Yazar: admin

  • Robotlar dünyayı ele geçirmeyecek insanlara yardımcı olacak

    Robotlar dünyayı ele geçirmeyecek insanlara yardımcı olacak

    Kovid-19 salgını profesyonel yaşamda iş yapış şekillerini değiştirmeye devam ediyor. Robot otomasyonları hızla yaygınlaşırken iş gücünün daha verimli bir biçimde kullanılması hedefleniyor. Uzmanlar verimliliğin yanı sıra, maliyet tasarrufu ve kalite konularında da yüzde 80’e varan artış sağladıklarını belirttikleri RPA (Robotik süreç otomasyonu) teknolojilerinin temelinde ise insan gücünü düşünsel beceri gerektiren işlerde kullanarak fayda sağlamak yattığına dikkat çekiyor. Pandemiyle evden çalışmanın yaygınlaştığı bu dönemde, robotların operasyonel anlamda büyük bir iş yükünü üstlendiğini belirten teknoloji şirketi Onicorn’un Genel Müdürü Deniz Erol, “Robotik süreç otomasyon teknolojilerine olan talep, Kovid-19 salgınıyla zirveye çıktı. Bu süreçte insana destek olan robotların iş verimliliğini nasıl yükselttiğini yakından gördük. Kurumsal müşterilerimizde sadece verimlilik değil, tasarrufun da yüzde 70-80 seviyesine çıktığına şahit olduk. Üstelik çalışan üzerindeki manuel iş yükünü minimuma indirmemiz sayesinde çalışan memnuniyetini de artırıyoruz.” dedi. 

    “RPA TEKNOLOJİSİ, İNSANLARI DEVRE DIŞINDA BIRAKMIYOR” 

    İnsanların yeni teknoloji ile büyük iş kaybı yaşayacağı korkusunun yersiz olduğunun altını çizen Deniz Erol, “Özellikle RPA teknolojisi, insanları devre dışında bırakmıyor. Aksine bu teknolojiyle insan ile robot birlikte çalışıyor. Dijitalizasyon sonrasında insanlara yeni iş kapıları açılıyor. RPA’nın devreye alınmasında ve kontrolü sürecinde insan faktörünün azımsanamayacak kadar büyük payı olacağının unutulmaması gerekiyor. RPA dahilinde onlarca yeni iş koluna zemin hazırlanıyor. Hata payının da minimuma indiği RPA teknolojisi ile aslında bir nevi kazan-kazan yaklaşımı benimseniyor.” şeklinde konuştu. 

    “ORTALAMA 22 DAKİKA SÜREN BİRİM İŞ SÜRESİ 4.2 DAKİKAYA İNDİ” 

    Hukuk robotları, İK & bordrolama robotları, finans ve muhasebe robotları, piyasa araştırması (benchmark) robotları, Bilgi Teknolojileri (helpdesk) robotları ve arka ofis (back office) ve kaçak/usulsüz işlem (fraud) robotları üzerine çalıştıklarını kaydeden Deniz Erol, “RPA’nın iş dünyasına dahil olmasıyla manuel işlem süresinde asgari yüzde 30-50  ve operasyonel maliyette yüzde 40-60  azalma sağlanıyor. Kalite an lamında da yüzde 30-60 müşteri memnuniyet artışı gözleniyor. Son olarak bir fast food zinciri olan müşterimiz ile yürüttüğümüz Personel Yerleştirme Robotu projesi ile uçtan uca robotik süreç dönüşümünden önce ortalama 22 dakika süren birim işlem süresini 4.2 dakikaya indirdik. Önümüzdeki dönemde o firma  için sadece İnsan Kaynakları fonksiyonuna yaklaşık 250.000 dakika/yıl kazanç sağlamayı hedefliyoruz. Bu teknoloji ile minimum hata, maksimum iş verimi rakamlarına ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı. 

    “TEKNOLOJİNİN GERİSİNDE KALMIŞ ŞİRKETLERİ MAALESEF KARA GÜNLER BEKLİYOR” 

    Dijital dönüşüm noktasında tüm şirketlere destek vermeye hazır olduklarını söyleyen Deniz Erol, “Şirketlerin ihtiyaçlarına yönelik iş çözümleri, yazılım teknolojileri ve uygun maliyet avantajlarıyla sunuyoruz. Ayrıca Ar-Ge anlayışıyla şirketlerin iş süreçlerinin gelişiminde bir iş ortağı rolü üstleniyoruz. Küreselleşen dünyaya ayak uydurabilmek için dijitalleşmek şart. Dijitalleşmeyi reddederek işlerinden maksimum verimi alamayan şirketlerin ayakta kalması ise her geçen gün zorlaşıyor. Yakın zamanda da teknolojik açıdan geri kalmış şirketleri kara günlerin beklediğini söylemek mümkün.” dedi. 

  • iPhone 12 kullanıcıları şikayetçi: Elimizi kesiyor

    iPhone 12 kullanıcıları şikayetçi: Elimizi kesiyor

    iPhone 12 serisi tasarım anlamında iPhone 5 gibi keskin hatlara sahip olduğu için bazı kullanıcılar tarafından eleştirilmişti. iPhone 12 serisi kutu içeriğinden kulaklık ve şarj aleti çıkarıldığı için tartışılırken şimdi de köşeli tasarımdan dolayı şikayetlerle karşı karşıya kaldı.

    iPhone 12 kullanıcıları yaraladı

    iPhone 12’yi ilk kez satın alan kullanıcıların büyük bir bölümü, cihazın kenarlarının gereğinden fazla keskin olduğunu ve avuçlarında yara izi yaptığını belirtiyor. Hatta birçok kullanıcı, sosyal medyadan kanıt fotoğrafları paylaşmaya başladı. Paylaşılan bu fotoğraflarda iPhone 12’nin avuç içinde bıraktığı izleri ve kesikleri görebiliyoruz.

    Tek çözüm kılıfla kullanmak

    Yeni iPhone 12 serisinin tasarımından şikayetçi olanların sayısı yüksek olsa da sorunun abartıldığını düşünen ve kenarların iddia edildiği kadar keskin olmadığını savunanlar da mevcut. Bu noktada paylaşılan fotoğrafların gerçek mi yoksa uydurma mı olduğunu bilemiyoruz ancak eğer kenarlar gerçekten de iddia edildiği kadar keskinse kullanıcıların iPhone 12’lerini kılıfla kullanmaktan başka çaresi kalmıyor.

     

  • Kulak dışından ses veren kablosuz kulaklık

    Kulak dışından ses veren kablosuz kulaklık

    Günümüzde tam kablosuz kulaklıkların tamamı kulağa takılarak sesleri duymamıza dayanan bir çalışma prensibine sahip. Tüm üreticiler kulak içine daha rahat bir şekilde oturabilmesi için tasarımlarını buna göre ayarlıyor. LuDBeat One ise konuya farklı bir açıdan yaklaşmış.

    LuDBeat One tam kablosuz kulaklık modeli rakiplerin aksine kulağa girmiyor. Kemik iletimi üzerinden ses aktardığı için kulağınızın arkasına veya hemen önüne bir yapışkan katman sayesinde tutunuyor.

    Cerrahi malzeme kullanılıyor

    Kulaklıkta yer alan noedim mıknatıs kuvvetli bir şekilde yapışkan katmana tutunuyor ve düşmesi pek mümkün olmuyor. Yapışkan tıp dünyasında kullanılan bir madde olduğu için deriye zarar vermiyor. 4 güne kadar kullanılabilen bu yapışkan istendiği kadar satın alınabiliyor.

    20 saat şarj süresi

    Kulaklık kısmı ise kemik üzerinden sesi iletecek sürücülere sahip. Yapışkan katmana tutturma esnasında kemiklerin üzerine gelmesine dikkat ediyorsunuz. Bluetooth 5.2 üzerinden bağlantı kuran kulaklık Qualcomm QCC514X yönetim yongasını kullanıyor. Kablosuz şarjlı kutusu ile birlikte toplamda 20 saate kadar kullanılabiliyor.

    LuDBeat One tam kablosuz kulaklık en az 105$ bağış yapmayı gerektiriyor. Piyasaya çıktığında 135$ olacak. İstediği bağışı fazlasıyla toplayan LuDBeat One kulaklık modeli Haziran 2021 tarihinde dağıtıma başlıyor.

     

  • Dijital değnekçi teknolojisi otopark sorununu çözecek

    Dijital değnekçi teknolojisi otopark sorununu çözecek

    Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu “Dijital Değnekçiler” ekibi, kişisel otoparkların, kullanılmadığı zamanlarda diğer araç sürücülerinin kullanımına açılmasını sağlayan yeni bir teknoloji geliştirdi.

    Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Muhammet Abdullah Bülbül danışmanlığında, üniversitenin mühendislik fakültesi öğrencileri Muratcan Yıldız, Abdülkadir Yaldız, Beyza Öztürk, Büşra Çaldiran, Hümeyranur Telci, Yunus Emre Mavi ve Abdurrahman Kocaağa’nın oluşturduğu “Dijital Değnekçiler” ekibinin geliştirdiği “Self Garage” isimli sistem, TEKNOFEST’te akıllı ulaşım teknolojileri alanında da ödül aldı.

    Teknolojiyle, park yeri sahibi kendi alanını kullanıma açacak, diğer araç sürücüleri de mobil uygulama üzerinden rezervasyon yaptırabilecek. Sürücülere zaman ve yakıt tasarrufu kazandırmayı amaçlayan uygulamayla kişisel park yeri sahipleri ile apartmanlara ek gelir de sağlanabilecek.

    Abdullah Bülbül, projeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoğun trafiğin, birçok şehrin problemlerden biri haline geldiğini ifade etti.

    Marmara Üniversitesinde yayınlanan bir makaleye göre, şehirlerdeki trafiğin yüzde 20’sini park yeri arayan araçların oluşturduğunu aktaran Bülbül, “Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde, park yeri arayan bir sürücü ortalama 12 dakika zaman harcamakta ve bu süreç içerisinde ortalama 3-5 litre yakıt tüketmektedir. Bunlarla birlikte park yeri ararken çok yüksek stres yaşanıyor, düzensiz park yerleri oluşmakta ve çok fazla trafik cezalarına neden oluyor.” şeklinde konuştu.

    Bülbül, bu sıkıntıların, kamusal alanların yasa dışı değnekçilerin eline geçmesine neden olabildiğini vurguladı.

    Trafik ve park problemlerinin çözümü için yeni yolların, yeni ticari otoparkların yapılması gibi olağan çözümler bulunduğuna işaret eden Bülbül, “Fakat trafikte sürekli artan araç sayısı ile, bu çözümler hem çok maliyetli hem de kesin olarak bir çözüm getirmede yetersiz kalabiliyor. Bu problemleri gidermek için kesin çözüm, ulaşım ve park sistemlerinde dijital dönüşümü sağlamak ve akıllı şehirler inşa etmekten geçiyor.” diye konuştu.

    Bülbül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da akıllı ulaşım sistemlerinin (AUS) hayata geçirilmesinin önemine ilişkin sözlerini hatırlatarak, bu sistemlerin ulaşımın izlenmesi, analizi ve yönetimi için bilgi ve iletişim teknolojilerinden faydalandığını anlattı.

    Dijital değnekçiler ekibinin kurulması

    Danışmanlığını yaptığı proje kapsamında, şehirlerdeki park alanların eksikliklerinden ziyade verimsiz kullanılmasına çözüm geliştirmek için çalışmalar yaptıklarına değinen Bülbül, şu bilgileri verdi:

    “Öğrencilerimiz, Dijital Değnekçiler ekibi olarak, ‘Self Garage Projesi’ ile trafik ve park problemlerine, var olanlardan çok daha farklı bir çözüm getirerek, kişisel otoparkların, sahibi tarafından kullanılmadığı zamanlarda, diğer araç sürücülerinin kullanımına açılmasını sağlayan bir sistem tasarladı. Sistem, kişisel ve apartman otopark sahiplerine ek gelir, araç sürücülerine de zaman ve yakıt tasarrufu kazandıracak. Proje ile şehirlerdeki trafiğin yüzde 20’sini oluşturan park probleminin çözülerek trafiğin rahatlatılması amaçlanıyor.”

    Otopark ücreti otomatik kesilecek

    Projeyi geliştiren öğrencilerden Muratcan Yıldız ise sistemin mekanik, elektronik ve yazılımdan oluştuğunu anlattı.

    Tamamen otonom olarak tasarlanan sistemde, otopark sahibinin kendi alanlarını panel üzerinden istediği zaman kullanıma açabileceğini, araç sürücülerinin ise mobil uygulamada, en yakın otopark alanlarını görerek rezervasyon yaptırabileceğine işaret eden Yıldız, şöyle konuştu:

    “Uydu üzerinden araç sürücüsünün lokasyonu belirlenerek, sürücü elektronik olarak tasarlanan akıllı dubaya 10 metre yaklaştığında duba otomatik olarak açılacak, çıkış yaptığında ise üzerindeki sensörler tarafından algılanıp otomatik kapanacak. Böylece ücret de otomatik olarak kesilecek. Birçok problemle karşılaşan araç sürücüsü sadece tek bir tuşla hızlı ve kolay bir şekilde park yeri bulabilecek.”

    Projenin kazandırdıkları

    Yıldız, proje ile birlikte trafiğin yüzde 20’sini oluşturan park yeri arayan araçlarda ciddi bir düşüş yaşanarak trafiğin belirli bölgelerde rahatlatılmasının hedeflendiğine dikkati çekti.

    Park yeri arayan araç sürücülerinin ise zamandan ve yakıttan tasarruf edebileceklerini ifade eden Yıldız, kişisel ve apartman otopark sahiplerinin ise kendi alanlarını kullanmadıkları zaman bu sistemle ek gelir elde edebileceği bilgisini verdi.

    Proje Türksat himayesinde devam edecek

    Muratcan Yıldız, projelerinin ilk olarak 2019 Aralık ayında Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi himayesinde Türksat tarafından düzenlenen Dijital Türkiye Fikir Maratonu’nda 169 takım ve 584 üniversite öğrencisi arasından birinci seçilerek 15 bin lira ödül almaya hak kazandığını vurguladı.

    Projenin TEKNOFEST 2020 yarışmasında da 3 ayrı elemeden geçerek ortalama 100 takım arasından Akıllı Ulaşım Üniversite ve Üzeri Seviyesi kategorisinde birinciliğe layık görüldüğünü ve ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aldıklarını hatırlatan Yıldız, “Bundan sonra proje Türksat himayelerinde devam edecek ve hedef bu konuda çözüm getiren startup şirketi kurmak olacak.” dedi.

  • ‘Milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor’

    ‘Milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor’

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda. Türkiye Uzay Ajansını kurduk. Ajansımızla Türkiye’de uzay ve havacılık alanındaki tüm faaliyetleri koordine ediyoruz. Şu anda milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor, yakında kamuoyu ile paylaşacağız.” ifadelerini kullandı.

    TÜRKSAT 5A İÇİN GERİ SAYIM SÜRÜYOR

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Sirkeci Garı’nda düzenlenen ’Türk Demiryolu Zirvesi’ne katıldı. Zirvenin ilk oturumunda konuşan Karaismailoğlu, “Uzaydaki 3 haberleşme uydumuza ek olarak Türksat5A’yı Kasım ayının sonunda uzaya göndereceğiz. Türksat 5B, 2021’in ikinci çeyreğinde; ilk milli ve yerli haberleşme uydumuz olan Türksat 6A’da 2022’de fırlatılacak. Bu şekilde uzaydaki yörünge haklarımızla yayıncılık ve internet erişiminde de söz sahibi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Türkiye’nin aktif uydu filosunda halen 3 haberleşme, 3 gözlem uydusu bulunuyor.

    Türkiye’nin ilk uydusu 10 Ağustos 1994’te fırlatıldı ve 12 yıl hizmet verdi. Türksat 1C uydusundan 14, 2A uydusundan da 15 yıl yararlanıldı.

    Aktif uydulardan Türksat 3A, 4A ve 4B, haberleşme ihtiyacını karşılıyor. Göktürk-1, Göktürk-2 ve Rasat uyduları ise gözlem yapıyor.

  • Yapay zeka teknolojisi şimdi de uzaya sıçradı

    Yapay zeka teknolojisi şimdi de uzaya sıçradı

    PhiSat-1, yeni bir hiperspektral termal kamera ve Intel Movidius Myriad 2 VPU (Görüntü İşleme Birimi)-birçok akıllı kamera içinde ve hatta 99 dolar değerindeki selfie dronlarında bulunan yongayla aynı yonga- sayesinde yerleşik bir AI işlemci içeriyor.  PhiSat-1 aslında kutup buzullarını ve topraktaki nemi gözlemleme görevi verilmiş aynı zamanda birleştirilmiş uydulardan oluşan geleceğin ağını yaratmak için uydulararası iletişim sistemlerini test eden bir çift uydudan biri.

    Peki Myriad 2’nin çözmeye yardımcı olduğu ilk sorun nedir? PhiSat-1’in üzerinde yer alan yüksek duyarlıklı kameraların oluşturduğu yüksek miktarda verinin nasıl işleneceği. PhiSat-1’i mümkün kılan ortak çalışmalara liderlik eden Avrupa Uzay Ajansı’nda (ESA) Veri Sistemleri ve Yerleşik Bilgi İşlem Başkanı olarak görev yapan Gianluca Furano bununla ilgili olarak şöyle diyor: “Sensörlerin veri üretmek için sahip olması gereken özellikler ve yetkinlikler  her nesil için 100 kat artarken, veri indirme yetkinliklerimiz  ancak her nesilde üç, dört ya da beş kat artıyor.”

    Aynı zamanda, herhangi bir zaman diliminde gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık üçte ikisi bulutlarla kaplı. Bu da genelde çekilen, kaydedilen, Dünya’ya çok değerli olan uydu-yer bant genişliği üzerinden gönderilen, tekrar kaydedilen, bir bilim insanı tarafından (ya da bir algoritma tarafından) bir bilgisayarda saatlerce hatta günlerce incelenen ve sonunda da silinen gereksiz onlarca bulut görüntüsü anlamına geliyor.

    Bu nedenle Dunne ve Ubotica ekipleri, hatalı sonuçları ya da aşınmaları incelemek için Myriad yongasını bir dizi testten geçirerek “radyasyon karakterizasyonu” gerçekleştirdi.

    Furano, ESA’nın daha önce radyasyon için bu denli karmaşık bir yonga üzerinde test gerçekleştirmediğini söyledi. “Düzgün bir şekilde test edip edemeyeceğimize dair şüphelerimiz vardı… Bu yonga üzerinde kapsamlı bir test ve karakterizasyon çalışmasının nasıl yapılacağına ilişkin sil baştan bir kılavuz yazmamız gerekti.” Dunne, 2018’ün sonlarında CERN’de gerçekleşen ve kesintisiz 36 saat süren ilk radyasyon demeti patlatma testinin “çok stresli geçtiğini” söyledi. Dunne, “Ancak bu test ve takip eden iki test şükür ki bizim arzuladığımız şekilde gerçekleşti.” dedi. Myriad 2, olduğu gibi, herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek kalmadan kullanılabildi.

    Ve bununla da, bu düşük enerji tüketen, yüksek performanslı bilgisayar görüntü yongası Dünya’nın atmosferinin dışına çıkmaya hazır hale geldi. Ama şimdi aşılması gereken bir zorluk daha vardı. Normalde, AI algoritmaları “öğrenmek” için yüksek miktarda veriler kullanılarak oluşturulur ya da “eğitilir”. Böyle bir durumda neyin bulut olduğunu neyin bulut olmadığını öğrenmesi gerekiyordu. Ancak, kameranın çok yeni olması nedeniyle Furano’nun deyişiyle, hiçbir veriye sahip değillerdi.

    Avrupa’nın dört bir yanından yarım düzine farklı kuruluşun katılımıyla gerçekleştirilen tüm bu sistem ve yazılım entegrasyonları ve testlerin tamamlanması dört ay sürdü.  ESA’da PhiSat yetkilisi olarak görev yapan Max Pastena, “Bunu bu kadar kısa sürede ve verimli olacak şekilde esnek bir biçimde yapabilmiş olmaktan gurur duyduk.” dedi. Furano’ya göre de bir uzay mekiğinin geliştirilmesi açısından zamanlama tam anlamıyla “bir mucizeydi”.

    Maalesef, bir dizi konuyla bağlantısı olmayan olay- rokette gecikmeler, koronavirüs pandemisi ve olumsuz yaz rüzgarları – ekipleri PhiSat-1’in yörüngede planlandığı gibi çalışıp çalışmayacağını görmeleri için bir seneden daha uzun süre beklemek zorunda bıraktı.

    Bu olasılıkların birçoğu test edilecek. ESA ve Ubotica, ikinci bir Myriad 2’yi yörüngeye taşıyacak olan PhiSat-2 üzerinde birlikte çalışıyorlar.  PhiSat-2 “basit bir kullanıcı arayüzü kullanarak uçuş sırasında uzay mekiğinde geliştirebilecek, kolayca kurulumu yapılabilecek ve çalıştırılabilecek AI uygulamalarını çalıştırabilecek.

  • 8 arkadaş dijital masa oyunu prototipi yaptı

    8 arkadaş dijital masa oyunu prototipi yaptı

    “Rol yapma kültürü” (FRP) olarak bilinen 6 kişilik oyunu 7 arkadaşıyla tasarlayıp dijital platforma aktaran BTÜ Malzeme ve Metalurji Mühendisliği öğrencisi Uğur Uzaslan, “Chaotic Order” adını verdikleri oyun için patent başvurusunda bulundu.

    Özgün dünyasıyla klasik masa oyununu yeni nesil robotik sistemler ile entegre halde sunan gençler, oyunculara farklı bir deneyim yaşatmayı hedefliyor.

    Girişimcilik eğitimi alan ve ekibin liderliğini yapan Uzaslan, AA muhabirine, masa oyunları sistemine yenilik katmak istediklerini söyledi.

    Kendi evreni, oyun stratejisi ve teknolojilerini barındıran bir sistem geliştirdiklerini belirten Uzaslan, “Konsept tasarımlarımızı oluşturuyoruz. Diğer oyun topluluklarıyla da görüşmelere başladık, onlardan geri dönüşler topluyoruz.” dedi.

    Uzaslan, dünya genelinde yaygın bir şekilde ilgi gören masa oyunları sektörünün Türkiye’de pek yaygın olmadığını anlattı.

    Bazı ülkelerden örnekler veren Uzaslan, şöyle devam etti:

    “ABD’de bununla ilgili etkinlikler düzenleniyor. İnsanlar kendi masa oyunlarını toplanıp beraber oynuyorlar. Almanya’da geçen yıl yapılan etkinliğe 220 bin kişi katıldı, oraya da gitmeyi planlıyoruz. İngiltere ve Fransa gibi yerlerde de bu kültür yaygın. Masa oyunları turnuvaları da yapılıyor. En basiti, satrancın günümüzde tekrardan popülerleştiğini görüyoruz. Biz de masa oyunları kültürüne bu yüzden yöneldik. Geliştirdiğimiz proje daha çok üniversite öğrencileri ve yaşlı kesime hitap ediyor. Oyunun oynanması biraz zor olduğu için buna insanın kendisini vermesi gerekiyor.”

    Uzaslan, oyunun mobil uygulamasının yazılımını da yapmayı hedeflediklerini dile getirdi.

    “Masa oyunlarının dünyadaki piyasası trilyon dolarlarla ölçülüyor”

    Masa oyunlarının binlerce yıllık geçmişi olduğuna değinen Uzaslan, kendilerinin bunu teknolojiyle buluşturduklarını belirtti.

    Kendi oyunlarının basit anlamda iki zıt tarafın ortaya doğru hareket etmesiyle oynandığını bildiren Uzaslan, “Rakipler birbirlerini etkileyebiliyor. Oyun üzerindeki belli görevleri yerine getirdiğinizde rakibinizin önüne çok büyük bir engel çıkarmak gibi daha da güçlü kullanabileceğiniz kartlar meydana geliyor.” bilgisini paylaştı.

    Oyunu geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Uzaslan, Bursatto’da fikirlerini anlattıklarında olumlu geri dönüşler aldıklarını vurguladı.

    Uğur Uzaslan, üniversite topluluklarına yönelik sunumlar gerçekleştirmeyi ve seri üretime geçmeyi hedeflediklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

    “Masa oyunları popülerleşmeye başladı. Hem rol yapma hem de masa oyunu kültürünü birleştiren oyunlar büyümeye devam ediyor. Masa oyunlarının dünyadaki piyasası trilyon dolarlarla ölçülüyor. Umut vadeden ve sinema sektörünü geçmiş bir sektör. İnsanları biraz daha oyunun içine çekebilmek ve interaktiflik için teknolojik kolluk da üreteceğiz. Bu kollukta olan kartlar sayesinde piyonlarınız otomatik hareket edecek.”