Kategori: SAĞLIK

  • Organ Bağışı İçin Farkındalık Yapıldı

    Organ Bağışı İçin Farkındalık Yapıldı

    03-09 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından “03-09 Kasım Organ Bağışı Haftası” kapsamında panel programı düzenlendi. Vip kızlar elitlerdir ayrıca bahçelievler escort bayanlara ulaşmanın en doğru web adresi.

    Hayatın içinde insanların ne zaman neye ihtiyacı olacağı bilinemez. Buradan hareketle diğer insanların ihtiyaçlarına daha duyarlı yaklaşmanın gerekliliğine halkın ilgisi ve dikkatini çekmek, organ nakli bekleyen kişileri daha iyi anlamak ve organ bağışı hakkında farkındalık yaratmak amacıyla bir panel gerçekleştirildi.

    Şehit Fikret Metin Öztürk Konferans Salonunda düzenlenen panele Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Nurcan Baykam, İl Sağlık Müdürü  Op. Dr. Ömer Sobacı, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. İhsan Demirbaş, Hastane Yönetimi, Öğretim Üyeleri, hasta yakınları ve öğrenciler katıldı.

    Günün anlam ve önemini belirten açış konuşması yapan Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi sayın Prof. Dr. Mesut Sezikli; “organ bağışı konusunda toplumun duyarlı olduğunu ancak yine de bağışların yeterli olmadığını ifade ederek, bu yönde farkındalığın artırılması gerektiğine vurgu yaptı.

    Çeşitli farkındalık çalışmalarının duyarlılığı artıracağına olan inancını ifade eden Prof. Dr.Sezikli, bunun için toplumun her kesimine büyük görevler düştüğünü söyledi.Eğitim ve Araştırma Hastanesine “Organ Nakil Koordinasyon Birimi” kurulduğunu ve bu birimde alanında uzman kişilerin görevlendirildiğini, aynı zamanda Organ Bağışında bulunmak isteyenler için hastane içerisinde ve saat kulesi meydanında Organ Bağış standlarının kurulduğunu ifade etti.

    Hitit Üniversitesi Rektör Yrd. ve Tıp Fakültesi Dekan V.  Prof. Dr. Nurcan Baykam, ülkemizde organ nakli bekleyen hasta sayısının her geçen gün arttığını ancak yapılan organ bağışı sayılarının aynı hızda artmadığını ifade etti.

    Ülkemizde organ bağışı alanında yaşanan bütün olumlu gelişmelere rağmen bekleme listesindeki bu hastalar organ beklerken ya ölüyorlar ya da nakil yapılamayacak kadar sağlıkları bozuluyor. Türkiye canlı nakillerde çok iyiyken, kadaverik nakillerde gerilerdedir. Gelişmiş ülkelerde organ vericilerinin %80’i kadavra donörden, %20’si canlı donörden iken ülkemizde bu oran tam tersidir. Canlı Nakillerde Türkiye ilk 5.sıralara yaklaşıyor yani hiç düşünmeden organlarımızı bağışlıyoruz.Tüm dünyada organ nakli konusundaki en büyük sorun kadavra donör yetersizliğidir. Canlı organ bağışındaki başarıyı kadaverik organ bağışında da yakalamamız gerekir. Bu konuda destek verilmesi gereklidir”.diyerek konuşmasını tamamladı.

    Açış ve protokol konuşmalarının ardından Başhekim Yrd. Op. Dr. Hülya İpek”Ulusal Organ ve Doku Nakil Sistemi” konulu sunumunu kısa film gösterisi eşliğinde yaptı.

    Sunumun ardından organları bağışlanan kişilerin ailelerine hastane yönetimi ve organ ve doku nakil koordinatörlüğü tarafından hazırlanan şükran plaketleri takdim edildi.

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Güvenç Doğan “Organ Bağışında Yasal Düzenlemeler” konulu sunumla devam eden panel programı sonrasında Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Selçuk Kayır’ın”Beyin Ölümü”, Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Dursun Fırat Ergül’ün”Donör Bakımı”, Çorum Müftülüğü İl Vaizi Kemal Demirden’in”Organ Bağışının Dini Boyutları”, Eğitim ve Ar-Ge Koordinatörü Esin Eser’in “Organ Nakli ve Psikolojik Boyutları”, Yoğun Bakım Sorumlu Hemşiresi Murat Çelik’in “ Organ Bağışının Türkiye’de ki Durumu” konulu sunumları ile devam etti.

    Program panelistlere teşekkür belgesi takdimi yapılarak sona erdi.

  • Meme Kanserine Dikkat Çekildi

    Meme Kanserine Dikkat Çekildi

    Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, “01-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme Farkındalık Ayı” etkinlikleri kapsamında “Meme Kanserinde Bilinmesi Gerekenler” konulu konferans düzenlendi.

    Konferansa, Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nurcan Baykam, İl Sağlık Müdürü Ömer Sobacı, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mesut Sezikli, Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Betül Bozkurt, akademik ve idari personel ile öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

    Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Hitit Üniversitesi olarak sosyal sorumluluk gereği toplumla bütünleşme anlamında birçok alanda faaliyet yürüttüklerini ve bu alanlardan birinin de halk sağlığı olduğunu söyledi.

    Daha sağlıklı bir toplum için sağlıklı nesiller yetiştirilmesi yönünde çaba gösterdiklerini dile getiren Rektör Prof. Dr. Öztürk, “Nitelikli hocalarımızın katkılarıyla daha sağlıklı topluma ulaşmak gibi bir çabamız söz konusu. Bu çerçevede, meme kanseriyle ilgili bilinçlendirme ve farkındalığı artırma etkinliği olarak, bu alanda bizi gururlandıran Prof. Dr. Betül Bozkurt hocamız, meme kanseriyle ilgili konferans verecek. Umarım bu toplantı beklediğimizden daha fazla katkı sunar” diye konuştu.

    İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ömer Sobacı da konuşmasında meme kanseri hastalığının erken teşhisinin öneminin altını çizdi. “Meme kanseri hastalığından korkmayalım, geç kalmaktan korkalım” diyen Sobacı, hastalığın erken teşhisinin tedaviyi kolaylaştırdığını, bu konuda doktorların tavsiyelerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

    Daha sonra, Üniversitemiz Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Bozkurt, “Meme Kanseri ve Bilinmesi Gerekenler” konulu konferans verdi.

    Meme kanseri türleri ve gelişme sürecini anlatan Prof. Dr. Bozkurt, bu hastalığın 8 kadında bir ortaya çıktığına işaret etti.

    Hastalığın, dünyada en sık görüldüğü yaş gurubunun 45-55 olduğunu, Türkiye’de ise 35-45 yaş grubunda da görülebildiğini anlatan Prof. Dr. Bozkurt, “Meme kanseri, kadınlarda kansere bağlı ölümlerden ikinci sırada sorumlu. Bu nedenle kadın sağlığı için bu hastalıkla mücadele çok önemli” diye konuştu.

    Hastalığın sadece kadınlarda görülmediğini, yüzde 1 oranında erkeklerde de görülebildiğini dile getiren Prof. Dr. Bozkurt. “Meme kanseri erkekler için de bir sorundur” dedi.

    Meme kanserinin, bugün dünyada tedavi konusunda en çok ilerleme göstermiş kanser türlerinden biri olduğuna dikkati çeken Bozkurt, “Bir hastalığı tedavi etmek için çok seçenek varsa o kanserde başarılıyız demektir. Meme kanseri de bunlardan biri. Hangi aşamada yakalarsak yakalayalım çok başarılı tedaviler sunabiliyoruz ama tabii ki bir kanseri ne kadar erken yakalarsak başarımız da o kadar artıyor.” şeklinde konuştu.

    Prof. Dr. Bozkurt: “Meme Kanserinden Korunmak Mümkün”

    Kadın olmak, yaş, kalıtım, ilk doğum yaşının 30’un üzerinde olması, aşırı kilo, sigara ve alkol kullanımı, kimyasallar ve doğum kontrol haplarının meme kanserine yakalanma olasılığını artırdığını anlatan Prof. Dr. Bozkurt, hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Korunmak mümkün. Bir kere yaşam stili değişiklikleri çok önemli. Sağlıklı beslenmek gerekiyor. Hayvansal ve yağlı gıdalardan uzak duran bir beslenme stilini benimsemek gerekiyor. Egzersiz çok önemli bir faktör. Kilo en önemli risk faktörlerinden. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda, ne kadar çok kiloluysa, böbrek üstü bezlerden salınan bir takım hormonlar yağ dokusunda memeyi etkileyecek östrojene dönüşüyor. Bu östrojen meme kanserini provoke ediyor. O yüzden fiziksel aktivite çok önemli. Sağlıklı kilo almak ve bu kiloda kalmak çok önemli. Alkol ve sigara da tüketmemek bizim yapabileceğimiz diğer şeyler. Eğer ailemizde bilinen kanserler varsa o zaman daha uyanık olmalıyız. Bu kanserle ilgili mutlaka bir sağlık çalışanından yardım almamız gerekiyor. Kendi kendini muayene etmek gerekiyor. 40 yaşından sonra ise her kadın yılda bir mamografi çektirmeli ve doktor muayenesinden geçmeli.”

  • Üroloji Kliniğinden İki Başarılı Operasyon

    Üroloji Kliniğinden İki Başarılı Operasyon

    Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği iki ayrı başarılı böbrek operasyonuna imza attı.Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği iki ayrı başarılı böbrek operasyonuna imza attı. Her iki ameliyat başarılı geçerken hastalar birkaç gün içinde taburcu aşamasına geldi.

    Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, HİTÜ Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’nde daha önce Ankara’da sol böbreğinden ameliyat olan 68 yaşındaki hastaya, nükseden (tekrarlayan) kitle nedeniyle Doç. Dr. Murat Baykam, Doç. Dr. Musa Ekici ve Dr. Mustafa Serdar Çağlayan’dan oluşan bir ekip tarafından ‘Laparaskopik Parsiyel Nefrektomi (kapalı yöntem ile böbreğin yarısının kitle ile çıkarılması)’ operasyonu uygulandı. Ameliyattan sonra hiçbir sıkıntısı olmayan hasta, ameliyat sonrası 4’üncü gün direni alınarak taburcu edildi.

    Daha önce farklı merkezlerde muayene olan, sağ böbreğin damarlarına uzanan kitlesi bulunan 40 yaşındaki başka bir hastaya, Doç. Dr. Murat Baykam ve ekibi tarafından “Laparaskopik Radikal Nefrektomi (kapalı yöntem ile böbreğin alınması) operasyonu uygulandı. Ameliyattan sonra hiçbir sıkıntısı olmayan hastanın ameliyat sonrası 3’üncü gün direni alındı.

    Konuya ilişkin yapılan detaylı açıklamada, şu bilgilere yer verildi; “Kanser teşhisi konulan bir böbrek, ya tümüyle çıkarılır (Radikal Nefrektomi) ya da sadece bu kitle çıkarılarak (Parsiyel Nefrektomi) tedavi edilebilir. Böbreğin tümünün mü yoksa sadece tümörün mü alınacağı kararı, kitlenin böbreğin neresinde olduğuna ve boyutlarına göre verilir.

    Her iki ameliyat da hem açık olarak hem de kapalı (laparoskopik) olarak yapılabilir. Böbrek kanseri uzun yıllar boyunca açık ameliyatlarla tedavi edilmekteydi. Ancak tıp alanında laparoskopik (kapalı) ameliyat tekniklerinin gelişmesi, üroloji alanında da açık ameliyatların yerini kapalı ameliyatlara bırakmasına yol açtı. Günümüzde Amerika ve Avrupa ülkelerinde bu teknik standart haline gelmiş olmasına rağmen ülkemizde birçok merkezde halâ açık ameliyat yapılmaktadır. Bunlar ekipman yetersizliklerinin yanı sıra bu konuda yetişmiş deneyimli ürolog sayısının azlığına da dayanmaktadır.

    BÖBREK AMELİYATI İÇİN BAŞKA ŞEHRE GİTMEYE GEREK YOK

    Hastanemizde bu tür ameliyatlar laparoskopik (kapalı) yöntem ile başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Özellikle bizim hastamız gibi daha önce de aynı taraftan ameliyat geçirmiş hastaların laparoskopik (kapalı) yöntem ile ameliyatı, her merkezde yapılamayan zor cerrahilerdendir. Hastanemiz bu konuda ileri bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

    ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR

    Böbrek kanserleri, ürolojik kanserler içinde 3. sıklıkla görülmektedir. Sinsi bir şekilde ilerlemekte ve bazen belirti vermektedir. İdrarda kanama, gövdenin yan tarafında ağrı ya da ele gelen kitle şeklinde bulgu verebilir.

    Böbrek tümörünün patolojik tipi, evresi, büyüklüğü, yerleşimi ve sayısına göre yapılacak ameliyatın şekli de değişebilir. Büyük tümörlerde böbrek, böbreğin etrafını saran yağ dokusu (Gerotafasyası) ve bazen böbreküstü bezi de dahil olmak üzere tüm doku çıkarılır ve bu ameliyata “Radikal Nefrektomi” denilir. Bizim de hastamıza yaptığımız ameliyat budur.

    Hastanemizde bu tür ameliyatların laparoskopik (kapalı) yöntem ile başarılı bir şekilde yapıldığının halkımız tarafından bilinmesi hem başka şehirlere tedavi için gidilmesinin önüne geçecek hem de hastalarımızın mağduriyeti önlenmiş olacaktır.”

  • “Hastalar Hasta Bezi Mağduriyeti Yaşıyor”

    “Hastalar Hasta Bezi Mağduriyeti Yaşıyor”

    Çorum Engelsiz Yaşam Dernek Başkanı Ertuğrul Kazak, SGK tarafından karşılanan ve yatalak hastalar için doktor reçetesi ile günlük 4 (dört) adet hasta bezi alma sınırlamasının hastaların ve yakınlarının mağduriyetine neden olduğunu söyledi.

    Konu ile ilgili derneklerine şikayette hasta yakınlarından şikayet geldiğini belirten Kazak, “Günlük 4 (dört) adetle sınırlandırılan hasta bezinin ihtiyaçları karşılamadığını, günlük olarak en az 6 (altı) adet hasta bezine ihtiyaçları olduğunu belirtmektedirler. Son günlerde konu ile ilgili şikayetlerin artması üzerine, derneğimiz adına konuyu gündeme taşımak, sorumlu ve ilgili kişilerin çözüm bulmaları konusunda kamuoyu oluşturmak için basın açıklaması yapmak ihtiyacı olmuştur” dedi.

    Hasta yakınlarının bu sınırlama ile mağduriyet yaşadığını ifade eden Kazak konu ile ilgili açıklamasına şöyle devam etti;

    “En sıkıntılı engelli gurubunu oluşturan yatalak hastalar; kendileri ve yakınlarının karşılaştığı bu sorun nedeniyle mağduriyet yaşamaktadırlar. Sosyal devlet olmanın önceliği, toplumdaki engellilerin yaşam standardını yükseltmek ve sorunlarını en alt düzeye indirmekten geçer. Umut ediyoruz ki, bu sosyal yaraya ilgililer duyarsız kalmayacaklar, gerekli yasal düzenlemenin yapılması için harekete geçeceklerdir. Bu konuda yapılacak olan bir yasal düzenleme ile hasta bezi konusunda yaşanan sorunlar ortadan kalkacak, yatalak hastalar ve yakınları bir nebze de olsa rahat edecektir. Bu vesile ile sorumluları konu ile ilgili duyarlı olmaya ve bu konuda çözüm üretmeleri için göreve çağırıyoruz” denildi.

  • İntiharı Önleme Farkındalık Eğitimi

    İntiharı Önleme Farkındalık Eğitimi

    Çorum İl Sağlık Müdürlüğü toplum sağlığına yönelik başlattığı bir dizi eğitim programlarına hız kesmeden devam ediyor.

    Çorum İl Sağlık Müdürlüğü dün yeni bir eğitim programını da gerçekleştirdi. Programda son günlerde ilimizde de artış gösteren intihar olaylarını önleme de yer aldı.

    10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü kapsamında, Eylül ayı içerisinde birinci basamak sağlık personellerine Uzm.Dr.Ebru Çobanoğlu, İl Müftülüğü personellerine Psikolog Binnur Karagöz tarafından “İntiharı Önleme” konusunda farkındalık eğitimleri verildi.

  • Yıkılacak Bina Hakkında Açıklama Yaptı

    Yıkılacak Bina Hakkında Açıklama Yaptı

    Çorum İl Sağlık Müdürü Ömer Sobacı yerel basında çıkan “Yıkım Kararı Verilen Binada Sağlık Hizmeti ” başlığı altında yapılan haber ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Sobacı, 2 No’ lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile ilgili, Sağlık Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğünün 31.05.2016 tarih ve 718 karar nolu Sağlık Yapıları Yıkım Değerlendirme Komisyonunda, binanın 1 12 İstasyonu ve Halk Sağlığı Hizmetleri ihtiyacına uygun olmadığının anlaşılması üzerine  yıkım kararının verildiğini söyledi.

    Yıkım kararına istinaden Bakanlığının binayı yatırım programına aldığını belirten Sobacı,  “Binanın proje ihalesi yapılmış ve inşaat yapım ihalesi yapılmak üzere Bakanlığımıza 25.09.2018 ve 07.05.2019 tarihlerinde resmi yazılar yazılarak ödenek tahsisi istenmiş ve tarafımıza ödenek tahsisi sonrasında inşaata başlanabileceği bildirilmiştir” dedi.

    “Bakanlığımızda mevcut bütçe imkanları dahilinde süreç devam etmektedir” diyen Sobacı açıklamasını şöyle sürdürdü; “Şu an itibariyle bahsi geçen binanın l . ve 2. katı Aile Sağlığı Merkezi olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Aile hekimlerine gerekli yazılı tebligatlar yapılmış olup, tahliye süreci devam etmektedir. 1 12 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu taşmma prosedürü başlatılmıştır. Yeni yapılacak hizmet binasında 112 istasyonuna ve Aile Sağlığı Merkezine uygun planlama yapılımş olup; bina tamamlandığında yine aynı yerinde hizmet vermeye devam edecektir.
    Ayrıca ilgi]i haberde 1 12 İstasyonunun pazartesi günleri halk pazarının olması nederıiyle ambulansların giriş ve çıkışlarında sıkıntı yaşandığı belirtilmektedir. Merkez 2 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun bulunduğu adreste ilimiz pazartesi pazarının kurulduğu bölgeye yakın bir yerde olması sebebiyle pazartesi günleri yaşanan sıkıntılar ile ilgili 06.01.2017 tarih ve 36805748 barkod sayılı yazı ile Çorum Belediye Başkanlığındarı düzerıleyici işlemlerin yapılması talep edilmiştir. Çorum Belediye Başkanlığı tarafından
    18.01.2017 tarih ve 131-760 sayılı yazısı ile gerekli düzenlemelerin yapıldığına dair Müdürlüğümüze cevap verilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.

  • Sungurlu “Dijital Hastane” Unvanı Aldı

    Sungurlu “Dijital Hastane” Unvanı Aldı

    Sungurlu Devlet Hastanesi 7 Ağustos 2019 tarihinde HIMSS Avrupa ve Medipol Üniversitesi iş birliğiyle yapılan, yerinde gözlem ve değerlendirme sonucunda, Dijital Hastane unvanı almaya hak kazanmıştır.

    Dijital hastane olma sürecinde hastane bilgi yönetim sistemlerinin kullanımı, tıbbi hataları ve sağlık masraflarını azaltma, ayrıca personel ve ekipman verimliliğini ile veri kalitesini artırma, iş akışlarını düzenleme, hastane yönetimsel süreçlerini destekleme ve farklı paydaşlar için gerekli raporların hazırlanması amaçlanmaktadır.

    Hasta güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması konusunda önlemleri kapsayan bu sistem, kağıt ve röntgen filmi kullanımını azaltarak maliyetleri asgari seviyeye indiren, sağlık kayıtlarının güvenilir bir şekilde tutulması, saklanması ve rapor edilmesine olanak sağlamaktadır. Sağlık alanında hız, güven ve tasarruf devrimi niteliğini taşıyan dijital hastane çalışmalarına bir süre önce başlayan Sungurlu Devlet Hastanesi HIMSS 6 belgesinin alınması için gereken şartları karşılayarak belgeyi almaya hak kazandı.

    Elektronik Medikal Sağlık Kaydı Adaptasyon Modeli (HIMSS Emram) olarak adlandırılan sistemin hastanemize entegre edilmesinin amacı; teknoloji, hasta güvenliği ve sağlık bakım kalitesini yükseltmektir.

    Başhekimimiz Uzm.Dr. Fatma Özak Batıbay, “hastanın başvuru sürecinden taburcu sürecine kadar uygulanan tüm sağlık müdahaleleri ve prosedürler, dijital ortamdaki sisteme kayıt edilerek kağıt kullanımı önemli ölçüde azalmaktadır. Hastaların tedavi takibi tamamen dijital ortamda gerçekleştiği için sistem, doktor ve hemşirelerin tedavi sırasında hata yapmalarının önüne geçerek, hasta memnuniyeti ve güvenli tedavi hizmetinin tamamlamasını sağlamaktadır. Sağlık çalışanlarımızla ekip ruhu ile yoğun bir çalışma gayreti ile bu başarıyı elde ettik. Bu başarıyı sağlamamızda bizden desteğini esirgemeyen İl Sağlık Müdürlüğümüz ve hastanemizde görev yapan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

  • Amasyalı Hastanın Ameliyatı Çorum’da Yapıldı

    Amasyalı Hastanın Ameliyatı Çorum’da Yapıldı

    Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Laparoskopik böbrek ameliyatlarında ilerlemeye devam ediyor.

    Ayrıca hastanede Böbrek tümörleri, böbrek taşları, böbrek kistleri de başarılı bir şekilde laparaskopik olarak yapılmaktadır.

    Amasya’dan gelen 17 yaşındaki hastaya gerekli tetkikler yapılarak, hastamıza “Damar Çaprazlı Üreteropelvik Darlık” tanısı konuldu.

    Dr. Musa Ekici, Dr. Mustafa Serdar Çağlayan ve Dr. Murat Baykam’dan oluşan ekip tarafından “Laparaskopik Pyeloplasti” (kapalı ameliyat) operasyonu gerçekleştirildi. Ameliyatta ve ameliyat sonrası takibinde herhangi bir yan etki gelişmeyen hastamız, ameliyat sonrası 3. gün direni alınarak taburcu edildi.

    Konu ile ilgili hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada;
    “Böbreklerin görevi; vücuttaki kanı süzüp, fazla tuzu ve atık maddeleri idrar yolu ile vücuttan dışarı atmaktır. İdrar vücuttan atılırken; öncelikle böbreğin içinde bulunan küçük, daha sonra büyük toplayıcı kanallara en son olarak da, en büyük toplayıcı havuz olan “Pelvis Renalis”te toplanır.

    Burada toplanan idrar daha sonra üretere (idrar borusu) ve mesaneye yani idrar kesesine gitmektedir. Böbrek ile idrar borusunun birleştiği bölüme “Üreteropelvik Birleşke” adı verilir. Bu bölgede darlık olmasına “Üreteropelvik Darlık” denir. Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkmasına rağmen daha ileri yaşlarda da tanı konulabilmektedir.

    Darlık nedeni ile idrar, dışarıya çok zor atılmaktadır. Sonuç olarak böbrekte birikmektedir ve pelvisin genişlemesine neden olmaktadır. Genişleme zamanla böbreğin fonksiyonlarını etkilemekte ve sonuç olarak böbrek iflas etmektedir. Genellikle sebebi doğumsal olmaktadır. Bu durum, aşağıdaki nedenlerden dolayı meydana gelmektedir.
    İdrar borusunu (üreter) oluşturan kasların gelişiminde olan duraklama ya da kollajen lif yapısında görülen değişimler,  İdrar borusunun dış kısmında olan bir damarın baskısı sonucu daralma olması.

    Gerekli tetkiklerin yapılması sonrası tanı konularak idrar akışını engelleyen dar yapı çıkarılır ya da çaprazlayan damardan üreter kurtarılarak sağlıklı olan dokular birleştirilir. Bu ameliyatlar çoğu merkezde açık, bazı ileri merkezlerde kapalı (laparaskopik veya robotik) yapılabilmektedir.

    Yan ağrısı ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu nedeni ile Amasya’da “Sol Üreteropelvik Darlık” tanısı konulan 17 yaşındaki hasta, hastanemiz Üroloji Polikliniği’ne başvurdu.

    Gerekli tetkikler yapılarak, hastamıza “Damar Çaprazlı Üreteropelvik Darlık” tanısı konuldu. Dr. Musa Ekici, Dr. Mustafa Serdar Çağlayan ve Dr. Murat Baykam’dan oluşan bir ekip ile “Laparaskopik Pyeloplasti” (kapalı ameliyat) operasyonu gerçekleştirildi. Ameliyatta ve ameliyat sonrası takibinde herhangi bir yan etki gelişmeyen hastamız, ameliyat sonrası 3. gün direni alınarak taburcu edildi.

    Laparaskopik ameliyatlarda büyük kesiler yapılmamakta ve 3-4 adet 1 cm’lik kesiler yapılarak vücut içine girilmektedir. Ayrıca hastanede yatış süresi açık ameliyatlara göre oldukça kısadır. Hastalar normal hayatlarına kısa sürede dönmektedir.

    Hastanemizde ayrıca; Böbrek tümörleri, böbrek taşları, böbrek kistleri de başarılı bir şekilde laparaskopik olarak yapılmaktadır.
    Bu konuda, ileri bir merkez olma yolunda hızla ilerlemekteyiz” denildi.

  • Organ Bağışı 3 Hastaya Umut Oldu

    Organ Bağışı 3 Hastaya Umut Oldu

    Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakım ünitesinde yatan ve beyin ölümü gerçekleşen S.Ç. isimli hastanın organları 3 kişiye umut oldu.

    Organ nakli sorumlusu Başhekim Yardımcısı Op.Dr.Hülya İpek önderliğinde ve Dr.Öğr.Gör.Güvenç Doğan, Uzman Dr. Fırat Ergül, Yoğun Bakım Sorumlu Hemşiresi Murat Çelik’in destekleriyle, aile bireyleri ile yapılan görüşmeler sonucunda H.Ç.nin organları bağışlandı.

    Ankara Şehir Hastanesi’nden gelen ekip, hızlı bir şekilde işlemi gerçekleştirerek organ bekleyen 3 adet hastaya umut oldular.

    Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op.Dr.Hülya İpek ve Dr.Öğr.Gör.Güvenç Doğan koordinatörlüğünde, organ ve doku nakli ile ilgili halk bilinçlendirilerek yeni canlara umut olma yolunda ilerlenmektedir.

    Organ Nakli Nedir?
    Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan (ölüden) canlıya yapılan bir operasyondur.
    Canlıdan canlıya organ nakli; vücutta artık görevini yerine getiremeyen hayati organların, bir başka insan organı ile yer değiştirmesidir.
    Kadavradan canlıya yapılan organ nakli ise; hayati organların işlevini kaybetmesi durumunda, bir başka insan organının onun yerine nakledilmesidir.

    Organ Naklindeki Yanlış İnanışlar !
    Yaşarken bağışlanabilecek organlar sadece böbrek ve karaciğerin bir kısmıdır. Bir böbreğini ya da karaciğerini bağışlayan insanlar, yarım insan olarak kalır.
    Bunun dışında bu insanların sonraki hayatlarında değişik hastalıklara yakalanma risklerinde artış görülür.
    Verici ameliyat riskleri, çok yüksektir.
    Yaş olarak 65 yaş üzeri olanlar organ bağışlayamaz.
    Bu da yanlış bir inanıştır.
    Eğer organ sistemlerinde bir sorun yoksa, bu kişiler de 65 yaşın üzerinde dahi olsa organ bağışlayabilir.

    Nasıl Bağışçı Olunur?
    Bağışçı olmak için ilk önce en yakınlarınıza, hayatınızı kaybettikten sonra “Beyin Ölümünüz” gerçekleşirse eğer, organlarınızın bağışlanmasının istediğini söylemelisiniz.
    Bunun dışında, Sağlık Müdürlüğü, Üniversite ve Kamu Hastaneleri’nde bulunan “Organ Bağış Büroları”nda bulunan kartları doldurmalısınız.
    Organ Bağışı Caiz Midir? (Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı)

    Kadavradan organ nakli:
    Çağdaş İslâm bilginleri ve fetva kuruluşları, ölüden (kadavra) tedavi maksadıyla organ alınmasına ve hastaya nakledilmesine, çeşitli gerekçelere istinaden cevaz vermişlerdir. Ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu daha önceki kararlarının yanı sıra 03.03.1980 tarih ve 396/13 sayılı kararı ile belli şartların bulunması halinde ölüden diriye organ naklinin caiz olduğuna fetva vermiştir.
    Günümüzde kan, doku ve organ nakli, tedavi yolları arasına girmiş bulunmaktadır.
    O halde; bazı şartlara uyulmak kaydıyla, hayatı veya hayatî bir uzvu kurtarmak için başka çare olmadığında, bazı şartlara uyularak kan, doku ve organ nakli yolu ile de tedavinin caiz olması gerekir.

    Kıyame Suresi, 3. ve 4. ayetler:
    “İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.”

    Maide Suresi’nin 32. ayeti:
    “Her kim bir hayatı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.” ayeti de bu duruma ışık tutmaktadır.

  • “Kanserde Farkındalık” Konferansı Düzenlenecek

    “Kanserde Farkındalık” Konferansı Düzenlenecek

    Çorum Kader Kanserle Sağlıklı Yaşam Derneği tarafından Hasta Okulu ve Kanserde Farkındalık projesi kapsamında “Kanserde Farkındalık” konferansı düzenlenecek.

    Konferansta, Hitit Üniversitesi Tıbbı Onkoloji Öğretim Üyesi Dr. Kaan Helvacı “Kolon Kanseri ve Tedavisi” , Hacettepe Üniversitesi Kadın Doğum-Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Gültekin “kadın Kanserleri ve Korunma”, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar “Beslenme ve Kanserden Korunma” , Gazi Üniversitesi Ağrı Merkezi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Avni Babacan “Kanser Ağrısı ve Tedavileri” konularında konuşarak katılımcıları bilgilendirecekler.

    Çorum Kader Kanserle Sağlıklı Yaşam Derneği Başkanı Bekir Şahin, 13 Eylül 2019 Cuma günü saat 13.30’da Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleşecek konferansa tüm Çorum halkını davet etti.