
Çorum Kader Kanserle Sağlıklı Yaşam Derneği Başkanı Bekir Şahin, 13 Eylül 2019 Cuma günü saat 13.30’da Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleşecek konferansa tüm Çorum halkını davet etti.
Çorum Özel Hastanesi Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Şahin Akça Gebelikte Ayrıntılı Ultrason’un önemi konusunda bilgi verdi.
Ayrıntılı ultrason nedir?
Fetal anatominin ve gelişimin kapsamlı bir şekilde ultrasonografik olarak değerlendirilmesi işlemidir.
Ayrıntılı ultrasonun amacı nedir? İlerleyen teknoloji ile birlikte artık çoğu hastalığın tanısı doğum öncesi konulmaktadır. Genetik geçişli pek çok hastalığın kendine özgü bulguları vardır. Ayrıntılı ultrasonda fetüsün gelişim haftasına göre tanımlanmış özellikleri tek tek kontrol edilir. Bu özelliklerde herhangi bir normal dışı bulguya rastlanıldığında olabilecek hastalıklar gözden geçirilir ve doğum öncesi/doğum sonrası bebeği bekleyen sorunlar hakkında bilgi sahibi olunur. Doğumun yeri, şekli, özel ekipman gerekliliği hatta sağlık personelinin durumu bu süreçte gözden geçirilir.
Hangi haftalar arasında yapılması uygun olur? 19-23 haftalar arası yapılması uygun olur. Ancak belirlenmiş risk durumlarında öncesinde ve sonrasında inceleme yapılmasında herhangi bir engel yoktur.
24. haftadan sonra ayrıntılı ultrason olur mu? İncelemenin 19-23 haftayla sınırlandırma sebebi; bazı bulgular 24. haftadan sonra gerileyip kaybolabilir, bu da tanıda yanılmalara yol açabilir. Ayrıca fetüste herhangi bir sağlık problemi veya risk tanımlanması durumunda ileri inceleme yöntemleri ve ailenin zamanında bilgilendirilmesi için zaman kaybı oluşmaması için zaman aralığına dikkat etmek önemlidir.
Ayrıntılı ultrason hangi durumlarda öncelikli uygulanmalıdır? 35 yaş üstü gebeliklerde, ailede doğumsal defekt öyküsü varlığında, gebede doğumsal defekte yol açabilecek hastalık varlığında, anormal tarama testleri ve şüpheli birinci basamak ultrasonografi varlığında özellikle uygulanmalıdır.
Her hastalığın tanısı ayrıntılı ultrason ile konulabilir mi? Ayrıntılı ultrason ile tüm hastalıkların tanısını koymak mümkün değildir. Çünkü fetüs anne karnında her hafta farklı bir gelişim göstermektedir ve çok hızlı büyümektedir. Bazı hastalıklar ilerleyen haftalarda bulgu verebilir. Her organda oluşabilecek hastalığın görülebilme yüzdesi değişkenlik göstermektedir. O yüzden ayrıntılı ultrason sonrası rutin gebelik kontrolleri ve gerekirse ayrıntılı ultrason tekrarı önerilmektedir.
Bebeğe ya da anneye zararı var mıdır? Ayrıntılı ultrason ultrasonografik bir inceleme olup diğer ultrasonlardan farklı değildir. Sistem yüksek frekanslı ses dalgalarıyla çalışılmaktadır. 40 yılı aşkın bir süredir belirlenmiş yan etki tanımlanmamıştır.
Ayrıntılı ultrasonu kimler yapar? Alanında uzmanlaşmış Radyoloji Uzmanları veya Perinatoloji Uzmanları ayrıntılı ultrason yapabilir.
Ayrıntılı ultrasononografinin diğer ultrasonlardan farkı nedir? Ayrıntılı ultrasonografide standart ultrasonografi tekniği uygulanmaktadır. Sadece her bir organa ve sisteme (örneğin kalp, beyin vs) tek tek ayrıntılı bir biçimde bakmaktayız, bebeğin içinde bulunduğu haftanın özellikleri dikkate alınarak veriler yorumlanmaktadır.
Ayrıntılı ultrason nasıl yapılır? Bebeğin bütün organlarıyla birlikte kafa kemiği, beyni, yüzü, göğüs kafesinin içi, kalbi, karnının içindeki organlar, kol ve bacakları ve omurgası detaylı bir şekilde incelenir. Öte yanda yapılan ultrason testine Plesenta (Bebeğin eşi) ve bebeğin suyu da incelemeye tabi tutulur.
• Plesenta problemleri • Bebeğin el ve ayaklardaki kemik sayılarında veya şekilde bozukluk olması • Hidrosefali • Bağırsakların yer aldığı karın duvarı anormalliği • Uzuvlarda eksiklik veya kısalık olması • Büyük böbrek problemleri • Karaciğerin yer aldığı karın duvarı anormalliği • Omurilikte problemler • Göğüs veya karında oluşan problemler • Anensefali • Bebeğin kafatasında oluşan problemler • Kalpte belirgin yapısal gelişim problemleri • Yüzdeki problemler • Omurgadaki gelişimsel problemler • Kalp problemleri incelenmektedir. Ayrıntılı Ultrason’un uygulama sırası nasıldır? • Öncelikle anne adayının muayene sedyesine yatması istenir. • Ardından anne adayının karnına jel sürülür ve prob uç vasıtasıyla bebek görüntülenir. • Söz konusu görüntüler monitör üzerinden izlenir. • Gereken raporlar radyoloji uzmanı tarafından hazırlanır ve anne adayıyla paylaşılır. • Görüntüleme işlemine rahmin yüzeyinden ve yumurtalıklardan başlanır. Burada kist, miyom gibi yapılar mevcut ise bu gibi durumlar tespit edilir. • Rahmin ağzının ne kadar uzun olduğu incelenir. Uzunluğun 3 santimetrede daha uzun olması beklenir. • Bu işlemin hemen ardından bebek incelemeye alınır. Bu aşamada bebeğin kol ve bacakları, genital bölgesi, karnı, kalbi, göğüs kafesi, kafası, boynu ve omurgası incelenir. Gebelikte Ayrıntılı Ultrason Çorum Özel Hastanesinde Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Şahin Akça tarafından başarı ile yapılmaktadır.
Sağlık Bakanlığı’nca Çorum merkez ve ilçelerine çeşitli branşlarda uzman hekim, ilçelere ise diş hekimi ataması yapıldı.
AK Parti Çorum Milletvekili MKYK Üyesi Ahmet Sami Ceylan’ın verdiği bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı 2019 yılı 2. Dönem ilk defa ve yeniden atama kurası sonucu Boğazkale, Sungurlu, Mecitözü ve Alaça İlçe Devlet Hastanelerine Diş Hekimi atandı.
Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ise KBB Uzmanı, Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı, Göğüs Cerrahisi Uzmanı, Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne de tabip atandı.
Çorum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan “Bebek Ölümlerini İzleme Kurulu” Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün “Bebek Ölümleri İzleme Sistemi Genelgesi” doğrultusunda toplandı.
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ömer Sobacı başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Barış, Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı Dr. Nihal Mavral, Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Abdulhamit Tüten ve kurul üyeleri katıldı.
Toplantıda Çorum’da meydana gelen bebek ölümleri ve alınması gereken tedbirler hakkında bilgi alış verişinde bulunuldu.
Sağlık Bakanlığı, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ve Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu arasında imzalanan ’’Aşırı Tuz ve Şeker Kullanımını Azaltan Lokantacılar ve Pastacılar Protokolü’’ gereği bazı işletmeler ziyaret edildi.
Karapafed (Karadeniz Aşçılar ve Pastacılar Federasyonu) Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Çakıcı, Çapder (Çorum Aşçılar ve Pastacılar Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sümer, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Şube Müdürü Sami Durdu, Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Birim sorumluları Ebe Selin Yılmaz ve Diyetisyen Özlem Gök tarafından Çorum İlindeki Kafeler ve Lokantalara Aşırı Tuz ve Şeker Kullanımını Azaltan Lokantacılar ve Pastacılar Protokolü kapsamında bilgilendirme ziyareti gerçekleştirildi.
Program kapsamında gezilen Fas Kahvesi İşletme Sahibi Şükrü Şahin, Kahveland İşletme sahibi Adil Balaban ve baş aşçısı, Havuzbaşı Et Lokantası işletme Sahibi ve Çorum Aşçı ve Lokantacılar Odası Başkanı Burhan Balcı, Mado İşletme sorumlusu Yücel Kurak ve Mado baş aşçısı Aziz Atmaca ziyaret edildi.
İl Sağlık müdürlüğü personelleri tarafından İşletme sahipleri protokol kapsamında bilgilendirip “Besinlerdeki Tuz kullanımı yüzde 4, şeker kullanımı her yıl yüzde 5 azaltılacağını birçok hastalığın nedeni olan aşırı şeker ve tuz kullanımı, insan sağlığını korumak amacıyla indirilmeye çalışıldığı Dünya Sağlık Örgütüne göre, kişi başı günlük tuz tüketim oranının 5 gram olması gerektiği fazla tuz tüketimi en başta hipertansiyonun tetikleyicisi olduğu tuzun ayrıca mide kanseri, osteoporoz, böbrek hastalıkları, kalp krizi ile bağlantılı olduğu ifade edildi.
Sağlık Bakanlığı olarak ‘Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Eylem Planı’ oluşturulduğu bu süreçte ekmekteki tuz oranını yüzde 25, salçada yüzde 64, zeytinde yüzde 50 azaltmayı başarıldığı 2014’te yayımlanan genelgeyle kamu kurumlarının kafeteryalarında ve yemekhanelerinde tuzluklar kaldırıldığı belirtildi.
Bu nedenle işletme sahiplerinin de artık masalardan tuzlukları kaldırması ve daha sağlıklı bir toplum oluşturmak amacıyla Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ve Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu arasında “Aşırı Tuz ve Şeker Kullanımını Azaltan Lokantacılar ve Pastacılar Protokolü” imzalandı ifade edildi.
Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen Afişlerin ve broşürlerin dağıtımı sağlandı. İşletme sahiplerinden bu konuya eğilmeleri ve destek beklenildiği ifade edildi.
T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen Çorum İl Sağlık Müdürlüğü ile Çorum Kanserle Sağlıklı Yaşam Derneği tarafından yürütülen “Hasta Okulu ve Kanserde Farkındalık” projesinin tanıtımı için toplantı düzenlendi.
Çorum Belediyesi Necip Fazıl Kısakürek Gençlik Merkezinde gerçekleştirilen toplantıya, Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, Çorum Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Yağbat, İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Ahmet Barış, İnsani Değerler Platform Sözcüsü Zekeriya Işık, Sosyal ve Etüd Proje Müdürü Seyfettin Zengin, Sivil Toplumla İlişkiler İl Müdürü Mustafa Bayrak, ÇORİMDER Başkanı ve ÖNDER Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Boyraz ve vatandaşlar katıldı.
Programda; Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, Çorum Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Yağbat, İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Ahmet Barış birer konuşma yaptı
Çarşamba günü saat 17.30’da başlayan tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan Çorum Kanserle Sağlıklı Yaşam Dernek Başkanı Bekir Şahin, derneğin amacı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Tüm kanser hastalarının birleştirilmesini sağlayarak onları eğitim sağlık ve sosyal yardımlaşma amacı etrafında toplamak için dil din ırk bölge ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın, gerekli tüm çalışmaları yapar felsefesiyle 2017 yılında bir avuç gönüllü tarafından kurulduğunu belirten Şahin, “Kanser hastalığı dünyada olduğu gibi ülkemizde’ de hızla yayılan ve her geçen gün çeşitleri çoğalan bir hastalık türüdür. Bu hastalık ülkeler için çok büyük ekonomik kayıplar açmaktadır” dedi.
Kanserin ülkemizde kalp krizinden sonra ölümlere sebep olan 2. hastalık olduğuna vurgu yapan Şahin, “Kansere yakalanan bireyler iş gücünden geri kalmakta ve tedavi sürecinde kullandıkları cihazlar ve ilaçlar ülkemiz ekonomisine ciddi bir maliyet getirmektedir.
İnsanların yaşam tarzları ve beslenme alışkanlıkları bu hastalığa yakalanmalarında’ ki en büyük sebeplerdendir” diye konuştu.
Çorum’da kanser vaka’larının oldukça yaygın olduğuna dikkat çeken Şahin, “Toplum olarak kanser konusunda detaylı bilgi sahibi değiliz. Kansere yakalanmadan önce koruyucu tedbirler Uygulamak, beslenme alışkanlıklarının, yaşam tarzının farklılaştırılması kanser olma Riskini azaltıcı unsurlardır. Ancak bu durumun erken yaşlarda bilinmesi kanser hakkında Bilgi sahibi olunması ile mümkündür. Bizde buradan hareketle bu hastalıkla mücadeleye FARKINDALIK oluşturmakla başlamak istiyoruz. Bu bağlamda İçişleri bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürülüğü nün desteği ile “Hasta Okulu ve Kanserde Farkındalık” projemizi başlattık” şeklinde konuştu.
DUMLU, ” HASTALARA PSİKOLOJİK DESTEK VERİLECEK”
Proje kapsamında yapılacak çalışmaları ise proje koordinatörü Semih Dumlu anlattı.
Proje kapsamında 10 okulda 1500 öğrenciye kanser konusunda bilgilendirme yapılacaklarını anlatan Dumlu, “Bu hastalığa yakalanan birçok kişi psikolojik sorunlar yaşanmaktadır. Proje kapsamında psikolojik sorunlar yaşayan hastaları sosyal alanlara yönlendirilmelerini sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.
Uzmanlar tarafından 10 periyot halinde 2’şer saatlik eğitim programı düzenleyeceklerini belirten Dumlu, “Bu program sayesinde hastalar kendilerini ve hastalıklarını daha iyi tanıyacak, hasta yakınları da hastalara daha bilinçli destek verebileceklerdir. Kansere karşı alınabilecek önleyici tedbirler ve kanser hastalığının tanınması için gittiğimiz her okulun bahçesinde kolon kanserini anlatan maket çadır kurmayı hedefliyoruz. Projemiz süreci boyunca psikoterapi programları düzenleyeceğiz” diye konuştu.
Dumlu, projede ayrıca hastaları için piknik düzenleyeceklerini ve 13 Eylül’de hastanede geniş çaplı bir seminer verileceklerini ifade etti.
Çorum Halk Sağlığı Müdürü Dr Ahmet Barış Dünyada 10 milyon insanın kanserden hayatını kaybettiğini söyledi.
Kanserle ilgili farkındalık oluşturmak istediklerini belirten Barış, kanserle mücadelede sigara, alkol ve obezireye dikkat çekti.
Hastanede kanser taraması yapıldığına işaret eden Barış hizmette talep farkındalığını artırmak istediklerine vurgu yaptı.
YAĞBAT, “KANSERLE MÜCADELEDE BESLENME ÖNEMLİ”
Kanser hastalığının son zamanlarda amansız hastalıklar arasında üst sıralarda yer aldığına dikkat çeken Çorum Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Yağbat, bu hastalıkla mücadele eden insanlarla birliktelik oluşturulmasının öneminden bahsetti.
Kanser hastalığı ile mücadelede beslenmenin öneminden bahseden Yağbat, “Bu projenin Genç nesil üzerinde etkili olacağını tahmin ediyorum” dedi.
Kanser hastalığının çağın vebası olarak görüldüğüne dikkat çeken Çorum Valisi Mustafa Çiftçi kanser hastalığının insanı ürküten bir yapısı olduğuna vurgu yaptı.
2018 yılında ülkemizde ve Çorum’da insanların ölüm sebeplerinden bahseden Çiftçi, ” İnsanlarımızın ölüm sebeplerine neden olan hastalıklara bir göz attığında önümüze şöyle bir tablo çıkıyor.
Dolaşım sistemleri hastalığından % 38,4, Tümörden, % 19,7, Solunum Sistemleri Hastalıpından ise % 12.5 olduğunu görüyoruz.
Çorum’da ise bu oranların, dolaşım sistemleri hastalığından yüzde 43.2 tümörden yüzde 19.1 solunum sistemleri hastalıklarında ise yüzde 13.3 olduğunu görüyoruz” dedi.
Ülkemizde kanserden ve tümörden ölenlerin sayısının yüksek olduğunu belirten Vali Çiftçi, ” Bu hastalıklarla mücadele konusunda hastanelerimizde uygulanan tedavinin ötesinde hastalarımızın moral ve motivasyonunu artırma da sınıfta kalıyoruz, bu gibi gönüllü dernekler bu konuda bizlere yardımcı oluyor” diye konuştu.
Diyabet, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve aşırı kilo gibi sorunlar inmeye neden oluyor. Kalıcı sakatlıklara ve hayati tehlikeye yol açan bu hastalıktan korunmak için genç yaşlardan itibaren uygulanacak yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor.
Çorum Özel Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Okan Delikan, inmeden korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.
Çorum Özel Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Okan Delikan; inmenin en önemli sebebinin, beyin damar pıhtısına bağlı olduğunu söyledi.
Delikan, “Belirtiler kısa süre için düzelse bile evde beklemek inmenin tekrarlaması ve kalıcı olması riskini doğuracağı için tehlikeli olabilir.” dedi.
İnmenin en sık görülen, önlenebilir en önemli nörolojik hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Okan Delikan, “İnme gelişme riski yaşla beraber artmaktadır. İnme kendini çoğunlukla aniden ortaya çıkan bir felç, his kaybı, konuşma güçlüğü, tek veya çift taraflı görme bozukluğu, baş dönmesi, dengesizlik ve çift görme gibi yakınmalarla gösterir. Hastalığın en önemli nedeni beyin damar pıhtısı veya diğer bir deyişle beyin damar tıkanıklıklarına bağlı beyin enfarktüsleridir. Beyin damar pıhtısına bağlı inme tedavisinde yararlılığı kanıtlanmış en önemli tedavi yöntemi ise tıkalı damarın açılmasıdır.
İlk 4,5 saat hayati önem taşıyor İnme belirtilerinin görüldüğü hastaların yüzde 80’inde sorun bir damarın tıkanmasından kaynaklanmaktadır ve yüzde 20’lik bir grupta ise bir damarın çatlamasına bağlı olarak beyin kanamaları ortaya çıkmaktadır. Günümüzde beyin damar tıkanıklıklarının özel tedavileri bulunmaktadır. Bu tedavilerde sakatlık riskinin kalkmasında en etkili faktör zamandır. Damarın açılmasını sağlayacak ve yeniden beynin kan dolaşımını sürdürecek olan tedavilerin ilk 4,5 saatte başlatılması çok önemlidir. Bu süre içinde introvenöz yani damarsal tedavinin yanı sıra; anjiyografik yöntemle, tıkalı damara bir kateter ile ulaşılarak pıhtı damarın içinde eritilebilir veya damarın içinden çekip çıkarılabilir. Buna da “endovasküler tedavi” adı verilmektedir. Bu iki tedavi bir hastada birlikte veya ayrı ayrı olarak uygulanabilmektedir. ” şeklinde konuştu.
İnme geçiren hastaların tedavi edildikleri zaman yüzde 50 oranında sakatlık oranının azaldığını kaydeden Delikan, “Hastanız sizi anlıyor mu? Kendini ifade edebiliyor mu? Dişlerini göster veya gülümse dediğinizde yüzü bir tarafa çekiliyor mu? Kolu veya bacağı güçsüz mü? Bu soruların yanıtları inmeye doğru ve zamanında müdahale için çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Delikan inme belirtilerine karşı da şu tavsiyelerde bulundu: “Belirtiler kısa süre için düzelse bile evde beklemek inmenin tekrarlaması ve kalıcı olması riskini doğuracağı için tehlikeli olabilir. İnme belirtileri olan kişiye evde Aspirin vermek doğru değildir. İnme belirtileri olan kişinin tansiyonunu düşürmek için ilaç verilmemelidir. Hemen ambulans çağırılmalı, yoksa en uygun taşıt ile hastaneye gidilmelidir. Ambulans doktorunun gidilecek hastaneyi hastanızdan haberdar etmesi önemlidir. Mutlaka hastanın yanında hastaneye gidilmelidir. Hasta yakını tedavilerin yapılabilmesi için onay vermelidir. Hastaya o sırada en yakın olan veya önceden başka nedenle tedavi olduğu hastane de inme tedavisi için en uygun hastane olmayabilir. Uygun olmayan bir kuruma gitmek tedavi şansını büyük oranda ortadan kaldıracaktır. Mutlaka pıhtı eritici ilaç ve kateter tedavi yöntemlerinin uygulanabildiği, içinde bir inme ünitesinin bulunduğu bir hastaneye başvurulmadır.’’şeklinde konuştu.