Etiket: Devlet

  • “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın”

    “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın”

    Ortaköy Belediyesi koronavirüs tedbirleri kapsamında sokağa çıkamayan ihtiyaç sahiplerine gıda desteğinde bulundu.

    Ortaköy Belediye Başkanlığı Dünyada ve ülkemizde devam eden koronavirüs salgınına karşı alınan tedbirler kapsamında sokağa çıkamayan ihtiyaç sahiplerine gıda paketi hazırlayarak destek sağladı.

    Belediye Başkanı Taner İsbir yapmış olduğu açıklamada; “Tüm dünyada devam etmekte olan koronavirüs salgını kapsamında devletimiz bir dizi tedbirler aldı. Bizlerin görevi bu tedbirlere harfiyen riayet etmektir. İnşallah tez zamanda bu musibetin altından kalkacağız. Biz de Belediye Başkanlığı olarak İNSANI YAŞATKİ DEVLET YAŞASIN sözünü kendimize ilke edindik. Alınan tedbirler nedeniyle sokağa çıkamayan vatandaşlarımıza gıda destek paketi hazırlayarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Lütfen yapılan uyarıları dikkate alalım,sokağa çıkmayalım.Bizler daima sizlerin yanındayız” dedi.

  • “Sosyal Devlet, Babalığını Göstermelidir”

    “Sosyal Devlet, Babalığını Göstermelidir”

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi de etkisi altına alan koronavirüs ile topyekun mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizerek, “aklın ve bilimin ışığında hep birlikte başaracağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın” dedi.

    Kılıçdaroğlu, “Covid-19” salgınıyla ilgili olarak basın toplantısı yaparak hükümete 13 maddelik bir öneri sundu.

    CHP Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısındaki önerilerini Çorum kamuoyuna ve ilçe örgütlerine duyurdu.

    Kılıçdaroğlu, “Bu salgın bizlere tüm önyargılarımızdan arınmamız gerektiğini göstermiştir. Bu salgın bize, farklılıklarımızı bir kenara bırakarak birlikte hareket etmemiz gerektiğini göstermiştir. Bu salgın bize, yaşam tarzımız ne olursa olsun hep birlikte dayanışmamız gerektiğini göstermiştir” dedi.

    Genel Başkan Kılıçdaroğlu; konuşmasının başında “Bu salgın bize, ancak herkesin kurallara uyması halinde sağlıklı kalınabileceğini göstermiştir. Bu salgın bize, bilimsel aklın yol göstericiliğinde tüm sorunların çözülebileceğini de göstermiştir. Bu salgın bize, bizim tek başına sağlıklı olmamızın bir anlamı olmadığını, karşımızdakinin de sağlıklı olmasının gerektiğini göstermiştir. Dolayısıyla bu salgın bize, hiç tanımadığımız bir kişinin de sağlığından sorumlu olduğumuzu göstermiştir.

    Dayanışma güzeldir ve güçlendirir. Yardımlaşma güzeldir ve güçlendirir. Dayanışma içinde olacağız, yardımlaşacağız ve bu salgını hep birlikte yeneceğiz” ifadesini kullandı.

    TAHTASIZ KAMUOYUNA AÇIKLADI: İŞTE 13 MADDELİK ÖNERİ PAKETİ
    CHP Çorum İl Başkanı Mehmet Tahtasız, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun önerilerini partilileri ve ilçe örgütlerine duyurdu.

    Kılıçdaroğlu, siyasi iktidarın yapması gereken 13 maddeden oluşan öneri paketi hakkında şunları söyledi:

    “HİÇBİR KURUM DIŞLANMAMALI”
    “Madde 1) 5 Şubat 2009 tarihinden buyana toplanmayan ve bir anayasal kurum olan Ekonomik Ve Sosyal Konsey ivedilikle toplanmalı. Bu süreçte konsey çalışmalarını belli aralıklarla sürdürmeli. Konsey toplantısına ilgili tüm taraflar davet edilmeli. Türk Tabipler Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, DİSK gibi. Hiç kimse, hiçbir kurum dışlanmamalı.

    Madde 2) Sağlık kuruluşlarının ve sağlık personelinin tıbbı ve konaklama ihtiyaçları öncelik ve ivedilikle giderilmeli.

    Madde 3) Kamu sağlık kuruluşlarındaki eleman açığı hızla giderilmeli, ayrıca kanun hükmünde kararnameyle görevlerine son verilen ve haklarında kesin hüküm bulunmayan sağlık elemanları yeniden görevlerine iade edilmeli.

    Madde 4) Hem salgınla mücadele, hem de milli güvenlik açısından hayati öneme sahip askeri hastaneler süratle yeniden açılmalı.

    Madde 5) Salgınla mücadelede merkezi yönetimle belediyelerin eşgüdüm içinde çalışmalarına azami dikkat edilmeli. İktidar partisinden olmayan belediyelerin sorunu aşmak için gösterdikleri çabalar engellenmemeli.

    Bu bağlamda;
    a) Hazine ve Maliye Bakanlığı ile İller Bankasınca belediyelere yapılan ödemelerin bir yıl süreyle hiçbir kesinti yapılmaksızın ödemeleri sağlanmalı. Belediyelerin borçlanma limitleri artırılmalı.
    b) Belediyelere ve dağıtım şirketlerine ödenemeyen elektrik, su, doğalgaz faturaları nedeniyle borçlu konutların elektriği, suyu veya doğalgazı kesilmemeli ve faiz işletilmemeli.

    Madde 6) Cumhurbaşkanlığı veya Bakanlık kararlarıyla geçici olarak kapatılan işyerlerinde;
    a) Esnafın kira harcamaları (AVM’ler hariç) Maliye ve Hazine Bakanlığınca karşılanmalı.
    b) Bu işyerlerinde çalışan işçilerin ücretleri (kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar hariç) asgari ücret üzerinden ve işyeri kapalı kaldığı sürece İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmalı.
    c) Bu işyerlerinde çalışan işçilerin kredi kartı ya da tüketici kredisi borçları bankalar tarafından üç ay süreyle faizsiz ertelenmeli.

    SÜRATLE SİCİL AFFI YASASI ÇIKARTILMALI
    Madde 7) Çiftçilerin borçları yeniden yapılandırılarak, bir yıl süreyle faizsiz ertelenmeli.

    Madde 8) Milli Eğitim Bakanlığınca okulların zorunlu olarak tatil edilmesi nedeniyle sayıları 100 bini bulan ücretli öğretmenler ile Halk Eğitimde görev yapan ve sayıları 90 bini bulan kursiyer öğretmenler, ücret alamaz duruma düşmüşlerdir. Bu öğretmenlerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ivedilikle bir yasal düzenleme yapılmalı.

    Madde 9) Küçük ve orta boy işletmelerin bankalardan kredi kullanabilmeleri için TBMM’nden süratle bir “sicil affı” yasası çıkarılmalı.

    Madde 10) Salgından en fazla etkilenecek turizm, eğlence, konaklama ve ulaşım gibi sektörlerin banka kredileri yeniden yapılandırılmalı. “Turizm Tanıtma Fonu” ve “Konaklama Vergisi” getiren yasa yürürlükten kaldırılmalı.

    Madde 11) Bu süreçte; yoksullar, işsizler sağlıklarıyla uğraşırken, bunların ödeyemedikleri faturaları düşünmemeleri için süratle bir “Aile Yardımları Sigortası” yasası çıkarılmalı, her yoksul aileye asgari 2 bin liralık gelir güvencesi sağlanmalı.

    Madde 12) Bu süreçte kendi sağlıklarını tehlikeye atarak, günün 24 saati çalışan sağlık personeline kriz süresince her ay iki maaş tutarında ödeme yapılmalı. Ayrıca sağlık personelinin uzun süredir beklediği “sağlıkta şiddeti önleme yasası” da ivedilikle çıkarılmalı.

    Madde 13) Kamu özel işbirliğiyle yaptırılan yol, tünel, köprü, şehir hastaneleri ve havaalanlarının müteahhitlerine bütçeden yapılan Hazine garantili ödemeler bir yıl süreyle ertelenmeli ve garantiler Türk Lirasına çevrilmeli.

    “AKLIN VE BİLİMİN IŞIĞINDA HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ”
    13 maddeden oluşan bir öneri paketinin özü şudur: “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.” Özünü oluşturan budur. Yoksullara, işsizlere, işini kaybedenlere sosyal devletin babalık yapması ve sahip çıkmasıdır. Dolayısıyla, Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesi olacaksa süreci böyle başlatmamız gerekiyor.

    13 öneriyi milletimizin ve yürütme organının takdirine sunuyoruz.
    Bir çağrıyı da işverenlere yapmak isterim. TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD ve TESK yöneticilerine ve üyelerine sesleniyorum: Bu süreçte faaliyetlerine ara veren hiçbir işletme, çalışanlarının iş akdine son vermemelidir.

    Sözlerime burada son verirken bir kez daha ifade etmek istiyorum ki, aklın ve bilimin ışığında hep birlikte başaracağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın.”

  • İskilip Devlet Hastanesi’ne Fizik Tedavi Ünitesi

    İskilip Devlet Hastanesi’ne Fizik Tedavi Ünitesi

    İskilip Atıf Hoca Devlet Hastanesi bir yandan eksikliklerini tamamlarken diğer taraftan tedavi hizmetlerine yenilerini ekliyor.

    Bu çerçevede; 100 metre karelik alana Fizik Tedavi Ünitesi kurulum çalışmalarında sona yaklaşıldı. Fizik tedavi merkezinde tam teşekküllü hizmet vermek için Fizik Tedavi ve Ortopedi Uzmanı açığı kapatıldı.

    Yardımcı personelle birlikte fizik tedavi ünitesinde Akapuntur, Hacamat, Ozon tedavilerin yapılabilmesi için çalışmalar titizlikle devam ediyor. Uygulamaya geçilmesi ile beraber İskiliplilerin bu hizmet için Çorum’a gitmesi gerekmeyecek.

    Çoğu Ameliyatta Çorum ve Çevre İlçelerinden Önde
    Bazı ameliyatlar bakımından da İskilip Atıf Hoca Devlet Hastanesi’nin imkanları il ve diğer ilçelerinden önde gidiyor.

    Çorum’da dahi sıra alınması gereken ameliyatlar İskilip’te hastanın tetkiklerinden sonra aynı gün yapılabiliyor. Hastanede mevcut şartlarda Omuz ameliyatı, eklem protezi yapılıp tedavi süreci tamamlanabiliyor.

    Anne Dostu Hastane

    Anne dostu hastane statüsüne de sahip olan hastanede doğum öncesi ve sonrası tüm tetkik ve tedaviler eksiksiz olarak yapılıyor. İleri tetkikler için Çorum’a sevk işlemlerinde de önemli ölçüde azalma dikkatlerden kaçmıyor.

    Döner Sermaye Sadece İskilip’te Dağıtılıyor.

    Sağlık çalışanlarının motivasyonu noktasında önemli yeri olan Döner Sermaye dağıtımı Çorum ilçeleri arasında sadece İskilip Devlet Hastanesinde gerçekleştiriliyor. Döner sermaye hem sağlık çalışanlarının işlerini iyi yapmasına hem de doktor ve yardımcı personellerinin Çorum’a gidiş, geliş yapmamalarında önemli rol oynuyor.

    Edinilen bilgilere göre İskilip Atıf Hoca Devlet Hastanesinde altı ay öncesine göre önemli gelişmeler gerçekleşti. Yapımı ve doktor açığı bakımından sıkça eleştirilerin odağında olan İskilip Devlet hastanesinin imajı olumlu yönde değişmeye devam ediyor.

    Hastane yönetiminin çabaları sonucu eksikliği bilinen atamalarında yakın zamanda gerçekleşeceğine dair gelişmeler yaşanmakla birlikte son aylarda ambulansların Çorum’a gidişlerinde azalma olduğu da gözlerden kaçmıyor.

  • Devlet Aileyi Hegomanyası Altına Aldı

    Devlet Aileyi Hegomanyası Altına Aldı

    Özgür-Der Çorum Şubesi 2019-2020 seminer programları kapsamında bu hafta “Cinsiyet Eşitliği Tartışmaları ve Aile Yaşamına Yansımaları” konusu değerlendirildi.

    İstanbul Sözleşmesi Neyi İfade Ediyor?Aile Kurumunu Tehdit Eden Unsurlar ve Müslümanların Aile Yapısı Nasıl Olmalı?gibi başlıkların ele alındığı semineri Mustafa Kerim Üngörve Kerim Erkoçsundular…

    Doğuştan gelen, biyolojik ve fiziksel olarak her kadın ve erkek için aynı olan özelliklere cinsiyet yada biyolojik cinsiyet olarak tanımlayarak sözlerine başlayan Mustafa Kerim Üngör, ToplumsalCinsiyet ise sonradan öğrenilen ve cinsiyete toplum tarafından biçilen rol, sorumluluk ve davranış beklentilerini kapsayan bir terim olarak kabul ediliyor dedi.Örneğin kadınların ev işleriyle ilgilenmesi ya da çocuk bakımını üstlenmesi gibi beklentiler, cinsiyet değil, toplumsal cinsiyetle bağdaştırılan kavram olarak gösteriliyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğiyse kadınların ve erkeklerin toplumsal yaşamın her alanına eşit katılımları olarak tanımlandığını söyledi.

    Toplumsal cinsiyet eşitliği, BM tarafından artık bir insan hakkı olarak nitelendirildiğini hatırlatan konuşmacı, cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi ve kadının güçlenmesi için üç kriter belirlendiğini belirterek, bunları ilk, orta ve yüksek öğretimde kız çocukların erkeklere oranı, tarım dışı ücretli işlerde çalışan kadınların oranı ve mecliste kadın üye oranı olarak sıraladı.

    2019-2020 Eğitim-Öğretim Yılı Hedef Listesi’ne Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersi de eklendiğini belirten Üngör, gelen tepkiler üzerine bu kararın geri çekildiğini söyledi. İçinde cinsiyete dair hiç bir uyaranın bulunmadığı, her çocuğun aynı renk ve tarz giyinip aynı oyuncaklarla oynadıkları bir yaşam tarzı dayatan bu proje, aynı zaman anneliği, eşliği ve ev hanımlığını kadının özgürlük alanını kısıtlayan, geleneğin ve dinin de kadının sırtına yüklediği bir angarya gibi görmekte. Ayrıca; Toplumun nazarında farklı cinsel sapkınlıkları ve yönelimleri sıradanlaştırarak, normalleştirerek ve makul hale getirerek topluma sunmayı amaçladığını ifade etti.

    Sözleşmede, kadını ve erkeği yalnızca biyolojik olarak dişi ve erkek olarak kabul eden anlayışın yanı sıra kadına ve erkeğe belirli roller atfeden toplum kategorilerinin devlet tarafından değiştirilmesi gerektiği yer alıyor.2016 yılında hayata geçiren Rusya, “erkekleri evden uzaklaştırılan ailelerin” devam etmediğini ve boşanma oranlarının hızla yükseldiğini fark edince 1,5 senelik bir uygulamanın ardından bu kanun tasarısını geri çektiğini hatırlatarak sözlerini tamamladı.

    Aile kendisi hakkında çok şey söylenecek hususiyete sahip bir sosyal dünya olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Kerim Erkoç, bazı sosyologların iddia ettiği gibi ilk aile, içgüdüsel ve rastlantı sonucu oluşmuş değil; tersine Yüce Allah’ın iradesiyle ilk insan, bir aileye sahip olarak yaratılmıştır dedi.

    Modern toplum başına buyruk, itaati reddeden fertler yetiştiriyor…
    Rönesanslabirlikte aile dinin alanından çıkartılarak devletin üzerinde konuştuğu bir alan haline geldiğini belirterek, modern devlet birçok şeye olduğu gibi aileyi de sözüm ona kendi koruyucu kanatları ve hegemonyası altına alarak kontrol etmeye başlamıştır.

    Freudcu aile paradigmasına atıfta bulunarak sözlerine devam eden Erkoç; “Oedipus Kompleksi’ni temel alan bu anlayış en başta baba otoritesine karşı açılmış bir mücadeleyi ifade ediyor. Buna göre erkek çocuğun babayı kendine rakip gördüğü bu hastalıklı paradigma, ebeveynin sorumluluğunu esas alan bir aile telakkisinin gelişim ve meşruiyetini ortadan kaldırdı.Modern toplumun bireyci kültürüyle birleşen bu anlayış, ailede her biri kendisi için ayrı bir gelecek, bir başına buyrukluk talep eden ve bu yüzden de en başta itaati reddeden fertlerin yetişmesine sebep olmakta. Bu zihniyet aynı zamanda kuşak çatışması gibi bugün Müslümanlara gayet tabii gelen yeni bir icat ortaya çıkardı. İslâm’a göre asla sahici temelleri olmayan bu kabul, bizi her defasında yeni sorunlarla karşı karşıya bırakan bir felaketi temsil etmektedir.” dedi.

    Dinin öngördüğü insan modeli olan mümin/müminenin aksine yeni bir insan modeli olarak ortaya çıkan “birey”in özgürlüğünü yapısal olarak kısıtladığı varsayımından hareketle, aile yoğun eleştirinin konusu yapıldığını ifade eden Erkoç, dünya genelinde hüküm süren bu kültürel/ideolojik etkileşimden tabii olarak Müslümanlar da paylarını aldığını belirtti.

    Aile Kurmak ve Sürdürmek Bir İmtihandır…
    Aile yapısal olarak her türlü anlamda insan için güvenlik üreten ve güvenlik sağlayan bir “dünya” olma hususiyetine sahip olduğunu belirten Erkoç, aileyi kadın ve erkek üzerinden konuşamayız ve konuşulmaması gerekir. Tersine kadın ve erkeği aile üzerinden, aile içinde üstlenmiş oldukları rolleriyle beraber konuşmamız daha ufuk açıcı olacaktır. Bu kadın ve erkeğe ilişkin her türlü meselede ailenin eksen alınması ve bu şekilde çözüme çalışılması demektir. Unutmamak lazım ki, aile bir cihetten kadın ve erkeği aşan bir anlamın ve rahmetin dünyasıdır.

    Aile kurmak sürdürmek, birinin hanımı/kocası olmak bir imtihandır. Bu imtihan olma durumu, şen şakrak görüntülerle değişmez. Tabii ki lezzeti de var ama buna rağmen evliliğin birinci gününde de otuzuncu senesinde de İblis’in hedef tahtasında olmak hiçbir yuva için geçersiz değildir. Hiç kimse mezara girmeden önce İblis’in hedefinden düşmez.Şeytan, evinde bunalttığı insanların camiye gitseler bile huzur bulamayacaklarını bildiğinden evlerimizle uğraşmaktadır. Küsmüş bir kadının kocasının yüzünü paranın da güldüremeyeceğini şeytan iyi bilir. Kaba bir erkeğin hanımının yüzünün bu dünyada gülmeyeceğini şeytan çok iyi bilir. İncir çekirdeğini bile doldurmayacak kadar küçük bir sebebin ailenin dağılma nedeni olmasının altında bu yatmaktadır; bize göre küçük, İblis’e göreyse mükemmel ve kullanışlı bir nedenden söz ediliyor olabilir. On sene sonra asla hatırlamayacağımızı düşündüğümüz bir ayrıntıyı şeytan elli sene sonra bile devasa bir hadiseymiş gibi büyütüp ailenin dağılma nedeni hâline getirebilir.

    Son dönem evliliklerde kriz yönetiminin zaaflı olduğunu hatırlatan Erkoç, alttan alma anlayışı kaybolmuş, üslup sorunları arttığını belirterek, oysa dil, duaya dönüşmelidir, hürmet, samimiyet vetevazuya uygun bir tarz olmalı ve popüler kodlarla dil geliştirilmemelidir dedi.

    Aileyi Tehdit Eden Unsurlar…
    Müslüman aile modeli yaşadığımız zamanlarda birbirini besleyen iki taraflı bir tehdit altında bulunduğuna değinerek şöyle devam etti.“Bunlardan biri aşırı bireyciliktir ve akrabalık bağlarını esas alan dayanışmacı/cemaatçi ilişkilerinin dokusunu hızla çözmesidir. İkincisi de ilkiyle alakalı olarak insanın kendisini birçok şeye karşı sorumlu tutan, bu yüzden de insana vazife yükleyen İslâm’ın dayanışmacı/ cemaatçi değerlerinin Müslüman’ın eliyle içlerinin boşaltılması, anlamsız ve işlevsizliğe terk edilmesidir.

    Aile bireylerinin kendilerini manevi açıdan yenilememeleri, o aileyi tehdit eden iç unsurlardandır. Düşünün bir aile reisinin ibadetten yoksun olması, o aileyi tehdit eden bir unsurdur. Yine çocuklar terbiye edilmediğinde, bu da aileyi kendi içinden tehdit eder.Bir de aileyi dışarıdan tehdit eden unsurlar var. Bunlar da tabi ki zararlı yayınlar, özellikle de her aileye musallat olan televizyon dizileri.Yine ailenin çevresi, arkadaş çevreleri, iş çevreleri vs. eğer sağlıksız ise, ya da problemli ise, aileyi dışarıdan tehdit eden unsurlardır. Yine günümüzdeki modernite, özellikle dünyayı ve maddeyi önceleyen seküler anlayışlar ve batı tarzı yaşam biçimleri ve ya devletin bu anlamda ciddi bir politika üretememesi, eğitim kurumlarında aileyi destekleyecek müfredatın olmaması ya da yetersiz oluşu da, aileyi dışarıdan tehdit eden unsurlar arasındadır diyerek sözlerini tamamladı.

    Program soru, cevap ve katkıların ardından sona erdi…