Blog

  • ERA Sanat Akademi 2019’u Coşkuyla Uğurladı

    ERA Sanat Akademi 2019’u Coşkuyla Uğurladı

    ERA Sanat Akademi’nin 2019 kapanış etkinliğinde öğrenci ve velileriyle buluşarak yaptıkları çalışmalar hakkında mini bir konser etkinliği düzenledi.

    Etkinlikte yıl boyunca başarılı olan öğrencilerine eRa Sanat Akademi sahibi ve Müzik Öğretmeni Eray Özeşme sertifika ve başarı belgesi verdi. Ayrıca eRa Sanat Akademi eğitmenlerinden Ali Ekber İnaç,Taner Karakaş, Merve Bozdaş ve Veli Kalender’e plaket verildi.

    Velilerin ve halkın büyük beğenisini toplayan etkinlikte kurucu Müdür Eray Özeşme, ” Çorumda Sanat’a dair ne varsa her alanda ismimizi başarıyla duyuracağız, çıktığımız bu yolda gösterdiğimiz bütün başarılarımız gençlerimizin kötü alışkanlıklardan uzak durması ve sanatla büyümesi içindir” dedi.

    Ayrıca katılım sağlayan bütün öğrenci ve velilere teşekkür eden Özeşme 2020 yılında bütün öğrencilere başarılar diledi.

  • Avusturya’nın Başkenti Viyana’ya Gittiler

    Avusturya’nın Başkenti Viyana’ya Gittiler

    Çorum Halk Eğitimi Merkezi Koordinatörlüğünde yürütülmekte olan TC Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından desteklenen EQF Oriented Assessment Tools For Prior Learning in Adult Education (Yetişkin Eğitiminde Önceki Öğrenmenin Tasdiki için Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi Odaklı Değerlendirme Araçları Tasarımı isimli Erasmus+ Yetişkin Eğitimi projesi kapsamında Avusturya’nın başkenti Viyana’da TPM3 (Transnatıonal Project Meeting) toplantı yapıldı.

    Proje Koordinatörü Ünal Yüce Viyana’daki toplantı hakkında şunları söyledi; “Önceki öğrenmelerin tanınması için toplantıda ihtiyaç analizi ve araştırmalar yapıldı. Geliştirilen matrisler tartışıldı. Ülkeler arası karşılaştırma analizleri yapıldı. Önceki Öğrenme, Örgün eğitim, yaygın eğitim ve/veya serbest öğrenme yoluyla edinilen, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında verilen, eğitimin dışında bir amaç veya niyet olmaksızın kazanılan öğrenmeden, iş yerindeki öğrenmeye kadar deneyime dayalı her türlü öğrenme kazanımları ifade eder. Proje ortaklarımız olan Portekiz, Bulgaristan, Yunanistan, Avusturya Türkiye’den Gazi Üniversitesi ve Çorum Halk Eğitimi Merkezinden katılımcılarla son derece verimli bir toplantı gerçekleştiril Bu proje ile Avrupa ülkelerinde (İngiltere-Almanya-Avusturya-Portekiz vb.) yaygın olan önceki öğrenmelerin tanınması için ülkemizde de kullanılmasını hedeflemekteyiz. Proje ekibinden Emine DOĞAN Proje ile Online bir platform oluşturup bunu ülkemizde kullanmayı hedefliyoruz. Bu proje, öğrenme sonuçlarının online araçların kullanımı ile değerlendirebildiği bir önceki öğrenimi tanımlama modülü sunmasını hedeflemektedir” dedi.

    Yüce, bir sonraki toplantının Yunanistan’da düzenleneceğini söyledi.

  • “Açıklanan Miktar Sefalet Ücreti Bile Değil”

    “Açıklanan Miktar Sefalet Ücreti Bile Değil”

    Emek Partisi (EMEP) Çorum İl Başkanı Cafer Gökmen, 2 bin 324 lira 70 kuruş olarak belirlenen asgari ücrete ilişkin bir açıklama yaptı.

    Açlık sınırının 2 bin 162 lira, yoksulluk sınırının 7 bin 44 lira olarak açıklandığı Türkiye’de belirlenen 2 bin 324 lira 70 kuruşluk asgari ücretin aslında sefalet zammı olduğunu kaydeden Gökmen, “İşçilere ve emekçilere günlük 10 liralık zam reva görülmüştür. Asgari ücret için ‘Jest yapacağız’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanlar, jesti patronlara yapmıştır” dedi.

    Hükümetin, Cengiz Holdingin 400 milyon lirayı aşkın vergi borcunu sildiğini hatırlatan Gökmen, “Hükümet, en çok vergiyi işçilerden almıştır. AKP hükümeti, safını patronlardan yana belirlediğini, işçilerin bir kıymetiharbiyesi olmadığını bir kez daha göstermiştir. Kanal İstanbul için 110 milyar TL’lik bütçeyi gözden çıkaracağını söyleyen hükümet, bu bütçeyi işçilerin insanca yaşaması için kullanmamıştır” ifadelerini kullandı.

    “İŞÇİLERİMİZİ ENFLASYONA EZDİRMEDİK” SÖYLEMİ DALGA GEÇMEKTİR

    Bir yılı aşkın süredir kriz ile cebelleşen işçi ve emekçilerin alım gücüne değinen Gökmen, “Gıdadan elektrik, su, doğalgaza, iğneden ipliğe kadar her şeye gelen zamlar, işçileri ve emekçileri borç batağına itmiştir. Çalışma Bakanı, ‘işçilerimizi enflasyona ezdirmedik’ demiştir. Bu söylem işçilerin aklıyla dalga geçmekten başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

    “JEST BEKLEMEYELİM, MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çark dönecek” ifadesini eleştiren Gökmen, “Çarkı döndüren binlerce işçi değil midir? Çalışan, üreten, tüm zenginlikleri var eden, emeğin ve alın terinin sahibi olan milyonlarca işçinin hayatı ve geleceği patronların ve hükümetin insafına bırakılamaz. Patronlardan ve hükümetten jest ya da merhamet beklememeliyiz. Zaman, işçilere sefalet ve kölelik dayatanlara karşı birlik olup mücadele etme zamanıdır. İnsanca yaşanacak bir ücret, vergide adalet ve insanca bir yaşam için sesimizi daha çok yükseltme ve mücadeleyi büyütme zamanıdır” dedi.

  • Ortaköy Bir Kuruma Daha Kavuşuyor

    Ortaköy Bir Kuruma Daha Kavuşuyor

    Ortaköy Belediye Başkanı Taner İsbir ‘in girişimleri ile ilçeye, ilçe gençlik ve spor müdürlüğü açılması hususunda görevlendirme ve onayı gençlik ve spor müdürlüğü tarafından çıktı.

    İsbir yaptığı açıklamada, “İlçe gençlik ve spor Müdürlüğünün ilçeye açılması ve görevlendirilmesinin yapılması için destek veren Çorum Valimiz Sayın Mustafa Çifçi, Ak Parti MKYK üyesi Çorum Millet Vekili Sayın Ahmet Sami Ceylan’a ve Ak Parti Çorum İl Başkanı Sayın Yusuf Ahlatçı’ya teşekkür ederim” dedi.

  • “Kaos Ortamına Geçit Vermeyeceğiz”

    “Kaos Ortamına Geçit Vermeyeceğiz”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çorum İl Başkanı Hasan Eray Tüfekçi, iktidar olma yolunda büyük bir rüzgar yakalayan CHP’nin başarıya odaklandığını, bu süreçte en büyük ihtiyaçlarının birlik ve beraberlik içinde mücadele etmek olduğunu belirterek, parti içerisinde kesinlikle kaos ortamı yaratılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.

    Delege seçimlerinden dolayı son günlerde parti içinde bazı kişiler arasında tartışmaların, gerginliklerin yaşandığına dikkati çeken Tüfekçi, demokratik usullerle, üyelerin tercihiyle belirlenen delegelere tüm partililerin saygı duyması gerektiğini kaydetti.

    CHP olarak 8 ilçede kongre sürecini tamamladıklarını, kongrelerin büyük bir olgunluk, demokratik ortam ve sevgi-saygı çerçevesinde gerçekleştiğini, kongrelerin devam ettiğini anlatan Tüfekçi, partiyi iktidara taşıyacak kadroları seçmek için gayret gösterdiklerini, yeni başkan ve yönetim kurulu üyelerine tüm partililerin elinden gelen yardım ve desteği sağlaması gerektiğini bildirdi.

    Gerek delege seçimlerini, gerekse ilçe kongrelerini partiye yakışır şekilde ve demokratik usullerle yaptıklarını kaydeden Tüfekçi, aynı anlayış çerçevesinde il kongresini de tamamlayacaklarını, ardından da iktidar kurultayına gideceklerini söyledi.

    AKP GİDİYOR, CHP GELİYOR
    AK Parti hükümetinin ülkemizi getirdiği durumun ortada olduğuna dikkati çeken Tüfekçi, “AKP hükümeti artık ömrünü doldurmuştur, gidicidir. Türk halkının umudu CHP’dir. Partimiz son yerel seçimlerde büyük bir başarı yakalamış, büyük şehirlerin tamamının yönetiminde söz sahibi olmuştur. Bu durum partimizin iktidara geleceğinin müjdesidir” şeklinde konuştu.
    Tüfekçi, böyle bir ortamda bir kişiyi bile yok sayamayacaklarını, herkesi kazanmanın, partinin oy oranını artırmanın çabası içerisinde olmaları gerektiğini belirtti.

    Belediye başkanlarının ilçe başkanları ile, ilçe başkanlarının il başkanı ile, tüm yönetimlerin milletvekilleri, genel merkez yöneticileri ile uyum içinde çalışmasının zorunlu olduğunun altını çizen Tüfekçi, başarıyı getirecek yolun birlik ve beraberlikten, sevgiden, omuz omuza mücadeleden geçtiğini dile getirdi.

    “BEN” DEĞİL, “BİZ” MANTGI ÖNE ÇIKMALI
    “Ben varsam parti var, ben yoksam parti de yok” şeklindeki bir anlayışın tarihe karışması, “ben” değil, “biz” mantığıyla hareket edilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Tüfekçi, kişisel makam ve menfaatlerden ziyaret partinin geleceğinin önemli olduğunu kaydetti.

    Tüfekçi, kişisel çekişmelerin bir tarafa bırakılmasını, partinin ortak başarısına odaklanılmasını isteyerek, gençlik ve kadın kollarından, ilçe başkanlarına, il genel ve belediye meclis üyelerinden il başkanı ve yönetimine, milletvekilinden genel merkez yöneticilerine kadar herkesin uyum içinde, omuz omuza çalışmasıyla beklenen başarının elde edilebileceğini bildirdi.

    Tüfekçi, parti içerisinde kaos yaratılmasına, gerginlik ve çatışmalara izin vermeyeceklerini açıklayarak, tüm partilileri sevgi ve barış içerisinde el ele vermeye davet etti.

  • Atak, Protestolarına Devam Ediyor

    Atak, Protestolarına Devam Ediyor

    Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkan Yardımcısı Güngör Atak, yapılan delege seçimlerinde isminin olmamasını protesto yapmak için sandığa,”yaşasın demokrasi” yazılı kağıt attı.

    Bir süre önce Delegelerin uygunsu ve adaletsiz yazılmaması için tepki amaçlı verdiği ve daha sonra 91 muhtarlık  bögesine genel merkez ve İl Başkanı Hasan Eray Tüfekçi nin müdahalesiyle konulan sandıklardan sonra geri çektiği istifa dilekçesinin işleme konulması nedeniyle, kayıtlı olduğu Karakeçili Mahallesi delege seçimlerinde ismi listeden çıkarılan Güngör Atak da sembolik olarak, oy kullandı. 

    Güngör Atak, Üzerinde ‘Yaşasın Demokrasi’ ‘Güngör Atak’ yazan bir kâğıt ile objektiflere poz verdikten sonra kâğıdı sandığa attı. 

    Atak’ın İsmi, Karakeçili Mahallesi üye listesinde olmadığı için kullandığı oy da geçersiz sayılırken, yaptığı çıkış; bir tür protesto olarak nitelendirildi.

  • Takdir Edilecek Çocuklar

    Takdir Edilecek Çocuklar

    Kargı İmam Hatip ortaokulu öğrencilerinden takdir edilecek örnek davranış.

    Kargı İmam Hatip ortaokulu öğrencileri ve müzik öğretmenleri gönülden bir projeye imza attılar.Öğrenciler ders gördükleri esnada Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) ‘nin konusu açıldığında çocuklardan öğretmenlerine takdir edilecek bir teklif geldi.

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) sünnetleri yazılı bir kutu yapan öğrenciler bir hafta boyunca Peygamber Efendimizin sünnetleri üzere hareket edecek ve çocuklar yaptıkları icraatları sünnetler yazılı kutuya atacak.

    Bir hafta sonunda ise kutu açılarak en çok sünnet’i yerine getiren öğrenciye ise arkadaşları tarafından sünnet’e uygun bir hediye verilecek.

    Bu davranışları karşısında mutluluğunu belirten öğretmenleri ise ” Ne Mutlu Sünnet Yolunda Yorulanlara ” diyerek duygusal anlar yaşadı.

  • Kargı Yaylaları Beyaza Büründü

    Kargı Yaylaları Beyaza Büründü

    Kargı Yaylaları Beyaza Büründü Çocuklar Karın Keyfini Çıkardı.

    Kış ayının gelmesiyle Kargı ilçesinin yaylalarında etkili kar yağışı çocukları sevindirdi.

    Kar yağışının hafta sonu tatiline denk gelmesi ile sabah erken saatlerde ilçede bulunan çok sayıda aile araçları ile yüksek zirvelere çıkarak çocukları ile karın verdiği eşsiz manzaranın tadını çıkardılar.

    İlçenin yüksek kesimlerinde bulunan yaylaların beyaz örtüyle kapanması ise turizm yönünden Uludağ manzarasını aratmadı.Beyaz örtünün güneş ile birleşmesini fırsat gören çocuklar akşam saatlerine kadar çeşitli oyunlarla karın tadını çıkardılar.

  • “Bu Zulmü Sadece Türk Milleti Durdurur”

    “Bu Zulmü Sadece Türk Milleti Durdurur”

    Katil Çin’in Doğu Türkistan’da Türklere yönelik yürüttüğü soykırımı protesto etmek amacıyla Çorum’da miting düzenlendi.

     PTT Merkez binası önünde gerçekleşen miting saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    EREN: BU ZULMÜ SADECE TÜRK MİLLETİ DURDURABİLİR

    Mitingde miting düzenleme kurulu adına konuşma yapan Erdem Eren, Doğu Türkistan’daki zulme dünyanın ses çıkarmadığını, bunun sebebinin Türk olmaları olduğunu belirterek bu zulmü durdurabilecek tek milletin Türk milleti olduğunu söyledi.

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E TEPKİ GÖSTERDİ

    Konuşmasında Birleşmiş Milletlere de tepki gösteren Erdem Eren, Bir Avrupalının, Amerikalının, Yahudi’nin ayağına taş değse BM’nin harekete geçtiğini ifade ederek şunları söyledi: “Kızıl Çin yağmur kokan o geceyi unuttuğundan beri ata yurdumuzda soydaşlarımız sistematik bir soykırıma ve asimilasyona maruz kalıyor. Türk demenin yasak olduğu ata yurdumuzda yüzbinlerce soydaşımız kimliklerinden çıkarılmaya Çinlileştirilmeye çalışılıyor. Biz biliyoruz ki bu zulmü bizden başka durduracak yoktur. Bir Avrupalının, Amerikalının, Yahudi’nin ayağına taş değse BM denen sirk karışmakta dünyaya tehditler savurmaktayken, Doğu Türkistan’da yüzbinler sadece Türk olduğu için insanlık dışı bir muamele görürken BM’den gık çıkmamaktadır. Biz sessizlerin sesi olacağız, zulme karşı dilsiz kalmış kör şeytanların besmelesi olacağız. Hepinizin ayağına, yüreğine, vicdanına sağlık.”

    TEKLİMAKAN: İNSANLIK TARİHİ BÖYLE BİR SOYKIRIM GÖRMEDİ

    Eren’den sonra kürsüye gelen Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi Genel Başkanı Dr. Abdusalam Teklimakan da Doğu Türkistan’da insanlık tarihinin hiç görmediği bir soykırım yaşandığını kaydetti.

    ‘KİMLİĞİNİ MUHAFAZA ETMEYE ÇALIŞAN İNSANLAR TOPLAMA KAMPINDALAR’

    Doğu Türkistan coğrafyasının selam vermenin, Müslüman-Türk ismini koymanın terörist olarak nitelendiği bir coğrafya olduğunu da vurgulayan Dr. Abdusalam Teklimakan, “3 milyon insan toplama kampında. Müslümanlığını bir şekilde ifade eden insanlar, namaz kılan insanlar, Türklüğünü, kimliğini muhafaza etmeye çalışan insanlar toplama kampındalar. Çin her ne kadar silahla, işkenceyle, zulümle muamele etse de biz kendi hüviyetimizden vazgeçmeyeceğiz. 135 yıldır bunlarla mücadele ediyoruz. 2 kere Cumhuriyet kurduk vazgeçmedik” dedi.

    ‘GÜN GELECEK KÜRŞAT VE 40 ÇERİSİNİN BASTIĞI GİBİ ÇİN ORDUSUNU YENİDEN BASACAĞIZ’

    ‘Bin yıl aynı kazanda kaynatsan Doğu Türkistanlı ile Çinli kardeş olmaz, olamaz’ diyen Teklimakan konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Çinlinin elinde silah var. Dayamış silahı kafamıza senle ben kardeşiz diyor. Bin yıl aynı kazanda kaynatsan Doğu Türkistanlı ile Çinli kardeş olmaz, olamaz. 5 bin km’lik o Çin Seddi’ni boşuna yaptırmadık sizlere. Biz o şanlı tarihi unutmadık. Gün gelecek Kürşad ve 40 çerisi gibi Çin ordusunu yeniden basacağız. O gün bu zulüm bitecek.

    ‘BİZ VARLIĞIMIZI MÜSLÜMAN TÜRK OLARAK SÜRDÜRECEĞİZ’

    Doğu Türkistanlıyı bitirmek için evlerimize kadar Çinli yerleştirdiler. Kardeş aile dediler evimizin içine Çinliyi yerleştirdiler. Biz Çinliyi baskılar altında bile düşman gördük. Onun için bize bu Çinlileri gönderiyorlar. Evimizin içine girseler de Çinli olmayacağız. Biz varlığımızı Müslüman, Türk olarak sürdüreceğiz. 500 bin çocuk toplama kampında. Onlara Çince, ateizm öğretiliyor. Çin kimliği aşılatılıyor ama biz biliriz ki o çocuklar gün gelecek Çin’in ordusunu başına yıkacak.

    ‘DOĞU TÜRKİSTANLILAR SİZDEN DUA BEKLİYOR’

    Doğu Türkistan’ın sizlerden talebi şudur. Her namazda, her dua da Doğu Türkistan’ı unutmayın. Unutmayınız ki; birinin duası kabul olur, o zulüm ya bizim ellerimizle ya da Allah’ın askerlerinin elleriyle yok olur. Diğer husus ise Doğu Türkistan’ın sesini duyurmak için bu tür programlar yapılması. Çok şükür son günlerde Türkiye’de Doğu Türkistan gündeme geldi. Bunun devam etmesini temenni ediyoruz.”

  • “İdlib’te Katliamları Durdurun”

    “İdlib’te Katliamları Durdurun”

    Özgür-Der Çorum Şubesi’nce Suriye’nin İdlib şehrinde Suriye rejiminin ve Rusya’nın sivil halkı katletmesi protesto edildi.

    Ellerinde ‘Katil Rusya, Esed ve İran’, ‘Katil Rusya Suriye’den Defol’, ‘İdlib’te Katliamı Durdurun’ yazılı pankartlarla Hürriyet Meydanı’nda toplanan Özgür-Der üyeleri yoğun bombamdırman altında olan ve her gün yüzlerce sivilin öldürüldüğü İdlib’te yaşananları protesto etti.

    Hz. Muhammed Mustafa (as) “Bir haksızlık gördüğünüzde elinizle, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle buna da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz ediniz” hadisini hatırlatarak basın açıklamasını okuyan Murat İslam; “Dünyanın farklı bölgelerinde sırf Rabbimiz Allah dedikleri için, özgürlük talep ettikleri için Müslümanlar katledilmeye, yurtlarından sürülmeye, yoksulluğa, türlü zulümlere maruz kalmaya devam ediyorlar. Bizler de zulme razı olmadığımızı, Suriye’den Doğu Türkistan’a, Filistin’den Libya’ya dek kardeşlerimizin yalnız olmadıklarını göstermek için bugün burada bir araya geldik.” dedi.

    Son Suriye rejimi ve Rusya’ya ait savaş uçakları tarafından bombalanan İdlib’te feryat seslerinin yükseldiğini belirten Özgür-Der Çorum Şube Başkanı Murat İslam, İdlib’in şu anda dünyanın en çok vurulan, yakılan ve yıkılan alanına dönüştüğünü söyledi.

    İran destekli Beşşar Esed rejimi ve Rusya’nın hedef gözetmeden sivil yerleşim alanlarını, pazar yerlerini, hastaneleri, kadınların ve çocukların sığındığı derme-çatma barınakları vurmaya devam ettiğini aktaran İslam; “Bölgeden gelen haberlere göre, bombardıman nedeniyle yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalan sivillerin sayısı, geçtiğimiz aydan bu yana 180 bini aştı, sivil ölü sayısı ise 1300’ü çoktan geride bıraktı. Eli kanlı Esed Rejiminin hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Önce İran sonra da Rusya, bu rejimi çökmekten kurtarabilmek için amansız bir çaba sergilediler. Bu ülkeler Suriye rejiminin kiralık katili oldular. ABD ve Rusya emperyalist ortaklar, IŞİD senaryolarını kullanarak Suriye halkını katletmeye devam etmekten başka bir şey yapmadılar. Rusya sahaya inerek vekâleten yürüttüğü savaşta asil olma rolüne soyunmuş ve bunu ABD’ye, AB’ye rağmen değil, onların bilgisi ve gözetimi dâhilinde yapmıştır.” şeklinde konuştu

    Sivillerin korunması, can kaybının önlenmesi ve bölgedeki insanî trajedinin daha fazla yaygınlaşmasının engellenmesi amacıyla Türkiye ile Rusya arasında 17 Eylül 2018 mutabakat imzalandığını ifade eden İslam, Rusya’nın mutabakata uymadığını ve İdlib’in ikinci bir Halep olma yolunda olduğunu kaydetti.

    İdlib’te kâğıt üzerinde verilen sözler ne olursa olsun, devletlerin kendi askerî ve politik hedefleri çerçevesinde ilerlediğini belirten İslam, açıklamasını şu şekilde sürdürdü;

    “Suriye’de yaşanan sürece baktığımız da, ülkelerin “mutlak dost” veya “mutlak düşman” olmadığını da gösteriyor. Her ülkenin kendisine ait stratejik amaçları ve çıkarları mevcut, dolayısıyla, siyasetler de buna göre değişiklik gösteriyor. Akla-hayale gelmedik ittifaklar kurulurken, “dost” ve “düşman” kavramları da sürekli yeniden tanımlanıyor. Rusya da, İran da “kendisine bağımlı ve kontrol altında bir Türkiye” peşindeler. İran, tüm yabancı güçlerin Suriye’yi terk etmesi çağrısını tekrarlarken, anlaşılan Suriye’de kendilerini ev sahibi görmenin dayanılmaz pişkinliğini yaşıyor. Suriye’de siyasi çözümü savunduklarını ve bunun tek geçerli yöntem olduğunu söylerken ne harabeye çevirdikleri Suriye topraklarında katlettikleri yüzbinleri, ne de mezhebi bir kaygıyla Suriye’de telef olan askerlerini hatırlamıyor.

    Türkiye ise bu süreç de doğal olarak en zor durumda olan. Bölgede mevcut hiçbir güç tarafından kabul edilmeyen “Güvenli Bölge” tezi ile birlikte İdlib’de yaklaşan felaket Türkiye’nin öncelikli gündemini teşkil ediyor. Türkiye bir yandan partnerleriyle ortak bir noktada buluşma çabası sergilerken, diğer yandan İdlib’de Rusya’nın koordinasyonunda gelişen saldırı dalgasını rejim güçlerinin çatışmasızlık mutabakatını ihlali olarak tanımlamaya çalışıyor. Ne var ki Rusya’nın Astana sürecinin başından itibaren altını çizdiği “anlaşma teröristleri kapsamıyor” tezi burada da bariyere dönüştü. “Teröristlerle mücadele” adı altında katliamlarına devam ediyor.Rusya, aynı şekilde Çin’in Uygur Müslümanlarına yönelik asimilasyon politikalarına açıktan destek vermekte, PKK-PYD’nin de ilk olarak Moskova’da ofis açmalarına müsaade etti. Rusya, PKK-PYD’yi Türkiye’ye karşı kullanışlı örgüt olarak kullanabilmek için Amerika gibi her türlü dirsek temasına da, desteklerine de devam ediyor.

    Emperyalist demek sadece Avrupa, Amerika demek değildir, emperyalist demek aynı zamanda Rusya demektir, Çin demektir, İran demektir.

    TÜRKİYE’NİN LİBYA HAMLESİ KÜRESEL GÜÇLERİ RAHATSIZ ETTİ

    Bugünlerde Türkiye’nin yaptığı önemli bir hamle, küresel güçleri rahatsız etti ve ardı ardına açıklamalarla Türkiye’nin Libya’daki adımlarının önünü kesmeye çalışmaktalar. Daha dün Rusya Kremlin sözcüsü, Libya’nın Türkiye’den askeri destek talebine karşı “Üçüncü ülkelerin müdahaleleri Libya’daki krizin çözümüne katkı sunmaz” diyerek rahatsızlığını açıkça dile getirdi. Oysa buradan sormak gerekir; İslam coğrafyasının bir parçası olan Libya’da Türkiye’yi üçüncü ülke olarak gören Rusya acaba kaçıncı olarak kendisini görmekte?

    Yüzyıllardır Akdeniz’e açılma hayallerini ABD ve İran sayesinde Suriye üzerinden gerçekleştirme fırsatını bulan Rusya, emperyalist yüzüyle asla dost ya da gerçek anlamda asla müttefik olarak görülmemesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Burada gündeme getirmeye çalıştığımız husus sadece Suriye meselesi değildir, bir bütün olarak İslam dünyasının yeniden ayağa kalkmasının, kendi arasında dayanışma sergilemesinden dolayı emperyalistlerin duyduğu korkudur, Arap baharı onların uykularını kaçırmıştır.

    Rusya hem Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’yla yaşadığı çelişkiden yararlanıyor hem de Suriye’den milyonluk göç dalgasını tetiklemek üzere İdlib’e vahşice saldırıyor. Türkiye’ye yönelik emperyalist kuşatma Amerika’dan Avrupa’dan önce Rusya’dan geliyor.  Rusya güzellemeleri yapan kimi çevreler gibi, Çin’in Doğu Türkistan’da Nazi rejimi benzeri toplama kamplarında milyonlarca Müslüman Uygur Türklerini ne türden barbarca muamelelere tabi tuttuğu ortadayken Çin’in Türkiye’deki temsilcileri başköşelerde misafir ediliyor. Çin’i eleştirmeyi, “CIA tuzağı” olarak görecek kadar da basiretsiz olmamak lazım.

    ZALİMLER, KATİLLER, İKİYÜZLÜLER ENİNDE SONUNDA YENİLECEKTİR!

    İktidarın Suriye’de en büyük tehdit olarak PKK/PYD’yi gören açıklamalarından ilham alan Kemalist, Ulusalcı ve Sol çevreler asıl tehdidin rejim değil de, PKK olduğunu dolayısıyla bu tehdidi bertaraf etmek için rejimle diyaloga geçilmesi gerektiğini savunuyorlar.

    Oysa Suriye’de bunca zulmün faili, icracısı Esed rejimini tehdit ve suç skalasında birincilik koltuğundan aşağıya indirmek Suriye’de yaşanan bunca acıya, zulme, ihanete sırt dönmek anlamına gelir. Böyle bir tutum ne İslami ilkeler, ne de insani değerler açısından asla kabul edilemez.

    Türkiye’nin gizli-açık böylesine kuşatılması ve “dizginlenmesi gereken bir ülke” olarak görülmesinin altında İslâm dünyasında sahip olduğu potansiyelden duyulan korku var. Bu kesinlikle sloganik bir ifade değil. Tam bu noktada, hepimize düşen sorumluluklar var. Bunca hüsn-ü zanna ve bizden beklenenlere lâyık olmak için bu kardeşlerimize sahip çıkmaz zorundayız… Biz biliyoruz ki; zalimler, katiller, ikiyüzlüler eninde sonunda yenilecektir! Elbette bir gün Esed despotu da tarihin lanetli çöplüğündeki yerini alacaktır. Esed ve avenesi İran, Hizbullah, Rusya ve bilumum işbirlikçileri bugün olmasa bile yarın mutlaka ama mutlaka ateşi boylayacaktır ve güzel akıbet elbette her koşulda hakkı ve adaleti ayakta tutmaya azmeden şehitlerin; Rabbe, insanlığa ve eşyaya karşı sorumluluk bilincini kuşanan muttakilerin olacaktır! Ey aziz Suriye halkı, alçakça ve şerefsizce bombardımanlara ve dünyanın ikiyüzlü tutumuna rağmen şahadet kefenini kuşanarak mevzii terk etmeyen onurlu halk ve siz ey kararlılıkları, fedakârlıkları ve adanmışlıklarıyla göz dolduran Allah yolunun adanmış erleri; müsterih olun, sabredin; Allah’a and olsun ki cennet sizi bekliyor, düşmanlarınızı cehennem!”

    Basın açıklaması yapılan dua ile sona erdi.