Yazar: admin

  • KOBİ’lerin sıkça karşılaştığı siber güvenlik sorunlarına 5 etkili çözüm

    KOBİ’lerin sıkça karşılaştığı siber güvenlik sorunlarına 5 etkili çözüm

    Siber güvenlik yatırımları konusunda istenilen düzeylerde olmayan KOBİ’ler, hackerlerin gözdesi durumunda. Hatta gerekli siber güvenlik yatırımlarının yapılmamış olması, karşılaştıkları sorunlarda ciddi zararlar görmelerine neden oluyor. Küçük bütçeler, yetersiz kalan güvenlik çözümleri ve personel kısıtlamalarıyla savunmasız bir yapıya sahip olan KOBİ’lerin peşini hackerlerin bırakmadığını aktaran Teknoloji Kanal Satış Direktörü Gürsel Tursun, siber altyapılarını güçlendirmek isteyen KOBİ’lere yönelik, en sık karşılaştıkları siber güvenlik sorunlarını ve bunlara karşı atmaları gereken önemli siber güvenlik adımlarını paylaşıyor.

    KOBİ’ler Hackerler İçin Bir Basamak

    Siber saldırı dünyasında KOBİ’lerin yeri hackerlerde farklı konumda bulunuyor. Büyük şirketlere ulaşmak için basamak olarak görülerek saldırıya uğrayan KOBİ’ler, buna rağmen gerekli önlemleri de alamıyor. Özellikle KOBİ’lerde yaşanılan siber güvenlik olaylarının ve sorunlarının birbirini hep tekrar ettiğine dikkat çeken Gürsel Tursun, en sık karşılaşılan 5 problemin altını çiziyor.

    1. Kötü amaçlı yazılım saldırılarına dikkat! Kötü amaçlı yazılım saldırılarının KOBİ’ler üzerinde yaygın olduğuna dikkat çeken Tursun, KOBİ’lerin kısıtlı güvenlik kaynaklarının, bu tarz saldırıların başarılı olma ihtimalini artırdığını ve siber saldırganların iştahını açtığını dile getiriyor.

    2. Zayıf sistemler devamlı saldırılara neden oluşturuyor. Özellikle siber güvenliklerinde zayıflıklar bulunan KOBİ’ler, büyük şirketlere ulaşmak adına basamak olarak kullanılıyor.

    3. Yama güncellemelerinin eksikliğini pahalı ödüyorlar. KOBİ’lerin kullandıkları uygulamaların güncellemelerini gerçekleştirmemesi, hackerlerin işlerini daha da kolaylaştırıyor.

    4. Kimlik avı saldırılarına maruz kalıyorlar. Saldırganlar için ucuz ve kolay bir yöntem olan kimlik avı saldırılarının, daha inandırıcı hale gelmesi için çalışanların detaylı kimlik bilgileri kullanılıyor.

    5. Yapılandırma zorluklarından dolayı darbe alıyorlar. Şifreleme ile ilgili yanlış yapılandırmalar ya iş yükü konfigürasyonunun tamamlanamaması, KOBİ’lerin varsayılan şifrelemeleri kullanmaya devam etmesine ve hackerlerin işini kolaylaştırmasına neden oluyor.

    KOBİ’lerin İzlemesi Gereken 5 Güvenlik Adımı

    Tursun, maddi kayıplara ve itibar kaybına uğramak istemeyen KOBİ’lerin dikkat etmesi gereken 5 siber güvenlik adımının olduğunu aktarıyor.

    1. Güvenlik duvarı kullanılmalı.

    2. Çalışanların siber güvenlik bilinci artırılmalı.

    3. Güvenli şifre uygulamaları zorunlu kılınmalı, çok faktörlü kimlik doğrulama kullanılmalı.

    4. Veriler düzenli olarak yedeklenmeli.

    5. Kötü niyetli yazılımlara karşı savunma programlarına sahip olunmalı.

  • Türkiye’de üretilen mobil oyunları 800 bin kişi oynuyor

    Türkiye’de üretilen mobil oyunları 800 bin kişi oynuyor

    Türkiye oyun pazarı, her yıl ortalama 1 milyar dolar gelir elde etme yolunda ilerliyor. Bu gelirin yarısından fazlası mobil oyunlar tarafından üretiliyor. Türk mobil oyun sektörü, 30 milyondan fazla yerli, yüz milyonlarca yabancı oyuncuya ulaşıyor. Google Play’de yayınlanan ve Türkiye’de geliştirilen mobil oyunlar ortalama olarak 759 bin 470 kişi tarafından indiriliyor.

    Google Play’de 2 bin 584 Türk oyun geliştirici var

    Sadece Google Play istatistiklerine bakıldığında 169 bin 137 oyun geliştiricisinin 2 bin 854’ünün Türk geliştiriciler olduğu görülüyor. Bu istatistiğe sadece Türkçe adreslerin hesaba katıldığı düşünüldüğünde bu sayının çok daha fazla olduğu düşünülüyor.

    Türk oyunları sadece sayıca değil, aynı zamanda kullanıcıların beğenisiyle de dikkat çekiyor. Küresel ortalamada mobil oyunlar 5 yıldız üzerinden 3,70 puan alırken, Türk geliştiricileri tarafından üretilen oyunların yıldız ortalaması 3,91.

  • 14 yaşındaki öğrenci koronavirüsle savaşabilecek molekül buldu

    14 yaşındaki öğrenci koronavirüsle savaşabilecek molekül buldu

    ABD’de Texas eyaletinin Frisco kentinden lise öğrencisi Anika Chebrolu, yeni koronavirüse yapışıp, insanları enfekte etme kabiliyetini engelleyebilecek bir molekül keşfetti.

    Ve bu bilimsel keşif, genç öğrenciye 2020 Genç Bilim İnsanı Yarışması’nda “ABD’nin başlıca genç bilim insanı” unvanını ve 25 bin dolar ödül para ödülünü kazandı.

    10-14 yaşındaki genç bilim insanları katıldıkları yarışmada, günlük sorunlara geliştirdikleri çözümleri kısa bir videoyla sunuyorlar. Peki, keşif tam olarak neydi ve bunu nasıl başardı?

    SARS-CoV-2, yani Covid-19’a yol açan virüsün etrafını saran bir hale, bir tür taç var ve koronavirüs adı (korona Latince taç demek) buradan geliyor.

    Bu tacın üzerinde diken şeklinde bir protein, S proteini var. Bu protein, enfekte etmek için hücrelerimizin alıcılarına yapışıyor.

    Bu nedenle, Covid-19’a karşı aşı geliştirmeye çalışan birçok laboratuar, virüsün hücrelerimize girebilmesini önlemek içi bu proteine saldırmayı tercih etti.

    Anika Chebrolu’nun araştırmasının temelinde de virüsteki bu önemli protein var.

    BBC’ye yolladığı bir e-postada buluşunu açıklayan Cheprolu “Virüsteki S proteinine yapışabilen ve potansiyel olarak şeklini ve fonksiyonunu değiştirebilecek bir molekül keşfettim” dedi.

    Chebrolu, bunun da virüsün kendisini insan hücrelerine yapıştırmasını önleyebileceğini ve böylece vücuttaki enfeksiyonu azaltabileceğini ya da tedavi edebileceğini de ekledi.

    Genç bilim insanı buluşunu bilgisayar ortamında (in silico), çeşitli yazılım araçlarını kullanan bir bilgisayar simülasyonuyla yaptı.

    Emilimleri, dağılımları, metabolizmaları, boşaltımları da dahil (ADME) milyonlarca küçük molekülün özelliklerini inceledi.

    Bu çalışmanın ardından, Anika Chebrolu SARS-CoV-2 virüsündeki S proteinine karşı en iyi farmakolojik ve biyolojik faaliyete giren molekülü belirledi. Bu da daha sonra hastalığın etkin tedavisi için potansiyel bir ilaca dönüştürülebilir.

    Anika Chebrolu, koronavirüs haberleri manşetlere çıkmadan önce, Frisco’daki Nelson Ortaokulu’nda başladı.

    Chebrolu “Birkaç yıl önce bir okul projesi için 1918 İspanyol Gribi salgınını araştırmıştım ve virüsler ile ilaç keşiflerine büyük bir ilgi duymaya başladım” diyor.

    Bu araştırmayı yaparken, in-silico metedolojisini öğrendi.

    Chebrolu “Hastalıkla mücadele için potansiyel ilaç benzeri molekülleri bilgisayar modellemesiyle tespit edip, geliştirebileceğimizi öğrenince çok şaşırmıştım” diyor.

    Anika, Covid-19 salgını başladığında aynı yöntemi, grip virüsündeki hemaglutinin proteinine yapışabilecek bir molekül tespit etmeye çalışıyordu.

    “Salgınları, virüsleri ve ilaçları bu kadar çok inceledikten sonra, gerçek bir salgın yaşadıığımızı düşünmek çılgıncaydı” diyor.

    Salgının ağırlığını ve bir yıldan kısa sürede dünyaya vurduğu büyük darbeyi düşünen Anika, 3M şirketinde çalışan bilim insanı hocası Mahfuza Ali’nin yardımıyla, projesini değiştirdi ve SARS-Cov-2 virüsündeki S proteinini hedef aldı.

    28 Ekim itibariyle Covid-19 dünya genelinde 1,1 milyondan fazla kişinin hayatına mal oldu.

    226 binden fazla kişiyle, ABD dünyanın en yüksek ölü sayısına sahip.

    Uzmanlar, Anika Chebrolu’nun buluşunu memnuniyetle karşılamakla birlikte, bu molekülün Covid-19’u tedavi edip etmeyeceğini görmek için daha çok çalışma yapılması gerektiğini söylüyor.

    Columbia Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü’nden virolog Angela Rasmussen “Anika Chebrolu’nun bu araştırmayı yapmasının müthiş olduğunu düşünüyorum ve çalışması eğitim düzeyine kıyasla kesinlikle etkileyici ve karmaşık. Hiç şüphesiz müthiş bir bilim insanı olma potansiyeli var” dedi.

    Ancak Rasmussen “Bu stratejinin tedavi potansiyeli olan maddeleri tespit etmekte iyi olduğunu, ancak bu tespit ettikleri molekülün gerçek koşullarda virüsün girişine ya da çoğalması üzerinde bir etkisi olduğu veya S proteinine yapıştığı fikrini destekleyen deneysel bir veri yok. Moleküllerin antiviral tedavisi potansiyelini daha iyi karakterize edebilmek için laboratuar çalışmaları gerek.” diye de ekledi.

    Anika, yarışmadan aldığı ödül parasını nereye yatıracağına dair somut planları olduğunu söylüyor.

    “25 bin doları araştırmalarıma devam etmek ve kâr amacı gütmeyen kuruluşumu AcedemyAid’i desteklemek için kullanacağım. Kuruluş, istedikleri kariyerleri ya da fırsatları kovalamalarına yardımcı olmak için, ihtiyaç sahibi çocuklara malzeme ve ekipman sağlıyor. Kalanını da üniversite eğitimime ayıracağım” diyor.

    Bilimle ilgilenebilecek diğer gençlere ne söyleyeceği sorulduğunda ise, hep meraklı olmaları tavsiyesinde bulundu.

    “Soru sormayı hiç unutmayın ve kendinize inanın. Karşılaştığınız tüm fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmaya bakın. Nereye geleceğinizi bilemezsiniz”

  • Selçuk Bayraktar yerli üretim uçak motoruna ilişkin video paylaştı

    Selçuk Bayraktar yerli üretim uçak motoruna ilişkin video paylaştı

    Bayraktar, “TEI’nin geliştirdiği milli tasarım, yerli üretim uçak motoru. Dünyada bu sınıfta açık ara en yüksek performans değerlerine sahip uçak motoru. Nasıl derseniz; test ettik, kıyasladık… AKINCI ve Bayraktar TB3’e güç verecek! Atı alan…” ifadelerini kullandı.

    Test görüntülerinin bir ay öncesine ait olduğunu belirten Bayraktar, denenen motorun prototip değil, seri üretim motoru olduğunu kaydetti.

  • Veri ihlaline uğradıktan sonra atılması gereken 10 adım

    Veri ihlaline uğradıktan sonra atılması gereken 10 adım

    Yakın zamanda alışveriş yaptığınız e-ticaret sitesi, seyahat etmek için kullandığınız havayolu şirketi, konakladığınız otel, tedavi gördüğünüz hastane ya da sık kullandığınız sosyal medya mecrası bir veri ihlaline kurban gittiğinde kişisel bilgileriniz, şifreleriniz ve kredi kartı bilgileriniz kötü niyetli kişilerin eline geçebilir. Siber güvenlik uzmanı Alev Akkoyunlu, veri ihlalinden sonra kullanıcıların ve şirketlerin atması gereken adımları sıralıyor.

    Kullanıcılar Veri İhlalinin Ardından Neler Yapmalı?

    1. Hangi bilgilerinizin çalındığını belirleyin. Veri ihlalinde tam olarak ne tür bilgilerinizin ele geçirildiğini tespit etmeniz gerekir. İsminiz, soy isminiz ve açık adresiniz gibi daha az hassas olan bilgiler muhtemelen sorunlara neden olacak kadar yeterli olmayabilir ancak sosyal mühendislik gibi yöntemlerde kullanılabilir. E-posta adresiniz, doğum tarihiniz, şifreleriniz ve kredi kartı bilgileriniz gibi daha hassas verileriniz ise büyük sorunlar yaratabilir.

    2. İhlalden etkilenen tüm parolalarınızı değiştirin. Çevrimiçi bir hesabın güvenliği ihlal edilmişse, o hesabın parolasını hemen değiştirin. Aynı parolayı başka herhangi bir hesap için kullandıysanız, bunları da değiştirin ve her bir hesap için yeni, büyük küçük harf duyarlı ve alfa numerik güçlü bir parola oluşturun. Parolayı ikinci bir hesap için tekrar kullanmayın. Bu şekilde, bir dahaki sefere bir veri ihlali olduğunda hasarı sınırlamış olursunuz ve bu işlemi tekrar yapmanız gerekmez.

    3. Bankanızla iletişime geçin. Kredi veya banka kartı bilgileriniz çalındıysa, kartı veren banka ile iletişime geçin. Hesabınızın sahtekarlık riski altında olduğunu açıklayın ve hesabınızda şüpheli bir etkinlik olup olmadığını öğrenin. Bankadan, kartı iptal etmesini isteyin. Online bankacılık şifrelerinizi değiştirin.

    4. E-devleti kontrol edin. Veri ihlalinin ardından belli zaman ve periyotlarda vatandaşlık portalını kontrol etmeniz gerekiyor. Özellikle pandemi dönemi ile dijital dünyada yaşam trafiğimiz oldukça arttı ve hiç kullanmayan kişiler bile internet ortamında birtakım aktiviteler yapıyor. Üzerimize açılmış bir dava var mı? Haberimiz olmayan bir telefon hattına sahip miyiz? Adreslerimiz, faturalarımız bizim bildiklerimiz dışında bir işlem yapılmış mı? gibi sorguların yapılarak kontrol edilmesi de her vatandaşın yapması gerekenler arasında.

    5. Antivirüs yazılımı kullanın. Kapsamlı bir antivirüs yazılımı kullanarak veri ihlali sonrası kimlik avı gibi olası kötü senaryoların önüne geçebilirsiniz.

    Veri İhlaline Uğrayan Şirket Neler Yapmalı?

    1. İhlalin kaynağını ve kapsamını belirleyin. Yapılacak ilk şey, ihlalin kaynağını ve kapsamını belirlemektir, böylece en kısa sürede sorunu çözebilirsiniz. Bu tür güvenlik olaylarını sizin için otomatik olarak izleyen izinsiz giriş algılama ve önleme sistemlerine sahip olmanız gerekir. Bu şekilde ihlalin kaynağını bulabilir, hangi dosyalara erişildiğini ve bilgisayar korsanı tarafından hangi eylemlerin gerçekleştirildiğini görebilirsiniz. Bu bilgiler sonraki adımlarınız için çok önemli olacaktır.

    2. Kullanıcılarınızı açık bir şekilde bilgilendirin. Kullanıcıları ihlal ile ilgili en erken zamanda bilgilendirmek; parolalarını değiştirme, kredi kartlarını iptal etme ve banka hesap numaralarını değiştirme gibi bir dizi önlem almalarını sağlar. Bu onlar için bir rahatsızlık olabilir, ancak kimlik hırsızlığı nedeniyle daha büyük sorunlar yaşamalarından daha iyidir. Müşterileri bir ihlal konusunda ne kadar erken uyarırsanız, kendilerini dolandırıcılıktan korumak için o kadar çok zamanları olur. İhlalin niteliği ve kapsamı hakkında bazı bilgiler vermeye çalışın ve hangi verilerinin çalındığını söyleyin. Gerekirse, müşterilerinizin kendilerini koruyabilmeleri için atmaları gereken adımlar konusunda yardımcı olun.

    3. Siber saldırganların ne tür bilgiler çaldığını tespit edin. Siber saldırganların hangi verileri sızdırdığını belirlemek gerekiyor. Çalınan bilgiler, sosyal güvenlik numaraları, kredi kartı bilgileri veya sağlık verileri gibi kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler ise bunların tümü etkilenen kişilere rapor edilmelidir.

    4. Kullanıcılarınızın ve çalışanlarınızın parolalarını değiştirin. Kullanıcılarınız, sisteminize giriş yaptığında parolalarını değiştirmeleri gereken bir bağlantıya yönlendirin veya ihlalin ardından bir e-posta ile yeni bir şifre edinmelerini sağlayın. Birçok veri ihlali, şirketinizdeki uç noktalardan kaynaklandığı için çalışanlarınızın da şifrelerini değiştirmeleri ve güvenlik konusunda eğitim almaları gerekmektedir.

    5. Antivirüs yazılımı kullanın. Şirketinize yönelik olası saldırıları ve veri ihlallerini engellemek için kurumsal bir güvenlik çözümü kullanın.

  • ‘Nostalji temalı çalma listelerinde büyük artış var’

    ‘Nostalji temalı çalma listelerinde büyük artış var’

    Spotify’ın yeni servislerinden bahsedebilir misiniz?

    Bu yılın üçüncü çeyreğinde Lyrics Search yani Şarkı Sözü ile Arama özelliğini sunduk. Ek olarak, şu an 26 pazarda bulunan ve kullanıcılara hangi podcast’lerin daha çok ilgi uyandırdığını görme fırsatı sunan podcast tablolarını yeniledik, video podcast’leri ortaya çıkardık. Ayrıca, Top 50 şarkı ve Top 50 albümü haftalık olarak dinleyicilere ulaştıran Haftalık Top 50 listelerini de bugün itibariyle Türkiye’de kullanıma sunduk.

    Sanatçıların ve podcast yayıncılarının şarkıları, podcast’leri ya da kendi Spotify profilleri için paylaşılabilir sosyal medya tasarımları yapmalarını sağlayan yeni bir araç olarak Promo Cards’ları sunduk. Bu özellik Türkiye’deki sanatçı ve podcast yayıncıları tarafından da kullanılabiliyor.

    Türkiye’deki editoryal çalma listelerimizden birinde yeni bir markalama çalışması yaptık. Dünyadaki trendlere benzer şekilde rap müzik Türkiye’de de büyüyor. Rap müzik en yüksek büyümeye sahip müzik türlerinden biri ve bu büyüme yalnızca dinlenme sayıları ile sınırlı değil. Sanatçı ve sound  çeşitliliği de bu büyümeye eşlik ediyor. Türkçe Rap çalma listemizi, tasarım ve konsept açısından yeniden tasarladık ve adını NKVT olarak değiştirdik.

    Şu an kaç kullanıcı var? Kaçı premium, kaçı ücretsiz kullanıyor?

    Geçtiğimiz haftalarda 2020 yılının üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladık. Aylık total aktif kullanıcı sayımız geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 29 büyüdü ve 2020 yılının üçüncü çeyreğinde 320 milyona ulaştı. Bireysel, Aile, Duo ve Öğrenci paketlerini içeren Premium üye sayımız ise yine geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 27 büyüdü ve 144 milyon oldu.

    Türkiye’de kullanıcı sayısı bakımından Avrupa’nın neresindeyiz? İlgi nasıl?

    Spotify’ın büyümesi, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa’da devam ediyor. Türkiye pazarına 2013 yılında girdik ve büyük bir potansiyel görüyoruz.

    Spotify Güney ve Doğu Avrupa Yönetici Direktörü Federica Tremolada

    Pandemi sürecinde müzik dinleme alışkanlıkları nasıl değişti? Globalde ve Türkiye’de ayrı ayrı örnek verebilir misiniz?

    Karantina sürecinin dünyanın her yerinde herkes üzerinde oldukça dramatik bir etkisi oldu. İşe ve okula gidemedik, işe gidip gelme yolculuğumuz alışkın olduğumuz şekilde olmadı. Dışarı çıkamadık ve evde ailelerimizle daha fazla zaman geçirdik. Tüm bunlar bizim müzik dinleme alışkanlıklarımızı da etkiledi çünkü müzik tüm bu anlarımıza ve hatta burada sayamadığım daha pek çok ana eşlik eden bir şey. Müzik tüketiminde herhangi bir düşüş görmedik. Daha çok, sosyal mesafelendirmenin müzik dinlemelerini değiştirdiğini ve yeni trendlerin ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

    Örneğin, oyun konsolu, TV’ler, akıllı hoparlörler, masa üstü bilgisayarlar gibi evde bulunan hoparlörlerden dinlenen müzikte artış gözlemledik. Diğer yandan dinleyiciler, nostalji duygusunun içine girdi – zor zamanlarda tanıdık bir şeyler dinlemek sanırım bir rahatlama sağladı. Kullanıcıların oluşturduğu nostalji temalı çalma listelerinde yüzde 54’lük bir artış yaşandı. Yeni podcast’lere ilgi arttı, ebeveynler çocukları için müzik ve podcast yayınlarını açtılar, dinleyiciler daha çok chill müzik moduna yöneldi, kullanıcılar karantinadan önceki aya göre daha çok spor odaklı çalma listesi oluşturdu ve takip etmeye başladı. Koşu, yoga, doğa sesleri ve meditasyon çalma listelerinin dinlenmeleri arttı. Dahası, Spotify’da global olarak (30 Temmuz itibariyle) 1,3 milyondan fazla karantina temalı çalma listesi yer aldı ve “sıkılmak” ya da “sıkıntı” başlığı altında 127,000’den fazla çalma listesi oluşturuldu.

    Pandemi döneminde ortaya çıkan ilginç veriler aşağıdaki gibi:

    17 Nisan – 17 Mayıs tarihleri arasında

    5 Mayıs –  30 Temmuz tarihleri arasında

    Spotify kişiselleştirme konusunda neler yapıyor?

    Spotify’da 4 milyarın üzerinde çalma listesi var ve ister algoritmalar ister Spotify ekibi ister kullanıcılar tarafından oluşturulmuş olsun, çalma listeleri yeni müzikler keşfetmek için bir araç. Kişiselleştirilmiş çalma listeleri; Haftalık Keşif, Yeni Müzik Radarı gibi haftalık ya da Yaz Hatıraların gibi belirli dönemlerde yayınlanan çalma listelerinden oluşuyor. Her sene dinleyicilerin beklediği ve tüm yıl en çok dinledikleri şarkıları ve podcast içeriklerini bir araya getiren Yılın Özeti bir diğer kişiselleştirilmiş çalma listesi. Tüm bu çalma listelerinin ortak noktası, her kullanıcı için farklı içerikte olması ve tamamen dinleyicilerin bireysel müzik zevklerine dayanması. Aslında tam da bu nedenle Spotify’ın 320 milyon farklı versiyonu var diyebiliriz. Bunu bu ölçekte yapabilmenin tek yolu makina öğrenmesi (machine learning).

    Algoritmalar, dün ne dinlediğinize dayanarak şu anda tam olarak ne dinlemek istediğinizi tahmin etmede gerçekten iyi. Ancak biz kullanıcılara sadece dün dinlediklerini sunmak istemiyoruz, aynı zamanda şu anda bilmedikleri ancak sevebilecekleri yeni müzik ve podcast’leri keşfetmelerine yardımcı olmak istiyoruz.

    Kişiselleştirmenin önemi her geçen gün artıyor. Siz kişiselleştirme konusunda geleceği nasıl görüyorsunuz?

    Yıllar içinde bizim iş alanımız büyüdükçe ve makina öğrenmesi ile yapay zeka teknolojisi daha da ilerledikçe, kullanıcılarımız ile sanatçılar ve podcast yayıncıları arasında anlamlı bağlar yaratmak için  bu iki teknolojiyi kullanmanın farklı yollarını bulmaya odaklandık. Gelişmiş bir algoritma, yalnızca kullanıcılara doğru içeriği doğru zamanda sunduğu sürece işlevsel olabilir.

    “Makinamızı” daha akıllı hale getirmek için çalışmalarımıza sürekli devam ediyoruz. Aslında, algoritmamızın mümkün olduğu kadar çok sinyal toplayabilmesi için öneri sistemlerimize yıllar içerisinde daha fazla göz ve kulak sağladık. Yakın gelecekte, dinleyicilerimiz farklı içeriklere tepki verdikçe, sistemimizin gerçek zamanlı olarak bunu öğrenmesini sağlayacak yeni çalışmalara odaklanacağız.

  • Kullanıcı bilgilerini izinsiz paylaşan Facebook’a 6 milyon dolar ceza

    Kullanıcı bilgilerini izinsiz paylaşan Facebook’a 6 milyon dolar ceza

    Yonhap ajansının haberine göre, 3,3 milyon Güney Koreli Facebook kullanıcısının bilgilerini diğer firmalarla paylaştığı için şirket, 6 milyon dolar para cezası ödeyecek.

    Kişisel Bilgileri Koruma Komisyonu’nun (PIPC) ceza kararında, 2012-2018 yılları arasında Güney Koreli kullanıcıların bilgilerini diğer firmalara sağlayarak Facebook’un ülkedeki kişisel bilgi yasasını ihlal ettiği ifade edildi.

    Şirketlerle paylaşılan bilgiler arasında kullanıcıların, adları, adresleri, doğum tarihleri, iş tecrübeleri, memleketleri ve ilişki durumları yer alıyor.

    Komisyon, 2012-2018 yıllarında Güney Kore’deki operasyonlardan sorumlu Facebook Ireland dosyasının, cezai soruşturma için savcılığa verileceğini de bildirdi.

    Kullanıcı mahremiyetinden sorumlu Facebook Ireland’ın yöneticisinin, suçlu bulunması halinde 5 yıla kadar hapis ve para cezasına çarptırılabileceği belirtildi.

    PIPC ayrıca Facebook’un komisyonun yürüttüğü soruşturmada, eksik ve hatalı belgeler sunarak işbirlikçi davranmadığını kaydetti.

    Facebook ise komisyonun verdiği cezadan ötürü üzüntü duyduklarını ve soruşturmada işbirliği yaptıklarını açıkladı.

  • Solomon Adaları Facebook’u yasaklama kararı aldı

    Solomon Adaları Facebook’u yasaklama kararı aldı

    Karar yürürlüğe girerse Solomon Adaları, Çin, İran ve Kuzey Kore’nin ardından, dünyanın en büyük sosyal medya platformunu yasaklayan dördüncü ülke olacak.

    Sogavere parlamentoda kararın gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Facebook’ta siber zorbalık çok yaygın. Sahte isimleri olan kullanıcılar insanları karalıyorlar. İnsanların yıllar içinde kazandıkları itibarları dakikalar içinde mahvoluyor. Ulusal birliği ve halkımızın mutlu birlikteliğini pekiştirmemiz gerekiyor. Ama Facebook, ülkemizi birleştirme çabalarımızı baltalıyor.”

    Birkaç hafta önce Facebook’a ekonomik toparlanma için oluşturulan koronavirüs fonunun nasıl kullanıldığına dair bazı belgeler sızdırılmıştı.

    Yolsuzlukla mücadele alanında faaliyet gösteren Solomon Adaları Şeffaflık Örgütü, hükümetin kararının arkasındaki gerçek nedeninin bu belgelerin sızdırılması olduğunu öne sürdü.

    Kuruluşun başkanı Ruth Liloqula, “Bu, hükümetimizin otoriterleşmeye başladığının işareti” dedi.

    Muhalefet lideri Matthew Wale de ABC Televizyonu’na açıklamasında hükümetin gençleri susturmaya çalıştığını öne sürerek, “Nüfusumuzun yüzde 70’i, 30 yaşın altında. Sosyal medyada özellikle Facebook’ta aktif olan bu grup. Hükümetin yasak için öne sürdüğü gerekçeler inandırıcı değil. Gerçekten acınacak bir durum.” dedi.

    İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesi ise yaklaşık 700 bin nüfuslu Solomon Adaları’nda binlerce Çin vatandaşının yaşadığına ve Pekin’in buradaki nüfuzunu artırdığına dikkat çekerek kararın Çin’in etkisiyle alındığını iddia etti.

    Güney Pasifik ülkesi Solomon Adaları, geçen yıl Çin’in kendi toprağı olarak gördüğü Tayvan’ı tanıma kararını geri çekmiş, Pekin’le büyük altyapı projelerini içeren beş anlaşma imzalamıştı.