Çorum Adalet Derneği Başkanı Yakup Alar, terör örgütüne destek sağlayan siyasi partilerin hazine yardımlarının ve maddi imkanların kesilmesini istedi.
Siyasi partilerin demokrasilerin vazgeçilmez unsurları olduğunu söyleyen Alar, “Ülkenin sorunlarına çözüm bulmak için iktidara talip olan siyasi partiler sorunun bir parçası olması halinde kuralların işletilmesi hukuk devleti olmanın bir gereğidir” dedi.
Terörle mücadelenin tüm siyasi partilerin ortak görevi olması gerekirken terör örgütlerinin temsilciliğinin ve sözcülüğünün yapılması durumunda yetkili organlarca gereğinin yapılması gerektiğine vurgu yapan Alar, “Meclisteki bütçe görüşmelerinde de ortaya çıktığı gibi HDP , PKK’ nın sözcülüğünü ve hamiliğini yapmayı sürdürmüş,kendisine tanınan seçmenlerini temsil etme hakkını kötüye kullanmıştır. HDP nin organize ettiği 6/8 ekim olayları,hendek ve çukur terörü, teröristlerin cenazelerine katılmayı zorunlu kılmaları, pkk lı teröristleri araçlarında saklamaları, delilleri yok etmek için tırnakçılık yaparak teröristin cebinden telefonu almaları gibi yüzlerce yardım ve yataklık olayına karşına hdp milletvekilleri yapmış oldukları eylemler ile HDP’ yi PKK’ ya yardım ve yataklık konusunda odak haline getirmiştir” diye konuştu.
“Anayasa ve siyasi partiler kanununa göre kapatılma davası açılmalıdır” diyen Alar açıklamasını şöyle sürdürdü; “Ancak son yapılan anayasa ve siyasi partiler kanununda yapılan düzenlemeler ile parti kapatmaları zorlaştırılmış, daha çok suça karışan parti üyelerine yaptırım ve hazine yardımının kesilmesi öngörülmüştür.
Terör örgütünün sözcülüğünü yapan HDP’ nin belediyenin mali imkanlarını pkk ya aktarması sebebiyle İçişleri bakanlığı tarafından haklı bir uygulama ile kayyum atanarak belediyenin kaynaklarının PKK’ ya gitmesine engel olunmuş ,söz konusu kaynakların halka hizmet olarak dönmesi sağlanmıştır. Ancak belediyelerdeki bu kaynak akışı kayyum ataması ile durdurulurken her yıl terör örgütü PKK’ nın sözcülüğünü ve hamiliği yapan HDP ye bütçeden hazine yardımı yapılmaktadır.2019 yılında 92 milyon tl ,2020 yılında 50 milyon tl alan HDP 2021 bütçesinden de 57,5 milyon tl hazine yardımı alacaktır. Bir taraftan terörle mücadele için askerimiz polisimiz canıyla malıyla mücadele ederken ve bu mücadele için milyarlarca dolar harcama yapılırken diğer taraftan da terör örgütüne dolaylı olarak hazineden destek sağlanması insanın içini acıtmaktadır. Nasıl ki belediyelerdeki kaynak aktarımının önüne kayyum atması ile geçildi ise hazine yardımının kesilmesiyle de terörün dolaylı yoldan devlet eliyle beslenmesinin de önüne geçilecektir. Bu görev Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevidir. Geçmiş dönem uygulamalarına bakıldığında parti kapatmaları olumlu sonuç vermemiş, kapatılan parti mağduriyet edebiyatı yaparak başka isimle faaliyetine devam ettiği görülmüştür. Anayasa ve siyasi partiler kanununa göre parti kapatmak zorlaştırıldığından ve çözüm olmayacağından terör örgütüne destek sağlayan partilerin hazine yardımları ve maddi imkanlar kesilmeli ve İçişleri bakanımız Süleyman Soylunun tabiriyle millet derinden bir ohh çekmelidir. Diğer siyasi partiler de gelecek seçimlerdeki ittifakları değil çocuklarımızın geleceğini düşünerek terörle mücadeleye destek vermeleri gerekmektedir”
Saadet Partisi Çorum İl Başkan Yardımcısı İbrahim Zorlu, ” Bizim kapımız herkese açık. Biz herkesle bir araya gelebiliriz, birlikte çalışabiliriz ” dedi.
Davada istikametini hiç bozmadıklerını ifade eden Zorlu, “Bizim kapımız herkese açık. Geçmişte bizim hakkımızda çok ciddi iftiralarda bulunanlar, yalan söyleyenler de bunu bilsin. Elbette bunu ihtiyatla ele alınmasında da fayda var. İnandığımız 51 yıllık davada istikametimizi hiç bozmadık. Bu yoldan ayrılmadık ve teşkilatlarımız bu istikamette çalışmaya devam ediyor. Biz herkese kucağımızı açtık. Davetimiz herkesedir. Biz herkesle bir araya gelebiliriz, birlikte çalışabiliriz. Çünkü bizim davamız büyük bir dava” diye konuştu.
Kutuplaşmaya dikkat çeken Zorlu, “Biz, insanları düşünmeye davet ediyoruz. Bizim prensiplerimiz çok net. Biz, şahsiyetlerle uğraşmaya önem vermiyoruz. Birinci mesele, Türkiye’nin normalleşmesi için kutuplaşmadan kurtulması icab eder. İkinci mesele adalet olmadan bir ülkede huzur olmaz. Üçüncü mesele, siz devlette belirli bir makamlara gelecek insanların liyakatini gözeterek o makamlara getirirseniz problemleri çözemezsiniz” Şeklinde konuştu.
PTT AŞ Genel Müdürü Hakan Gülten: “Kampanya ile vatandaşlarımızın yeni yıl ihtiyaçlarını ekonomik fiyatlarla karşılamalarını sağlıyoruz”
PttAVM, 27 Aralık tarihine denk gelen 2020 yılının son pazar gününde “Yılın Son Pazarı Türkiye’nin Pazarı” sloganıyla yıl sonu indirim kampanyasına hazırlanıyor.
Türkiye’nin yerli ve millî e-ticaret platformu PttAVM, vatandaşlarımıza, KOBİ’lerimize ve e-ticaret sektöründe faaliyetlerini sürdüren kurum ve kuruluşlara destek vermek amacıyla 27 Aralık tarihinde ‘Büyük İndirim Günü’ başlatıyor.
PTT AŞ Genel Müdürü Hakan Gülten, 2020 yılının son Pazar gününde “Yılın Son Pazarı Türkiye’nin Pazarı” sloganıyla ekonomik ve indirimli satışların yapılması için çalışma başlattıklarını belirtti. Kampanyanın, her yılın son pazar gününden yeni yıla kadar devam edecek şekilde sürdürülmesinin hedeflendiğini dile getiren Gülten, “Kampanya ile vatandaşlarımızın yeni yıl ihtiyaçlarını ekonomik fiyatlarla karşılamalarını sağlıyoruz” dedi.
KOBİLERE VE ULUSAL MARKALARA DESTEK
Kampanyanın tüm kesimleri kapsamasına özen gösterdiklerini belirten Gülten, “Kampanya kapsamında, özellikle pandemi süreciyle satışlarında düşüş yaşayan KOBİ ve ulusal markalarımıza, “stoklarınızı birlikte bitirelim” anlayışıyla satışlarını artırma imkânı sağlanması ve finansal olarak destek olunması amaçlanıyor. PttAVM.com olarak tedarikçilere kargo desteği, ücretsiz ürün tanıtımı ve reklam desteği gibi çeşitli ayrıcalıklar da sunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
BİNLERCE ÜRÜN İÇİN AVANTAJLI FİYATLAR
PttAVM.com’un elektronikten ev ürünlerine, mutfak gereçlerinden moda ürünlerine kadar farklı ihtiyaç ve tarza hitap eden milyonlarca ürünü vatandaşlarımıza ulaştırdığını kaydeden Gülten, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dinamik yapısını ve kolay kullanım avantajını, ekonomik satış vizyonuyla birleştirerek, etkili bir alışveriş imkânı sağlayan PttAVM, müşterilerine uygun fiyatlarla kaliteli bir alışveriş deneyimi sunuyor.”
Çorum’un Ortaköy İlçesi’nde Altyapı ve Kanalizasyon hattı yapım çalışmaları devam ediyor.
Ortaköy Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğünce yapımına devam edilen Altyapı ve Kanalizasyon hattı çalışmaları devam ediyor.
Ortaköy Belediye Başkanı Taner İsbir yapmış olduğu açıklamada; “İlçemizde eksik kalan altyapı ve Kanalizasyon hattı yapım çalışmalarına Öllükçül mevki ve Adnan Menderes caddesi üzerinde devam ediyoruz.Belediyemizin imkanları kısıtlı,malzeme ve maddi imkansızlıkları mevcut,tabiî ki bunların hiçbiri bizim için bir sorun olamaz,Diğer kurumlar ile yapmış olduğumuz görüşmeler ile hizmetlerimize destek bulduk. Koroge borumuzu bir kurumdan,Hat bacamızı bir kurumdan ,gömlekleme kumumuzu bir kurumdan olmak üzere kepçe,bilezik ve işçiliği de kendimiz temin ederek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hizmetlerimize desteğini esirgemeyen kurumlarımıza ve sahada çalışan tüm personelime ilçe halkım adına teşekkür ediyorum” dedi.
SGK Çorum İl Müdürü Ömer Tök borç yapılandırma ile ilgili yaptığı yazılı açıklama ile çağrıda bulundu.
Tök, “7256 yapılandırmaya son başvuru tarihi 31 Aralık 2020’dir. Buna göre işveren ve sigortalılarımız gelin başvurun fırsatları kaçırmayın. Yapılandırma büyük fırsat, yapılandırın kazançlı çıkın“ dedi.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), prim borçları, genel sağlık sigortası borçları ve diğer bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdürüyor.
SGK Çorum İl Müdürü Ömer Tök yazılı açıklama ile yapılandırmanın son başvuru tarihinin 31 Aralık 2020 olduğunu belirtti.
Başvurular hem internetten hem şahsen yapılabilir Tök’ünaçıklamasında “2020 yılı Ağustos ayı ve öncesi dönemlere ait, Sigorta primleri, Genel Sağlık Sigortası primleri, 31 Aralık 2020’den önce kesinleşen idari para cezaları Bağ-Kur sigortalılarının daha önce durdurulan hizmet sürelerinin ihyası halinde doğan alacaklar, vb. SGK alacakları yapılandırma kapsamındadır. Başvurularınızı 31 Aralık 2020 tarihine kadar, e-sigorta kanalıyla internet üzerinden yapabileceğiniz gibi, şahsen veya posta yoluyla sosyal güvenlik kurumu birimlerine de yaptırabilirsiniz” ifadeleri yer aldı.
Açıklamada borcunu peşin ödeyen işverenler için Yİ-ÜFE nin yüzde 90 ı, ilk iki taksit süresi içinde taksitle ödeyen işverenler için de yüzde 50’sinin silineceği, taksitli ödemeyi tercih eden borçluların ikişer aylık dönemlerde 6,9,12 ve 18 eşit taksitle ödeme yapabilecekleri belirtildi.
“Borçlarımızı yapılandıralım bu avantajları kaçırmayalım” Yapılandırma Kanununa göre süresinde ödenen alacaklara, kanunun yayımlanma tarihinden sonra gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmayacağını açıklayan Tök, şunları belirtti:
“Yapılandırmadan yararlanmak için herhangi bir teminat istenmeyecektir. Yapılandırılan borçlardan dolayı icra takibi ve haciz işlemleri yapılmayacaktır. Yapılandırmadan önce tatbik edilen hacizler, yapılacak ödemeler nispetinde kaldırılacaktır. Yapılandırmada ilk iki taksitin süresinde ve tam olarak ödenmesi halinde borcu yoktur yazısı alınabilecektir. Yapılandırma devam ettiği sürece yapılandırma taksitlerinin ve yapılandırma dışındaki borçların süresinde ödenmesi kaydıyla sigorta primi teşvik uygulamalarından yararlanılacaktır. İhale ve İnşaat İş Yerleri için borçlu işverenlerimiz, borçlarının peşin veya taksitle tamamının ödenmesi halinde ilişiksizlik belgesi/teminat iadesi yazısı alabileceklerdir.”
Türkiye Kamu-Sen Çorum İl Temsilcisi ve Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Selim Aydın, 21 Aralık 2020 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu toplantısı ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, Konfederasyonuna bağlı sendika genel başkanları, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve il temsilcilerinin katılımıyla 21 Aralık 2020 Pazartesi günü video konferans yöntemiyle bir toplantı gerçekleştirdiğini açıklayan Aydın, istişare toplantısında ülke kamuoyunu yakından ilgilendiren konular ile kamu görevlileri ve emeklilerinin mali ve özlük haklarına ilişkin gelişmeler değerlendirilerek önümüzdeki döneme yönelik yeni stratejilerin belirlendiğini söyledi.
Aydın, bu çerçevede Konfederasyonun görüşlerini içeren Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı sonuç bildirgesini kamuoyunun ve kamu görevlilerinin bilgilerine sunulduğunu kaydetti.
Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı sonuç bildirgesi aşağıda yer almaktadır;
“1. COVID-19 Salgını tüm hızıyla sürerken salgına karşı insanüstü mücadele veren başta sağlık çalışanları olmak üzere kamu çalışanları maddi ve manevi olarak desteklenmelidir
Geçtiğimiz yılın sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan COVİD-19 küresel bir salgın haline gelerek insanlık tarihinin en büyük travmalarından birisi olmuştur. Virüsten etkilenenlerin ve virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı hızla artmaktadır. Bu çerçevede vatandaşlarımızın sağlığı uğruna mesai mefhumu gözetmeksizin hayatlarını ortaya koyan başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere kamu hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde sağlanması için cansiperane mücadele veren tüm kamu görevlilerine teşekkür ediyor, salgınla mücadele esnasında hayatını kaybeden sağlık çalışanları ve kamu görevlilerine ve tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, hastalara acil şifalar diliyoruz.
Bununla birlikte salgın nedeni ile çeşitli olumsuzluklara maruz kalan, gelirleri düşen kamu görevlilerinin desteklenmesinin gerekli olduğunun altını önemle çiziyoruz. Her türlü güçlüğe göğüs gererek görevlerini sürdüren sağlık çalışanlarımız ve diğer kamu görevlilerinden, görevleri nedeni ile virüse maruz kalarak hayatını kaybedenlerin şehit statüsünde değerlendirilmesi; COVID-19’un ise meslek hastalığı olarak tanımlanması yolundaki talebimizi ısrarla yineliyoruz. Bu uygulamanın salgın ile mücadele eden kahraman kamu görevlilerimize minnet borcumuzun bir ifadesi olacağını vurguluyoruz.
2. Ekonomik gerçekler dikkate alındığında memur maaşlarına ilave zam yapılması zorunludur
Hali hazırda açıklanan resmi enflasyonun yüzde 14’leri aştığı 2020 yılında, memur maaşları yalnızca enflasyon farkı dahil yalnızca yüzde 9,8 artmıştır. Yaşadığımız pandeminin de etkisi ile gıda fiyatlarındaki artış yüzde 21’i bulmuş, ailenin zorunlu harcamaları aynı oranda yükselmiştir. Buna bağlı olarak kamu çalışanlarının ve emeklilerin alım gücü son bir yılda yüzde 11 düşmüştür. TCMB’nin faizleri arttırması, önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da yükseleceğinin işaretidir. Kaldı ki bu dönemde memur maaşları altın, gümüş, döviz, gayri menkul gibi tüm yatırım araçları karşısında da yüzde 50’ye varan oranlarda değer kaybı yaşamıştır. Hal böyle iken yetkili olduğu halde etkisini ortaya koyamayan sözde yetkili sendikalar ve konfederasyonun basiretsizliği nedeni ile 2021 yılında da memur maaşlarına yalnızca yüzde 3+3 zam yapılması kararlaştırılmıştır.
Bütün gerçekler göz önünde bulundurulduğunda 2021 yılı için memur ve emeklilere reva görülen bu zammın hiçbir mesnet ve karşılığı bulunmamaktadır. Gerek ekonomik gerçekler gerekse resmi tahminler göz önünde bulundurulduğunda 2021 yılı için memur ve emeklilere yapılması kararlaştırılan yüzde 3+3 zammın güncellenmesi ve geçmiş dönem kayıplarını da karşılayacak şekilde tatminkar bir maaş artışı yapılması zorunludur.
3. Her şartta Türk milletinin, Kahraman ordumuzun ve Devletimizin yanında olmaya devam edeceğiz
Dünya büyük bir dönüşüm sürecinden geçerken, bu dönüşümün emperyalistlerin coğrafyamız üzerinde kurduğu yeni bir paylaşım planı çerçevesinde gerçekleşeceğini ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, kahraman ecdadımızın mücadelesi, sayısız şehidimizin canı, gazilerimizin emekleriyle hür ve bağımsız olarak yaşama hakkı elde ettiğimiz bu topraklarda, bugün yeni bir saldırı dalgası ile daha karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Gerek Akdeniz’de gerek Libya’da gerekse ülkemizin güneydoğusunda yaşanan gelişmeler, yurdumuzun dört koldan kuşatma altına alınmaya çalışıldığını ortaya koymaktadır. Bu kuşatmayı kırmak ve emperyalist güçlerin planlarını yerle bir etmek adına Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirdiği her türlü operasyonu sonuna kadar desteklediğimizi ifade ediyoruz. Türk milletinin güvenliğinin dünyanın neresinde olursa olsun Türklerin ve mazlumların güvenliğinin sağlanmasından geçtiğinin bilincindeyiz. Bu çerçevede emperyalist saldırıların bir uzantısı olarak işgal edilen Azerbaycan’ın öz toprağı Karabağ’ın azatlığa kavuşmasını büyük bir gurur ve mutlulukla karşıladığımızı belirtiyor, bu zaferin başta Doğu Türkistan olmak üzere zulüm altında inleyen tüm mazlumlar için kurtuluş işareti olmasını diliyoruz. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak, Türk milletinin bu topraklardaki hâkimiyetini ilelebet sürdüreceğine olan sarsılmaz inancımızı yineliyor, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kahraman ordumuzun ve devletimizin yanında olacağımızı bir kere daha ve kararlılıkla vurguluyoruz.
4. Kamudaki her türlü ayrımcılığa son verilmesini istiyoruz
Dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, 15 Temmuz hain darbe girişimi ile birlikte değerlendirildiğinde; ülkemizde birlik ve beraberliğin korunması, toplumsal huzur ve refahın tesis edilmesinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Birlik ve beraberliğimizin muhafazası ise ancak toplumun her alanında adalet, liyakat ve eşitlik ilkesinin tavizsiz bir biçimde hayat bulmasıyla mümkündür. COVID-19 salgını esnasında, ayrım yapmaksızın bütün kamu görevlilerimizin yaptığı fedakârlıklar bir kere daha görülmüşken, çalışanlarımızı sendikal aidiyetler üzerinden ayrışma, bölünme ve baskı ortamına sürükleyen anlayışı kabul etmiyoruz. Kamudaki her türlü ayrımcılığın bir an önce sonlandırılmasını bir kere daha yüksek sesle talep ediyoruz.
ADİL, DEMOKRATİK VE ÇAĞDAŞ BİR SENDİKA VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNU İSTİYORUZ
5. Evrensel sendikacılığa uygun, Uluslararası Sözleşmelerde tanınan hakları içeren, adil, demokratik ve çağdaş bir sendika ve Toplu Sözleşme Kanunu İstiyoruz
Geçtiğimiz yıl yaşanan toplu sözleşme süreci, 4688 sayılı Kanunun revize edilerek toplu sözleşme görüşmelerinin katılımcı bir yapıya kavuşturulmasının, toplu sözleşme imzalama ya da uzlaştırma mekanizmalarına başvuru haklarının masada bulunan konfederasyonların temsilcilerinin çoğunluk kararına bağlanmasının, genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kollarına ilişkin toplu sözleşme görüşmelerinin ayrılmasının, Hakem Kurulu’nun yapısının tarafların eşit temsiline dayalı olarak yeniden düzenlenmesinin, kamu görevlilerinin grev ve siyasete katılma haklarının tanınmasının zorunlu hale geldiğini bir kere daha ortaya koymuştur. Ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi, ILO’nun 87 Sayılı Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını düzenleyen 151 Sayılı Sözleşmesi, 98 sayılı ILO Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddeleri Anayasamızın 90. maddesi hükmü çerçevesinde ele alındığında kamu çalışanlarının adil bir temsil ile gerçek anlamda toplu sözleşme ve grev haklarını kullanmalarını ve siyasete katılmalarını sağlayacak düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, bu konuda derhal çalışmalara başlanarak evrensel sendikacılığa uygun, uluslararası sözleşmelerde tanınan hakları içeren, adil, demokratik ve çağdaş bir kanun teklifi hazırlanması gerektiğine inanmaktadır.
6. Vergi adaletsizliğinin çözülmesi, 3600 Ek Gösterge uygulamasının tüm memurları kapsayacak şekilde genişletilerek hayata geçirilmesi, bütün ek ödemelerin emekli maaşı hesabına esas alınması, kamuda liyakatin geçerli olması, mülakat uygulamasına son verilmesi, bütün güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin Genel İdare Hizmetleri sınıfına geçirilmesi, memurlara ek zam yapılması konularındaki taleplerimizde ısrarcıyız
Toplu sözleşme sürecinin kamu görevlileri lehine bir sonuç doğurmadığı ve yetkili konfederasyonun sorunlara çözüm üretme noktasındaki yetersizliği memur ve emeklilerin acil çözüm bekleyen sorunlarının bir an önce sonuca kavuşturulmasını zorunlu hale getirmiştir. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, aşağıda sıralanmış olan taleplerinde ısrarcı ve sorunların çözümü noktasında inisiyatif almakta kararlıdır:
VERGİ ADALETSİZLİĞİ SON BULMALIDIR
– Bugün kamu görevlilerinin en büyük sorunlarının başında, ülkedeki vergi sisteminin adaletsizliği gelmektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin kaynağı da vergi sistemindeki bu adaletsizliktir. Ücretli kesimden alınan gelir vergisi oranlarının kısa sürede %20 ve %27’lik dilimlere yükselmesi nedeniyle kamu görevlilerinin maaşları yıl içinde düşmekte, alınan maaş zamları artan vergi yüküne gitmektedir. Her ne kadar çıkarılan kanunla yüksek gelirli kesimin gelir vergisi oranları artırılmış olsa da gerek vergi istisnaları gerekse sonradan getirilen vergi afları nedeniyle yüksek gelirli kesimin ödeyeceği vergi miktarının artmayacağı, vergi yükünü yine çalışan kesimin taşıyacağı aşikardır. Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, gelir vergisine ilişkin mevzuatta çalışanlar lehine bir düzenleme yapılmasını ve kamu görevlilerinin ödediği gelir vergisi oranının %15’e sabitlenmesini talep etmektedir.
3600 EK GÖSTERGE KONUSU BÜTÜN MEMURLARI KAPSAYACAK ŞEKİLDE GENİŞLETİLEREK SONUCA BAĞLANMALIDIR
– 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen seçimler öncesinde Sayın Cumhurbaşkanı öğretmen, polis, hemşire ve imamların ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceğini ifade etmiştir. Ancak aradan geçen süreye rağmen verilen sözlerin tutulmadığını üzülerek görmekteyiz. Bu çerçevede en doğru yol; Sayın Cumhurbaşkanı tarafından verilen söze paralel olarak öğretmen, din görevlisi, hemşire ve polisler yanında müdürler, müdür yardımcıları, şefler, merkez taşra ayrımına tabi tutulanlarla, kurum içi yükselme sınavıyla gelen uzmanlar, idareci konumundaki kamu görevlileri, denetmenler, avukatlar, ek gösterge uygulamasından hiç faydalanamayan mübaşir, teknisyen yardımcısı, şoför gibi Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil olan personel gibi bütün kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarının yeniden ve adaletli bir şekilde düzenlenmesi olacaktır. Bu konuda hazırlanmasına katkıda bulunduğumuz ve uzun süreden beri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda beklemekte olan kanun teklifinin bir an önce gündeme alınmasını talep etmekteyiz.
BÜTÜN EK ÖDEMELER EMEKLİLİĞE SAYILMALIDIR
– Kamu görevlilerinin çalışırken elde ettiği ücret ile emekli olduğu zaman alacağı maaş arasındaki uçurumu kapatmak, özellikle emekli kamu görevlilerini yoksulluk sınırında yaşamaktan kurtarmak amacıyla, memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, sosyal denge sözleşmesi gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, bu yolla her çalışanın eline geçen ücret ile orantılı emekli maaşı almasının sağlanması gerekmektedir.
GÖREVDE YÜKSELME VE ATAMALARDA TARAFSIZLIK VE LİYAKAT ESAS ALINMALIDIR
– Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; idareci kadrolarına hak eden, liyakatli kamu görevlilerinin getirilmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir. Kamu görevlileri arasında kadrolaşmanın, adam kayırmanın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulmasının, kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanmasının adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulmasından geçtiği bilinmelidir. Bu kapsamda özellikle yönetici atamalarında yazılı sınava dayalı adil, şeffaf ve tarafsız bir sistem oluşturulmalı, kamuya personel alımlarında mutlak surette yazılı sınava itibar edilmeli, taraflı değerlendirmelere açık sözlü sınav uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir.
TÜM SÖZLEŞMELİ PERSONEL KADROYA GEÇİRİLMELİDİR
Sözleşmeli personel istihdamına son verilmeli tüm sözleşmeli personel kadroya geçirilmelidir
– Kamuda iş güvencesini zayıflatan, her türlü baskı ve istismara açık bir yapı arz eden 4/B’li, 4/C’den 4/B’ye geçen sözleşmeli, geçici, vekil, idari hizmet sözleşmeli gibi adlar altında güvencesiz istihdam modelinin kaldırılarak personelin memur kadrolarına geçirilmesi sağlanmalı, kamu kuruluşlarında memur işi yapan işçiler de aynı çerçevede kadroya geçirilerek kamu istihdam yapısı güvenceli bir şekilde düzenlenmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 2016 yılında getirilen süreli sözleşmeli personel uygulaması ile kamuda süresiz sözleşmeli istihdamı ve 3+1 yıl süreli sözleşmeli istihdamı gibi bir ayrımcılık daha ortaya çıkmıştır. Bu durum Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı bir yapı oluşturmaktadır. Son dönemde bazı belediyelerde çalışan sözleşmeli personelin işten çıkarılmalarının, Türk Yerel Hizmet-Sen’in hukuk mücadelesi sonucunda yargı kararıyla hukuksuzluğu ortaya konmuştur.
Bununla birlikte pek çok süresiz sözleşmeli personel adalet ve hakkaniyet ilkesine uymayan sözleşmeli personel istihdamının kaldırılması yolunda yargıya başvurmuş ve mahkemeler olumlu yönde karar vermiştir. Bu çerçevede artık yargı kararlarıyla da adaletsiz olduğu tescillenen sözleşmeli personel istihdamının kaldırılması elzemdir. Yaşanan gelişmeler, kamuda sözleşmeli personel istihdamının kamu hizmetlerinin devamlılığı ve tarafsızlığı ilkesine uygun olmadığını bir kere daha gözler önüne sermiştir. Yetkililer mahkeme kararlarını da göz önünde bulundurarak bir an önce sözleşmeli personel istihdamına son verecek düzenlemeyi hayata geçirmelidir. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, hak ve sorumluluklarda eşitlik, aile birliğinin sağlanması ve adaletin bir gereği olarak istisnasız tüm güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi hususunda kararlı ve ısrarcıdır.
YARDIMCI PERSONEL BEKLENTİLERİ KARŞILANMALI
Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin beklentileri karşılanmalıdır
– Kamuda liyakat ilkesinin bir gereği olarak Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil personel bir defaya mahsus olmak üzere Genel İdari Hizmetler Sınıfına geçirilmeli, bu yolla kamu görevlilerimiz arasında oluşan adaletsizlikler giderilmeli, herkesin eğitim seviyesinin gerektirdiği kadro derecesine yükselmesi sağlanmalıdır.
MEMUR PAKETİ’NİN ÇÖZME KAVUŞMASINI İSTİYORUZ
7. Kamu görevlilerinin acil çözüm bekleyen sorunlarının hazırlanacak bir “Memur Paketi” İçinde TBMM’de yasalaşarak çözüme kavuşturulmasını istiyoruz
Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, yukarıda sıraladığımız taleplerimizle birlikte kamu görevlilerimizin bayram ikramiyesi, sosyal yardımların emeklilikte de ödenmesi, aile bütünlüğünün korunması, kadın istihdamının geliştirilmesi, kreş ve gündüz bakımevleri açılması, zorunlu rotasyon, sicil ve disiplin uygulamaları, görevde yükselme, atama ve yer değiştirme gibi personelin ekonomik durumunu, verimliliğini ve etkinliğini doğrudan etkileyen konulardaki sorunların sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi için bir memur paketi hazırlanması konusunda ısrarcıdır. Hazırlanacak memur paketinin TBMM’de kanunlaşarak sayıları 20 milyona ulaşan vatandaşımızın beklentilerinin bir an önce karşılanması sağlanmalıdır.
ÖNCÜLÜK GÖREVİNİ ÜSTLENDİK
8. Gelişen teknolojinin istihdam şekli üzerinde yaratacağı tahribatı önlemek ve yeni sendikal perspektifler geliştirmek noktasında Türkiye Kamu-Sen Yine öncü olacaktır
Salgının, ekonomik ve sosyal boyutlardaki etkisiyle hayatımızı kökünden değiştireceği, bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bütün otoritelerce dile getirilmektedir. Kuşkusuz ki bu değişimin en derin yaşanacağı alan, çalışma hayatı olacaktır. Yıllardan beri “Sendika 4.0” projemizle de dile getirdiğimiz üzere bazı mesleklerin ortadan kalkması, yeni mesleklerin ortaya çıkması, yüksek oranlı işsizlik, düşük ücretler, evden eğitim, uzaktan çalışma, esnek istihdam, yapay zekalı robotların iş hayatına katılması gibi büyük bir dönüşüm süreci bizleri beklemektedir. Dünyanın yeni bir evreye girdiği bu dönemde çalışanlarımızın hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi yolundaki sendikal mücadelemiz çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Bu noktada önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak yeni istihdam yapısının avantaj ve dezavantajlarının tespit edilmesi ve yeni gelişmelere uygun bir sendikal anlayış geliştirilmesi yolunda Türkiye Kamu-Sen yine öncülük görevini üstlenmiştir.
HER TÜRLÜ ÇABAYI GÖSTERECEĞİZ
Konfederasyonumuz, önümüzdeki dönemde kamu görevlilerinin haklarının ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için her türlü çabayı gösterecek, raporlar, çalışmalar, kanun teklifleri ve eylemlerle sendikal taleplerimizi sürekli gündemde tutacak, mücadelemizin sonuca ulaşması için bütün iletişim ve mücadele kaynaklarını en etkili şekilde kullanacaktır.
Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak, Türk memur sendikacılığının öncüsü konumunda her türlü çabayı göstereceğimizi, kararlı ve cesur sendikacılık çizgisi içinde Türk milletinin değerleriyle ters düşmeyecek şekilde kamu görevlilerinin hak mücadelesini yükselteceğimizi kararlılıkla vurgularız. Kamuoyuna duyurulur.” ifadelerine yer verildi.
Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, hükümetin pandemiden doğrudan etkilenen esnafa vereceği aylık 1000 liralık desteğin ve 500 liralık kira yardımının son derece yetersiz olduğunu dile getirerek, esnafın tümüne en az asgari ücret oranında aylık destek verilmesini ve borçların ertelenmesini istedi.
Tahtasız, esnafın pandemi döneminde çektiği kredilerin ödeme zamanının geldiğini, ancak kısıtlamalar ve virüs salgınının devam etmesi nedeniyle iş yapamadıklarını, kredi ödemeleriyle birlikte sosyal güvenlik primlerinin pandemi sürecinin sonuna kadar ertelenmesini ve süreç sonunda esnafın ödeme gücüne göre yeniden yapılandırılmasını talep etti.
CHP İl Başkanı Mehmet Tahtasız, beraberinde Merkez İlçe Başkanı Ulaş Tokgöz ve parti yöneticileriyle birlikte esnaf ziyaretlerini sürdürüyor. İlçe ve köy ziyaretlerinin yanı sıra her fırsatta esnaf ve sanatkarları da ziyaret eden CHP’li yöneticiler, sorun ve talepler hakkında bilgi alarak çözüm için gerekli girişimlerde bulunuyor.
Tahtasız, toplumun tüm kesimlerinin yaşadığı sorunları yerinde tespit ettiklerinin altını çizerek, çözüm önerileri geliştirdiklerini ve tüm bunları dosya haline getirdiklerini, ilgili, yetkili makamlara ileterek çözümünün takipçisi olacaklarını söyledi.
GENİŞ KAPSAMLI ESNAF ZİYARETİ Tahtasız, Tokgöz ve beraberindekiler Kale Mahallesi’nde başta Cengiz Topel Caddesi, Milönü, Yüzüncü Yıl Çarşısı olmak üzere geniş bir alanda esnaf ziyaretlerinde bulundu.
Esnafın ve halkın sorun ve talepleri hakkında bilgi alan, pandemi sürecinde yaşanan sorunları tespit eden CHP heyeti, esnafı hayırlı işler, bereketli kazançlar temenni etti.
Tahtasız, “Esnafın iflahı kesildi, artık nefes alamıyor. Koronavirüs için tedbirler elbette ki gerekli ancak esnafın ve işçinin halini de göz önünde bulundurarak bu kesime ekonomik destek vererek tedbirleri uygulamalıyız. Sokağa çıkma kısıtlaması esnafı daha çok zor durumda bıraktı” diye konuştu.
DESTEK PAKETİNDEN ESNAFIN TÜMÜ YARARLANMALI Esnaf ise gerek koronavirüs salgını, gerek ekonomik durgunluk, gerekse sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle iş yapamaz duruma geldiklerini bildirerek, “Hükümet artık esnafın sesini duymalıdır. Büyük bir çıkmaza sürükleniyoruz. Pandemi sürecinden sadece belirli esnaf kesimi değil, tüm esnaf ve sanatkarlar etkilendi. Esnafın tümünü kapsayacak şekilde bir destek paketi oluşturulmalıdır. Acilen Türkiye’de gerekli önlemler alınarak, işçinin, esnafın giderleri karşılanmak suretiyle 14 tüm tam sokağa çıkma yasağı uygulanmalıdır” dediler.
“ESNAF BAKANLIĞI KURULMALI” CHP’nin çözüm önerilerini de paylaşan Tahtasız, esnaf sorunlarının daha kısa sürede ve etkili bir şekilde çözülmesi için “Esnaf Bakanlığı” kurulmasının şart olduğunu savundu.
Tahtasız, AVM’lere ve zincir marketlere bir düzen getirilmesini, yerel esnafın iş yapmasının ve ayakta kalmasının sağlanmasını istedi.
Esnafın kullandığı kredilerin faizsiz ve ödeme gücüne göre taksitlendirilmesini talep eden Tahtasız, “esnafın sosyal güvenlik primleri, işyerleri kapalı olduğu dönemde Hazine tarafından karşılanmalıdır” dedi.
Tahtasız, “Küçük esnafımızın yanında çalışanların kısa çalışma ödeneği ile ilgili yaşadığı sorunlar giderilmelidir. Gündelik olarak çalışan ve evine ekmek götürme çabasında olan müzisyen, garson, komi, aşçı, bulaşıkçı gibi personele kış mevsimi de dikkate alınarak gereken destekler verilmelidir” ifadesini kullandı.
Buhara Mahallesi’nde konteyner dışına atılan çöpler Mahalle Muhtarı Ümit Patıroğlu’nu isyan ettirdi.
Muhtar Patıroğlunun paylaştığı fotoğraflarda mahallede yaşayan bazı kişilerin kasıtlı olarak çöplerini konteynerlerin dığına attığı görüldü.
Yaşanılan pandemi döneminde vatandaşların çöp konusunda daha duyarlı olmalarını isteyen Muhtar Patiroğlu, atılan çöplerin görüntüsünü sosyal medya hesabında paylaşarak, şu ifadeleri kullandı; “Hey yurdumun Güzel insanı Bu görünüm sizce hoşmu konteynerler boşken neden çöpü yanına atıyoruz, neden görünüme kötü örnek oluyoruz, üstelik Covid19 hastalığının yaygın bir döneminde lütfen biraz dikkat edelim Daha temiz Buhara için daha örnek bir Buhara için çöplerimizi konteynır içine atalım sağlıcakla kalın”
Türkiye genelinde yüzbinleri, Çorum’da ise sayıları yaklaşık 500’ü bulan Usta Öğreticiler Mart ayından beri işsiz.
Meslek Eğitimcileri ve Usta Öğreticiler Federasyonu Çorum İl Temsilcisi Emine Özten Usta Öğreticiler olarak Mart ayından beri işsiz olduklarını ve zor günler geçirdiklerini dile getirerek sorunlarına bir an önce çözüm bulunmasını istedi.
Usta Öğreticilik yapan tüm hocalarımızın branşlarını kendilerine meslek edindiklerini, bu durumda ailelerin geçimlerini bu meslekle sağladıklarını, hiçbir sosyal haklarının olmadığını belirten Özten, pandemi desteğinden de yararlanamadıklarını ifade etti.
Meslek Eğitimcileri ve Usta Öğreticiler Federasyonu Çorum İl Temsilcisi Emine Özten konuyla ilgili şu görüşlere yer verdi.
“Oysaki yaptığımız iş bizim geçmişten geleceğe aktardığımız kültürümüzdür. Branşlarımız arasında unutulmaya yüz tutmuş birçok meslek dalları vardır. Bizler kendimizi Kültür Elçisi olarak adlandırıyoruz. Çünkü geçmişi geleceğe bağlayan köprü biz Usta Öğreticileriz. Ne yazık ki, ne işçi, ne memur, hiçbir statümüz bulunmamaktadır.Kadrosuz Usta Öğreticiler, Milli Eğitim Bakanlığı, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı Halk Eğitim Merkezlerinde kısmi zamanlı olarak ek ders ücreti karşılığı (Haftalık en fazla 40 saat, saat ücreti 15,20 TL, net ele geçen 12 TL olmakla beraber Usta Öğreticilerin birçoğuna haftalık 15 ile 30 saat arasında ders kısıtlaması yapılmaktadır) çalışan ücretli öğretmenlerdir.
Şu anda yaklaşık 58.000 kişi olan usta öğreticiler 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen kendi alanları ile ilgili bütün sorumlulukları yerine getirmekte olup, ancak; Devlet Memurlarına verilen haklardan yararlanamamaktadır.
Usta Öğreticiler görev alacakları kursun öğretim programında belirtilen şartlara göre ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite mezunu olabilmektedir. Usta öğreticilerin haftalık ders saatleri Halk Eğitim Merkezlerinin imkanları çerçevesinde belirlenmekte olduğundan elde edilen ücretler geçim standartlarının çok altında kalmaktadır. Usta öğreticilerin SGK Primleri düşük olduğundan; gün sayıları primlerinin 67,65’e bölünmesi ile elde edilen rakam olmaktadır. Haftalık 30 saat ders okutan bir usta öğreticinin aylık SGK prim günü 27 veya 28 gün olmaktadır. Halk Eğitim Merkezlerinde çalışan kadrosuz usta öğreticilerin sigorta priminden işsizlik sigortası kesilmediği için kursları bittiğinde işsizlik maaşından yararlanamamaktadır. Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliğine göre usta öğreticiler 1 yılda 11 aydan fazla çalışamadıkları için kıdem tazminatından yararlanamamaktadır.
Usta öğreticilere ödenen ücretlerin Destekleme ve yetiştirme kurslarında olduğu gibi ders saati ücretlerinin iki katı şeklinde ödenmesi, Kadrolu Öğretmenlere ve Kadrolu Usta Öğreticilere verilen özlük haklarından yararlandırılmaları için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, Kadrosuz Usta Öğreticilerin SGK Prim gün sayılarının arttırılması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak 30 saat ders okutan bir usta öğreticinin aylık 30 gün SGK primi yatırılmasının sağlanması, Usta Öğreticilerin de işsizlik sigorta primine dahil edilerek işsiz kaldıklarında işsizlik maaşından ve kıdem tazminatından yararlanabilmeleri için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Meslek Eğitimcileri Usta Öğreticileri olarak usta öğreticilerin yukarıda sayılan sorunlarının giderilerek özlük haklarının iyileştirilmesi talep ediyoruz.”
İskilip Belediye başkanı Ali Sülük’ün İstanbul’da değişik zamanlarda gerçekleştirdiği ziyaret ve görüşmeler meyvesini vermeye başladı.
Başkan Ali Sülük’ün dönem dönem Kazakistan Tarım Bakanı Saparhan Omarov ve Dışişleri Bakan yardımcısı Almas Aidarov ile gerçekleştirdiği görüşmeler neticesinde Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi İskilip’e geliyor.
İSKİLİP’TE BÜYÜK KAZAK ŞAİR VE DİN ALİMİ ABAY KUNABAYOĞLU ADINA ABAY PARKI VE ABAY ODASI AÇILIŞI YAPILACAK. Kazakistan Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly İskilip ziyareti esnasında Abay Parkı ve Abay odasının açılışını gerçekleştirecek. Kazakistan’da milli kahraman ve milli şair olarak bilinen Türk dünyasında saygı ile anılan Abay Kunabayoğlu şiirleri ile birlikte İslam ilmine verdiği katkılar ile de tanınıyor.
TÜRKSOY, 2020 YILINI DOĞUMUNUN 175. YILI MÜNASEBETİYLE ABAY KUNABAYOĞLU ANMA YILI OLARAK İLAN EDİLDİ. Doğumunun 175. yılı münasebetiyle Türk Kültürü Teşkilatı tarafından Abay Kunanbayoğlu yılı olarak ilan edildi.
BÜYÜKELÇİ ABZAL SAPARBEKULY İSKİLİPLİ İŞADAMLARI İLE GÖRÜŞECEK. Kazakistan Büyükelçisi Abzal Saparbekury İskilip’te 10 işadamı ile toplantı düzenleyip işletmeleri ziyaret edecek. İlçemizdeki ayakkabı ve mobilya üzerine imalatta bulunan işletmeleri gezecek olan büyükelçiye kalabalık bir devlet erkanı eşlik edecek.
BAŞKAN ALİ SÜLÜK İLÇEMİZİ DÜNYAYA AÇIYORUZ. İskilip Belediye Başkanı Ali Sülük, Kazakistan Büyükelçisinin İskilip ziyareti ile ilgili yaptığı açıklamalar da; ‘İskilip’i tarihi ve kültürel özelliklerini yurtdışında da tanıtmak ve ilçemizdeki müteşebbisleri Kazakistan büyükelçisi ile bir araya getirerek ilçe ekonomisine büyük katkılar kazandırmayı amaçlıyoruz. Açılışını gerçekleştireceğimiz büyük şair ve İslam dini alimi Abay Kunabayoğlu’nun Abay odası ve Abay parkı ile Kazakistan’da İskilip’in adını duyurmayı hedefliyoruz.’dedi.