Yazar: admin

  • Black Friday: İndirim ararken verilerinizi kaptırmayın

    Black Friday: İndirim ararken verilerinizi kaptırmayın

    Ülkemizde ve dünyada online alışveriş furyasının arşa çıktığı günleri yaşıyoruz. Kampanyaların, mailing çalışmalarının ve SMS’lerin havada uçuştuğu bu dönemin asıl kazananları ise hackerler oluyor. Özellikle e-ticaret sitelerinin hazırladığı onlarca kampanyaya dikkat çeken Siberasist Genel Müdürü Serap Günal, e-ticaret sitelerinin KVKK karşısında dikkat etmesi gereken noktaların olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca sahte kampanya ve dolandırıcılıkların bu özel güne dair artacağını da belirten Günal, kullanıcıları kişisel verilerini koruma konusunda da uyarıyor.

    E-Ticaret Siteleri Kişisel Verilere Dikkat Etmeli

    Artık ülkemizde de online alışveriş alışkanlığı iyice yerleşti. Bununla birlikte online alışveriş konusunda kullanıcılara büyük kolaylıklar sunmaya çalışan e-ticaret sitelerinin taşıdıkları önemli bir sorumluluk da bulunuyor. Özellikle alışveriş için elde edinilen ya da kampanyalarda toplanılan kişisel veriler hususunda e-ticaret sitelerinin birer veri sorumlusu haline geldiğini belirten Günal, e-ticaret sitelerini kullanıcıların kişisel verilerinin korunması, saklanması ya da işlenmesinde KVKK yükümlülüklerine dikkat etmeleri konusunda uyarıyor.

    Aydınlatma Metninin Sunulması ve Açık Rızanın Alınması Unutulmamalı

    Online alışveriş yapmak isteyen kullanıcılarından elde etmek istediği kişisel veriler konusunda e-ticaret sitelerinin KVKK yükümlülüklerine dikkat etmesi gerekiyor. Her e-ticaret sitesinin kullanıcılarını elde etmek istediği veriler konusunda aydınlatması gerektiğini de hatırlatan ünal, kişisel veriler konusunda e-ticaret sitelerinin de mutlaka uymak zorunda olduğu KVKK yükümlülüğünün açık rızanın alınması olduğunu ifade ediyor. Alışverişte ya da kampanyalar öncesi ve sonrasında kullanıcılardan elde edilen kişisel verilerin işlenmesi gibi amaçlarında her detayın açık ve net şekilde veri sahibine aktarılması ve açık rızasının alınması gerektiğinin altını çizen Günal, bu eylemleri gerçekleştirmeyen e-ticaret sitelerinin cezalarla karşılaşacağını ifade ediyor.

    Hackerler Size Cazip Fırsatlar Sunabilir, Aman Dikkat

    Şu sıralar birçok özel güne dair kampanya ve indirimlerle karşılaşılıyor. Cazip teklifler, inanılmaz indirimler ise kullanıcıları cezbediyor. Özellikle e-postalara düşen indirim temalı oltalama saldırılarına dikkat çeken Günal, güvenilir olmayan ve hacker tuzakları ile dolu site yönlendirmelerine karşı kullanıcıları uyarıyor. Hackerlerin kurdukları tuzaklara karşı kişisel verileri korumak isteyen kullanıcılar için Serap Günal 5 öneride de bulunuyor.

    1. E-postalarınıza gelen maillerin doğruluğunu kontrol edin.

    2. İndirim ve hediye tekliflerinin doğruluğunu kontrol edin.

    3. Güvenilir alışveriş sitelerinden alışveriş yapın.

    4. Hesap özetlerini ve kredi kartı ekstrelerini kontrol edin.

    5. Antivirüs yazılımları kullanın.

  • Asus yeni sunucusunu duyurdu

    Asus yeni sunucusunu duyurdu

    RS620SA-E10-RS12, 2U biçiminde üst seviye bilgi işlem yoğunluğuna odaklanan ilk 2U6N yüksek yoğunluklu sunucu olma özelliğine de sahip. Yüksek işlem yoğunluğu ile düzenli kablo tasarımını birleştiren bu sunucu, standart veri merkezi ortamları için geliştirildi.

    RS620SA-E10-RS12, 2U kasa içinde her biri AMD EPYC 7002 işlemciye sahip altı adet düğüme sahip. 280 W’a kadar TDP’ye ve düğüm başına 64 adede kadar çekirdeğe sahip olan bu sunucu, her düğümde bir PCIe 4.0 x16 yuvası ve bir OCP 3.0 olmak ile PCI Express (PCIe) .0 bant genişliği sunuyor. PCIe 4.0 x16 yuvası, NVIDIA T4 gibi düşük profilli GPU’ları destekleyerek çeşitli yapay zeka çıkarımı iş yüklerini hızlandırmayı sağlıyor. RS620SA-E10-RS12 ayrıca çalışırken değiştirme imkanı sunan 12 adet depolama yuvasıyla esneklik sağlıyor. Altı adet SATA/SAS sabit sürücü ve altı adet NVMe SSD ile kullanılabilen bu 12 yuvanın tamamında istenilirse NVMe SSD depolamaya yer verilebiliyor.

    Şirketin iddiasına göre depolama ve ağ arayüzü denetleyicilerinde (NIC) tam PCIe 4.0 desteği sunan RS620SA-E10-RS12, bilgi işlem, yapay zeka ve veri işleme uygulamalarının yüksek hızlı aktarım ihtiyaçlarını karşılıyor. Yazılım tanımlı depolama (SDS) ve yazılım tanımlı ağ (SDN) çözümlerinin olgunlaşmasıyla kurumlar operasyonları için hiper birleşik altyapılardan (HCI) yararlanmaya daha sıcak bakıyor. Bu altyapılar sayesinde şirketlerin depolama, ağ anahtarı ve bilgi işlem için ayrı cihazlar satın almasına gerek kalmıyor.

    Toplam sahip olma maliyeti söz konusu olduğunda da RS620SA-E10-RS12, çok çekirdekli AMD EPYC 7002 işlemcilerin özelliklerini sunuyor. Daha fazla CPU çekirdeği, hem bulut hem de HCI üzerinde sanallaştırma uygulamaları için sonuç veriyor. Çok sayıda çekirdeğe ve yüksek yoğunluklu tasarıma sahip RS620SA-E10-RS12 farklı senaryolarda ve BT altyapılarında kullanım için uygun.

  • Android uygulamaları bilgisayarda çalışabilecek

    Android uygulamaları bilgisayarda çalışabilecek

    Microsoft, uzun yıllardır telefonlardaki uygulamaların Windows üzerinden de çalışabilmesini istiyor. Bu kapsamda ilk olarak geçtiğimiz yıllarda Project Astroia isimli projesiyle bunu deneyen şirket, istediği sonucu alamamış ve proje yarım kalmıştı.

    Ancak şirketin bu konuda pes etmediği ve Project Latte projesi ile birlikte hayalini gerçekleştirmek için yeniden adım attığı öğrenildi. Proje Windows Subsystem for Linux yani WSL aracını temel alacak.

    Bir yandan Insider programında test süreci devam ederken, diğer yandan test için Samsung telefonların kullanıldığı öğrenildi. Microsoft’un bir süredir Samsung ile işbirliği içinde olduğu ve entegrasyon sürecinde sıkı bir alışverişte oldukları biliniyor.

    Ancak Microsoft’un işi o kadar da kolay değil. Öncelikle Google Play Services’in sadece Android ve Chrome OS cihazlarda çalışması gerekiyor. Yoksa Google’ın alternatif işletim sistemlerine izni yok. Bu nedenle Microsoft’un bir Android alt sistemini kurması hayati önem taşıyor.

    Microsoft bu konuda açıklamada bulunmazken, akıllara Huawei Mobile Services geliyor. Huawei de bu platform üzerinden telefonuyla bilgisayarlarını bir araya getirebiliyor ve başarılı bir entegrasyon söz konusu.

    Microsoft’un 2021 yılının sonlarına doğru projeyi hayata geçirmesi bekleniyor. Bakalım şirket bu kez amacına ulaşabilecek mi?

  • 2020 yılının en kötü parolaları belli oldu

    2020 yılının en kötü parolaları belli oldu

    En sık kullanılan parolalarla ilgili yıllık özetlere bakıldığında çoğunlukla güvenliğin değil, kolaylığın ön planda tutulduğu hemen dikkat çekiyor. Ancak bu durum dijital hesapların ve verilerin çalınma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmasını beraberinde getiriyor.

    Parola yönetim hizmetleri sunan Nordpass’ın global düzeyde gerçekleştirdiği araştırması da bu durumu doğruluyor. Siber güvenlik kuruluşu ESET’in paylaştığı bilgiye göre Nordpass, 2020 yılında internette en yaygın olarak kulanılan 200 parolayı açıkladı. Görülen o ki, kolay tahmin edilebilir çeşitli sayı kombinasyonları her zamanki gibi yine popüler.

    123456 birinci sırada

    En kötü on paroladan yedisi çeşitli sayı kombinasyonlarından oluşuyor. “123456” birinci sırada, “123456789” ise ikinci sırada yer alıyor. “12345678” ise beşinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada “picture1” ve dördüncü sırada da “password” kelimeleri geliyor.

    Bu parolalar bir saniyeden kısa sürede kırılabilir

    Basit parolaların oluşturduğu risk ise endişe verici: En yaygın beş parola 4,5 milyon kullanıcı tarafından kullanılıyor ve bu da 38 milyondan fazla veri ihlalini açıklıyor. Ayrıca “picture1” dışındaki tüm bu parolalar bir saniyeden kısa bir sürede kırılabilir.

    İşte yılın en kötü 10 parolası:

    1. 123456

    2. 123456789

    3. picture1

    4. password

    5. 12345678

    6. 111111

    7. 123123

    8. 12345

    9. 1234567890

    10. senha (Portekizce’de parola anlamına geliyor)

    Benim parolam da listede! Ne yapmalıyım?

    Listede yer alanlardan biri de sizin parolanız ise, hesaplarınızı güvende tutmak için derhal değiştirmelisiniz. Ayrı ayrı tüm online hesaplarınız için benzeri olmayan bir metin dizisi belirleyin; doğru oluşturursanız parolanızı kırmak oldukça zor hale gelir. Bunu yaparken geçmişte kullandığınız parolaları tekrar kullanmaktan kaçının.

  • Televizyonda HD film izleyener karbon emisyonlarını artırıyor

    Televizyonda HD film izleyener karbon emisyonlarını artırıyor

    Programların standart çözünürlükte (SD) izlenmesini öneren kuruluş, küçük ekranlarda kullanıcıların aradaki farkı göremeyebileceğini belirtti.

    Royal Society’nin raporunda platformlar ve düzenleyici kurumların çözünürlük kalitesini sınırlaması ve SD’nin varsayılan çözünürlük olması gerektiği çağrısı yapılıyor.

    Kuruluşa göre küresel emisyonlarda dijital teknolojinin payı yüzde 1,4 ile 5,9 arasında değişiyor.

    Royal Society’nin enerji tasarrufu için önerdiği bir başka yol da eğer izlenmiyorsa müziğe eşlik eden videoların kapatılması.

    Raporu kaleme alan bilim insanları bu tür basit adımlarla, müzik platformlarının karbon emisyonlarının yüzde beş oranında aşağı çekilebileceğini vurguladı.

    YouTube, serverlarını yenilenebilir enerjiyle çalıştırarak karbon emisyonlarını yüzde beş azalttığını açıklamıştı.

    Raporda ayrıca yeni cihaz üretiminin karbon emisyonlarını önemli oranda artırdığı belirtilerek tüketicilere mevcut telefonlarını daha uzun süre kullanmaları tavsiye ediliyor.

    Kuruluşa göre iki yılda bir değiştirilen telefonlarda üretim aşamasındaki karbon emisyonunun miktarı, bu telefonların ömrü boyunca oluşturacağı emisyonun yarısı kadar.

    Fakat tüketiciler telefonlarını iki değil dört yıl kullanırlarsa bu oran yarıya inecek.

    Royal Society, ikinci el telefon almanın ya da cihazları paylaşmanın da üretimden kaynaklanan emisyonların azaltılmasına yardımcı olacağına dikkat çekti.

    Kuruluş ayrıca ev ve iş yerlerinde kullanılan bilgisayarlarda bulut teknolojisinden yararlanılmasının karbon emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunacağını belirtti.

    Uzmanlara göre bu teknoloji daha etkin sunucu kullanımı sağlıyor. Bunun nedeni, sunucuların boştayken enerji harcamaması.

    Raporda teknoloji firmalarının şeffaf davranarak dijital ürün ve hizmetlerinin yarattığı karbon emisyonlarına ilişkin bilgileri paylaşması gerektiği belirtiliyor.

  • Biyolojinin büyük gizemini yapay zeka çözdü

    Biyolojinin büyük gizemini yapay zeka çözdü

    Proteinlerin üç boyutlu bir şekilde nasıl katlandığını hesaplayabilmek yarım yüzyıldır bilim insanlarının hedeflerinden biriydi.

    Bilimsel bir yarışma düzenleyen organizatörler, Londra merkezli yapay zeka laboratuvarı DeepMind’ın bu gizemi büyük oranda çözdüğünü duyurdu.

    Proteinlerin şekillerini anlamak, hastalıkları tedavi eden ilaçlar üretmek için kritik öneme sahip.

    DeepMind’ın bu buluşunun çok sayıda hastalığa dair araştırmayı hızlandırması bekleniyor. Bunlara Covid-19 da dahil.

    Yapay zeka programının pahalı ve uzun zaman alan laboratuvar yöntemleriyle kıyaslanabilecek bir başarıyla proteinlerin şekillerini ortaya koyabileceği belirtiliyor.

    Yarışmanın panelinde yer alan California Üniversitesi’nden Dr. Andriy Kryshtafovych, bu gelişmenin “dikkate değer” olduğunu söylüyor:

    “Proteinlerin şekillerini bu kadar hızlı ve isabetli bir şekilde belirleyebilmek bilimde bir devrim yaratma potansiyeline sahip.”

    Bütün canlılarda bulunan proteinler yaşam için gerekli olan kimyasal süreçlerde temel bir rol oynar.

    Aminoasit zincirlerinden oluşan proteinler sonsuz sayıda farklı türde katlanarak değişik şekiller alabilir.

    Bu şekiller, proteinlerin işlevlerini nasıl yerine getireceği konusunda belirleyicidir.

    Pek çok hastalık proteinlerin kimyasal reaksiyonlardaki katalizör rolleri (enzimler), hastalıklarla mücadeledeki rolleri (antikorlar) veya kimyasal bilgi iletimindeki rolleri (insülin gibi hormonlar) ile ilişkilidir.

    Yarışmanın paneline başkanlık eden Maryland Üniversitesi’nden Dr. John Moult “Bu hayati moleküllerin şekillerindeki en ufak değişiklik bile sağlığımızda felaket etkilere yol açabilir” diyor ve ekliyor:

    “Bu yüzden bir hastalığı anlamak ve tedavi yöntemi bulmak için en etkili yollardan biri, bu sürece dahil olan proteinleri anlamaktır.

    “İnsanlarda on binlerce protein vardır. Diğer türlerde ise milyonlarca. Bunlara virüsler ve bakteriler de dahil.

    “Fakat bu proteinlerden yalnızca birinin şeklini anlayabilmek pahalı ekipmanlarla yıllarca süren çalışmalar gerektiriyordu.”

    1972’de Christian Anfinsen aminoasitlerin dizilimini bildikten sonra proteinlerin şekillerinin hesaplanabileceğini gösteren çalışmasıyla Nobel Ödülü kazandı.

    Bunu başarabilmek için her yıl 20’den fazla ülkeden bilim insanlarından oluşan ekipler, aminoasit dizilimleri bilinen yaklaşık 100 proteinin şekillerini bilgisayar programlarıyla hesaplamaya çalışıyor.

    Aynı anda biyologlar laboratuvarlarda x-ray kristalografi ve NMR spektroskopi gibi geleneksel yöntemlerle proteindeki her atomun konumlarını ortaya çıkarıyor.

    Sonrasında Protein Yapısı Tahmini Tekniklerinin Eleştirel Değerlendirilmesi Üzerine Topluluk Genelinde Deney adlı ekipten bilim insanları tahminler ile gerçekleri karşılaştırıyor.

    Deney ekibi tahminlerin doğruluğuna göre 0-100 arasında notlar veriyor. DeepMind’ın AlphaFold adlı programıyla ulaştığı 90 skoru, laboratuvarda kullanılan tekniklere denk olarak görülüyor.

    AlphaFold programı makine öğrenmesi denilen bir süreçle, Kamusal Protein Veri Tabanı’nda bulunan proteinleri ve şekillerini inceledi.

    Yapay zeka, oradan edindiği bilgilerle yola çıkarak yeni proteinlerin şekillerini yüzde 90 oranında doğrulukla hesaplamayı başardı.

    Proteinlerin yapısını bu şekilde hesaplayabilmek kanser, demans, bulaşıcı hastalıklar gibi hastalıkları anlamak ve bunlara yönelik ilaç geliştirmek için kritik öneme sahip.

    Bunun örneklerinden biri SARS-Cov-2. Bilim insanları Covid-19 hastalığına yol açan bu virüsün insan hücreleriyle etkileşime girmesini sağlayan taç şeklindeki proteinleri inceliyor.

    Deney ekibinin eski katılımcısı ve denetleyicisi olan University College London’dan Prof. Andrew Martin “Proteinin nasıl katlandığı, fonksiyonu açısından belirleyici” diyor ve ekliyor:

    “Bunu bilmek sağlık için de hastalık için de önemli. Yalnızca enfeksiyonları değil, kalıtımsal bazı hastalıkları da çözebiliriz.”

    İngiltere’deki Avrupa Biyoenformatik Enstitüsü’nden Prof. Dam Janet Thornton bunu öğrenmenin evrimi anlamayı da kolaylaştıracağını söylüyor.

    Diğer bilim insanları yapay zekanın ürettiği verileri detaylıca inceleyecek ve testlere tabi tutacak.

    Bu konu etrafında hâlâ bilinmeyen başka şeyler de var. Birden fazla proteinin nasıl bir araya geldiği, proteinlerin DNA ve RNA gibi moleküllerle nasıl etkileştiği gibi konular bunlar arasında.

    Dr. Kryshtafovych, “Tekil proteinler için problemin büyük bir kısmı çözüldüğüne göre kompleks proteinlerin şekillerini tespit etmeye giden yol da açıldı. Bunlar yaşamın makineleri” diyor.

  • 55 milyon yıllık yanardağın iç yapısı çam ağacı gibi

    55 milyon yıllık yanardağın iç yapısı çam ağacı gibi

    Bir yanardağı dikey bir şekilde ortadan ikiye kesmek mümkün olsa içi nasıl görünürdü?

    Birçok yanardağın ortasında büyük bir magma odacığı olduğu ve ince bir kanal ile bunun tepedeki yüzeye bağlandığı düşünülür. Bu yapı ‘balon ve kamış’ modeli olarak bilinir.

    Ancak Guardian gazetesinde yer alan habere göre, Shetland – Faroe Havzası’nda gömülü sönmüş Erlend Yanardağı incelendiğinde daha farklı bir yapıyla karşılaşıldı.

    Erlend Yanardağı en son 55 milyon yıl önce patlamıştı. Bugün ise Norveç Denizi’nin dibinde en az bir kilometre kalınlığında bir tortu altında gömülü duruyor.

    İskoçya’daki Aberdeen Üniversitesi’nden Faye Walker ve ekibi, petrol aramak üzere açılan kuyulardan elde edilen üç boyutlu sismik görüntüleme ve diğer verileri bir araya getirerek fosilleşmiş yanardağın iç yapısına ışık tuttu.

    Geology dergisinde yayımlanan görüntüler, yanardağ içindeki “çam ağacı” türü bağlantılara işaret ediyor.

    Magma içeren bölümün büyük bir odadan ziyade tıpkı çam ağacının dalları gibi birbiriyle bağlantılı bir şekilde ve uçlara doğru eğimli olduğu tespit edildi.

    Bu yapı, belirli bir anda yanardağdaki magmanın sadece küçük bir kısmının erimiş halde bulunduğu düşüncesiyle paralellik gösteriyor.

    Bu ise yanardağların patlamasını nelerin tetiklediğini anlamakta önemli görülüyor ve “ağacın dalları”na benzeyen yapısının kritik bir rol oynadığına işaret ediyor.

  • 1.7 milyon sahte web sitesinden birine girmiş olabilirsiniz

    1.7 milyon sahte web sitesinden birine girmiş olabilirsiniz

    Hackerlerin amaçlarına ulaşmak için denemedikleri yol kalmıyor. Bunların arasında ise gerçeklerine birebir benzeyen ve kullanıcıyı yanıltan sahte web siteleri başı çekiyor. Araştırmalar, bilinen çoğu markanın sahte web sitesinin defalarca oluştuğuna dikkat çekerken, bu yıl yalnızca 10 markadan oluşturulan 4 binden fazla sahte web sitesi bulundu. Kimlik avı ve sahte web sitelerindeki artışın tehditlerine dikkat çeken Komtera Teknoloji Kanal Satış Direktörü Gürsel Tursun, yükselen bu tehdidin şirket itibarına ve kullanıcı bilgilerinin güvenliğine ciddi zararlar verebileceğinin altını çiziyor.

    Günde 18 Binden Fazla Sahte Web Sitesi Oluşturuluyor

    İnternet ortamı, dolandırıcılık ve hırsızlıkla doluyor. Siber suçlular cezasız bir şekilde, markaları yanlış tanıtmakta ve açık bir şekilde kullanıcıları da aldatarak önemli verilerine ulaşıyor. Kimlik avının gerçekleştiği ya da dolandırıcılıkların cirit attığı internet ortamında ise 2020’de şu ana dek günde 18 binden fazla sahte web sitesi oluşturulmuş. İtibarlı şirketlerin ve markaların isimlerini, web sitelerini taklit eden hackerlerin çoğu zaman amaçlarına ulaştığına dikkat çeken Gürsel Tursun, özellikle e-posta yoluyla kişilerin bu tuzaklara çekildiğini belirtiyor.

    Bilinen 10 Markaya Ait 44 Bin Kimlik Avı ve Dolandırıcılık Web Sitesi Bulunuyor

    Araştırmalar Ocak ayından Eylül ayına kadar bilinen 10 markaya ait 44 bin sahte web sitesinin oluşturulduğunu raporluyor. Özellikle listenin başından inmeyen markalar arasında Microsoft, Apple ve PayPal yer alıyor. Bilinen birçok markanın taklitlerinin kullanıcılara çok gerçekçi geldiğini ve dolandırılmalarının mümkün olduğunu dile getiren Gürsel Tursun, şirketlerin bununla mücadele etmesi için her zaman tetikte olmasını ve keşfedilen sahte sitelere yaptırımlar yapması gerektiğini belirtiyor. Kullanıcıların da e-posta yoluyla gelen kimlik avı saldırılarına karşı sahte URL linklerine tıklamaması gerektiğini belirten Tursun, güvensiz ve alakasız duran mail içeriklerine temkinli yaklaşılmasını öneriyor.

  • Mortal Kombat 11 Ultimate incelemesi: Rambo sahalara geri döndü

    Mortal Kombat 11 Ultimate incelemesi: Rambo sahalara geri döndü

    Dövüş oyunları bildim bileli ilgimi çekmiştir. Atari zamanlarında Street Fighter serisinden gözümü ayırmazdım. Mortal Kombat serisi de oyuncular için yepyeni bir pencere açmış ve farklı dövüş teknikleriyle her karakteri oynamak ayrı bir zevk olmuştu.

    Yeni nesil güncellemesi ve bir sürü yeni özelliğin yanı sıra bütün eski içerikleri içerisinde toplayan Mortal Kombat 11 Ultimate sürümü, seride özel bir yere sahip. Yeni bir hikaye sunmayan oyunun aksine Mortal Kombat 11’de 8 saat süren bir hikaye modu bulunuyordu ki, serinin en uzun oyunu olarak da biliniyor. Aftermath de işin içine girdiğinde yalnızca hikaye modunun 15 saati aştığını söyleyebiliriz.

    Öncelikle yazının başında bahsettiğim gibi yeni oyunda ilgi çekici öğeler var. Bunlardan biri de ekranlardan tanıdığımız Rambo. Rambo ile oynamak gerçekten de keyifli ve farklı bir deneyim sunuyor. Rambo’nun yanı sıra Spawn, Robocop, Joker ve Terminator gibi konuk karakterlerin de olduğu 34 dövüşçü rakipleri dövmek için için göreve hazırız. Mileena ve Rain’i de unutmayalım.

    Rambo’yu bizzat Sylvester Stallone seslendiriyor. Rambo’nun filmlerde yaptığı gibi tuzaklar kurabiliyor, çeşitli silahlar kullanabiliyoruz. En güzeli de Rambo ile Terminatör, Robocop gibi efsanelerle dövüşmek.

    Mortal Kombat 11 Ultimate oyununa eklenen yeni bir oyun modu yok. Tower of Time, Krypt ve Klassic Towers gibi oyun modlarıyla zaman geçiriyoruz. Zaten bu modlar bile tek başlarına sizi saatlerce ekran başına ‘hapsedebilir’. Ayrıca bu modları deneyimlerken topladıklarınızda karakterlerinizi özelleştirebilme şansınız da bulunuyor. Yani karakterlerin görünümü için de saatlerce oynayasınız gelebilir.

    Mortal Kombat 11 Ultimate, hikaye modu sunmuyor ve 3 yeni karakter getiriyor. Ancak yenilikler bununla sınırlı değil. Eğer PS4 veya Xbox One konsollarından birini kullanıyorsanız yeni karakterlerin yanı sıra cross-play desteğine sahip oluyorsunuz. Seçeneklerden açabileceğiniz cross-play sayesinde PS4, PS5, Xbox One, Xbox Series X ve Series S konsollarında oynayan oyuncular ile karşılıklı oynama imkanına sahip oluyorsunuz.

    PS5 ve Xbox Series X geçtiğimiz günlerde satışa çıktı. Oyunu bu iki konsoldan biriyle deneyimlediğinizde yükleme ekranının neredeyse hiç görünmediğini söylemeliyiz. PS4’te bu süre ortalama 10 saniyeye kadar çıkıyor. Ancak grafik tarafında yeni konsollara özel kayda değer bir geliştirme yok. Ancak yeni konsollarda bulunan dinamik 4K çözünürlük sayesinde hikaye modundaki ara sahneleri 4K izleme şansınız var.

    PS5 ile ilgili bir diğer önemli nokta ise DualSense oyun kolundaki haptic feedback özelliğinin oyuna dahil olması. Bu sayede rakibe hasar verdiğinizde ya da darbe yediğinizde o yönden titreşimi hissediyorsunuz.

    SONUÇ

    Mortal Kombat 11 Ultimate, aslında bir ek paket olarak da görülebilir ve yeni bir oyun olmadığı söylenebilir. Ancak oyunla gelen tüm bu yenilikleri deneyimlemek isteyenlerin de göz ardı etmemesi gereken bir oyun olmuş.

  • YouTuber’lar için vergi incelemesi: Süreç nasıl işliyor?

    YouTuber’lar için vergi incelemesi: Süreç nasıl işliyor?

    Şirket kurmadan dijital platformlarda ürettikleri içeriklerle gelir elde eden bazı sosyal medya fenomenleri kesilen vergi cezalarıyla yeniden gündeme gelirken, elde edilen her gelirin reklam geliri olarak ticari sınıfa girmesiyle ortaya çıkan vergi yükümlülüğü birçok YouTuber ve sosyal medya fenomenini şahıs şirketi kurmaya yöneltti.  İlgili kanunu takiben haziran ayından bu yana 6 ayda kurulan YouTuber şahıs şirketinde yüzde 100 oranında artış yaşandığını söyleyen girişimci Okan Şafak, “YouTuberlar’ın gelirlerinin bir alt limiti bulunmuyor. Bu yüzden şirket kurulumu yapmak zorundalar” dedi.

    “ŞİRKET KURMADAN ÖNCE ELDE EDİLEN GELİRLERE DE DİKKAT EDİLMELİ”

    İçinden geçtiğimiz pandemi sürecinde evde kaldıkça sosyal medya ve paylaşım sitelerinde daha fazla vakit geçirildiğini ve bu nedenle sosyal medya için daha fazla içerik üretildiğini belirten Şafak, üretilen bu içeriklerin aynı zamanda gelir anlamına geldiğinin de altını çizdi. Şafak, “Her gelir sahibi vatandaş gibi YouTuber’lar da gelirlerini faturalandırmalı ve bunun için de şirket kurmalıdır. Eğer 29 yaş altındaysanız genç girişimci teşvikinden faydalanabilir ve 3 yıl boyunca Gelir Vergisi’nden muaf olabilirsiniz” dedi.

    ŞİRKET SAHİBİNİN TAKİPSİZLİĞİ VERGİ CEZASINA YOL AÇIYOR

    YouTuberlar, elde ettikleri gelirleri beyan etmemeleri durumunda, ticari usulsüzlükten muafiyet hakkını kaybederek yüksek vergi borçlarına maruz kalıyor. Şafak, “Bu süreçte yaşanan en büyük sorun vergi kanunu hakkında yetersiz ve yanlış bilgiye sahip olunmasından kaynaklanıyor. Mükellef olarak bu süreçte YouTuber’lara şahıs şirketini kurduktan sonra vergiye konu olan tüm belgelerin ve finansal işlemlerin takibi süreçlerinde yardımcı oluyoruz. Sadece YouTuber’lar değil platformumuz aracılığıyla şahıs şirketi kuranlar vergi süreçlerini düzenli olarak takip edebiliyor ve kanunlarda yaşanılan değişiklikler hakkında bilgi sahibi olabiliyorlar. Evden çıkmadan, notere gitmeden, online olarak 10 dakika gibi kısa bir sürede şirket sahibi olunabiliyor. Pandemi sebebiyle evde kaldığımız günlerde platformumuza olan ilgiden memnunuz. Mükellef verilerine göre kasım ayında onlinedan şirket kurma sayısı yaz aylarına göre iki katına çıkarken, aylık olarak şirket kurma sayısı da yüzde 30 artış gösterdi” şeklinde konuştu.