Blog

  • Küçük Sena Hayatını Kaybetti

    Küçük Sena Hayatını Kaybetti

    Çorum Futbol Kulübü çalışanlarından Erdoğan Zembil, yeğeni İpek Yaman’ı kaybetti.

    Küçük kızın ani vefatı, derin üzüntü yarattı. Geçtiğimiz günlerde aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılan 9 yaşındaki İpek Sema Yaman’dan acı haber geldi. Çorum Futbol Kulübü çalışanlarından Erdoğan Zembil’in teyzeoğlu Adem Yaman’ın kızı olan İpek, doktorların tüm çabalarına rağmen hayata tutunamadı.

    OYNARKEN ANİDEN FENALAŞTI, KURTARILAMADI

    Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Turgutreis Mahallesi’nde yaşayan Zeyyat Mandalinci İlkokulu 3. Sınıf öğrencisi 9 yaşındaki İpek Sema Yaman, bahçede arkadaşları ile oynarken aniden fenalaşarak yere düştü. Ailesinin çağırdığı ambulans ile özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan Yaman, hayata tutunamadı. Küçük kızın cenazesi otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Cenaze Turgutreis’te toprağa verildi. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ailesi ve tüm yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

  • Çorumlu Yazarın Yeni Kitabı Yayınlandı

    Çorumlu Yazarın Yeni Kitabı Yayınlandı

    Daha önce bilgisayar ve programlama üzerine üç çeviri ve iki telif kitabı bulunan hemşehrimiz Üzeyir Yazıcı’nın yeni kitabı çıktı. Yazıcı’nın “Kendimi Formatladım” adını verdiği yeni kitabı Çınaraltı Yayınları tarafından yayınlandı.

    Okumaya, araştırmaya, kendini geliştirmeye daha çok zaman ayırmak için ortopedik engelinden dolayı erken emeklilik hakkından yararlanarak Temmuz/2014’te memuriyetten emekli olan yazaryeni kitabıyla ilgili şunları belirtti: “Yıllarca, işletim sistemi çöken, açılmayan, düzenli çalışmayan, virüslü binlerce bilgisayara format attım. İnsanların ihtiyacını karşılayacak, işlerini kolaylaştıracak küçük ve orta ölçekli onlarca program yazdım. Bilgisayar ve programcılık üzerine yüzlerce kitap/dergi/makale okudum. Bu alanda elde ettiğim bilgi birikimini paylaşmak için beş adet kitabın okuyucuyla buluşmasına vesile oldum.

    Peygamber Efendimiz aleyhisselamın“Allah’ım! Bana eşyanın hakikatini göster.” duasını esas alarak bilgisayar ve yazılıma hakikat nazarından bakmaya başladım. Daha sonra “Okunacak en büyük kitap insandır”(Hacı Bektaşi Veli) ve “Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku. Yoksa hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimali var.” (Bediüzzaman)tavsiyeleri ile yolumu, yönümü değiştirdim. Kendimiokumaya karar verdim. Bilgisayar ve yazılımdan yola çıkarak Yüce Yaratıcı’nın insana yüklediği manevi işletim sistemini (FITRAT’ı) keşfetmeye yöneldim. Hayat kitabımı, rehberimi (Kur’an-ı Kerim’i) baştan sona taradım. O rehberdeki düsturları açıklayan eserlere müracaat ettim. Okudukça, araştırdıkça içimdeki mükemmel sistemin farkına vardım; potansiyelimi gördüm, zaaflarımı bildim, acziyetimi anladım, kulluk şuuruna erdim. Hayat ve hidayet rehberine göre yaşamanın en büyük saadet/başarı kaynağı olduğunu tecrübe ettim. Allah’ın izni ve inayetiyle bizzat yaşayarak elde ettiğim bu tecrübeyi, tahdis-i nimet niyetiyle, aktarmaya/yaymaya/yazmaya karar verdim.Ve neticede “Kendimi Formatladım” kitabı ortaya çıktı. Bu kitapta ayrıca Üzeyir Yazıcı’dan Hırkalı Üveys’e dönüşümün bazı ipuçlarını da bulacaksınız.”

    KİTABI KİMLER OKUMALI?
    Elindeki telefona (zahire) bakıp kendini (batını / hakikati) keşfetmek isteyenler,
    Özüne / selim fıtrata dönmek isteyenler,
    Bezm-i elest protokolüne göre kalbini hikmet ağına bağlamak isteyenler,
    Kalp antenini RUH denizinden beslenen AHSEN uydusuna bağlamak isteyenler,
    Çağın virüslerinden belleğini ve benliğini korumak isteyenler,
    Suretten kurtulup sîrete ermek isteyenler,
    Kalbiyle Allah’a yönelmek isteyenler,
    Kalbini fabrika ayarlarına döndürmek isteyenler,
    Kendine format atarak bütün manevi virüslerden kurtulmak için “Tövbe-i Nasuh” uygulamasını kullanmak isteyenler.
    Fıtratına kazınmış olumsuz vasıflardan kurtulmak isteyenler,
    Akıl nimetini selim fıtrat üzere kullanmak isteyenler,
    Duygu ve düşüncelerini hevâdan değil hakikatten beslemek isteyenler,
    Kararlı bir şekilde değişme iradesini ortaya koymak isteyenler,
    Tekâmül ederek insan-ı kâmil olma yolunda atacağı adımları bilmek isteyenler,
    Kalbini, nefsinin kötülüklerine kapatıp ruhunun güzellikleri ile doldurmak isteyenler,
    “Akleden bir kalbe” sahip olup gönlüne bulaşan manevi virüslerin farkına varmak isteyenler,
    Bütün varlığıyla Hakk’a teslim olup hüsrandan kurtulmak isteyenler,
    Ömür sermayesini en karlı ticarete yatırmak isteyenler,
    Müslümanca bir şahsiyet oluşturmak isteyenler,
    Sapasağlam, dimdik, esnemeyen, yalpa yapmayan bir kişilik kazanmak isteyenler,
    Asıl vatanı olan cennete tekrar kavuşmak isteyenler,
    Acilen bu kitabı temin edip okumalı.

    KİTABI TEMİN ETMEK
    Kitabın satışı büyük kitap evleri ve internet siteleri üzerinden devam etmektedir. Ayrıca Çorumlu hemşehrilerimiz kitabı özel indirimli olarak 505-2704040 nolu telefon üzerinden irtibata geçerek temin edebilirler.

  • Gözyaşlarıyla Uğurladılar

    Gözyaşlarıyla Uğurladılar

    Kargı’da Kazada Hayatını Kaybeden Genç Gözyaşlarıyla Uğurlandı.

    Kargı’da geçirdiği trafik kazası sonrası ağır yaralanan ve bir aydır yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Kargı’nın sevilen esnafı Mehmet Ali Pancar (38) yaşam mücadelesini kaybetmesinin ardından bugün çok sayıda sevenlerinin gözyaşlarıyla ilçe merkez camiinde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı.

    İlçe sanayi mevkiinde Pancar Usta ismiyle nam yapan Mehmet Ali Pancar’ın işlettiği lokanta, çok sayıda vatandaşın uğrak yeri haline gelmişti.

    Sevilen Esnaf Mehmet Ali Pancar, evli ve iki erkek çocuk babasıydı.

  • ‘Milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor’

    ‘Milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor’

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda. Türkiye Uzay Ajansını kurduk. Ajansımızla Türkiye’de uzay ve havacılık alanındaki tüm faaliyetleri koordine ediyoruz. Şu anda milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor, yakında kamuoyu ile paylaşacağız.” ifadelerini kullandı.

    TÜRKSAT 5A İÇİN GERİ SAYIM SÜRÜYOR

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Sirkeci Garı’nda düzenlenen ’Türk Demiryolu Zirvesi’ne katıldı. Zirvenin ilk oturumunda konuşan Karaismailoğlu, “Uzaydaki 3 haberleşme uydumuza ek olarak Türksat5A’yı Kasım ayının sonunda uzaya göndereceğiz. Türksat 5B, 2021’in ikinci çeyreğinde; ilk milli ve yerli haberleşme uydumuz olan Türksat 6A’da 2022’de fırlatılacak. Bu şekilde uzaydaki yörünge haklarımızla yayıncılık ve internet erişiminde de söz sahibi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Türkiye’nin aktif uydu filosunda halen 3 haberleşme, 3 gözlem uydusu bulunuyor.

    Türkiye’nin ilk uydusu 10 Ağustos 1994’te fırlatıldı ve 12 yıl hizmet verdi. Türksat 1C uydusundan 14, 2A uydusundan da 15 yıl yararlanıldı.

    Aktif uydulardan Türksat 3A, 4A ve 4B, haberleşme ihtiyacını karşılıyor. Göktürk-1, Göktürk-2 ve Rasat uyduları ise gözlem yapıyor.

  • Yapay zeka teknolojisi şimdi de uzaya sıçradı

    Yapay zeka teknolojisi şimdi de uzaya sıçradı

    PhiSat-1, yeni bir hiperspektral termal kamera ve Intel Movidius Myriad 2 VPU (Görüntü İşleme Birimi)-birçok akıllı kamera içinde ve hatta 99 dolar değerindeki selfie dronlarında bulunan yongayla aynı yonga- sayesinde yerleşik bir AI işlemci içeriyor.  PhiSat-1 aslında kutup buzullarını ve topraktaki nemi gözlemleme görevi verilmiş aynı zamanda birleştirilmiş uydulardan oluşan geleceğin ağını yaratmak için uydulararası iletişim sistemlerini test eden bir çift uydudan biri.

    Peki Myriad 2’nin çözmeye yardımcı olduğu ilk sorun nedir? PhiSat-1’in üzerinde yer alan yüksek duyarlıklı kameraların oluşturduğu yüksek miktarda verinin nasıl işleneceği. PhiSat-1’i mümkün kılan ortak çalışmalara liderlik eden Avrupa Uzay Ajansı’nda (ESA) Veri Sistemleri ve Yerleşik Bilgi İşlem Başkanı olarak görev yapan Gianluca Furano bununla ilgili olarak şöyle diyor: “Sensörlerin veri üretmek için sahip olması gereken özellikler ve yetkinlikler  her nesil için 100 kat artarken, veri indirme yetkinliklerimiz  ancak her nesilde üç, dört ya da beş kat artıyor.”

    Aynı zamanda, herhangi bir zaman diliminde gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık üçte ikisi bulutlarla kaplı. Bu da genelde çekilen, kaydedilen, Dünya’ya çok değerli olan uydu-yer bant genişliği üzerinden gönderilen, tekrar kaydedilen, bir bilim insanı tarafından (ya da bir algoritma tarafından) bir bilgisayarda saatlerce hatta günlerce incelenen ve sonunda da silinen gereksiz onlarca bulut görüntüsü anlamına geliyor.

    Bu nedenle Dunne ve Ubotica ekipleri, hatalı sonuçları ya da aşınmaları incelemek için Myriad yongasını bir dizi testten geçirerek “radyasyon karakterizasyonu” gerçekleştirdi.

    Furano, ESA’nın daha önce radyasyon için bu denli karmaşık bir yonga üzerinde test gerçekleştirmediğini söyledi. “Düzgün bir şekilde test edip edemeyeceğimize dair şüphelerimiz vardı… Bu yonga üzerinde kapsamlı bir test ve karakterizasyon çalışmasının nasıl yapılacağına ilişkin sil baştan bir kılavuz yazmamız gerekti.” Dunne, 2018’ün sonlarında CERN’de gerçekleşen ve kesintisiz 36 saat süren ilk radyasyon demeti patlatma testinin “çok stresli geçtiğini” söyledi. Dunne, “Ancak bu test ve takip eden iki test şükür ki bizim arzuladığımız şekilde gerçekleşti.” dedi. Myriad 2, olduğu gibi, herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek kalmadan kullanılabildi.

    Ve bununla da, bu düşük enerji tüketen, yüksek performanslı bilgisayar görüntü yongası Dünya’nın atmosferinin dışına çıkmaya hazır hale geldi. Ama şimdi aşılması gereken bir zorluk daha vardı. Normalde, AI algoritmaları “öğrenmek” için yüksek miktarda veriler kullanılarak oluşturulur ya da “eğitilir”. Böyle bir durumda neyin bulut olduğunu neyin bulut olmadığını öğrenmesi gerekiyordu. Ancak, kameranın çok yeni olması nedeniyle Furano’nun deyişiyle, hiçbir veriye sahip değillerdi.

    Avrupa’nın dört bir yanından yarım düzine farklı kuruluşun katılımıyla gerçekleştirilen tüm bu sistem ve yazılım entegrasyonları ve testlerin tamamlanması dört ay sürdü.  ESA’da PhiSat yetkilisi olarak görev yapan Max Pastena, “Bunu bu kadar kısa sürede ve verimli olacak şekilde esnek bir biçimde yapabilmiş olmaktan gurur duyduk.” dedi. Furano’ya göre de bir uzay mekiğinin geliştirilmesi açısından zamanlama tam anlamıyla “bir mucizeydi”.

    Maalesef, bir dizi konuyla bağlantısı olmayan olay- rokette gecikmeler, koronavirüs pandemisi ve olumsuz yaz rüzgarları – ekipleri PhiSat-1’in yörüngede planlandığı gibi çalışıp çalışmayacağını görmeleri için bir seneden daha uzun süre beklemek zorunda bıraktı.

    Bu olasılıkların birçoğu test edilecek. ESA ve Ubotica, ikinci bir Myriad 2’yi yörüngeye taşıyacak olan PhiSat-2 üzerinde birlikte çalışıyorlar.  PhiSat-2 “basit bir kullanıcı arayüzü kullanarak uçuş sırasında uzay mekiğinde geliştirebilecek, kolayca kurulumu yapılabilecek ve çalıştırılabilecek AI uygulamalarını çalıştırabilecek.

  • 8 arkadaş dijital masa oyunu prototipi yaptı

    8 arkadaş dijital masa oyunu prototipi yaptı

    “Rol yapma kültürü” (FRP) olarak bilinen 6 kişilik oyunu 7 arkadaşıyla tasarlayıp dijital platforma aktaran BTÜ Malzeme ve Metalurji Mühendisliği öğrencisi Uğur Uzaslan, “Chaotic Order” adını verdikleri oyun için patent başvurusunda bulundu.

    Özgün dünyasıyla klasik masa oyununu yeni nesil robotik sistemler ile entegre halde sunan gençler, oyunculara farklı bir deneyim yaşatmayı hedefliyor.

    Girişimcilik eğitimi alan ve ekibin liderliğini yapan Uzaslan, AA muhabirine, masa oyunları sistemine yenilik katmak istediklerini söyledi.

    Kendi evreni, oyun stratejisi ve teknolojilerini barındıran bir sistem geliştirdiklerini belirten Uzaslan, “Konsept tasarımlarımızı oluşturuyoruz. Diğer oyun topluluklarıyla da görüşmelere başladık, onlardan geri dönüşler topluyoruz.” dedi.

    Uzaslan, dünya genelinde yaygın bir şekilde ilgi gören masa oyunları sektörünün Türkiye’de pek yaygın olmadığını anlattı.

    Bazı ülkelerden örnekler veren Uzaslan, şöyle devam etti:

    “ABD’de bununla ilgili etkinlikler düzenleniyor. İnsanlar kendi masa oyunlarını toplanıp beraber oynuyorlar. Almanya’da geçen yıl yapılan etkinliğe 220 bin kişi katıldı, oraya da gitmeyi planlıyoruz. İngiltere ve Fransa gibi yerlerde de bu kültür yaygın. Masa oyunları turnuvaları da yapılıyor. En basiti, satrancın günümüzde tekrardan popülerleştiğini görüyoruz. Biz de masa oyunları kültürüne bu yüzden yöneldik. Geliştirdiğimiz proje daha çok üniversite öğrencileri ve yaşlı kesime hitap ediyor. Oyunun oynanması biraz zor olduğu için buna insanın kendisini vermesi gerekiyor.”

    Uzaslan, oyunun mobil uygulamasının yazılımını da yapmayı hedeflediklerini dile getirdi.

    “Masa oyunlarının dünyadaki piyasası trilyon dolarlarla ölçülüyor”

    Masa oyunlarının binlerce yıllık geçmişi olduğuna değinen Uzaslan, kendilerinin bunu teknolojiyle buluşturduklarını belirtti.

    Kendi oyunlarının basit anlamda iki zıt tarafın ortaya doğru hareket etmesiyle oynandığını bildiren Uzaslan, “Rakipler birbirlerini etkileyebiliyor. Oyun üzerindeki belli görevleri yerine getirdiğinizde rakibinizin önüne çok büyük bir engel çıkarmak gibi daha da güçlü kullanabileceğiniz kartlar meydana geliyor.” bilgisini paylaştı.

    Oyunu geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Uzaslan, Bursatto’da fikirlerini anlattıklarında olumlu geri dönüşler aldıklarını vurguladı.

    Uğur Uzaslan, üniversite topluluklarına yönelik sunumlar gerçekleştirmeyi ve seri üretime geçmeyi hedeflediklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

    “Masa oyunları popülerleşmeye başladı. Hem rol yapma hem de masa oyunu kültürünü birleştiren oyunlar büyümeye devam ediyor. Masa oyunlarının dünyadaki piyasası trilyon dolarlarla ölçülüyor. Umut vadeden ve sinema sektörünü geçmiş bir sektör. İnsanları biraz daha oyunun içine çekebilmek ve interaktiflik için teknolojik kolluk da üreteceğiz. Bu kollukta olan kartlar sayesinde piyonlarınız otomatik hareket edecek.”

  • KOBİ’lerin sıkça karşılaştığı siber güvenlik sorunlarına 5 etkili çözüm

    KOBİ’lerin sıkça karşılaştığı siber güvenlik sorunlarına 5 etkili çözüm

    Siber güvenlik yatırımları konusunda istenilen düzeylerde olmayan KOBİ’ler, hackerlerin gözdesi durumunda. Hatta gerekli siber güvenlik yatırımlarının yapılmamış olması, karşılaştıkları sorunlarda ciddi zararlar görmelerine neden oluyor. Küçük bütçeler, yetersiz kalan güvenlik çözümleri ve personel kısıtlamalarıyla savunmasız bir yapıya sahip olan KOBİ’lerin peşini hackerlerin bırakmadığını aktaran Teknoloji Kanal Satış Direktörü Gürsel Tursun, siber altyapılarını güçlendirmek isteyen KOBİ’lere yönelik, en sık karşılaştıkları siber güvenlik sorunlarını ve bunlara karşı atmaları gereken önemli siber güvenlik adımlarını paylaşıyor.

    KOBİ’ler Hackerler İçin Bir Basamak

    Siber saldırı dünyasında KOBİ’lerin yeri hackerlerde farklı konumda bulunuyor. Büyük şirketlere ulaşmak için basamak olarak görülerek saldırıya uğrayan KOBİ’ler, buna rağmen gerekli önlemleri de alamıyor. Özellikle KOBİ’lerde yaşanılan siber güvenlik olaylarının ve sorunlarının birbirini hep tekrar ettiğine dikkat çeken Gürsel Tursun, en sık karşılaşılan 5 problemin altını çiziyor.

    1. Kötü amaçlı yazılım saldırılarına dikkat! Kötü amaçlı yazılım saldırılarının KOBİ’ler üzerinde yaygın olduğuna dikkat çeken Tursun, KOBİ’lerin kısıtlı güvenlik kaynaklarının, bu tarz saldırıların başarılı olma ihtimalini artırdığını ve siber saldırganların iştahını açtığını dile getiriyor.

    2. Zayıf sistemler devamlı saldırılara neden oluşturuyor. Özellikle siber güvenliklerinde zayıflıklar bulunan KOBİ’ler, büyük şirketlere ulaşmak adına basamak olarak kullanılıyor.

    3. Yama güncellemelerinin eksikliğini pahalı ödüyorlar. KOBİ’lerin kullandıkları uygulamaların güncellemelerini gerçekleştirmemesi, hackerlerin işlerini daha da kolaylaştırıyor.

    4. Kimlik avı saldırılarına maruz kalıyorlar. Saldırganlar için ucuz ve kolay bir yöntem olan kimlik avı saldırılarının, daha inandırıcı hale gelmesi için çalışanların detaylı kimlik bilgileri kullanılıyor.

    5. Yapılandırma zorluklarından dolayı darbe alıyorlar. Şifreleme ile ilgili yanlış yapılandırmalar ya iş yükü konfigürasyonunun tamamlanamaması, KOBİ’lerin varsayılan şifrelemeleri kullanmaya devam etmesine ve hackerlerin işini kolaylaştırmasına neden oluyor.

    KOBİ’lerin İzlemesi Gereken 5 Güvenlik Adımı

    Tursun, maddi kayıplara ve itibar kaybına uğramak istemeyen KOBİ’lerin dikkat etmesi gereken 5 siber güvenlik adımının olduğunu aktarıyor.

    1. Güvenlik duvarı kullanılmalı.

    2. Çalışanların siber güvenlik bilinci artırılmalı.

    3. Güvenli şifre uygulamaları zorunlu kılınmalı, çok faktörlü kimlik doğrulama kullanılmalı.

    4. Veriler düzenli olarak yedeklenmeli.

    5. Kötü niyetli yazılımlara karşı savunma programlarına sahip olunmalı.

  • Türkiye’de üretilen mobil oyunları 800 bin kişi oynuyor

    Türkiye’de üretilen mobil oyunları 800 bin kişi oynuyor

    Türkiye oyun pazarı, her yıl ortalama 1 milyar dolar gelir elde etme yolunda ilerliyor. Bu gelirin yarısından fazlası mobil oyunlar tarafından üretiliyor. Türk mobil oyun sektörü, 30 milyondan fazla yerli, yüz milyonlarca yabancı oyuncuya ulaşıyor. Google Play’de yayınlanan ve Türkiye’de geliştirilen mobil oyunlar ortalama olarak 759 bin 470 kişi tarafından indiriliyor.

    Google Play’de 2 bin 584 Türk oyun geliştirici var

    Sadece Google Play istatistiklerine bakıldığında 169 bin 137 oyun geliştiricisinin 2 bin 854’ünün Türk geliştiriciler olduğu görülüyor. Bu istatistiğe sadece Türkçe adreslerin hesaba katıldığı düşünüldüğünde bu sayının çok daha fazla olduğu düşünülüyor.

    Türk oyunları sadece sayıca değil, aynı zamanda kullanıcıların beğenisiyle de dikkat çekiyor. Küresel ortalamada mobil oyunlar 5 yıldız üzerinden 3,70 puan alırken, Türk geliştiricileri tarafından üretilen oyunların yıldız ortalaması 3,91.

  • 14 yaşındaki öğrenci koronavirüsle savaşabilecek molekül buldu

    14 yaşındaki öğrenci koronavirüsle savaşabilecek molekül buldu

    ABD’de Texas eyaletinin Frisco kentinden lise öğrencisi Anika Chebrolu, yeni koronavirüse yapışıp, insanları enfekte etme kabiliyetini engelleyebilecek bir molekül keşfetti.

    Ve bu bilimsel keşif, genç öğrenciye 2020 Genç Bilim İnsanı Yarışması’nda “ABD’nin başlıca genç bilim insanı” unvanını ve 25 bin dolar ödül para ödülünü kazandı.

    10-14 yaşındaki genç bilim insanları katıldıkları yarışmada, günlük sorunlara geliştirdikleri çözümleri kısa bir videoyla sunuyorlar. Peki, keşif tam olarak neydi ve bunu nasıl başardı?

    SARS-CoV-2, yani Covid-19’a yol açan virüsün etrafını saran bir hale, bir tür taç var ve koronavirüs adı (korona Latince taç demek) buradan geliyor.

    Bu tacın üzerinde diken şeklinde bir protein, S proteini var. Bu protein, enfekte etmek için hücrelerimizin alıcılarına yapışıyor.

    Bu nedenle, Covid-19’a karşı aşı geliştirmeye çalışan birçok laboratuar, virüsün hücrelerimize girebilmesini önlemek içi bu proteine saldırmayı tercih etti.

    Anika Chebrolu’nun araştırmasının temelinde de virüsteki bu önemli protein var.

    BBC’ye yolladığı bir e-postada buluşunu açıklayan Cheprolu “Virüsteki S proteinine yapışabilen ve potansiyel olarak şeklini ve fonksiyonunu değiştirebilecek bir molekül keşfettim” dedi.

    Chebrolu, bunun da virüsün kendisini insan hücrelerine yapıştırmasını önleyebileceğini ve böylece vücuttaki enfeksiyonu azaltabileceğini ya da tedavi edebileceğini de ekledi.

    Genç bilim insanı buluşunu bilgisayar ortamında (in silico), çeşitli yazılım araçlarını kullanan bir bilgisayar simülasyonuyla yaptı.

    Emilimleri, dağılımları, metabolizmaları, boşaltımları da dahil (ADME) milyonlarca küçük molekülün özelliklerini inceledi.

    Bu çalışmanın ardından, Anika Chebrolu SARS-CoV-2 virüsündeki S proteinine karşı en iyi farmakolojik ve biyolojik faaliyete giren molekülü belirledi. Bu da daha sonra hastalığın etkin tedavisi için potansiyel bir ilaca dönüştürülebilir.

    Anika Chebrolu, koronavirüs haberleri manşetlere çıkmadan önce, Frisco’daki Nelson Ortaokulu’nda başladı.

    Chebrolu “Birkaç yıl önce bir okul projesi için 1918 İspanyol Gribi salgınını araştırmıştım ve virüsler ile ilaç keşiflerine büyük bir ilgi duymaya başladım” diyor.

    Bu araştırmayı yaparken, in-silico metedolojisini öğrendi.

    Chebrolu “Hastalıkla mücadele için potansiyel ilaç benzeri molekülleri bilgisayar modellemesiyle tespit edip, geliştirebileceğimizi öğrenince çok şaşırmıştım” diyor.

    Anika, Covid-19 salgını başladığında aynı yöntemi, grip virüsündeki hemaglutinin proteinine yapışabilecek bir molekül tespit etmeye çalışıyordu.

    “Salgınları, virüsleri ve ilaçları bu kadar çok inceledikten sonra, gerçek bir salgın yaşadıığımızı düşünmek çılgıncaydı” diyor.

    Salgının ağırlığını ve bir yıldan kısa sürede dünyaya vurduğu büyük darbeyi düşünen Anika, 3M şirketinde çalışan bilim insanı hocası Mahfuza Ali’nin yardımıyla, projesini değiştirdi ve SARS-Cov-2 virüsündeki S proteinini hedef aldı.

    28 Ekim itibariyle Covid-19 dünya genelinde 1,1 milyondan fazla kişinin hayatına mal oldu.

    226 binden fazla kişiyle, ABD dünyanın en yüksek ölü sayısına sahip.

    Uzmanlar, Anika Chebrolu’nun buluşunu memnuniyetle karşılamakla birlikte, bu molekülün Covid-19’u tedavi edip etmeyeceğini görmek için daha çok çalışma yapılması gerektiğini söylüyor.

    Columbia Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü’nden virolog Angela Rasmussen “Anika Chebrolu’nun bu araştırmayı yapmasının müthiş olduğunu düşünüyorum ve çalışması eğitim düzeyine kıyasla kesinlikle etkileyici ve karmaşık. Hiç şüphesiz müthiş bir bilim insanı olma potansiyeli var” dedi.

    Ancak Rasmussen “Bu stratejinin tedavi potansiyeli olan maddeleri tespit etmekte iyi olduğunu, ancak bu tespit ettikleri molekülün gerçek koşullarda virüsün girişine ya da çoğalması üzerinde bir etkisi olduğu veya S proteinine yapıştığı fikrini destekleyen deneysel bir veri yok. Moleküllerin antiviral tedavisi potansiyelini daha iyi karakterize edebilmek için laboratuar çalışmaları gerek.” diye de ekledi.

    Anika, yarışmadan aldığı ödül parasını nereye yatıracağına dair somut planları olduğunu söylüyor.

    “25 bin doları araştırmalarıma devam etmek ve kâr amacı gütmeyen kuruluşumu AcedemyAid’i desteklemek için kullanacağım. Kuruluş, istedikleri kariyerleri ya da fırsatları kovalamalarına yardımcı olmak için, ihtiyaç sahibi çocuklara malzeme ve ekipman sağlıyor. Kalanını da üniversite eğitimime ayıracağım” diyor.

    Bilimle ilgilenebilecek diğer gençlere ne söyleyeceği sorulduğunda ise, hep meraklı olmaları tavsiyesinde bulundu.

    “Soru sormayı hiç unutmayın ve kendinize inanın. Karşılaştığınız tüm fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmaya bakın. Nereye geleceğinizi bilemezsiniz”