Etiket: Bir

  • Feyza Aşgın, AK Kadınlarla Bir Araya Geldi

    Feyza Aşgın, AK Kadınlarla Bir Araya Geldi

    Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın eşi Feyza Aşgın, AK Parti Çorum Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi.

    Ak Parti Kadın Kolları yönetimi ve mahalle teşkilatları Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın eşi Feyza Aşgın’ın davetiyle Buhara Kadın Kültür Merkezinde bir araya geldi.

    Programa belediye başkan yardımcıları İsmail Yağbat’ın eşi Hacer Yağbat ve Lemzi Çöplü’nün eşi Seher Çöplü de katıldı.

    Yapılan İl Kadın Kolları Kongresinde güven tazeleyen Meryem Demir ve yeni oluşturduğu yönetim kurulunu tebrik ederek sözlerine başlayan Feyza Aşgın, kadınların AK Parti davasındaki, yeri ve önemine değindi.

    Aşgın, “Bizim davamızda kadınların önemi asla yadsınamaz. AK Partinin kuruluşundan itibaren her seçimde sandıktan birinci parti olarak çıkmasında en büyük pay yadsınamaz ki bu davanın kadın neferlerine aittir. Görüyorum ki Meryem Başkanım çok güzel bir kadro oluşturmuş, genç dinamik bu kadroya düşen ev ev, kapı kapı dolaşıp Recep Tayyip Erdoğan’ın davasını herkese anlatmak olacak. Bu kendimizi ve davamızı ifade etmenin en samimi yolu. Böyle de yapacağınızdan hiçbir şüphem yok. Davamız biz kadınların omuzlarında yükselecek. Davetimize icap edip buraya gelen Başta Meryem Başkanım olmak üzere her birinizin önce dünya kadınlar gününü kutluyor ve yeni görevlerinizin hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

    Davetten duydukları memnuniyeti dile getiren AK Parti Çorum İl Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir, Çorum Belediyesi ile AK Parti il teşkilatlarının uyum içerisinde çalıştığını buna ilave olarak Feyza hanımın da desteklerini kadın kolları olarak her zaman yanlarında hissettiklerini ifade etti. Demir, “Hamdolsun Rabbim bizlere bu davanın hizmetkarı olarak görev yapmayı tekrardan nasip etti. Bu süreçte kadrolarımızda değişiklikler yaptık. Daha dinamik, daha enerjik bir kadro oluşturduk. Yönetim kurulumuz, mahalle teşkilatlarımız ve her bir ferdimizle var gücümüzle çalışacağız ve partimizin davasını mümkün olduğunca daha fazla kişiye anlatacağız.” diye konuştu.

  • “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” Projesine Yoğun İlgi

    “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” Projesine Yoğun İlgi

    Çorum’da “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesi yoğun ilgi gördü.

    1. ETAP MÜRAACATLARI BAŞLIYOR

    Çorum’da küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla hayata geçirilen ve “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesi çerçevesinde ilk etapta 438 adet başvuru yapılmış 207 adet yetiştiricinin başvurusu onaylandı.

    1 etap başvurularında proje kapsamında yetiştiriciler tarafından 19.201 adet koyun alımı yapılacaktır. 2 etap başvurular 22.03.2021 -02.04.2021 mesai bitimine kadar İl/İlçe müdürlüklerine yapılacaktır.

    2 Yılda 100.000 Baş Hedefli Sözleşmeli Küçükbaş Üretim Projesi Kapsamında Çorum ili ve ilçelerinde koyun varlığının artırılması ve bu konuda faaliyet gösteren üreticilerin sürülerinin ve ölçeklerinin büyütülmesi ile küçükbaş hayvan varlığının artırılması, atıl işletme kapasitelerinin üretime kazandırılması, yerel koyun ırklarının artırılarak bölgesel kalkınmayı ve yerel koyun yetiştiriciliğiyle kırmızı et açığının kapatılmasına destek olunması amaçlanıyor.

    Proje, Valilik koordinasyonunda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Bankası işbirliğiyle yürütülecek. Bu çerçevede projeden faydalanan üreticiler için ilçe tarım müdürlüklerince kontrol ve hayvan desteği de verilecek. Aynı zamanda üreticilerin uygun fiyatlara yem alabilmeleri ve kesime gönderecekleri erkek hayvanları uygun fiyata satabilmeleri için Valilik devrede olacak. Proje dahilinde doğacak erkek hayvanların kesime gönderilerek kırmızı et üretimine katkı sağlaması ve dişi anaç hayvanların ise işletmede sürüde tutularak anaç sürüsünün büyütülmesi hedeflenmekte. Projeye Tarım ve Orman İl Müdürlüğü internet sitesinde yayınlanacak başvuru formu doldurularak il ve ilçe müdürlüklerine başvurulabilecektir.

    “100 bin TL’ye kadar sıfır faiz desteği”
    Ziraat Bankası, projeden yararlanacak üreticilere uygun şartlarda 100 bin TL’ye kadar yüzde 0 faizle 100 bin TL’yi aşan kısım için güncel faiz oranı üzerinden kredi kullandırımı yapabilecek. Bu kapsamda üreticiler damızlık koyun alımı amacıyla 7 seneye kadar vadeli yatırım kredisi ve yem giderlerinin karşılanması amacıyla da 18 aya kadar vadeli işletme kredisi kullanabilecekler.

    “Yılda 100 bin koyun hedefleniyor”
    Küçükbaş aile işletmelerinin kapasitelerinin artırılarak sürdürülebilir ve ekonomik işletmeler oluşturulup yılda 100 bin koyun hedeflenmekte.
    Konu ile ilgili bir açıklama yapan İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı, “Projeyi ilk andan itibaren önemsediklerini ve ciddiyetle titiz bir şekilde uygulanması için yakından takip etmeye devam edeceklerini söyledi. Protokolün imzalanmasıyla birlikte proje startını verdiklerini, işletme başı toplamda 150.000 TL tutarında kullanılacak kredinin 100.000 TL’sinin sıfır faiz geriye kalan kısmının da çok düşük bir faiz oranıyla yıllık olarak 7 yıl geri ödemeli kullandırılacak olmasının üreticiler için önemli bir kolaylık olacaktır” dedi.

  • “Bir Yıl Alkışlandık Artık Sorunlarımız Çözülsün”

    “Bir Yıl Alkışlandık Artık Sorunlarımız Çözülsün”

    Türk Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı M. Fatih Gök, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada sağlıkçıların sorunlarına değindi.

    Covid-19 salgınında 300’den fazla sağlık çalışanının şehit olduğunu belirten Gök, “14 Mart Tıp Bayramını salgınla geçen 1 yılın sonunda karşılıyoruz. İki bayram arasında 300’den fazla sağlık çalışanı arkadaşımızı covid salgını nedeniyle şehit verdik” dedi.

    100 binin üstünde sağlık çalışanının virüse yakalandığını kaydeden Gök, yaptığı yazılı açıklamasında şunları söyledi;

    “Devletin verdiği görevle millete şifa dağıtırken şehit olan tüm sağlık çalışanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Hasta arkadaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.

    Onların emsalsiz fedakârlıkları ve canlarını vererek ortaya koydukları hizmet sağlık çalışanlarının bu ülkeye bağlılıklarını ve bu uğurda nelerden vazgeçebildiklerinin çok önemli bir göstergesidir.

    1 yıldır sağlık çalışanları ailelerini ve sosyal hayatı unuttular
    1 yıldır sağlık çalışanları salgına rağmen 7/24 hizmet ürettiler.
    1 yıldır sağlık çalışanları izin gibi temel ihtiyaçları unuttu, esnek mesai gibi kavramlar ise hiç yanlarına uğramadı.
    1 yıldır salgın var ama şiddet ve mobbing devam ediyor. Korkunç saldırılara sağlık çalışanları maruz kaldılar.
    1 yıldır sağlık çalışanı emek veriyor, tüm gücüyle hizmet üretiyor ama sıfır döner sermaye alıyor, adı tavandan kendi yavandan olan bir düzenleme ile geçiştirilmeye çalışılıyor.
    1 yıldır sağlık çalışanlarını herkes alkışlıyor ama iş hakkını vermeye, mağduriyetini çözmeye gelince her ne hikmetse somut adımlar atılmıyor. Bu durumun artık son bulmasını istiyoruz.

    Türk Sağlık-Sen olarak bu zor süreçte her zaman ve şartta sağlık çalışanlarının yanında olduk. Çalışanın hakkı ve emeği için alanlara çıkıp basın açıklaması yaptık, haksızlıklara karşı davalar açtık. Başvuru ve görüşmelerle çözüm istedik, mücadeleden hiç geri durmadık.

    Hep çalışanın yanında olduk. Bazı sorunları çözdük, bazı meselelerde ilerleme kaydettik fakat isteğimiz maaşa zam şeklinde tek ödeme, döner sermayede iyileştirme, sözleşmelilere kadro, hizmetlilere memurluk, 3600 ek gösterge, kreş v.b temel meselelerin halledilmesidir. Bunun içinde mücadeleye devam edeceğiz.

    14 Mart Tıp Bayramı, Tıbbiyelilerin vatanın işgaline karşı gösterdikleri tepkiden ve duruştan kaynağını almıştır. Bugünde sağlık çalışanları böylesine bir vatan savunmasındadır.

    Kahramanların salgınla mücadelesi ve korumaya çalıştıkları Türkiye’nin sağlığı bugün toplumsal, sosyal ve ekonomik hayatımızı en fazla etkileyen unsurdur.

    Hayatımız buna göre şekil almaktadır. Sağlık çalışanlarının çalışma hayatı ve şartları ile ilgili her iyileştirme ve her yeni olumlu düzenleme memleket için atılmış olumlu bir adım olacaktır.

    2021 yılı sağlık çalışanları yılı ilan edildi; 2021 yılı Tıp Bayramının da sorunları çözmede adım atılmaya başladığı bir gün olmasını istiyor ve temenni ediyoruz. Alkışlamak ile kimse yorulmasın “Sesimize kulak verip, çalışanların meseleleri çözülsün ” diyoruz.

    Güzel memleketimizin dört bir yanında en kalabalık şehirlerinden en ücra köşelerine kadar vatana ve millete hizmet eden tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını Kutluyoruz”

  • ‘Darbecilerin Düzenekleri Tepelerine Çöktü’

    ‘Darbecilerin Düzenekleri Tepelerine Çöktü’

    Memur Sen İl Temsilcisi Tekin Çınar, darbelerin, toplumları ve ülkeleri kontrol altında tutmak için geliştirilen emperyalist düzenekler olduğunu belirtti.

    28 Şubat postmodern darbesinin yıldönümü nedeniyle basın açıklaması yayınlayan Tekin Çınar, “Darbeler, hangi söylemi kullanılırsa kullanılsın, hangi bahaneye dayandırılırsa dayandırılsın, teorisi ve pratiğiyle emperyalist bir kurgudur. Bu kurguyu oluşturan, onu baskı ve şiddetle hayata geçiren cunta ve benzeri yapılar, millete, milletin iradesine ve o iradeden neşet etmiş tüm kurumlara, kurallara ve kavramlara düşmandır. 28 Şubat, emperyalist düzenek olma vasfını bütün yönleri ve yöntemleriyle ortaya koyması, baskı-dayatma-zulüm bağlamında sınır tanımaması, el koyup yönetmek yerine engel olup yönettirmemek perspektifiyle “postmodern darbe” olarak tanımlanması gibi özellikleriyle önceki darbelerden farklıdır” dedi.

    Memur-Sen olarak, kendilerini milletin ve iradesinin üstünde görenleri, milletin tanklarını “demokrasiye balans ayarı” çekmek için kullananları millet düşmanı ve emperyalist uşağı olarak kodladıklarının altını çizen Çınar, “Postmodern darbeye, mevzuatına, uygulamalarına ve müktesebatına karşı ilk günden bugüne 24 yıl boyunca, alanlardan mahkeme salonlarına her zeminde mücadele ettik. Bu mücadelenin sivil toplum olmanın, emek mücadelesi vermenin yüklediği doğal sorumluluklar olduğunu kabul ettik ve bu gerçeğin altını çizdik. Evet, darbenin üzerinden tam yirmi dört yıl geçti. O dönemde ikna odaları kuranları, üniversite kapılarına turnike koyduranları, başörtülü kızlarımıza şiddet uygulayanları ve cuntanın yanında ve emrinde hazırolda durup milli iradeye, demokrasiye ve hürriyete yönelik taciz suçlarına ortak olanları unutmadık, unutmayacağız da. 28 Şubat fiilleri ve failleriyle birlikte; millet yönüyle hak-hukuk-adalet kavramlarını ayaklar altına alma hadsizliğinin, devlete bakan tarafta ise bütçe imkanlarını talan etme yolsuzluğunun “ana eylem” olarak benimsendiği vesayet terörü iklimini benimsemiş ve hakim kılmıştır. Bu süreçte, müesses nizamın taşeronlarının, aslında, talan siyasetini son verenlere, bunun da ötesinde “talan bu düzenin doğal soncudur” diyerek, başka bir yol, başka bir dünya mümkündür fikrini kuvveden fiile çıkaranlara karşı ne kadar tahammülsüz olduklarını gösterdi.

    Direnen adam Prof. Necmettin Erbakan Başbakanlığında kurulan 54. Hükümetin oluşturduğu düzenekle, sistemin kaçaklarını bulup, borç faiz denkleminden beslenen bezirgan ekonomisine darbe indirdiğini ve nihayet battı diyerek komprador sermayeye peşkeş çekilmeye hazırlanan KİT’leri kara geçirdiğini bir kere daha hatırlamak gerekiyor. Müesses nizama göre bu politikalar büyük suçtur ve suç ne kadar büyükse ceza da bir o kadar büyüktür. Nihayet, o kara kışın oluşturduğu iklimin açtığı yaralara hala sızlamaktadır.

    Bu iklim sayesinde, ülkesinin insanlarına ve onların inançlarına yönelik “yıkıcı kin” stratejisine dayanan ve “zorbalık” taktiğini kullanan vesayet düzeneği hızla kuruldu ve acımasızca kullanıldı. Anadolu insanının, irfanının ve mayasında mündemiç imanının iktidara gelmesinin oluşturduğu şuursuz intikam hırsıyla işletilen bu düzenek; “ceberrut devletin dayanağı” ve “vesayet uygulamalarının üretim ağı” oldu. Bugünden geçmişe baktığımızda, “irtica bin yıl sürerse 28 Şubat da bin yıl sürecektir” söylemiyle millete namlu doğrultan cuntacıların milletin verdiği imkanları istismar ederek elde ettikleri kirli güç ve bu kirle inşa ettikleri kibir kuleleri; milletin ortaya koyduğu emsalsiz direnç ve Anadolu’yu medeniyet coğrafyasının umudu haline getiren kadim bilinçle bizatihi; millet tarafından yerle yeksan edildi.

    Bin yıllık vesayet rüyaları, milletin ferasetiyle kabusa döndü, düzenekleri tepelerine çöktü. Millet; hem sorumluluk hem de iradeyi ele aldı. Sonrasında ise darbecilere ve vesayetçilere yargı eliyle yaptıklarının hesabını sordu. Vesayet düzeneği ve düzenlemeleri ortadan kaldırıldı, düzeneğin faillerinden 21’i müebbet hapisle cezalandırıldı. Öte taraftan, irtica söylemiyle kılıfladıkları gerekçelerle ihraç edilenlerin, istifaya zorlananların göreve yeniden başlamalarına, açıkta geçen süreleri çalışmış gibi sayılmalarına, başörtülü olarak görev yapmalarına yönelik her biri takdiri hak eden düzenlemeler yapıldı.

    Güne ve yarına dair sorunlar giderildi, ne var ki, geçmişteki kayıplar giderilmedi, vesayet döneminin verdiği zararlar tazmin edilmedi. Bir başka husus da şudur: irtica söylemiyle açılan ve cunta karşısında hazırolda duran hakimlerin verdikleri mahkeme kararlarının da yok hükmünde sayılması gerekir. Zira söz konusu mahkeme kararları, “millet adına” değil “esareti altında oldukları vesayet adına” verildi. İdarenin vesayet altında olduğunu, yürütmeye yönelik vesayet uygulandığını kabul edip yargı alanında bu vesayetin olmadığını düşünmek, kabul etmek, 28 Şubat’ı küçültmek, darbe gerçeğini küçümsemek olur. 28 Şubat’ın mağdurlarının haklarını tahkim, hukukunu tanzim ve zararlarını tazmin etme iradesi; adaletin gereğidir, medeniyetin gereğidir, inancın, izanın, ahlakın ve hukukun gereğidir.

    Ve bu irade, 28 Şubat’ın faillerini mahkum etme iradesinden daha az önemli değildir. Memur-Sen ailesi olarak diyoruz ki, adaletsizliği bitirecek, adaletin varlığını hissettirecek, vesayet mağdurlarının, 28 Şubat mazlumlarının hukukunu inşa edecek, haklarını ihya, itibarlarını iade, zararlarını tazmin edecek kararlar, kararnameler, kanunlar yürürlüğe koymak “mazlum ve mağdurlara karşı borcumuz” ve “tarihe ve geleceğe karşı ortak sorumluluğumuzdur” diyerek açıklamasını tamamladı.

  • Ceylan, Bir Engelliyi Daha Sevindirdi

    Ceylan, Bir Engelliyi Daha Sevindirdi

    AK Parti Çorum Milletvekili ve MKYK Üyesi Ahmet Sami Ceylan, tekerlekli sandalyeye mahkum bir engelliyi daha isteğini yerine getirerek sevindirdi.

    Ceylan’ın temin ettiği akülü engelli aracı, Düvenci Beldesi Yunus Emre Mahallesi’nde yaşayan Sibel Akkuş’a teslim edildi.

    Düvenci Belediye Başkanı Necmettin Yalçın, Akkuş ailesini ziyaret ederek, milletvekili Ahmet Sami Ceylan’ın selamını iletirken, akülü araçlarını da verdi. Belediye Başkanı Necmettin Yalçın, ayrıca Sibel Akkuş ve ailesini görüntülü olarak Milletvekili Ahmet Sami Ceylan ile görüştürdü.

    Aileye hal-hatır soran ve Sibel’e akülü aracını güle güle kullanmasının dileyen Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, aileden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kendilerinden hayır dualarını eksik etmemelerini istedi.

    Akkuş Ailesi de Milletvekili Ahmet Sami Ceylan’a teşekkür ederek, her zaman başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere memleketin hayrına çalışan herkese duacı olduklarını söylediler.

    AK Parti Çorum Milletvekili ve MKYK Üyesi Ahmet Sami Ceylan, tekerlekli sandalyeye mahkum bir engelliyi daha isteğini yerine getirerek sevindirdi.
    Ceylan’ın temin ettiği akülü engelli aracı, Düvenci Beldesi Yunus Emre Mahallesi’nde yaşayan Sibel Akkuş’a teslim edildi.

    Düvenci Belediye Başkanı Necmettin Yalçın, Akkuş ailesini ziyaret ederek, milletvekili Ahmet Sami Ceylan’ın selamını iletirken, akülü araçlarını da verdi. Belediye Başkanı Necmettin Yalçın, ayrıca Sibel Akkuş ve ailesini görüntülü olarak Milletvekili Ahmet Sami Ceylan ile görüştürdü.

    Aileye hal-hatır soran ve Sibel’e akülü aracını güle güle kullanmasının dileyen Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, aileden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kendilerinden hayır dualarını eksik etmemelerini istedi.

    Akkuş Ailesi de Milletvekili Ahmet Sami Ceylan’a teşekkür ederek, her zaman başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere memleketin hayrına çalışan herkese duacı olduklarını söylediler.

  • ‘Atıf Hoca Bir İlim Adamıdır’

    ‘Atıf Hoca Bir İlim Adamıdır’

    Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, İskilipli Atıf Hoca’yı anma programına katılmasıyla ilgili eleştiri haberleri yapan basın kuruluşlarına adeta tokat gibi bir cevap vererek, İskilipli Atıf hoca’nın rahmetle anılmayı hak eden bir ilin, aksiyon ve dava adamı olduğunu söyledi.

    Çiftçi, kendi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri dile getirdi:“4 Şubat 2021 Perşembe günü şehadetinin 95. yılında kabri başında dua ettiğimiz ve fatiha okuduğumuz, akabince İskilip Ulu Camii’nde ruhuha okunan mevlid-i şerif ve hatmi şerifleri dualadığımız İskilipli Muhammed Atıf Efendi’yi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum.1876-1926 yıllarında yaşayan ilim, aksiyon ve dava adamı M. Atıf Efendi’yi geçen yıl da (2020) Valiliğimiz, Çorum Belediye Başkanlığımız, Hitit Üniversitemiz ve Atıf-Der işbirliğiyle anmış ve bilimsel bir sempozyumda ilmi, içtimai ve siyasi yönleriyle ele almıştık. Gayemiz İskilipli M. Atıf Efendiyi tartışmalı alandan ilmi alana çekmek, eserleri ve hayatıyla değerlendirmek, nihai hükmü aziz milletimizin vicdanına bırakmaktı. Bu yıl da düzenlemeyi düşündüğümüz sempozyumu pandemi nedeniyle gerçekleştiremedik, onun yerine bu yıl Atıf-Der’in organize ettiği şekliyle sade bir kabir ziyareti ve mevlid programıyla sınırlı tuttuk.Tarih bir övgü ve sövgü kitabı değildir, tarih ibret alınmak içindir. Geçmişimizden ders çıkarmak, yapılan hataları tekrar etmemek, geçmişte yaşanan acıları yeniden yaşamamak için tarihten ders almamız gerekir. Biz de tam bu gerekçelerle geçen yıl sempozyum düzenledik, bu yılki anma etkinliğine katıldık. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra şehit edilen Başbakan Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu bu millet hiç unutmadı ve itibarları iade edildi, devlet töreniyle anıt mezarlarına nakli gerçekleştirildi. Yassıada Mahkemelerinin verdiği idam kararları milletimizin vicdanını yıllarca kanattı, adalet duygusunu örseledi. Şükürler olsun ki, aradan yıllar geçtikten sonra bu yanlış, devlet adına düzeltildi, milletin adamları şimdi huzur içinde ebedi istirahatgahlarında zalimlerle hesaplaşacakları günü bekliyorlar.Düşünce dünyamızın yıldızlarından Merhum Nurettin Topçu’nun ifadesiyle, M. Atıf Efendi gibi Esad Erbili ve Müftü Ali Rıza Efendi de millete gözdağı vermek ve sindirmek için zulmen idam edilmişlerdir. Bu manada İskilipli Atıf Efendi yine merhum Necip Fazıl Kısakürek Üstadımızın ifadesiyle “son devrin din mazlumlarından” biridir ve bu sıfatla rahmetle anılmayı hak etmektedir.Ben İskilip’te yaptığımız anmanın doğru olduğunu, haklı olduğunu, yapılması gerektiğini düşünüyor, ma’şeri vicdanda makes bulacağına can u gönülden inanıyorum

  • ‘Arı Gibi Çalışacağız’

    ‘Arı Gibi Çalışacağız’

    Çorum’un İskilip İlçe Belediye Başkanı Ali Sülük birim amirleriyle istişare toplantısı yaptı.

    Belediye Meclis Salonunda birim amirleriyle bir araya gelen Başkan Ali Sülük, yapılan ve yapımı devam eden çalışmalar hakkında bilgiler aldı. Birim amirlerinden yapılan çalışmalar hakkında bilgi alan Başkan Ali Sülük, çalışmaların hızlandırılması doğrultusunda, birim amirlerine talimatlar verdi.

    “ARI GİBİ ÇALIŞACAĞIZ”

    Birim amirleri istişare toplantısında konuşan Başkan Ali Sülük; “Vatandaşlarımızın belediyemize dönük beklentilerini karşılamalıyız. Hizmet üretmek için var gücümüzle çalışmalıyız. Hizmette eşitlik prensibini göz önünde tutmalıyız. Her alanda vatandaşlarımıza hizmet götürmeliyiz. Şeffaf belediyecilik anlayışı ile görevimizi devam ettirmeliyiz. Bizler arı gibi çalışıp hizmet üretmeliyiz” diye konuştu.

  • ‘Kanserle Açık Bir Şekilde Mücadele Edilmeli!’

    ‘Kanserle Açık Bir Şekilde Mücadele Edilmeli!’

    Kanserle Sağlıklı Yaşam Derneği (KA-DER) Başkanı Bekir Şahin 4 Şubat “Dünya Kanserler Günü” nedeniyle yazılı açıklamada bulundu.

    Her yıl 4 şubat Dünya Kanserler Günü‘nde Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve ortak kuruluşların birlikte yürüttüğü, milyonlarca Ölüme neden olan ve pek çoğu Önlenebilir olan bir hastalığa karşı toplumsal bilinci artırmak amacıyla tüm dünyada kampanyalar düzenlendiğini belirten Şahin, “Dünya Kanserler Günüde ilk kez 2005 yılında Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlenmiştir. Aynı yıl ülkemizde de Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği tarafından başlatılmış, Dünyada ve ülkemizde kanser konusundaki en büyük kampanyalardan biri olmuştur. Kansere karşı artık her zamankinden daha uyumlu ve koordineli bir mücadeleye ihtiyaç vardır” dedi.

    Dünya’da her yıl yaklaşık 14 milyon, ülkemizde de 200 bin kişiye yeni kanser tanısı konulduğuna işaret eden Şahin, “Bununla birlikte kanser tanı ve tedavilerinde son 10 yıldaki gelişmeler ile hastaların yaşam süresi ve kalitesi de önemli ölçüde artış gösteriyor. Kanser vakaları; sigaradan uzak durmak, sağlıklı beslenmek, fiziksel aktivite ve düzenli kontroller sayesinde neredeyse %50’ye varan oranlarda azaltılabiliyor” diye konuştu.

    Kanser korkusu yerine, toplumsal bilinç

    Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) önderliğinde, her yıl 4 Şubat “Dünya Kanser Günü”nde, kanserden korunma ve erken tanının önemine vurgu yapan etkinlikler gerçekleştirildiğine vurgu yapan Şahin, yaptığı yazılı açıklamasında şunları söyledi;

    “Bu etkinliklerle; toplumda sarsıcı etki yaratan kanser korkusunun yerini, kanserin önlenebilir ve erken tanıda tedavi edilebilir bir hastalık olduğu bilincinin oluşturulması ve duyarlı olunması hedefleniyor.

    Kanser, bazı çevrelerde hakkında konuşulması çok zor bir konudur. Ancak bu hastalıkla açık bir şekilde mücadele etmek; hem hasta hem de kanserle mücadele politikaları açısından daha sağlıklı sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır.

    Pek çok kanser için uyarıcı belirti ve bulgular vardır. Bu işaretleri izleyerek erken teşhis mümkün olabilmektedir.

    Hem kişi hem de toplum ve politika bazında doğru strateji ile yapılabilecek çok şey mevcuttur. En sık görülen kanserlerin en az üçte biri önlenebilir niteliktedir.

    Dünya Kanserliler Günü “Yapabiliriz yapabilirim” için harekete geçmede ve söz vermede önemli bir fırsattır.”Yapabiliriz, yapabilirim” seçeneklerini gerçekleştirmek için tercihiniz ne olursa olsun kansere karşı mücadelede bir fark yaratabiliriz ve yaratabilirsiniz. Bu vesileyle, Mutlu, umutlu ve sağlıklı kalın”

  • “Yeni Bir Tarih Yazıyoruz”

    “Yeni Bir Tarih Yazıyoruz”

    DEVA Partisi Çorum İl Başkanı Orhan Vargeloğlu, 2002 yılında AK Parti’nin toplumun beklentilerine karşılık verecek reformist vizyonla ve programla kurulduğunu belirterek, ancak zaman içinde AK Parti yöneticilerinin bireysel tercihlerinin devlet aklının önüne geçmesiyle ortak aklın kaybolduğunu söyledi.

    Siyaset ve siyaset kurumlarının her şeyin hızla değiştiği günümüz dünyasında hızlı bir değişim ve dönüşümde payını aldığını belirten Vargeloğlu, “1960 ihtilalinden sonra, Türkiye’de siyaset genel olarak merkez-sağ veya merkez-sola indirgenmiş, inişli ve çıkışlı bir seyirle 28 Şubatın zinde güçlerinin vesayet ortamında 2000’lı yıllara gelindi” dedi.

    2002 yılında Ülkenin her yönüyle bir kalkınma hamlesini başlattığını hatırlatan Vargeloğlu, “2002 yılında AK PARTİ toplumun beklentilerine karşılık verecek reformist vizyonla ve programla kuruldu. Ancak zaman içinde AK Parti’de yöneticilerin bireysel tercihlerinin devlet aklının önüne geçmesiyle ortak akıl kayboldu, yönetimde ehliyet ve liyakat gözetilmedi, hak, hukuk, adalet kavramları unutuldu, kuruluş ilkelerinde hızla uzaklaşıldı” diye konuştu.

    Yeni kuşak, iktidarın ayrıştırıcı, güven vermeyen, çatışmacı politikalarına artık inanmadığının altını çizen Vargeloğlu, “AK PARTİ artık telafisi ve dönüşü olmayan bir evrilme yaşıyor. Siyasetin daraltılmış çıkmaz sokağında, yönetimde söz sahibi ittifak açısından yolun sonu gözükmüştür” şeklinde konuştu.

    YENİ DÖNEM DEVA DÖNEMİ
    Yeni dönemim DEVA dönemi olduğunu iddia eden Vargeloğlu, “DEVA PARTİSİ siyaseten son yılların yaşanmışlıklarının acı tecrübesiyle, milletimizin ısrarlı talebi ve davetiyle kuruldu. DEVA PARTİSİ, alternatif söylemleri olan, umut aşılayan, inandırıcı olan, insanlarımıza dokunan, yanlarında olan, gönüllerde yer bulan, sürekli iletişim kanallarını kullanan, defansta kalmayan merkezi ana akım siyaset yapan ve iktidara yürüyen bir partidir” dedi.

    YENİ BİR TARİH YAZMAK ADINA…
    Deva Partisi’nin yeni bir tarih yazacağına vurgu yapan Vargeloğlu, yaptığı yazılı açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “ Milli mücadele ruhuyla, hayatın bütün sorunlu alanların da toplumsal talebi karşılayacak, gücünü milletinin irfanından alan, çağın ihtiyaçlarına cevap verecek,yeni bir konsept,yeni bir dönüşüm projesiyle, yeni bir tarih yazan kadro hareketidir.

    Korku ikliminde umutları tükenmiş, gelecekle ilgili endişeli, kaygılı bir halka, özgürlükçü ümit siyasetiyle herkesi kucaklayan,hayatın tüm sorunlu alanlarında kapsayıcı, sahici çözümler üreten, güven telkin eden, aldanmayan, aldatmayan, tüm bunları katılımcı bir anlayışla çözmeyi benimseyen duyarlılıkla dertlerine Deva olmaya namzettir.

    Devletin tüm imkânlarını ellerinde tutanlar, her eylemlerini, güçlü iletişim imkânlarıyla, sosyal hayatı felç eden kirli bilgilerle, halka ulaştırılmasının avantajlarını, parmaklarını halkın gözüne sokarak kullanmaya, aldatmaya, yanıltmaya çalıştılar.

    Geldiğimiz nokta itibariyle ekonomik zorluklarla boğuşan halkımız; ülke gerçekleriyle uyumlu üretimle birlikte, adil bir istihdam sağlayacak, adalet, özgürlük, demokrasi ve eşitlik gibi ilkeleri gerçekten uygulayacak DEVA Partisi’nin yazacağı yeni tarihi ile buluşacaktır.

    Bu arzu yakın zamanda mutlaka karşılık bulacak ve acımasız düzenin sancıları son bulacaktır”

  • Kullanıcılar 5 yılda bir bilgisayarlarını değiştiriyor

    Kullanıcılar 5 yılda bir bilgisayarlarını değiştiriyor

    Pandeminin ardından bilgisayar pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? İlgi nasıl?

    Bilgisayar piyasasını ve satışlarını olumlu yönde etkileyen bir süreç oldu. Pandemi sonrasında hayatımıza giren uzaktan eğitim ve ‘home office’ çalışma ciddi anlamda bilgisayar talebini arttırdı. Normal şartlarda hiç bilgisayar ihtiyacı olmadığını düşünen kişilerin bile bilgisayar ihtiyacı ortaya çıktı. Bu da talebin artmasına neden oldu, firmalar arası rekabeti arttırdı ve müşterinin çok daha fazla alternatife sahip olmasını ve çok daha fazla avantajlar yakalayabilmesini sağladı.

    Okulların kapanması ve uzaktan eğitimin başlamasıyla EBA gibi uzaktan eğitim aplikasyonları her evde günlük kullanım ihtiyacı haline geldi. Öğretmenler ve öğrencilerin derslerini takip edebilmesi için bilgisayar ihtiyacı doğdu. Bu da bilgisayar talebinde yaklaşık yüzde 40 gibi bir artışa sebep oldu.

    Evden çalışma sistemine geçen şirketlerde masaüstü bilgisayarların yerini laptop bilgisayarlar aldı. Evden çalışma sistemine alt yapısı müsait olan birçok şirket sadece bir notebook ile bütün işlerini evden yürütebileceğinin farkına vardı, hatta çoğu firma bu sayede birçok ofis maliyetini minimuma indirdi ve kara geçti.

    Pandemi öncesinde bilgisayar sirkülasyonu nasıldı? Laptop değiştirme sıklığı nedir?

    Bundan yaklaşık birkaç yıl önce Türkiye; Avrupa ve dünya ile kıyaslandığında bilgisayar penetrasyonunda alt sıralarda yer alıyordu. Pandeminin ardından bu sıralamada çok ciddi değişiklikler olduğunu ve üst sıralara doğru yükseldiğimizi net bir şekilde görebiliyoruz. Pandemiyle birlikte tüketiciler, mobil cihazlardan ziyade Windows işletim sistemli bilgisayarlarla daha üretken olduklarının ve çok daha etkin işler yapabildiklerinin farkına vardılar ve bu farkındalık bilgisayar ve tablet talebinin artmasına neden oldu.

    Aynı zamanda Android tabanlı(open source) işletim sistemi özellikleri sayesinde gençler yazılım anlamında da kendilerini gösterecekleri bir alan buldular. (oyun geliştirme, aplikasyon geliştirme, kod yazılımı gibi…) Standart bir kullanıcının ortalama tablet kullanım süresi 2 yıl iken, notebook değiştirme sıklığı 5 yıl olarak karşımıza çıkıyor. Bu da teknolojinin her geçen gün ne kadar hızlı değişip geliştiğini ve tüketicilerin de her geçen gün teknoloji ihtiyaçlarının ne kadar hızlı değiştiğini bize gösteriyor.

    Sektörde pazar payınız ne durumda?

    Teknolojiyi herkes için ulaşılabilir kılmak istiyoruz. Bu sebeple uygun fiyatlı ve modern tasarımlı bilgisayarlara odaklandık. Bundan 6 sene önce giriş seviye bilgisayarlarımız ile hanelere girdik. Bugün ise artık giriş seviyesinden Intel i5 işlemcili bilgisayarlara kadar uzanan ürün portföyümüz var.

    Dünyanın önde gelen teknoloji şirketleriyle aynı fabrikalarda üretim yapıyoruz. Microsoft ve Intel gibi şirketlerin Official Bussiness Partner’ı olarak çalışıyoruz. Ayrıca piyasadaki uluslararası rakiplerimize göre de yerli marka olduğumuzdan organizasyon ve operasyon maliyetleri düşürebiliyoruz.

    2021 hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

    Türkiye’de en çok satılan ilk 3 tablet markasından biriyiz. 2021 yılında da değişen teknoloji ihtiyaçlarına odaklanarak tüketicinin talebini karşılamak için çalışmaya devam edeceğiz. 2021 yılı üretim planlamalarımızı şimdiden tamamladık diyebiliriz. Tablet tarafında 10 inç ve 7 inç modellerine olan talebin artacağını düşünüyoruz ve bu noktaya odaklandığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Notebook tarafında ise giriş seviyesindeki talebi karşılamak için Celeron işlemci ihtiyacına yoğunlaşıyoruz.

    Pandemi ile birlikte artan bilgisayar ve tablet talebi 2021’de de aynı hızda yükselmeye devam edecek gibi görünüyor. Uzaktan eğitim ve evden çalışma modellerinin hayatımızın artık bir parçası haline gelmesiyle birlikte bilgisayar veya tablet olmadan bir noktada puzzle’ın bir parçası eksik kalmış oluyor.