Blog

  • Çorum Belediyesi’ne “İl Sıfır Atık Belgesi”

    Çorum Belediyesi’ne “İl Sıfır Atık Belgesi”

    Çorum Belediyesi, çevreci belediyecilik anlayışı doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar kapsamında “İl Sıfır Atık Belgesi” almaya hak kazandı. Belediye hizmet sınırları içerisinde kaynakların etkin ve verimli kullanılması, israfın önlenmesi ve atıkların kaynağında ayrıştırılması amacıyla yürütülen çalışmaların bu belgeyle tescillendiği belirtildi.

    Çorum Belediyesi’nden yapılan açıklamada, sıfır atık sistemiyle atık oluşumunun azaltılmasının teşvik edildiği ve geri dönüşüm süreçlerinin güçlendirildiği ifade edildi. Bu kapsamda kurulan Mobil Atık Getirme Merkezleri, geri kazanılabilir atık kumbaraları, bitkisel atık yağ toplama kumbaraları, atık getirme merkezleri ve mobil sıfır atık araçları sayesinde; kağıt, plastik, cam, metal, pil, elektronik atık, bitkisel atık yağ, atık ilaç ve tekstil atıkların çevreye zarar vermeden toplanarak yeniden ekonomiye kazandırıldığı vurgulandı.

    Kent genelinde 70 adet kağıt, plastik, cam, metal ve atık pil toplama noktası, 31 adet elektronik atık toplama noktası, 51 adet bitkisel atık yağ toplama noktası, 51 adet atık ilaç toplama noktası ve 150 adet tekstil atık toplama noktasıyla geniş bir toplama ağı oluşturulduğu kaydedildi.

    Öte yandan, önceki yıllarda cadde ve sokaklarda oluşturulan sıfır atık noktalarının yanı sıra tüm belediye tesislerinde de sıfır atık sisteminin kurularak gerekli belgelerin alındığı belirtildi. Okullarda yürütülen bilinçlendirme çalışmalarıyla da sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasının hedeflendiği ifade edildi.

    Açıklamada ayrıca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hibesi kapsamında temin edilen 7 adet mobil atık getirme merkezi, 20 adet geri kazanılabilir atık kumbarası, 20 adet bitkisel atık yağ kumbarası ve 2.000 adet iç mekan geri kazanılabilir atık toplama ekipmanının belirlenen noktalara yerleştirilmeye başlandığı bildirildi.

  • Büyük Birlik Partisi Kargı İlçe Başkanlığı’na Uğur Aşkın Atandı

    Büyük Birlik Partisi Kargı İlçe Başkanlığı’na Uğur Aşkın Atandı

    Büyük Birlik Partisi’nde (BBP) teşkilatlanma çalışmaları kapsamında Çorum’un Kargı ilçesinde önemli bir görev değişimi yaşandı. BBP Çorum Kargı İlçe Başkanlığı’na Uğur Aşkın atandı.

    Atama, BBP Çorum İl Başkanı Özkan Yandım tarafından kamuoyuna duyuruldu. Yandım, yaptığı açıklamada yeni ilçe başkanı Uğur Aşkın’a görevinde başarılar dileyerek, “Hayırlı olsun, Rabbim muvaffak eylesin inşallah” ifadelerini kullandı.

    Atamayı Parti teşkilatının Kargı’da daha da güçlenmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiren Yandım atamanın, partileri adına ilçedeki siyasi çalışmalara yeni bir ivme kazandıracağını söyledi.

    Yeni İlçe Başkanı Uğur Aşkın’ın önümüzdeki süreçte parti teşkilatlanmasını güçlendirmek ve saha çalışmalarını artırmak adına çeşitli projeler üzerinde çalışacağı öğrenildi.

  • Çorum’da Ortak Akıl Toplantısı

    Çorum’da Ortak Akıl Toplantısı

    Çorum Belediyesi, zemin etütleri ve geoteknik raporların hazırlanmasında kaliteyi artırmak ve uygulama birliği sağlamak amacıyla sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

    Çorum Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen istişare toplantısında, zemin etütleri ve geoteknik raporların hazırlanma süreçlerinde ortak standartların oluşturulması ele alındı. Belediye Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, raporların niteliğinin artırılması ve yapı-zemin etkileşiminin projelere doğru şekilde yansıtılması konuları değerlendirildi.

    Toplantıya katılan sektör temsilcileri, sahadaki tecrübelerini ve çözüm önerilerini paylaşarak sürece katkı sundu.

    Çorum Belediye Başkan Yardımcısı Ünsal Yeter, toplantıya ilişkin yaptığı açıklamada, hazırlanan raporların kalitesini en üst seviyeye çıkarmayı ve süreçleri net kriterlere dayalı bir yapıya kavuşturmayı hedeflediklerini belirtti. Yeter, bilimsel veriler ışığında oluşturulacak standartlarla daha öngörülebilir ve verimli bir sistem amaçladıklarını ifade etti.

    Yeter ayrıca, toplantıya katılarak görüş ve önerileriyle katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti.

  • Vali Çalgan’dan Onkoloji Servisine Moral Ziyareti

    Vali Çalgan’dan Onkoloji Servisine Moral Ziyareti

    Çorum Valisi Ali Çalgan ve eşi Halide Çalgan, Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Servisi’nde tedavi gören hastaları ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Ziyaret sırasında hastalarla yakından ilgilenen Vali Çalgan, moral ve motivasyonun tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını vurgulayarak hastalara acil şifalar diledi. Hastane yetkililerinden servis hakkında da bilgi alan Çalgan, sağlık çalışanlarına çalışmalarında kolaylıklar diledi.

  • Arca Çorum FK U17’den Tarihi Zafer!

    Arca Çorum FK U17’den Tarihi Zafer!

    Arca Çorum FK U17 takımı, Sivas deplasmanında oynadığı zorlu karşılaşmada adeta imkansızı başardı. Mücadelenin 15. dakikasında Muhammed Ok’un golüyle 1-0 geriye düşen Kırmızı-Siyahlı gençler, pes etmek yerine oyuna ağırlığını koyarak muhteşem bir geri dönüşe imza attı.

    Karşılaşmanın 62. dakikasında Yusuf’un kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan temsilcimiz, 88. dakikada Adem’in de oyun dışında kalmasıyla sahada 9 kişi mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak buna rağmen ortaya konulan azim ve mücadele ruhu alkış topladı.

    Teknik Sorumlu Menderes Özarslan’ın öğrencileri, eksik kalmalarına rağmen oyun disiplininden kopmadı. 55. dakikada Emir Alp’in golüyle eşitliği sağlayan Çorum ekibi, 57. dakikada Poyraz ile öne geçti. 68. dakikada Atakan farkı artırırken, maçın son sözünü 90. dakikada Yiğit Kaplan söyledi.

    Goller:

    ⚽ 15’ Muhammed Ok (Sivas)

    ⚽ 55’ Emir Alp

    ⚽ 57’ Poyraz

    ⚽ 68’ Atakan

    ⚽ 90’ Yiğit Kaplan

    Büyük bir karakter ortaya koyan Arca Çorum FK U17 takımı, bu tarihi galibiyetle adını son 16’ya yazdırarak Türkiye Şampiyonası’na katılma hakkı elde etti.

    Bu zafer; inancın, takım ruhunun ve asla vazgeçmemenin en güzel örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. Helal olsun çocuklar!

    ÖZBELSAN SİVASSPOR U17

    İlk 11

    Timur Cardaklı

    Rehber Temiz

    Necmettin Celal Baykurt

    Mustafa Katık

    Muhsin Özek

    Muhammed Ok

    Hüseyin Uyar

    Deniz Karvar

    Batuhan Koç

    Arda Arslan

    Bekir Can Emir Günle

    YEDEKLER

    Yiğit Efe Şahin

    Kadir Hepşağ

    Eymen Yurdu

    Murat Efe Olgun

    Muhammed Emin Ateş

    Muhammet İhsan Sönmez

    Serhan Yıldırım

    ARCA ÇORUM FK U17

    İlk 11

    Oğuzhan Yılmaz

    Gökalp Özdemir

    Muhammet Emin Zorlu

    Çınar Neşe

    Atakan Can

    Emir Alp Özçelik

    Yiğit Kaya

    Yiğit Kaplan

    Ahmet Miraç Akgöl

    Poyraz Başcan

    Çınar Temir

    YEDEKLER

    Uygur Tuna Ulama

    Kartal Deha Güven

    Çınar Güven

    Adem Efe Yurdseven

    Bedirhan Mısır

    Berat Yiğit Vural

    Arda Günder

    Kerem Doğan

    Doruk Uzun

    Yusuf Güzel

  • “Su Verimliliği” Etkinliğiyle Öğrencilerde Çevre Bilinci Güçlendi

    “Su Verimliliği” Etkinliğiyle Öğrencilerde Çevre Bilinci Güçlendi

    Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında, “Yeşil Vatan – Benim Okulum Geleceğe Çare” etkinlikleri çerçevesinde Çorum’da “Su Verimliliği” temalı farkındalık programı düzenlendi.

    Fatih Sultan Mehmet İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, öğrencilerin suyun stratejik bir kaynak olduğu bilincini kazanması, bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmesi ve çevre duyarlılığının artırılması hedeflendi.

    Program kapsamında sınıf içi ve sınıf dışı etkinliklerle öğrencilerin iletişim, iş birliği ve sorumluluk bilinci becerilerinin desteklendiği belirtildi.

    AHL Park AVM’de “Suda sıfır kayıp” anlayışıyla su israfının önlenmesi ve sürdürülebilir su yönetimi konusunda farkındalık oluşturuldu.

    Etkinliğe Çorum İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcıları, Şube Müdürleri, Belediye Başkan Yardımcısı Alper Zahir, Çorumgaz Genel Müdürü Kasım Kahraman, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.

    Çorum İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar, suyun korunmasının sadece bugünün değil geleceğin de en önemli sorumluluklarından biri olduğunu vurgulayarak, yapılan çalışmaların çevre bilincine önemli katkı sunduğunu ifade etti.

  • Mimar Sinan Şampiyonluğa Bir Adım Daha Yakın!

    Mimar Sinan Şampiyonluğa Bir Adım Daha Yakın!

    Çorum 1. Amatör Küme’de şampiyonluk yarışı nefes kesmeye devam ediyor. Haftanın en kritik mücadelesinde Mimarsinanspor ile Sungurlu Belediyespor karşı karşıya geldi.

    TEK GOL, BÜYÜK SONUÇ

    Zorlu mücadeleyi Sungurlu Belediyespor 1-0 kazanırken, karşılaşmanın tek golü 70. dakikada Adem Bekir Ataş’tan geldi. Bu sonuçla birlikte iki ekip puanlarını eşitleyerek zirvede aynı noktaya yerleşti.

    AVERAJ ÜSTÜNLÜĞÜ MİMAR SİNAN’DA

    Puanlar eşitlense de ikili averajda üstünlük Mimarsinanspor’da bulunuyor. Bu avantaj sayesinde Mimar Sinan, olası puan eşitliğinde rakibinin önünde yer alarak kritik bir avantajı elinde tutuyor.

    ŞAMPİYONLUK İÇİN GERİ SAYIM

    Ligde son haftalara girilirken heyecan doruğa çıktı. Gözler artık kalan maçlara çevrildi.

    Mimarsinanspor, önümüzdeki hafta Ulukavakspor karşısında galip gelmesi halinde Çorum 1. Amatör Küme’de şampiyonluğunu ilan edecek.

  • “Bu Milletin En Büyük Uyanışı Sizin Hazımsızlığınızdır!”

    “Bu Milletin En Büyük Uyanışı Sizin Hazımsızlığınızdır!”

    Türkiye Kamu-Sen Çorum İl Temsilcisi Emir Dağaşan, sözde yetkili sendika başkanının Cumhuriyet dönemini hedef alan “Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor” ifadelerine yaptığı açıklamayla yanıt verdi.

    Dağaşan, bu sözlerin arkasında bir “Atatürk ve Cumhuriyet hazımsızlığı” yattığını vurgulayarak, “Sizin narkoz dediğiniz şey, bu milletin en büyük uyanışıdır” dedi.

    Dağaşan, o yetkili sendika başkanının ifadelerini sert bir dille eleştirip, 100 yıl önce verilen bağımsızlık mücadelesini hatırlatarak, açıklamasın da şu ifadelere yer verdi.

    Sözde yetkili sendikanın başkanı çıkmış,

    “Yiğit düştüğü yerden kalkar… Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor…” diye konuşuyor.

    Biz de soruyoruz:

    Kimi kastediyorsun? Hangi narkozdan bahsediyorsun?

    Bu millet, 100 yıl önce esaret zincirlerini kırarak ayağa kalktı!

    Yedi düvele karşı imanla, cesaretle, kanla ve canla mücadele ederek bağımsızlığını kazandı!

    Cumhuriyet’i kurarak yeniden dirildi!

    Sizin “narkoz” dediğiniz şey; bu milletin en büyük uyanışıdır!

    Aslında mesele belli…

    Süslü cümlelerin arkasına gizlenen bir Cumhuriyet hazımsızlığı, bir Atatürk rahatsızlığı…

    Bunu ilk defa mı görüyoruz? Hayır!

    23 Nisan’da Meclis’i anarsınız ama o Meclis’in ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmazsınız.

    30 Ağustos’ta zaferi konuşursunuz ama Başkomutan’ın adını ağzınıza almazsınız.

    29 Ekim’de Cumhuriyet’i kutlarsınız ama kurucusunu hatırlamazsınız.

    10 Kasım’da ise suskunluğunuz her şeyin özeti olur.

    Ve sonra çıkıp bu millete tarih anlatmaya kalkarsınız!

    İşin en trajik tarafı, siz bir de Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının kurduğu devletin memurlarının hakkını savunduğunuzu iddia edersiniz. Devletini, tarihini ve geçmişini kabullenmeyenlerden bu devletin çalışanına bir hayır gelmeyecegi de açıktır.

    Ey aklıevveller!

    Türkiye Cumhuriyeti, bir kopuş değil; bu milletin bin yıllık devlet aklının devamıdır.

    Cumhuriyet’i kuran irade, bu milletin bağrından çıkan kurmay akıldır.

    Biz devletimizi yıkmadık; daha güçlü, daha çağdaş bir yapıyla yeniden inşa ettik.

    Sizin rahatsızlığınız işte tam da buradadır.

    Cumhuriyet’tedir, Atatürk’tedir, milli egemenliktedir, Anadolu’daki Türk varlığının sarsılmazlığındadır!

    Ama bilin ki;

    Bu milletin iradesini örseleyemeyeceksiniz!

    Tarihimizle bağımızı koparamayacaksınız!

    Cumhuriyet’i bu topraklardan silemeyeceksiniz!

    Atatürk’ü bu milletin gönlünden çıkaramayacaksınız!

    Çünkü biz;

    1923’te ayağa kalkmış,

    O günden bugüne yürüyüşünü sürdüren,

    Her türlü ihanete rağmen dimdik duran büyük bir milletiz!

    Ve bu millet;

    dün olduğu gibi bugün de yarın da

    kendi tarihine, kendi devletine, kendi değerlerine sahip çıkmaya devam edecek,

    21. yüzyıla Türk mührünü vuracaktır. “

  • Kılıç: “Özelleştirmeye Ve Arsa Satışına Karşıyız”

    Kılıç: “Özelleştirmeye Ve Arsa Satışına Karşıyız”

    Çorum Sivil Toplum Gönüllüleri Derneği (ÇOSTOG) Başkanı İlhan Kılıç, Bahabey Caddesi üzerinde bulunan hastane arazisinin satılma girişimlerine karşı çıkarak, Çorum’un kalbi konumundaki bu alanın özelleştirilmesinin büyük sakıncalar doğuracağını bildirdi.
    Bir dönem Göğüs Hastalıkları Hastanesi, bir dönem de Diş Hastanesi olarak hizmet veren, Yavruturna Mahallesi’nde 9 bin 432 metrekarelik arazinin özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren İlhan Kılıç, bu alana yeni bir hastane binası yapılmasını talep etti.
    Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere ilgili tüm devlet büyüklerine seslendiklerini bildiren Kılıç, “Çorum halkına emanet edilmiş bu kıymetli alanla ilgili alınan satış kararının yeniden değerlendirilmesini, bu yerin kamu yararına hizmet edecek şekilde korunmasını ve şehrimize kazandırılmasını önemle arz ve talep ediyoruz” ifadesini kullandı.
    Çorum’un merkezinde yer alan bir yeşil alanın beton yığınına dönüştürülmesine gönüllerinin razı olmayacağını, yıllar önce bu arazinin sağlık alanı olarak değerlendirilmek şartıyla bağışlandığını ifade eden ÇOSTOG Başkanı İlhan Kılıç, özelleştirme veya satış kararından vazgeçilmesini istedi.

  • Soykırımı Mümkün Kılan, Modern Akıldır!

    Soykırımı Mümkün Kılan, Modern Akıldır!

    Özgür-Der Çorum temsilciliğinin seminerler dizisinde bu hafta “Siyonizmin Dünü, Bugünü ve Yarını” konusu, Necat Yazıcı ve Bülent Gökgöz tarafından ele alındı.

    Dernek seminer salonunda gerçekleşen programda ilk sunumu gerçekleştiren Bülent Gökgöz, Siyonizmin en temelde modernitenin sömürge ve işgal karakterinden beslendiğini dile getirdi. Siyonizmin yalnızca İsrail ve toplumuyla ilgili bir olgu olmadığını, modern dünyanın ürettiği bir ideoloji, barbar haçlı ordularının ve zihniyetinin modern dönemdeki karşılığı olarak var edildiğini söyleyerek Batı dünyasının sömürgeci, kapitalizm temelinde kurduğu askeri, siyasi, ekonomik aygıtlarının seküler ulus devlet halinin İsrail çetesi olduğunu vurguladı.

    Gökgöz sunumunun devamında şunları kaydetti: “Sadece Aksa Tufanından sonra Gazze’de tanık olageldiğimiz soykırım değil, son yüzyıl içerisinde yaşanmış tüm soykırımlar, dünyaya uygarlık olarak sunulan modern düşünce ve onun ürettiği seküler ulus devletleri veya kurumları eliyle işlendi. Modern devletin ürettiği hiyerarşi ve bürokratik devasa mekanizma, çoğu insanın doğrudan fail olmadığı ama sorumlu olduğu katliamları organize etti, etmeye de devam etmekte. Eylemin uzak olması, ortaya çıkan sonuçların insanlarda sorumluluk duygusunu yahut ahlaki, vicdani sorumluluk hissetmesini perdeleyen ahlak yoksunluğunu ortaya çıkarmakta. Modern aklı ulusal çıkarlar, uluslararası ilişkilerde ahlaka ve duygulara yer yoktur aforizması ile beslerseniz, toplumların davranışlarında ahlaki sorumluk hissetmelerini engellemiş olursunuz. Modern devlet tam olarak bunu başardı. Kitlelerin büyük bir kısmı bu şekilde ikna edilirken az bir kısmı ise vicdanlarında çakan kıvılcımlarla itirazlar geliştirebildiler.

    Ne sosyoloji ne de modern tarih yahut uluslararası ilişkiler gibi disiplinler holokostun nedenlerine ilişkin modern batı düşüncesine veya onun kurumları olan seküler ulus devlet yapılanmalarına köklü itirazlar geliştirdiler. Yahudilere karşı işlenen soykırımı modernitenin bir ürünü olarak değil, bir hatası olarak işlediler. Holokost yalnızca Yahudilere karşı işlenmiş bir suç olarak özelleştirilip siyonizmin propaganda aracına dönüştürüldü. Böylelikle holokost yahut tekrar eden soykırımların modernlikle ilişkisi kesilmiş oldu. Gazze’de yaşanan soykırım, üstü örtülen modernitenin kültüründe var olan katliam potansiyelini tekrar gün yüzüne çıkarmış oldu. Jurgen Habermas ve benzer düşünürlerin Gazze’deki soykırım karşısında nasıl ikiyüzlü tutum sergilediklerine şahit olduk. Buna elbette Türkiye’deki bilumum zerzevat tarihçi, siyasetçi tipolojilerden de örnekler verilebilir.

    Dolayısıyla soykırım potansiyeli modern toplumların içinde daima olacaktır. Uygun zamanı bulduğunda, ihtiyaç hissettiğinde yahut kendisini tehdit altında hissettiğinde kendini gösterir. Soykırımı mümkün kılan modern akıldır. Bir başka örnek olarak Kemalizmin paradigma olarak siyonizmden ne farkı var? Kemalizm, nasıl Anadolu toplumu üzerinde uygulamaya konulan bir toplum mühendisliği idiyse Siyonizm de Yahudi toplumu için üretilmiş, tahrif edilmiş din anlayışını da kullanarak ırkçı temelde seküler ulus devlet eliyle uygulanan bir toplum mühendisliği olarak bugünlere geldi. Siyonizm eliyle köleci Yahudi toplumu, seçilmiş/vaad edilmiş toplum anlayışına ikna edildi.

    Aynı şekilde Batı’da ve Almanya’da toplama kamplarında soykırımı ortaya çıkaran toplumsal zemin ve sosyoloji de bugün varlığını halen devam ettiriyor. Suriye’de mücrim Esed rejimi kendi halkına soykırım uyguladı 15 yıl boyunca. Hangi uluslararası kurum yaptırım uyguladı? Egemen devletin kendi halkına uyguladığı soykırımı görmezden gelindi. Nazi Almanyası 2.dünya savaşını kaybetmeseydi toplama kamplarında yaşanan soykırım nasıl bir tarih kurgusuyla anlatılırdı şimdi?”

    Necat Yazıcı ise sunumuna Müslümanların ve kurumlarının Siyonizme karşı mücadelede sorumluluklarına vurgularla başladı. Siyonizmin hayatın birçok alanında hegemonyasını tahkim ettiğini dile getiren Yazıcı, Müslümanlar ve hatta tüm insanlık için tehdit oluşturan siyonizme karşı örgütlü karşı hegemonyanın üretilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Edebiyattan sinemaya birçok eserin holokost maskesiyle Siyonizmin suçlarını maskelemek amacıyla kullanıldığının altını çizen Yazıcı devamında şunları belirtti:

    “Ülkemizde uyuyan hücrelerin manipülasyonundan İran’ın Suriye’deki cinayetleri nedeniyle söz söylemekte zorlanmamız ve daha birçok sebep bir araya geldiğinde, evet, bir şeyler söylemek biraz da riskli. Üstelik ne hikmetse yeniden keşfedilen şii-sünni ayrılığı, meseleyi sağlıklı bir zeminde ele almayı zorlaştırıyor; bir de buna şehid Şeriati gibilerini dâhil etmeye çalışan yeni yetmelerin herzeleri de eklenince doğrusu işimiz kolay değil.

    7 Ekim Aksa Tufanı herkesin maskesini düşürdü ve bu sayede Holokost efsanesi üzerinden tüm insanlığa ayar veren zihniyet açığa düştü. Bugüne kadar görülmemiş şekilde dünyanın her yerinden insanlarda artık siyonizme karşı geri dönülmez bir nefret oluştu. Holokost çöktü, Siyonistler ahlaki üstünlüklerini kaybettiler. Kalıcı üstünlüğün ahlaki zeminde olacağını umut ediyoruz. Bunun için çaba göstermemiz lazım. Sadece seyirci olarak kalmamalıyız.

    Gazze örneğinden hareketle küresel vicdanın uyanması belki de en büyük kazanımımız; ama bu kazanımın devam etmesi küresel işbirlikleri kurulmasına bağlı. Her yerde ve her durumda kolektif aklın işlerliğini sağlayabilmeliyiz. Küresel hegemonyanın karşısına kendi aydınlarımız ve âlimlerimizin üretecekleri bir hegemonya ile çıkmak zorundayız. Kendi karşı hegemonyamızı inşa etmenin yollarını aramalı ve enerjimizi buna yoğunlaştırmalıyız. Aksi takdirde tarihin akışında seyirci olmaktan öte bir anlam kazanamayacağız. Bu bağlamda devletlere, sivil topluma ve bireylere ayrı ayrı görevler düşüyor.

    Siyonizmin dünü ile ancak kendi ürettiğimiz bilgi vasıtasıyla yüzleşebilir ve onun meşruiyetini sorgulatabiliriz, aksi takdirde akademik camiadaki kuşatılmışlıkla Siyonist iddialara gereğince cevap vermemiz oldukça güç olacaktır. Siyonizmin bugününe dair de sağlam bir bilinç kuşanmak ve ilkeli bir duruş sergilememiz gerekiyor. Bunun en güzel örneği olarak boykot önümüzdedir.

    Siyonizmin geleceği açısından ise şunu dikkate almak lazım. Evet, Siyonizm ahlaki olarak kaybetti ve bu açıdan bir geleceği yok; hatta film endüstrisi ile dahi artık bir şey yapma şansı yok. Ancak Siyonizm küresel dengeler noktasında fiziki varlığını sürdürüyor; bu varlığa da son vermek ancak kendi hegemonyamızı inşa çabalarımızla söz konusu olacaktır.

    Bu yönüyle bizi ilgilendirdiği kadarıyla sivil toplumun kendi planlamalarına kültürel iktidarımızı mümkün ve kalıcı kılacak çalışmaları eklemeleri, mevcut yardım ağırlıklı sivil toplum anlayışından fikir ve düşünce üreten bir sivil toplum yapılanmasına geçiş yapmaları gerekiyor. Keza toplumsal baskı unsuru olmaları açısından sivil toplumun siyasetle artık daha sert bir talepkarlık ilişkisine geçmeleri, siyasete eklemlenmekten vazgeçmeleri de bir zorunluluk.”

    Program, soru cevap katkılarının ardından sona erdi.