Blog

  • ‘Nostalji temalı çalma listelerinde büyük artış var’

    ‘Nostalji temalı çalma listelerinde büyük artış var’

    Spotify’ın yeni servislerinden bahsedebilir misiniz?

    Bu yılın üçüncü çeyreğinde Lyrics Search yani Şarkı Sözü ile Arama özelliğini sunduk. Ek olarak, şu an 26 pazarda bulunan ve kullanıcılara hangi podcast’lerin daha çok ilgi uyandırdığını görme fırsatı sunan podcast tablolarını yeniledik, video podcast’leri ortaya çıkardık. Ayrıca, Top 50 şarkı ve Top 50 albümü haftalık olarak dinleyicilere ulaştıran Haftalık Top 50 listelerini de bugün itibariyle Türkiye’de kullanıma sunduk.

    Sanatçıların ve podcast yayıncılarının şarkıları, podcast’leri ya da kendi Spotify profilleri için paylaşılabilir sosyal medya tasarımları yapmalarını sağlayan yeni bir araç olarak Promo Cards’ları sunduk. Bu özellik Türkiye’deki sanatçı ve podcast yayıncıları tarafından da kullanılabiliyor.

    Türkiye’deki editoryal çalma listelerimizden birinde yeni bir markalama çalışması yaptık. Dünyadaki trendlere benzer şekilde rap müzik Türkiye’de de büyüyor. Rap müzik en yüksek büyümeye sahip müzik türlerinden biri ve bu büyüme yalnızca dinlenme sayıları ile sınırlı değil. Sanatçı ve sound  çeşitliliği de bu büyümeye eşlik ediyor. Türkçe Rap çalma listemizi, tasarım ve konsept açısından yeniden tasarladık ve adını NKVT olarak değiştirdik.

    Şu an kaç kullanıcı var? Kaçı premium, kaçı ücretsiz kullanıyor?

    Geçtiğimiz haftalarda 2020 yılının üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladık. Aylık total aktif kullanıcı sayımız geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 29 büyüdü ve 2020 yılının üçüncü çeyreğinde 320 milyona ulaştı. Bireysel, Aile, Duo ve Öğrenci paketlerini içeren Premium üye sayımız ise yine geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 27 büyüdü ve 144 milyon oldu.

    Türkiye’de kullanıcı sayısı bakımından Avrupa’nın neresindeyiz? İlgi nasıl?

    Spotify’ın büyümesi, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa’da devam ediyor. Türkiye pazarına 2013 yılında girdik ve büyük bir potansiyel görüyoruz.

    Spotify Güney ve Doğu Avrupa Yönetici Direktörü Federica Tremolada

    Pandemi sürecinde müzik dinleme alışkanlıkları nasıl değişti? Globalde ve Türkiye’de ayrı ayrı örnek verebilir misiniz?

    Karantina sürecinin dünyanın her yerinde herkes üzerinde oldukça dramatik bir etkisi oldu. İşe ve okula gidemedik, işe gidip gelme yolculuğumuz alışkın olduğumuz şekilde olmadı. Dışarı çıkamadık ve evde ailelerimizle daha fazla zaman geçirdik. Tüm bunlar bizim müzik dinleme alışkanlıklarımızı da etkiledi çünkü müzik tüm bu anlarımıza ve hatta burada sayamadığım daha pek çok ana eşlik eden bir şey. Müzik tüketiminde herhangi bir düşüş görmedik. Daha çok, sosyal mesafelendirmenin müzik dinlemelerini değiştirdiğini ve yeni trendlerin ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

    Örneğin, oyun konsolu, TV’ler, akıllı hoparlörler, masa üstü bilgisayarlar gibi evde bulunan hoparlörlerden dinlenen müzikte artış gözlemledik. Diğer yandan dinleyiciler, nostalji duygusunun içine girdi – zor zamanlarda tanıdık bir şeyler dinlemek sanırım bir rahatlama sağladı. Kullanıcıların oluşturduğu nostalji temalı çalma listelerinde yüzde 54’lük bir artış yaşandı. Yeni podcast’lere ilgi arttı, ebeveynler çocukları için müzik ve podcast yayınlarını açtılar, dinleyiciler daha çok chill müzik moduna yöneldi, kullanıcılar karantinadan önceki aya göre daha çok spor odaklı çalma listesi oluşturdu ve takip etmeye başladı. Koşu, yoga, doğa sesleri ve meditasyon çalma listelerinin dinlenmeleri arttı. Dahası, Spotify’da global olarak (30 Temmuz itibariyle) 1,3 milyondan fazla karantina temalı çalma listesi yer aldı ve “sıkılmak” ya da “sıkıntı” başlığı altında 127,000’den fazla çalma listesi oluşturuldu.

    Pandemi döneminde ortaya çıkan ilginç veriler aşağıdaki gibi:

    17 Nisan – 17 Mayıs tarihleri arasında

    5 Mayıs –  30 Temmuz tarihleri arasında

    Spotify kişiselleştirme konusunda neler yapıyor?

    Spotify’da 4 milyarın üzerinde çalma listesi var ve ister algoritmalar ister Spotify ekibi ister kullanıcılar tarafından oluşturulmuş olsun, çalma listeleri yeni müzikler keşfetmek için bir araç. Kişiselleştirilmiş çalma listeleri; Haftalık Keşif, Yeni Müzik Radarı gibi haftalık ya da Yaz Hatıraların gibi belirli dönemlerde yayınlanan çalma listelerinden oluşuyor. Her sene dinleyicilerin beklediği ve tüm yıl en çok dinledikleri şarkıları ve podcast içeriklerini bir araya getiren Yılın Özeti bir diğer kişiselleştirilmiş çalma listesi. Tüm bu çalma listelerinin ortak noktası, her kullanıcı için farklı içerikte olması ve tamamen dinleyicilerin bireysel müzik zevklerine dayanması. Aslında tam da bu nedenle Spotify’ın 320 milyon farklı versiyonu var diyebiliriz. Bunu bu ölçekte yapabilmenin tek yolu makina öğrenmesi (machine learning).

    Algoritmalar, dün ne dinlediğinize dayanarak şu anda tam olarak ne dinlemek istediğinizi tahmin etmede gerçekten iyi. Ancak biz kullanıcılara sadece dün dinlediklerini sunmak istemiyoruz, aynı zamanda şu anda bilmedikleri ancak sevebilecekleri yeni müzik ve podcast’leri keşfetmelerine yardımcı olmak istiyoruz.

    Kişiselleştirmenin önemi her geçen gün artıyor. Siz kişiselleştirme konusunda geleceği nasıl görüyorsunuz?

    Yıllar içinde bizim iş alanımız büyüdükçe ve makina öğrenmesi ile yapay zeka teknolojisi daha da ilerledikçe, kullanıcılarımız ile sanatçılar ve podcast yayıncıları arasında anlamlı bağlar yaratmak için  bu iki teknolojiyi kullanmanın farklı yollarını bulmaya odaklandık. Gelişmiş bir algoritma, yalnızca kullanıcılara doğru içeriği doğru zamanda sunduğu sürece işlevsel olabilir.

    “Makinamızı” daha akıllı hale getirmek için çalışmalarımıza sürekli devam ediyoruz. Aslında, algoritmamızın mümkün olduğu kadar çok sinyal toplayabilmesi için öneri sistemlerimize yıllar içerisinde daha fazla göz ve kulak sağladık. Yakın gelecekte, dinleyicilerimiz farklı içeriklere tepki verdikçe, sistemimizin gerçek zamanlı olarak bunu öğrenmesini sağlayacak yeni çalışmalara odaklanacağız.

  • Kullanıcı bilgilerini izinsiz paylaşan Facebook’a 6 milyon dolar ceza

    Kullanıcı bilgilerini izinsiz paylaşan Facebook’a 6 milyon dolar ceza

    Yonhap ajansının haberine göre, 3,3 milyon Güney Koreli Facebook kullanıcısının bilgilerini diğer firmalarla paylaştığı için şirket, 6 milyon dolar para cezası ödeyecek.

    Kişisel Bilgileri Koruma Komisyonu’nun (PIPC) ceza kararında, 2012-2018 yılları arasında Güney Koreli kullanıcıların bilgilerini diğer firmalara sağlayarak Facebook’un ülkedeki kişisel bilgi yasasını ihlal ettiği ifade edildi.

    Şirketlerle paylaşılan bilgiler arasında kullanıcıların, adları, adresleri, doğum tarihleri, iş tecrübeleri, memleketleri ve ilişki durumları yer alıyor.

    Komisyon, 2012-2018 yıllarında Güney Kore’deki operasyonlardan sorumlu Facebook Ireland dosyasının, cezai soruşturma için savcılığa verileceğini de bildirdi.

    Kullanıcı mahremiyetinden sorumlu Facebook Ireland’ın yöneticisinin, suçlu bulunması halinde 5 yıla kadar hapis ve para cezasına çarptırılabileceği belirtildi.

    PIPC ayrıca Facebook’un komisyonun yürüttüğü soruşturmada, eksik ve hatalı belgeler sunarak işbirlikçi davranmadığını kaydetti.

    Facebook ise komisyonun verdiği cezadan ötürü üzüntü duyduklarını ve soruşturmada işbirliği yaptıklarını açıkladı.

  • Solomon Adaları Facebook’u yasaklama kararı aldı

    Solomon Adaları Facebook’u yasaklama kararı aldı

    Karar yürürlüğe girerse Solomon Adaları, Çin, İran ve Kuzey Kore’nin ardından, dünyanın en büyük sosyal medya platformunu yasaklayan dördüncü ülke olacak.

    Sogavere parlamentoda kararın gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Facebook’ta siber zorbalık çok yaygın. Sahte isimleri olan kullanıcılar insanları karalıyorlar. İnsanların yıllar içinde kazandıkları itibarları dakikalar içinde mahvoluyor. Ulusal birliği ve halkımızın mutlu birlikteliğini pekiştirmemiz gerekiyor. Ama Facebook, ülkemizi birleştirme çabalarımızı baltalıyor.”

    Birkaç hafta önce Facebook’a ekonomik toparlanma için oluşturulan koronavirüs fonunun nasıl kullanıldığına dair bazı belgeler sızdırılmıştı.

    Yolsuzlukla mücadele alanında faaliyet gösteren Solomon Adaları Şeffaflık Örgütü, hükümetin kararının arkasındaki gerçek nedeninin bu belgelerin sızdırılması olduğunu öne sürdü.

    Kuruluşun başkanı Ruth Liloqula, “Bu, hükümetimizin otoriterleşmeye başladığının işareti” dedi.

    Muhalefet lideri Matthew Wale de ABC Televizyonu’na açıklamasında hükümetin gençleri susturmaya çalıştığını öne sürerek, “Nüfusumuzun yüzde 70’i, 30 yaşın altında. Sosyal medyada özellikle Facebook’ta aktif olan bu grup. Hükümetin yasak için öne sürdüğü gerekçeler inandırıcı değil. Gerçekten acınacak bir durum.” dedi.

    İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesi ise yaklaşık 700 bin nüfuslu Solomon Adaları’nda binlerce Çin vatandaşının yaşadığına ve Pekin’in buradaki nüfuzunu artırdığına dikkat çekerek kararın Çin’in etkisiyle alındığını iddia etti.

    Güney Pasifik ülkesi Solomon Adaları, geçen yıl Çin’in kendi toprağı olarak gördüğü Tayvan’ı tanıma kararını geri çekmiş, Pekin’le büyük altyapı projelerini içeren beş anlaşma imzalamıştı.

  • Black Friday: İndirim ararken verilerinizi kaptırmayın

    Black Friday: İndirim ararken verilerinizi kaptırmayın

    Ülkemizde ve dünyada online alışveriş furyasının arşa çıktığı günleri yaşıyoruz. Kampanyaların, mailing çalışmalarının ve SMS’lerin havada uçuştuğu bu dönemin asıl kazananları ise hackerler oluyor. Özellikle e-ticaret sitelerinin hazırladığı onlarca kampanyaya dikkat çeken Siberasist Genel Müdürü Serap Günal, e-ticaret sitelerinin KVKK karşısında dikkat etmesi gereken noktaların olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca sahte kampanya ve dolandırıcılıkların bu özel güne dair artacağını da belirten Günal, kullanıcıları kişisel verilerini koruma konusunda da uyarıyor.

    E-Ticaret Siteleri Kişisel Verilere Dikkat Etmeli

    Artık ülkemizde de online alışveriş alışkanlığı iyice yerleşti. Bununla birlikte online alışveriş konusunda kullanıcılara büyük kolaylıklar sunmaya çalışan e-ticaret sitelerinin taşıdıkları önemli bir sorumluluk da bulunuyor. Özellikle alışveriş için elde edinilen ya da kampanyalarda toplanılan kişisel veriler hususunda e-ticaret sitelerinin birer veri sorumlusu haline geldiğini belirten Günal, e-ticaret sitelerini kullanıcıların kişisel verilerinin korunması, saklanması ya da işlenmesinde KVKK yükümlülüklerine dikkat etmeleri konusunda uyarıyor.

    Aydınlatma Metninin Sunulması ve Açık Rızanın Alınması Unutulmamalı

    Online alışveriş yapmak isteyen kullanıcılarından elde etmek istediği kişisel veriler konusunda e-ticaret sitelerinin KVKK yükümlülüklerine dikkat etmesi gerekiyor. Her e-ticaret sitesinin kullanıcılarını elde etmek istediği veriler konusunda aydınlatması gerektiğini de hatırlatan ünal, kişisel veriler konusunda e-ticaret sitelerinin de mutlaka uymak zorunda olduğu KVKK yükümlülüğünün açık rızanın alınması olduğunu ifade ediyor. Alışverişte ya da kampanyalar öncesi ve sonrasında kullanıcılardan elde edilen kişisel verilerin işlenmesi gibi amaçlarında her detayın açık ve net şekilde veri sahibine aktarılması ve açık rızasının alınması gerektiğinin altını çizen Günal, bu eylemleri gerçekleştirmeyen e-ticaret sitelerinin cezalarla karşılaşacağını ifade ediyor.

    Hackerler Size Cazip Fırsatlar Sunabilir, Aman Dikkat

    Şu sıralar birçok özel güne dair kampanya ve indirimlerle karşılaşılıyor. Cazip teklifler, inanılmaz indirimler ise kullanıcıları cezbediyor. Özellikle e-postalara düşen indirim temalı oltalama saldırılarına dikkat çeken Günal, güvenilir olmayan ve hacker tuzakları ile dolu site yönlendirmelerine karşı kullanıcıları uyarıyor. Hackerlerin kurdukları tuzaklara karşı kişisel verileri korumak isteyen kullanıcılar için Serap Günal 5 öneride de bulunuyor.

    1. E-postalarınıza gelen maillerin doğruluğunu kontrol edin.

    2. İndirim ve hediye tekliflerinin doğruluğunu kontrol edin.

    3. Güvenilir alışveriş sitelerinden alışveriş yapın.

    4. Hesap özetlerini ve kredi kartı ekstrelerini kontrol edin.

    5. Antivirüs yazılımları kullanın.

  • Asus yeni sunucusunu duyurdu

    Asus yeni sunucusunu duyurdu

    RS620SA-E10-RS12, 2U biçiminde üst seviye bilgi işlem yoğunluğuna odaklanan ilk 2U6N yüksek yoğunluklu sunucu olma özelliğine de sahip. Yüksek işlem yoğunluğu ile düzenli kablo tasarımını birleştiren bu sunucu, standart veri merkezi ortamları için geliştirildi.

    RS620SA-E10-RS12, 2U kasa içinde her biri AMD EPYC 7002 işlemciye sahip altı adet düğüme sahip. 280 W’a kadar TDP’ye ve düğüm başına 64 adede kadar çekirdeğe sahip olan bu sunucu, her düğümde bir PCIe 4.0 x16 yuvası ve bir OCP 3.0 olmak ile PCI Express (PCIe) .0 bant genişliği sunuyor. PCIe 4.0 x16 yuvası, NVIDIA T4 gibi düşük profilli GPU’ları destekleyerek çeşitli yapay zeka çıkarımı iş yüklerini hızlandırmayı sağlıyor. RS620SA-E10-RS12 ayrıca çalışırken değiştirme imkanı sunan 12 adet depolama yuvasıyla esneklik sağlıyor. Altı adet SATA/SAS sabit sürücü ve altı adet NVMe SSD ile kullanılabilen bu 12 yuvanın tamamında istenilirse NVMe SSD depolamaya yer verilebiliyor.

    Şirketin iddiasına göre depolama ve ağ arayüzü denetleyicilerinde (NIC) tam PCIe 4.0 desteği sunan RS620SA-E10-RS12, bilgi işlem, yapay zeka ve veri işleme uygulamalarının yüksek hızlı aktarım ihtiyaçlarını karşılıyor. Yazılım tanımlı depolama (SDS) ve yazılım tanımlı ağ (SDN) çözümlerinin olgunlaşmasıyla kurumlar operasyonları için hiper birleşik altyapılardan (HCI) yararlanmaya daha sıcak bakıyor. Bu altyapılar sayesinde şirketlerin depolama, ağ anahtarı ve bilgi işlem için ayrı cihazlar satın almasına gerek kalmıyor.

    Toplam sahip olma maliyeti söz konusu olduğunda da RS620SA-E10-RS12, çok çekirdekli AMD EPYC 7002 işlemcilerin özelliklerini sunuyor. Daha fazla CPU çekirdeği, hem bulut hem de HCI üzerinde sanallaştırma uygulamaları için sonuç veriyor. Çok sayıda çekirdeğe ve yüksek yoğunluklu tasarıma sahip RS620SA-E10-RS12 farklı senaryolarda ve BT altyapılarında kullanım için uygun.

  • Android uygulamaları bilgisayarda çalışabilecek

    Android uygulamaları bilgisayarda çalışabilecek

    Microsoft, uzun yıllardır telefonlardaki uygulamaların Windows üzerinden de çalışabilmesini istiyor. Bu kapsamda ilk olarak geçtiğimiz yıllarda Project Astroia isimli projesiyle bunu deneyen şirket, istediği sonucu alamamış ve proje yarım kalmıştı.

    Ancak şirketin bu konuda pes etmediği ve Project Latte projesi ile birlikte hayalini gerçekleştirmek için yeniden adım attığı öğrenildi. Proje Windows Subsystem for Linux yani WSL aracını temel alacak.

    Bir yandan Insider programında test süreci devam ederken, diğer yandan test için Samsung telefonların kullanıldığı öğrenildi. Microsoft’un bir süredir Samsung ile işbirliği içinde olduğu ve entegrasyon sürecinde sıkı bir alışverişte oldukları biliniyor.

    Ancak Microsoft’un işi o kadar da kolay değil. Öncelikle Google Play Services’in sadece Android ve Chrome OS cihazlarda çalışması gerekiyor. Yoksa Google’ın alternatif işletim sistemlerine izni yok. Bu nedenle Microsoft’un bir Android alt sistemini kurması hayati önem taşıyor.

    Microsoft bu konuda açıklamada bulunmazken, akıllara Huawei Mobile Services geliyor. Huawei de bu platform üzerinden telefonuyla bilgisayarlarını bir araya getirebiliyor ve başarılı bir entegrasyon söz konusu.

    Microsoft’un 2021 yılının sonlarına doğru projeyi hayata geçirmesi bekleniyor. Bakalım şirket bu kez amacına ulaşabilecek mi?

  • 2020 yılının en kötü parolaları belli oldu

    2020 yılının en kötü parolaları belli oldu

    En sık kullanılan parolalarla ilgili yıllık özetlere bakıldığında çoğunlukla güvenliğin değil, kolaylığın ön planda tutulduğu hemen dikkat çekiyor. Ancak bu durum dijital hesapların ve verilerin çalınma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmasını beraberinde getiriyor.

    Parola yönetim hizmetleri sunan Nordpass’ın global düzeyde gerçekleştirdiği araştırması da bu durumu doğruluyor. Siber güvenlik kuruluşu ESET’in paylaştığı bilgiye göre Nordpass, 2020 yılında internette en yaygın olarak kulanılan 200 parolayı açıkladı. Görülen o ki, kolay tahmin edilebilir çeşitli sayı kombinasyonları her zamanki gibi yine popüler.

    123456 birinci sırada

    En kötü on paroladan yedisi çeşitli sayı kombinasyonlarından oluşuyor. “123456” birinci sırada, “123456789” ise ikinci sırada yer alıyor. “12345678” ise beşinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada “picture1” ve dördüncü sırada da “password” kelimeleri geliyor.

    Bu parolalar bir saniyeden kısa sürede kırılabilir

    Basit parolaların oluşturduğu risk ise endişe verici: En yaygın beş parola 4,5 milyon kullanıcı tarafından kullanılıyor ve bu da 38 milyondan fazla veri ihlalini açıklıyor. Ayrıca “picture1” dışındaki tüm bu parolalar bir saniyeden kısa bir sürede kırılabilir.

    İşte yılın en kötü 10 parolası:

    1. 123456

    2. 123456789

    3. picture1

    4. password

    5. 12345678

    6. 111111

    7. 123123

    8. 12345

    9. 1234567890

    10. senha (Portekizce’de parola anlamına geliyor)

    Benim parolam da listede! Ne yapmalıyım?

    Listede yer alanlardan biri de sizin parolanız ise, hesaplarınızı güvende tutmak için derhal değiştirmelisiniz. Ayrı ayrı tüm online hesaplarınız için benzeri olmayan bir metin dizisi belirleyin; doğru oluşturursanız parolanızı kırmak oldukça zor hale gelir. Bunu yaparken geçmişte kullandığınız parolaları tekrar kullanmaktan kaçının.

  • Televizyonda HD film izleyener karbon emisyonlarını artırıyor

    Televizyonda HD film izleyener karbon emisyonlarını artırıyor

    Programların standart çözünürlükte (SD) izlenmesini öneren kuruluş, küçük ekranlarda kullanıcıların aradaki farkı göremeyebileceğini belirtti.

    Royal Society’nin raporunda platformlar ve düzenleyici kurumların çözünürlük kalitesini sınırlaması ve SD’nin varsayılan çözünürlük olması gerektiği çağrısı yapılıyor.

    Kuruluşa göre küresel emisyonlarda dijital teknolojinin payı yüzde 1,4 ile 5,9 arasında değişiyor.

    Royal Society’nin enerji tasarrufu için önerdiği bir başka yol da eğer izlenmiyorsa müziğe eşlik eden videoların kapatılması.

    Raporu kaleme alan bilim insanları bu tür basit adımlarla, müzik platformlarının karbon emisyonlarının yüzde beş oranında aşağı çekilebileceğini vurguladı.

    YouTube, serverlarını yenilenebilir enerjiyle çalıştırarak karbon emisyonlarını yüzde beş azalttığını açıklamıştı.

    Raporda ayrıca yeni cihaz üretiminin karbon emisyonlarını önemli oranda artırdığı belirtilerek tüketicilere mevcut telefonlarını daha uzun süre kullanmaları tavsiye ediliyor.

    Kuruluşa göre iki yılda bir değiştirilen telefonlarda üretim aşamasındaki karbon emisyonunun miktarı, bu telefonların ömrü boyunca oluşturacağı emisyonun yarısı kadar.

    Fakat tüketiciler telefonlarını iki değil dört yıl kullanırlarsa bu oran yarıya inecek.

    Royal Society, ikinci el telefon almanın ya da cihazları paylaşmanın da üretimden kaynaklanan emisyonların azaltılmasına yardımcı olacağına dikkat çekti.

    Kuruluş ayrıca ev ve iş yerlerinde kullanılan bilgisayarlarda bulut teknolojisinden yararlanılmasının karbon emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunacağını belirtti.

    Uzmanlara göre bu teknoloji daha etkin sunucu kullanımı sağlıyor. Bunun nedeni, sunucuların boştayken enerji harcamaması.

    Raporda teknoloji firmalarının şeffaf davranarak dijital ürün ve hizmetlerinin yarattığı karbon emisyonlarına ilişkin bilgileri paylaşması gerektiği belirtiliyor.

  • Biyolojinin büyük gizemini yapay zeka çözdü

    Biyolojinin büyük gizemini yapay zeka çözdü

    Proteinlerin üç boyutlu bir şekilde nasıl katlandığını hesaplayabilmek yarım yüzyıldır bilim insanlarının hedeflerinden biriydi.

    Bilimsel bir yarışma düzenleyen organizatörler, Londra merkezli yapay zeka laboratuvarı DeepMind’ın bu gizemi büyük oranda çözdüğünü duyurdu.

    Proteinlerin şekillerini anlamak, hastalıkları tedavi eden ilaçlar üretmek için kritik öneme sahip.

    DeepMind’ın bu buluşunun çok sayıda hastalığa dair araştırmayı hızlandırması bekleniyor. Bunlara Covid-19 da dahil.

    Yapay zeka programının pahalı ve uzun zaman alan laboratuvar yöntemleriyle kıyaslanabilecek bir başarıyla proteinlerin şekillerini ortaya koyabileceği belirtiliyor.

    Yarışmanın panelinde yer alan California Üniversitesi’nden Dr. Andriy Kryshtafovych, bu gelişmenin “dikkate değer” olduğunu söylüyor:

    “Proteinlerin şekillerini bu kadar hızlı ve isabetli bir şekilde belirleyebilmek bilimde bir devrim yaratma potansiyeline sahip.”

    Bütün canlılarda bulunan proteinler yaşam için gerekli olan kimyasal süreçlerde temel bir rol oynar.

    Aminoasit zincirlerinden oluşan proteinler sonsuz sayıda farklı türde katlanarak değişik şekiller alabilir.

    Bu şekiller, proteinlerin işlevlerini nasıl yerine getireceği konusunda belirleyicidir.

    Pek çok hastalık proteinlerin kimyasal reaksiyonlardaki katalizör rolleri (enzimler), hastalıklarla mücadeledeki rolleri (antikorlar) veya kimyasal bilgi iletimindeki rolleri (insülin gibi hormonlar) ile ilişkilidir.

    Yarışmanın paneline başkanlık eden Maryland Üniversitesi’nden Dr. John Moult “Bu hayati moleküllerin şekillerindeki en ufak değişiklik bile sağlığımızda felaket etkilere yol açabilir” diyor ve ekliyor:

    “Bu yüzden bir hastalığı anlamak ve tedavi yöntemi bulmak için en etkili yollardan biri, bu sürece dahil olan proteinleri anlamaktır.

    “İnsanlarda on binlerce protein vardır. Diğer türlerde ise milyonlarca. Bunlara virüsler ve bakteriler de dahil.

    “Fakat bu proteinlerden yalnızca birinin şeklini anlayabilmek pahalı ekipmanlarla yıllarca süren çalışmalar gerektiriyordu.”

    1972’de Christian Anfinsen aminoasitlerin dizilimini bildikten sonra proteinlerin şekillerinin hesaplanabileceğini gösteren çalışmasıyla Nobel Ödülü kazandı.

    Bunu başarabilmek için her yıl 20’den fazla ülkeden bilim insanlarından oluşan ekipler, aminoasit dizilimleri bilinen yaklaşık 100 proteinin şekillerini bilgisayar programlarıyla hesaplamaya çalışıyor.

    Aynı anda biyologlar laboratuvarlarda x-ray kristalografi ve NMR spektroskopi gibi geleneksel yöntemlerle proteindeki her atomun konumlarını ortaya çıkarıyor.

    Sonrasında Protein Yapısı Tahmini Tekniklerinin Eleştirel Değerlendirilmesi Üzerine Topluluk Genelinde Deney adlı ekipten bilim insanları tahminler ile gerçekleri karşılaştırıyor.

    Deney ekibi tahminlerin doğruluğuna göre 0-100 arasında notlar veriyor. DeepMind’ın AlphaFold adlı programıyla ulaştığı 90 skoru, laboratuvarda kullanılan tekniklere denk olarak görülüyor.

    AlphaFold programı makine öğrenmesi denilen bir süreçle, Kamusal Protein Veri Tabanı’nda bulunan proteinleri ve şekillerini inceledi.

    Yapay zeka, oradan edindiği bilgilerle yola çıkarak yeni proteinlerin şekillerini yüzde 90 oranında doğrulukla hesaplamayı başardı.

    Proteinlerin yapısını bu şekilde hesaplayabilmek kanser, demans, bulaşıcı hastalıklar gibi hastalıkları anlamak ve bunlara yönelik ilaç geliştirmek için kritik öneme sahip.

    Bunun örneklerinden biri SARS-Cov-2. Bilim insanları Covid-19 hastalığına yol açan bu virüsün insan hücreleriyle etkileşime girmesini sağlayan taç şeklindeki proteinleri inceliyor.

    Deney ekibinin eski katılımcısı ve denetleyicisi olan University College London’dan Prof. Andrew Martin “Proteinin nasıl katlandığı, fonksiyonu açısından belirleyici” diyor ve ekliyor:

    “Bunu bilmek sağlık için de hastalık için de önemli. Yalnızca enfeksiyonları değil, kalıtımsal bazı hastalıkları da çözebiliriz.”

    İngiltere’deki Avrupa Biyoenformatik Enstitüsü’nden Prof. Dam Janet Thornton bunu öğrenmenin evrimi anlamayı da kolaylaştıracağını söylüyor.

    Diğer bilim insanları yapay zekanın ürettiği verileri detaylıca inceleyecek ve testlere tabi tutacak.

    Bu konu etrafında hâlâ bilinmeyen başka şeyler de var. Birden fazla proteinin nasıl bir araya geldiği, proteinlerin DNA ve RNA gibi moleküllerle nasıl etkileştiği gibi konular bunlar arasında.

    Dr. Kryshtafovych, “Tekil proteinler için problemin büyük bir kısmı çözüldüğüne göre kompleks proteinlerin şekillerini tespit etmeye giden yol da açıldı. Bunlar yaşamın makineleri” diyor.