Çorum’un Kutluca Köyü’nde, muhtar Sinan Bekar’ın katkılarıyla yağmur duası programı gerçekleştirildi.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda vakit namazının ardından kuraklıktan etkilenmemesi ve bereketli bir sezon geçirilmesi için dua edildi.
Yağmur duasına; AK Parti Merkez İlçe Başkanı Mustafa Alagöz, Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri ve köy halkı katıldı.
Yağmur ve şükür duası programı köy dışında yaşayan vatandaşlarında köye gelmesi ile birlikte yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Yağmur duası ve şükür ibadetiyle birlik ve beraberliklerini pekiştiren köy halkı köyün tarımsal yaşamının artması, hayır ve bereket getirmesi için dualar etti.
Köy Camii’nde düzenlenen etkinliğe yoğun katılım sağlandı. Kutlucalılar, rahmet ve bereketin artması için dua etmek ve şükretmek amacıyla köy Camii’nde kıldıkları öğle namazından sonra yağmur duası yaptı.
Yağışların önemine vurgu yapan Köy Muhtarı Sinan Bekar, bereketli ve verimli bir hasat sezonu için bu programı düzenlediklerini söyledi.
AK Parti Merkez İlçe Başkanı Mustafa Alagöz, anlamlı organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
Yağmur ve şükür duası gibi geleneksel etkinliklerin, toplumsal dayanışmayı ve birlikteliği pekiştirdiğini dile getiren Alagöz, yağmur dualarının tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylüler için büyük önem taşıdığına vurgu yaptı.
Alagöz, bu tür organizasyonların, özellikle tarımla geçinen topluluklarda bereketin ve dayanışmanın sembolü olarak kabul edildiğini ifade etti.
Yapılan duaların ardından köy halkı yemek yapılan kazanların başına gelerek, yemeklerini alıp, evlerine döndüler.
Ehlibeyt Kudret Dağı Vakfı Cemevleri tarafından düzenlenen ‘Hızır Ayı’nda Abdal Musa Kurtuluş Lokması’ etkinliği Çorum’da yoğun bir katılımla gerçekleşti.
Hafta sonu Bahçelievler Mahallesi Cumartesi pazarı alanında yapılan etkinlik depremde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunması başladı. Ardından Aşık Veli Çal ve Kul Ali Rıza Düzgün dede deyişler söyledi. Vakıf gençlerinin semah dönmesi ve yapılan konuşmalar sonrası lokmalar paylaşıldı.
Programa Vali Yardımcısı Tamer Orhan, Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, depremi Gaziantep’te yaşayan bir afetzede olan Jeoloji Mühendisi Mehmet Öztürk, İyi Parti Merkez İlçe Başkanı Av. Orhan Odabaş ve Yönetim Kurulu, Bağımsız Türkiye Partisi Yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
KENTLERDEKİ YAPILAŞMALAR BİLİM DIŞI OLMASIN
Vakıf Çorum Şubesi Başkanı Gözde Karaman’ın açılış konuşmasının ardından Jeoloji Mühendisi depremzede Mehmet Öztürk, ‘Ben buraya bir Jeoloji Mühendisi olmanın ötesinde depremzede olarak gelmiş bulunuyorum. Gaziantep’ten geldim. Sizlerin böyle bir felaketi yaşamanızı istemem’ dedi.
Öztürk, depremin sürekli gerçekleşen bir yer hareketi olduğuna dikkat çekerek, ‘Biz her gün depremi hissetmeden yaşıyoruz. Yer oluşumu, tektonik hareketler bunu gerektirir’ ifadesini kullandı.
Öztürk, konuşmasında şunları söyledi. ‘Burada oluşan deprem İsviçre Alplerinden Himalayalara kadar uzanan bir dağ silsilesinin tektonik hareketlerinden ibarettir. Bu depremleri kolayca atlatabilmemiz için bilim adamlarının bize söylemiş olduğu tavsiyelere uyumamız, buralara yakın yerlerde yapılaşmamız gerekir. Bu durum bilim tarafından bize öğretilmesine rağmen maalesef özellikle belediyelerin buna hiç riayet etmediği, oturmaya müsaade ettiği, kat sayısının hiç sınır tanımadan yapılaşma oluşturduğu, hepimiz tarafından bilinmektedir. Tavsiyem bize öğretilenler doğrultusunda yapılaşmaya gitmek ve korunmaya çalışmaktır.
DEPREM İNSANIMIZI ORTAK PAYDADA BULUŞTURDU
Programda Ehlibeyt Kudret Dağı Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Nergiz Baydan Doğan, 11 ili etkileyen acı olayla insanımızın ortak bir paydada buluştuğuna dikkat çekerek, felaket bölgesine gittiklerinde yaşadıklarını anlattı. Doğan, ‘Fark ettim ki doğurmadığım birçok çocuğum, hiç elini öpmediğim annem, babam, dedem varmış. Birlikte kıyafetim, yemeğimi paylaşmadığım bir çok kardeşlerim varmış. Ve ben onları bilmeden, gittikleri okulu görmeden, hiç tanımadan onların yerine çok büyük acılar çekebiliyor muşum’dedi.
YARALARIMIZ, DEVLET – MİLLET İŞBİRLİĞİYLE SARILACAK
Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan ise memleketimizin çok büyük bir felaket yaşadığını belirterek, ‘Ülkemizin güneyi adeta yerle bir oldu. Büyük bir acıyla bir anda karşı karşıya kaldık ve bu süreç içerisinden devletimiz milletimizle bir olarak yaraları sarma gayreti içerisinde oldu’ dedi.
Candan, felaketten zarar gören yerlerin çok kısa bir zaman içerisinde daha yaşanabilir hale geleceğine dikkat çekerek, ‘Üzerimize düşeni millet olarak yaptık. Bundan sonrada yapmaya devam edeceğiz. Çorum olarak bize Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesini verdiler. Burayı siz ayağa kaldıracaksınız dediler. Sayın Valimiz orada. Çorum Belediyesi orada. Sivil toplum örgütlerimiz orada. Şu anda gece gündüz orayı ayağa kaldırmaya çalışıyorlar. Memleketimizin dört bir tarafında farklı illere farklı yerler verildi. Hep birlikte devlet ve millet işbirliği ile inşallah oraları yaşanılır hale getireceğiz’ dedi.
BİZLERİ ÖLDÜREN DEPREM DEĞİL ÖNLEMSİZLİKTİR
Ehlibeyt Kudret Dağı Vakfı Kurucu Başkanı Erdal Doğan depremin bir doğa olayı olduğunu belirterek, ‘Çürük binalar bizleri öldürür. Bizleri öldüren deprem değildir. Bizleri öldüren kasırgalar seller değildir. Önlemsizliktir’ dedi.
Binlerce insanın uyku halinde depremde yaşamlarını yitirdikleri için onları ‘şehit’ olarak gördüğünü söyleyen Doğan, konuşmasını şöyle sürdürdü. ‘ Biz bir Yaradan’a inanıyoruz. Şimdi ben sizlere Allah’a inanıyor musunuz? Diye sorduğum zaman hepiniz ‘Evet’ diyeceksiniz. Peki. Allah’a inanan hırsızlık yapar mı? Allah’a inanan gıybet yapar mı? Dedikodu yapar mı? Halkı birbirine düşürür mü? Kıskançlık yapar mı? Çekememezlik yapar mı? Din, ırk, mezhep, inanç ayrımı yapar mı? Hakkı bilen bunları yapar mı? Allah aşkına elimizi vicdanımıza koyalım ve düşünelim. Bizler neler yapıyoruz. Orada bir köye uğradım. 121 haneli bir köydü. Fay hattının tam üzerinde. Ve 11 adet evin 2 katlı, 3 katlı olanların tamamı ilk depremde çökmüş. 9 tanesi kalabilmiş ama o 9 tanesinde hiçbir ölen olmamış. Onun dışında, o göçüklerin altında 111 binanın altında çok ölenler olmuş. Şimdi bu çok özür dilerim depremin hatası mı? Yoksa bu binaları yapan müteahhitlerin hatası mı? Bunun hakkı kul hakkı değil mi? Biz bunu kadere bağlayamayız. Biz bunu tedbirsizliğe bağlarız. Her an her dakika deprem oluyor zaten. Yerküre her an sallanıyor. Ama biz bunları hissetmiyoruz.
ÜÇ YILDIR GECE GÜNDÜZ HABER VERİYORUM…
3 yıldır depremlerin geleceğini bana müneccim de diyebilirsiniz. Sihirbaz da diyebilirsiniz, şarlatan da diyebilirsiniz. Her şey diyebilirsiniz. Ben bu olacakların haberini 2 yıldır gece gündüz veriyorum. Sosyal medyada Ehlibeyt Kudret Dağı diye girdiğinizde bu düşüncelerimi gece gündüz paylaştığımı görürsünüz. Ama sakalımız yok tutulmuyor. Beni de hocalar gibi, hacılar gibi, dedeler gibi, belki kendini bilmezler gibi diyeyim daha doğrusu çünkü onların da içinde özünü sözünü bilen Hakk’ın kelâmını söyleyenler var sözüm onlara değil!…
BİZİM DİNİMİZ SEVGİ, MEZHEBİMİZ VİCDANDIR!…
O gidenler bizim canımızdır. İnsan bir dünyadır ve dünyada ne varsa bir insan vücudunda mevcuttur. Fakat ben bu olayın hissiyatını bedenimden çözüyorum. Hurafelerden değil. İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Ben bilime inandım. Bakın bilim bizi kurtarır da asılsız şeyler bizi kurtaramaz. Din ile bilim paralel gitmek zorundadır. Bizim davamız din değil, inanç değildir. Bizim davamız dini inancı anlatan insanlardadır. İnsanlara korku vererek, ürküterek, bir din anlatılamaz.
DOĞAYI VE İNSANI SEVMEYEN YARADANA İNANIR MI?
Bu dini, sosyal medyaya girdiğinizde insanlara korku ile anlatıyorlar. Bizim dinimiz sevgi dinidir. Aşk dinidir. Muhabbet dinidir. Ondan dolayı ‘Bizim dinimiz insan, mezhebimiz vicdandır.’ Doğayı sevmeyen, insanı sevmeyen, mahlukatı sevmeyen Yardan’a inanır mı hiç? Yaradan’ın yarattığını ezen, kolunu kafasını kesen bir zihniyet Yaradan’a inanır mı? Bizi bu hale getiren; insanların emeğini yiyen, o müteahhitlik yapan, o demirden çimentodan çalan ve bu insanları ölüme terk eden, kul hakkına tecavüz eden müteahhitler yüzünden bugün binlerce insanımız hayata gözlerini yummuştur.
KARADENİZ BÖLGESİ VE ÇORUM’A DA GELECECEK…
Depremi yaşamayan insanlar depremin acısını anlayamazlar. Bu kadar insanın huzurunda söylüyorum. Bu olaylar yarın bizim başımıza Karadeniz bölgesinde de gelecektir. Çorum da bu bölgede yer almaktadır. Onun için dikkat edelim. Gönül gönüle birlik ve beraberlik içinde olalım. Alevisi ile, Sünnisi ile, Kürdü ile, Türk’ü ile, Abazası, Çerkesi ile bir vücut olalım. Eğer sayın hocalar insanlara nasihat verirken; Türkiye Cumhuriyetindeki 80 milyon insanın kardeş olduğunu anlatırsa, Alevi dedeleri 80 milyon insanın kardeş olduğunu anlatırsa Türkiye’de huzurdan başka bir şey olmaz. Dünyadaki 8 milyar kardeşimize güzellikler birlikler aşk ve sevgi diliyorum.
BİZİ SEVGİ VE SAĞDUYU KURTARACAKTIR
Sadece sağduyulu olalım. Devletimize, milletimize ordumuza, polislerimize, halkımıza Allah zeval vermesin. Devlet halkıyla bütünleşsin. Halk devletle bütünleşsin. Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında bizler vatanımıza sahip çıkmazsak yarın bu vatanı arar hale geliriz. Nedir Alevilik? , nedir Sünnilik?, nedir Kürtlük, Türklük? Hepimiz insan değil miyiz? Hepimizin Allah’ı, Peygamberi bir değil mi? Bizi sevgi kurtaracak, birlik kurtaracak. Devletimiz ve milletimizle bir vücutluk kurtaracaktır.
Çorum’un Bayat İlçesi’ne bağlı Kunduzlu Köyü Yayla Etkinlikleri çerçevesinde Kunduzlu Yaylası’nda “Şükür ve Yağmur Duası” yapıldı.
Bin 450 metre rakıma sahip bozulmamış doğası ve çam ağaçlarıyla çevrili Kunduzlu Yaylası’nda düzenlenen etkinliğe AK Parti Çorum Milletvekili Erol Kavuncu, Bayat Belediye Başkanı Ekrem Ünlü, AK Parti Bayat İlçe Başkanı Fatih Balcıoğlu, AK Parti İl Genel Meclis Üyesi Ahmet Tuna, İstanbul Kunduzlu Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Bekir Okumuş, Ankara Kunduzlu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Kendirci, Kunduzlu Köyü Muhtarı İbrahim Hamza, Dünya Çorumlular Platformu Kurucusu Tevfik Göktürk ile birlikte Çorum’un yanısıra, Bayat, İskilip, Kırıkkale, Ankara ve İstanbul’dan yüzlerce davetli katıldı.
Başarılı radyo, televizyon programcısı ve sunucusu Bülent Özkömürcü’nün sunuculuğunu üstlendiği program, sabah saatlerinde Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ilahilerin okunmasıyla başladı.
Ardından Kunduzlu Köylüleri, yüz yıllardır devam eden gelenekleri arasında yer alan yaylanın en yüksek tepesine çıkarak yağmur ve şükür duasını yaptılar. Tebrik ve salavatlar eşliğinde dağın tepesine çıkan köy halkı, okunan duanın ardından yine tekbir ve salavatlarla etkinlik alanına döndüler.
Davetlilere İskilip Dolması ikramının yapıldığı etkinlikte, katkıda bulunanlara da plaketler takdim edildi. Çorum’un ve ilçeleriyle birlikte köylerinin de tanıtımında önemli katkı sağlayan basın kuruluşlarına da teşekkür plaketi verildi.
Programda Kunduzlu Köyü Muhtarı Ali Kendirci, Bayat Belediye Başkanı Ekrem Ünlü ve AK Parti Çorum Milletvekili Erol Kavuncu birer konuşma yaptı.
Kentin Gündemi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Güley, Heri Haber Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Külcü ve Hitit TV Genel Yayın Yönetmeni Elvan Şimşek, plaketlerini Milletvekili Erol Kavuncu’un elinden aldılar.
Programda konuşan Milletvekili Erol Kavuncu, birlik beraberlik mesajları verirken, gündemde yer alan konular hakkında da düşüncelerini dile getirdi.
Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür eden Bayat Belediye Başkanı Ekrem Ünlü, halkın gözü kulağı olan ve etkinliğe katılan yerel basına da teşekkür etti.
Program, kılınan öğle namazı ve yapılan şükür ve yağmur duasıyla sona erdi.
Çorum Merkeze bağlı Boğabağı Köyü’nde her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen yağmur ve Şükür duası bu yılda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.
Pazar günü öğlen namazı öncesinde köy camii’nde Cami İmamı Eyüphan Kaplan ve çevre köy camii görevlileri tarafından Kur’an-ı Kerim ve mevlidi şerif okundu.
Kılınan öğlen namazından sonra tüm köy halkı harman yerinde toplanarak, emekli imam aynı zamanda şehit Özel Harekât Polisi Emre Beker’in Babası Uğur Beker’in yapmış olduğu duaya yürekten amin diyerek iştirak etti.
Yapılan duada birlik beraberlik kardeşlik vurgusu yapılarak, bol bereketli bir hasat mevsimi olması temennisinde bulunuldu.
Dua sonrası daha önce kesilen kurban etinden yapılan yemekler etkinliğe katılanlara ikram edildi.
Çorum Valisi Mustafa Çiftçi ve Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Ehl-i Beyt Kudret Dağı Vakfı tarafından verilen şükür lokması etkinliğine katıldı.
Ehl-i Beyt Kudret Dağı Vakfı tarafından Türkiye genelinde 100 bin lokma dağıtmak için başlatılan şükür lokması etkinliğinin Çorum’da düzenlenen programına Çorum Valisi Mustafa Çiftçi ve Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın birlikte katıldı. Yaptığı açılış konuşmasında, Türkiye’de ve dünyada yaşanan doğal afetleri yaratıcının insanlara bir ikazı ve uyarısı olarak gördüklerini ifade eden Ehl-i Beyt Kudret Dağı Vakfı Genel Başkanı Erdal Doğan, “Bir olmamız, beraber olmamız ve yüce yaratıcının rızasını kazanmamız gerek. Her şehirde bir büyükbaş hayvan kurban ederek hiç bir siyasi ve etnik kimlik gözetmeksizin bir olalım, can cana olalım, birlikte olalım istedik” diye konuştu.
Birlik ve beraberliğin güçlendirilmesine katı sağlaması noktasında yapılan şükür lokması etkinliğinin önemli olduğunu vurgulayan Vali Mustafa Çiftçi, dağıtılan lokmaların kabul, birlik beraberliğimizin daim olması temennilerinde bulundu.
Şükür Lokması Etkinliğinde konuşan Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, “Buraya geldiğimden beri, insanlık sevgisi, Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, Hz. Ali sevgisi, ehl-i beyt sevgisi, vatan sevgisi, bayrak sevgisi ve bu toprakların sevgisini burada gördüm. Bizi bu sevgi ile doldurduğunuz, bizi buna ortak ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Dünyada gerek güce inanların mazlumlara yaptıkları zulümler, gerekse bir takım doğal afetler oluyor. Bunlar Rabbimin bizi imtihanı. Şükür Lokması etkinliğimizi bu anlamda çok önemsiyorum” dedi.
“Zalimlere cevabı bu birliktelikle vereceğiz”
“Bize her zamankinden çok birlik lazım, muhabbet lazım, kardeşlik lazım” diyerek konuşmasını sürdüren Başkan Aşgın, “Dünyada güce inan zalimlerin mazlumlara yaptıkları zulümler var. Bu zalimlere cevabı ancak bu şekilde verebiliriz. Duruşumuz zalimlere karşı Hüseyince olacak, Ali’ce olacak, Muhammet Mustafa’ca olacak ama merhametimiz, aşkımız mazlumlara karşı, tüm insanlığa karşı Yunus’ça, Mevlana’ca ve Hacı Bektaş-ı Veli’ce olacak. Ve inanıyorum ki; bir kez daha sevgi yer yüzünde hakim olacak, adalet kazanacak ve Hz. Ali’nin o sancağını en güzel noktalara aşkla, muhabbetle dikeceğiz” dedi. Başkan Aşgın, Ehl-i Beyt Kudret Dağı Vakfı Genel Başkanı ve yöneticilerine böyle birlik ve beraberliğe vesile olacak bir şükür lokması programına imza attıkları için teşekkür etti.
Düzenlenen program sonunda Ehl-i Beyt Kudret Dağı Vakfı Genel Başkanı Erdal Doğan, Çorum Valisi Mustafa Çiftçi ve Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’a, birlik ve beraberlik ruhuyla şükür lokmasına iştirak ettikleri için teşekkür ederek plaket takdiminde bulundu.
ÖNDER Yönetim Kurulu Üyesi / Çorum İl Temsilcisi Ayhan Boyraz, Medeniyetimizin binlerce yıllık sembolü ve İstanbul’un fethinin nişanı Ayasofya Camisinin 86 yıl aradan sonra kılınan Cuma Namazı ile tekrar cami olarak ibadete açılması ile ilgili basın açıklamasında bulundu.
“Bu, bizim için tarihi mirası sahiplendiğimizin ve bu toprakların gerçek sahibi olduğumuzun işaretidir” diyen Boyraz, “Bir emaneti üstlendiğimizin bilinciyle sorumluluğumuzun ağır olduğunun farkındayız, bir o kadar da huzurlu ve mutluyuz. Okuduğumuz binlerce Fetih Sureleriyle birlikte bugün burada şükrümüzü eda ediyoruz” dedi.
Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiğinde ilk uğrak yeri olduğunu hatırlatan Boyraz, Rabbine şükretmek için gelip secdeye kapandığı mabet olduğunu söyledi.
Fetihten 3 gün sonra 1 Haziran 1453’te de ilk cuma namazını burada eda ettiğini belirten Boyraz, Medeniyetimizin başkenti İstanbul’daki bu tarihi mabetin Müslümanlar kadar Hıristiyanların, ülkemiz vatandaşları kadar dünyanın yakından ilgilendiği bir mekan olduğuna dikkat çekti.
Ayasofya’nın UNESCO Dünya Mirası listesine de alındığı kaydeden Boyraz, “Tam 481 yıl cami olarak hizmet verdi. Fatih’in emanetinin 1934 yılındaki Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmesi sadece Türkiye’nin değil tüm dünya Müslümanlarının da boynunu bükük bıraktı” diye konuştu.
Yıllarca ecdat yadigarının asli hüviyetini kazanması ve mahzun Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi için dua ettiklerine vurgu yapan Boyraz, “Ama her şeyin bir vakti, saati vardı. Ayasofya’nın özlediği cemaatine kavuşması için beklemesi gerekiyordu. Ve nihayet Danıştay tarafından 10 Temmuz’da Bakanlar Kurulu kararıiptal edildi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Ayasofya, Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek tekrar cami statüsüne dönüştürüldü” şeklinde konuştu.
“86 yıllık ayrılıktan sonra bizleri ulu mabede kavuşturan Allah’a şükrediyoruz” diyen Boyraz, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Fatih Sultan Mehmet’in ilk cuma namazını kıldığı gibi bizler de 24 Temmuz’da Cuma Namazında Ayasofya’da olacağız. Bu güzel haberi aldığımızdan beri ülkemizin ve dünyanın dört bir köşesinde binlerce Fetih Suresi okuyarak dualar etmeye başladık. Bugün de burada Fetih Suremizi okuyarak hep birlikte duamızı yapacağız.
Bize bugünleri gösteren Allah’a şükürler olsun. Dualarımız kabul oldu. Ayasofya artık mahzun değil mesrur. Kalbimizde sevdamız, dilimizde duamız olan Ayasofya Camisi için artık şükür makamındayız. Çünkü Ayasofya bizim kabul olan duamız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Endülüs ve Kudüs için dua etmeye devam edeceğiz.
Bu tarihi sorumluluk ve bilinçle, bu emaneti gelecek nesillere aktaracağımızı buradan deklare ediyoruz. Bugün biz, yarınlarda ise evlatlarımız bu mirasa sahip çıkacak. Ayasofya Camisi, her daim İslam medeniyetinin bir sembolü olarak yaşamaya devam edecek” şeklinde konuşmasını tamamladı.